# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cevdet Erdöl (AK Parti, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 12 Kasım 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S. 275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-erdol-22-2003-11-12-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanuna

> Cevdet Erdöl (AK Parti), 12 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S. 275)); konuşma 1.031 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CEVDET ERDÖL (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; TÜBİTAK ile ilgili tasarı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşımın da söylediği gibi, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ki, ben, bu kanun tasarısını yanlış değil, eksik buluyorum. Köklü bir reform yapmak gerekir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biraz sonra söyleyince zannediyorum anlaşılacak.

Görüşülmekte olan TÜBİTAK'la ilgili tasarıya geçmeden önce, bir iki ufak, kulakarkası edilen, dikkat çekmeyen, pek çok kişinin gözünden kaçan olayı aydınlatmak istiyorum; ama, hemen belirtmek isterim ki, buna siyasetçi gözüyle değil de, bir bilim adamı gözüyle bakmamız lazım; çünkü, bu, bilimsel kurullarımızın en üst kurullarından birisidir.

Saygıdeğer milletvekilleri, TÜBİTAK'ın asıl görevi bilgi teknolojisi üretmek ve bu teknolojiyi sanayiin emrine verip, bilgi ve teknoloji ihraç etmektir, buna faydası olmaktır. Bunun için, tabiî ki, TÜBİTAK'ın yanı sıra ondan önce kurulmuş olan Devlet Planlama Teşkilatı gibi, ondan sonra kurulan TÜBA ve KOSGEB gibi ve nihayet teknokentler gibi bilim üretmeye yarayan bir kurumdur.

Bütün bu kurum ve kuruluşların çalışmalarına rağmen, maalesef, Türkiye'yi, görmek istediğimiz noktada göremiyoruz. Dünya Bankası verilerine göre, 2002 yılı itibariyle, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin 200 katı kadar, Japonya 125 katı kadar teknoloji ihraç etmiştir. Biz, ne yapmışız? Evet, iyi şeyler yapılmıştır TÜBİTAK'ta; ama, yeterli değildir, daha fazlasını istiyoruz. Mesela, bilim adamı vasfını en iyi belgeleyen şeylerden birisi -ki, TÜBİTAK da bunu çok kullanmaktadır- Science Citation Index'e giren yayın sayısı; fakat, gelinen noktada görüyoruz ki, TÜBİTAK'ın dünya literatüründe kabul gören ciddî bir dergisi bile yoktur, maalesef, bu, büyük bir eksikliktir, hepimizin eksikliğidir. Peki, TÜBİTAK'ın bunu yapmaktaki acziyeti neden kaynaklanıyor? Personel kaynaklı mı acaba diye düşünüyoruz, personel durumuna bakıyoruz; özellikle 458'i başkanlık bünyesinde olmak üzere 2 200'ün üzerinde personeli var TÜBİTAK'ın. Bütçesine bakıyoruz, 160 trilyon gideri var; bunların yüzde 34'ü yatırım için arkadaşlar, geri kalanı personel gideri, özel gider, diğer carî gider gibi giderler.

TÜBİTAK'ın en çok irdelenmesi gereken iki önemli yönünden birisi, desteklediği projelerdir arkadaşlar. Şöyle söylemek istiyorum: 2001 yılında TÜBİTAK'ın desteklediği cost ve eureka araştırma projelerine bakıldığında -proje yürütücülerine baktığımızda- 1 proje Ege Üniversitesinden, 2 proje Çukurova Üniversitesindendir, diğer 47 proje -ODTÜ, Bilkent, İTÜ gibi- Ankara ve İstanbul kaynaklı projelerdir.

Bir diğer tablo, üniversitelerin gönderdiği projelerin desteklenmesine bakılırsa, Bilkent 15 proje göndermiş, 15'i kabul edilmiş, yüzde 100; ODTÜ 73 proje göndermiş, 50'si kabul edilmiş; yani, insanın aklına geliyor; acaba burası TÜBİTAK mı, ODTÜBİTAK mı? Evet, buradaki hocalarımızın hepsi de muteberdir; ama, Anadolu'ya açılabilmiş ve geniş katılımlı bir proje üretimi, proje desteği oluşturabilmiş değildir. Bunun nedenini biraz sonra söyleyeceğim.

Kurumun en önemli sorunlarından birisi de, danışmanlarını seçmek ve danışmanlara verdiği ücretler bakımından tamamen bağımsız hareket edebilmesidir. Mesela, ihalelere baktığımız zaman, ULAKBİM'e ihale için verilen aynı şartnameyi aynı şekilde sağlayan firmalardan 1 000 000 dolar daha yıllık maliyeti fazla olan firmaya ihale verilmiştir. Ulusal basında buna ait birçok yayın yapılmıştır, cevapsız kalmıştır.

Şimdi, böyle bir mantık içerisinde düşündüğümüz zaman, bu, ancak olsa olsa aile şirketlerinde olur; bilimsel kurullarda bunun, bu tip takipsizliğin olması asla mümkün değildir; çünkü, malî portesi, biraz önce de söylenildi, ne şu Yüce Meclis tarafından ne de Sayıştay tarafından denetleniyor. Şu devirde böyle bir kurum olamaz.

Arkadaşlar, en önemli sorunlardan birisi de üyelerin seçimidir.

Burada dikkatinizi şuna çekmek istiyorum: Biraz önce Sayın Bakanımız da söylediler, 12 üyeden 8'i bilim adamı, 4'ü de özel veya kamu sektöründe temayüz etmiş kişilerden seçiliyor; fakat, bu 8 bilim adamından 4'ü, TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) üyesi olmak zorunda; yani, herkes zannediyor ki, bilim adamı olunca, yurt dışında yayımları olunca, patenti olunca, araştırmaları yurt dışında kabul görünce, TÜBA'ya üye olabiliyorsunuz; böyle bir şey yok. TÜBA'ya üye olabilmeniz için, öncelikle, TÜBA'nın aslî üyelerinden birisinin sizi refere etmesi; yani, kaba tabiriyle "bu, iyi çocuktur, gelsin aramıza" demesi lazım; o da yetmiyor, 2 üyenin daha "evet, bu iyidir" diye yazılı müracaatta bulunması lazım. Ondan sonra yapılacak oylamada, eğer, siz, genel kuruldan da geçebilirseniz, o zaman TÜBA üyesi olabiliyorsunuz.

TÜBA üyesi olmak da, TÜBİTAK üyesi olabilmek için, Bilim Kuruluna üye olabilmek için yeterli değil; TÜBİTAK'a üye olabilmek için, TÜBİTAK'ta üyelik boşalacak, kalan mevcut üyeler de yanlarına gelecek üyeleri kendileri seçecekler; yani, bu, Rusların matruşka oyuncakları gibi, kutu içerisinde kutu; bunu açmanız, anlamanız, kolay kolay mümkün değil. Yani, kısacası şu: Meclisin üyelerinden yarısının görev süresi doluyor, üyeliklerin yarısı boşalıyor; boşalan üyeliklere yeni üyeleri, burada kalan yarısı seçiyor; yani, mevcut olanlar, yanlarına gelecek insanları tercihleriyle seçiyorlar. Bu, bir nevi tavassutla oluyor. Bu, bilim adamlığına yakışmaz. Bilim adamı, ürettiği bilimle, ürettiği yurtdışı yayımlarıyla ve bilimsel kariyeriyle seçilebilmelidir, tavassutla değil; ama, seçilenler için şunu söylüyorum: Seçilenler, bunu, bilim adamlığı vasıflarında değildirler anlamında almasınlar; onlara da saygımız sonsuzdur, hepsi de muteber insanlardır; yalnız, ben, seçimin ve sistemin yanlışlığını tartışıyorum.

Şunu unutmayalım ki, arkadaşlar, bunlardan 4 üyenin özel veya kamu sektöründe temayüz etmiş kişilerden seçilmesi gayet normaldir; kanun gereğidir. Nitekim, sanayicilerimizden Sayın Hüsamettin Kavi halen üyedir, KOSGEB'in Başkan Yardımcısı Bayram Mecit halen üyedir. Bunun gibi, ben, isterim ki, mesela, TÜBİTAK'ın yönetiminde Savunma Sanayii Müsteşarlığımızdan da bir üye olsun. Bunlar, hep, değişime açık olmamız gerektiğini gösteren şeylerdir.

Evet, 1963'te çıkan bu kanuna, 3 tane önemli kanun hükmünde kararnameyle müdahale edilmiştir. Birisi, 294 sayılı Kanun Hükmünde kararnamedir; ikincisi, 497 sayılı, TÜBA'yla ilgili Kanun Hükmünde Kararnamedir; üçüncüsü de, yine 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir. Niye bunlar yapıldı diye soracaksanız -zannediyorum bugün yok- Sayın Abdulkadir Ateş Beye sorunuz. Turizm Bakanı olarak her üç kararnamenin de altında imzaları vardır kendilerinin; ona sorun, gerekçelerini size gayet güzel izah edebilir.

Arkadaşlar, matruşka oyuncağı sistemiyle kapalı kutu içerisinde olan böyle bir tarz, şu andaki mevcut bilim, mantık ve bilimsel anlayışımıza terstir. Bunun ancak ve ancak nasıl olması gerektiğini söyleyebiliriz; bilim adamının -biraz önce de söylediğim gibi- bilimsel kariyeri, yayımları, belgeleri, patenti atıf alan yayımları alt alta konulur ve herkese, bütün bilim adamlarına açık olur. Burada öyle bir şey yok. Burada, ben "sen gel" diyeceğim, sen geleceksin; böyle bir sistemin olması bilim adamlığına...

YILMAZ KAYA (İzmir) - Nereden biliyorsun?

CEVDET ERDÖL (Devamla) - Ben bilim adamıyım, oradan biliyorum; öğrenmek istersen çok okuman lazım; onun için, lütfen...

YILMAZ KAYA (İzmir) - Sen seç o zaman.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sen kibar adamsın, yakışmaz sana.

CEVDET ERDÖL (Devamla) - Ben bir şey demiyorum size, anlamanız için söylüyorum.

Şunu söylemek istiyorum: Neden bu kanuna böyle bir geçici madde eklenmesine ihtiyaç duyulduğunu Sayın Bakan çok geniş bir şekilde izah etti. Peki, ne olacaktı; bu böyle devam mı edecekti; TÜBİTAK'ın önünü açmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Cevdet Erdöl (AK Parti, Trabzon). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-erdol-22-2003-11-12-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanuna (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
