# Türk ticaret kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan tas.(s.sayısı:405)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 20 Nisan 2004
- **Gündem:** TÜRK TİCARET KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HK.KAN TAS.(S.SAYISI:405)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-kaptanoglu-22-2004-04-20-turk-ticaret-kanununun-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hk-kan-tas-s

> Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti), 20 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HK.KAN TAS.(S.SAYISI:405)); konuşma 1.411 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Kaptanoğlu neden Türk Ticaret Kanunundaki değişiklik için konuşuyor derseniz, sebebi, denizcilikle ilgili olduğu içindir efendim. Bu maddeler, denizcilikte çok önemli, denizciliğin önünü açacak ve bana göre, bir reform niteliğindeki kanunun maddeleridir. İşin en güzel tarafı, Sanayi Komisyonumuzda bu işi görüşürken, hem Anamuhalefet Partisi hem AK Parti Grupları tarafından bu kanun üzerinde bir mutabakata varılması ve oradaki önergelerin birlikte imzalanmasıdır. Bu birlikteliğin denizcilik sektöründe sağlanması, benim için en önemli, mutlu bir anı oldu ve çok onurlandım. Onun için, bütün milletvekillerime ve ayrıca, özellikle iki gruba, denizcilik sektörümüze gösterdikleri ilgiden dolayı, hem Deniz Ticaret Odamızın hem denizcilik sektörünün ve hem de şahsımın, tekrar, teşekkürlerini ve saygılarını arz ediyorum.

Şimdi, benim sizden ricam var. Denizcilikte, şu ondört ayda çok işler yaptık. Ben, 5 Şubatta, size "Denizcilikte Kısa Dönemde Yapılması Gerekenler" diye Deniz Ticaret Odamla birlikte hazırladığım bir raporu sunmuştum. Arkasından, geçen hafta, 15 Nisanda ikinci raporu sundum. Bu iki raporun arasındaki fark, bunun son cetvellerini ilgiyle okursanız, ne kadar faydalı işler yaptığımızın ve denizcilik sektörüyle, aldığımız bu kararlarla, yakın bir zamanda Türk denizcilik sektörünü ve bu ülkeyi, denizci millet ve denizci ülke yapacağımızın işaretleridir.

Mesela, bu kanun ne getiriyor derseniz; benim anladığım anlamda, kısa olarak, belki bütün sektörlerin de yapması gereken, ihtisas mahkemesi kuruluyor. Denizcilik sektörü, uluslararası bir sektördür ve orada ihtisas mahkemesi kuruluyor.

İkincisi, biliyorsunuz, en büyük darboğaz, finansman, sermaye; yabancı finansman ve ulusal finansman. Burada, bugüne kadar borsaya açılamayan Türk denizciliği borsaya açılıyor. Bir de, ben, bütçe konuşmasında size onu söylemiştim; "maalesef, yabancı bankalar kanunun bu maddesinden dolayı bize verdikleri krediyi, yabancı bayrak çekmek şartıyla veriyor" demiştim ve kendim de böyle bir gemi inşa ettiğimi söylemiştim; ama, bir türlü içime sindiremiyordum.

Şimdi, burada, bir terkin maddesiyle de, dışarıdan sağladığımız finansman daha kolaylaşacak ve yabancı bayrağı değil, dışarıdan edindiğimiz finansmanla, doğrudan doğruya Türk bayrağını çekme hakkını sağlayacaktır. Bizim için bunlar, bugüne kadar çok uğraştığımız, benim onüç sene, ondört sene ve Deniz Ticaret Odasının kuruluşundan beri fevkalade yaptığım hizmetlerin yanında başaramadığım üç tane konuydu. Bu, bize nasip oldu, 22 nci Döneme nasip oldu. Onun için, teşekkür ediyorum.

Vaktimiz çok dar; ama, müsaade ederseniz birkaç dakikanızı daha almak istiyorum. Bir başka şey daha var. Sadece Türkiye denizcilik sektörü değil, dünya deniz sektörü de bereketli günler geçiriyor. Zannediyorum, dünyadaki bu hareket, bu bereketli yılları artıracak ve denizciliğin girdileri gelecek sene de ikiye katlanacaktır.

Başka ne yaptık; artık, denizi denizciler yönetiyor. Bunu, ben, nereden anlıyorum; ulusal limanlardan ve ulusal bölgelerden; yani, liman başkanlıkları ve bölgelerden bana bir şikâyet dahi gelmiyor. Yani, denizciliği denizciler yönetiyor. Ulaştırma Bakanımızla, Denizcilik Müsteşarlığımızla kurduğumuz bu teşkilatta, denizi denizciler yönetiyor.

Kara listeden beyaz listeye geçiyoruz. Buna, bütün arkadaşlarım çok dikkat ediyorsunuz. Bu neydi; gemilerimiz kara listedeydi, ama, artık, beyaz listeye geçiyoruz. Bunu, Müsteşarlığımız fevkalade yakinen ve dikkatle izliyor. Uluslararası normlar, artık, ciddî manada takip ediliyor. Yani, kısacası, 2002'de dışarıda 36 gemimiz tutulurken, bu, 2003'te 16'ya inebiliyor, inşallah 2004'te sıfır olacak.

Kabotajımız yok dedik. Bunu var etmek için ne yaptık -hükümetimize teşekkür ediyoruz, Bakanlar Kurulumuza teşekkür ediyoruz- liman masrafları ucuzlatıldı ve ÖTV kalktı. Liman masrafları ucuzlatıldı ne oldu, onu söyleyeyim. 2003 senesinde, kruvaziyer turizminde, Türkiye'ye gelen zengin, varlıklı turizmde... Gerçi, ben, size grafiklerini dağıtmıştım, burada bir daha söyleyeyim. 2003 senesinin ilk altı ayında kruvaziyer gemiyle 258 000 turist gelmişti. Bu, liman masraflarının indiriminden sonra, ikinci altı ayda 480 000'e çıktı. Bu, çok büyük şey ifade ediyor. İddia ediyorum, bu, 2004'te, 1 500 000 turiste çıkacaktır.

ÖTV kalktı ne oldu; bir kere, balıkçılar, yatçılar ve günübirlikçiler bayram ediyor. Onların, olmayan, az olan işletme sermayeleri ucuzladı ve bu mazotu daha ucuz, daha iyi imkânlarla elde ediyorlar. Başka bir şey oldu, ucuzluk oldu ve vatandaşı deniz ulaşımına alıştırmak için hem özel sektörde hem kamu sektöründe yüzde 9 ile yüzde 42 arasında değişen ucuzlamalar oldu. Başka bir şey daha oldu; gelirler arttı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının 2002 yılındaki geliri 177 000 000 dolar iken, 2003'te 223 000 000 dolar oldu. Dolayısıyla, buna, hem bereketli yılların hem de bizim aldığımız kararların faydası oldu.

Hatta, bir şey daha söyleyeyim; kruvaziyer turizminin böyle gelişmesi, özelleşen limanların taraflararası alınmasıyla, bu sefer, Türkiye'nin diğer limanlarında da kruvaziyer turizminde yolcu salonlarının açılmasının zorunluluğu ortaya çıktı. Kapatılan Antalya Limanı yine kruvaziyer turizmine açılıyor, İzmir'in ana limanı kruvaziyer turizmine açılıyor. Alanyası, Antalyası, Marmarisi, dolayısıyla, Kuşadası ve İzmiri, dolayısıyla, İstanbulu ve Trabzonu, kruvaziyer gemi geldiği zaman, artık, yolcu kabul edecek duruma geliyor.

Bunun dışında, yükler, TÜPRAŞ'taki yükler... TÜPRAŞ, özelleşmesine rağmen -burada huzurlarınızda teşekkür ediyorum- yine, Türk Bayraklı gemilerle uzun vadeli -üç yıl- kontrat yaptı. İsdemir ve Erdemirle çalışmalara devam ediyoruz ve orada, beş yıllık kontratlar düşünülüyor. Zannediyorum, yakın zamanda, İsdemir ve Erdemirin de yükleri Türk bayraklı gemilerle taşınacak; çünkü, şu günde, Türk bayraklı gemilere bu ülkenin çok ihtiyacı olduğu... Bugün -ki, bereketli yıllarda- belki de bizim ihracatımızın, FOB olarak yaptığımız ihracatımızın bazı kısımlarında da zorlanıldığını görmekteyiz; ama, Türk Bayraklı gemiler olsa, bunları görmezdik.

Limanlarımızın rehabilitesi fevkalade yapılıyor; balıkçı barınaklarının, limanların rehabilitesi ve draft taraması, fevkalade, yapılmak üzere.

Bodrum ve Güllük Limanlarının ihalesi yapıldı. Bunu niçin söylüyorum; onüç senedir yapılamayan ihale yapıldı. Bodrum'u da, inşallah, gelecek yıllarda kruvaziyer turizmine açacağız.

Tersaneler... Bunları niçin anlatıyorum; sonra, sizlerden ricamız var. Taa Rize'den İskenderun'a kadar, mevcut kapasiteye ilave, yeni tersane yerleri belirledik. Bakın, Doğu Karadeniz'de tersanecilik zor olur diyorduk; ama, Ordu'da, Ünye Limanında 80 dönümlük yer kullanılmıyordu, atıldı; burası tersane olur mu, olur dedik. Hemen, müteşebbisi bulundu ve müteşebbis, ilk kendi gemisini inşa etmeye başladı ve orada da gemi inşa etmeye başlayacak. Demek ki, Doğu Karadeniz'de de bu olur. Rize'den İskenderun'a kadar, mevcut kapasiteye ilave edilecek yeni tersane yerleri tespit edildi.

Biliyorsunuz, tersanecilik, en büyük istihdamı sağlayan, yani, işsizliği ortadan kaldıran, yan sanayii fevkalade dağınık ve Türkiye'nin bugünkü genel durumuna ilaç olacak bir sanayi.

Biliyorsunuz, marinalardan Yalıkavak ve Turgutreis'i açtık. Odim'de yeni yer tespit edildi. Zannediyorum, onun da çalışmaları başladı. Marinalarımız 26 tane.

Biz, başka bir çalışmaya başladık; o da, geçen hafta, Deniz Kuvvetlerinde yaptığımız sempozyumda ortaya çıktı. Bizim, 160 tane balıkçı barınağımız var. Bizim, Karadeniz'i de, muhakkak, yat turizmine açmamız lazım; ama, yatlar ne arıyor, 50 milde bir veya 100 milde bir konaklama yeri arıyor. Bizim Ataköy Marinası -Genel Müdürümüzün teklifiydi bu- eğer, o mevcut balıkçı barınaklarının içinden yatların konaklamasına müsait olanları tespit eder -ki, bunların birkaçı tespit edildi; İğneada, Şile gibi- Karadeniz'deki o örgüyü de tamamlar, oranın rehabilite çalışmasını da yaparsa, onları uluslararası platforma bildireceğiz ve Türkiye'nin o 160 barınağını, 26 marinasını gözlerinizin önüne getirin ve nokta nokta işaretleyin ve ülkemizi uluslararası açıdan hem marinalarda konaklanması hem diğer ihtiyaçların giderilmesi için marina yapımı çalışmalarına başladık ve bunu hakikaten coşku ile söylüyorum, anlatırken onu ifade etmek istiyorum, inşallah, bunu da başarırsak, Türkiyemizin dört bir yanı marinalarla dolmuş olacak.

Şimdi, tabiî, bizim için mümkün olan, devlet olarak kaynak israfı yapmamak, tasarrufu sağlamak. Belki bu limanlarda, tersanelerde mendireklerin devlet tarafından yapılması normaldir; ama, iş şimdi, bizim sayın milletvekillerimize düşüyor. Gerçi, ben, bütün kıyılarımızın valilerine, belediye başkanlarına, oradaki bütün odalara ve sivil toplum örgütlerine yazı yazdım. Bizim, hem denizcilikle ilgilenen, denize kıyısı olan illerdeki arkadaşlarımız hem kıyı illerindeki arkadaşlarımızın muhakkak -şu kitapçıkta o yerlerin hepsi var; yani, nerede ne düşülüyor hepsi var- o yerlere müteşebbis -nasıl Ordu'da, Ünye'de müteşebbisi bulduk- bulma çalışmasında bir gayret sarf etmeleri lazım. Ayrıca, bu, kabotajda da önemli diyorum. ÖTV'nin olmaması kabotajı canlandırma idi ve trafik kazalarının azalması idi, yolların tahrip olmaması idi ve karayolculuğunun denize inmesi idi. Muhakkak Türkiye'nin kıyıları arasında, yani kruvaziyer gemi dahil ve feribotlarla, deniz otobüsleriyle... Mesela bir örnek vereyim, Antalya bunu öne almalıdır. Antalya, en azından Alanya'ya, Kemer'e deniz otobüsleri koymalıdır. Antalya - Mersin arası karayolunu biliyorsunuz, muhakkak o yolun feribota veya deniz otobüsüne aktarılması hususunda böyle planlamaların yapılmasını size öneriyorum.

Ben ne yaparım, emrettiğiniz yere gelirim, bütün birikimlerimi söylerim ve gelir hep beraber kol kola gireriz.

Ne olur neticesi, oraya geliyorum. Burada konuştuğumuz şeyler parasız olmaz, ekonomi dövizsiz olmaz. Burada amaç, katmadeğer yaratmaktır. Bu coşkumuz, bu inancımız devam ettiği müddetçe...

Deniz ticaret filomuz da fevkalade gelişiyor, gençleşiyor. Mesela, ben size burada bir rakam versem, inanmazsınız. Biz, 2003 senesinde 1 500 000 dwt'luk yeni gemi yaptık, zannediyorum, 2004'te 1 500 000 dwt daha yapılacak. Bu imkânlar var ve önü açılıyor sektörün. Ne olur iki sene sonra; eğer bütün şu dediklerimi hayata geçirirsek, ülkemize en az 15 milyar dolar gelir. 15 milyar dolar gelir ve ondan sonra üzerine katlar ve dolayısıyla, Türkiye de, denizcilikten hak ettiği getiriyi sağlamış olur.

Ben vaktinizi aldım, tekrar özür diliyorum; çünkü, saat 19.00'dan sonra görüşülen bir kanun tasarısı; onun için, özür diliyorum. Beni dinlediğiniz için de çok teşekkür ediyorum. Bu kanun tasarısının Türk denizciliğine, hepimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti, İstanbul). “Türk ticaret kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan tas.(s.sayısı:405)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-kaptanoglu-22-2004-04-20-turk-ticaret-kanununun-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hk-kan-tas-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
