# Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cumali Durmuş (MHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 23 Ekim 2008
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cumali-durmus-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da

> Cumali Durmuş (MHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 810 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CUMALİ DURMUŞ (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 275 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyon Raporları üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, serbest bölge, bulundukları ülkenin siyasi sınırları içinde yer alan fakat dış ticaret, vergi ve ticari faaliyetler için ülkede sağlanandan daha geniş muafiyet ve teşvikler sağlanan ticari alanlardır. Türkiye’de gümrük bölgesinin parçası olmakla beraber, serbest dolaşımda olmayan herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmadığı, gümrük vergisi, ticaret ve kambiyo uygulamaları bakımından Türkiye gümrük bölgesi dışında kabul edildiği, serbest dolaşımdaki eşyanın ise çıkış rejimi hükümlerine tabi tutularak konulduğu yerlerdir.

1927 yılı itibarıyla yürürlüğe giren Gümrük Kanunu sayesinde meydana gelen serbest bölgeler, yabancı dış ticaret firmalarının ülkemizde yapmış oldukları faaliyetleri sonucu, her ülkede olduğu gibi ülkemize de ciddi anlamda katma değer sağlanması amaçlanmıştır. Ancak ülkemizde Serbest Bölgeler Kanunu olarak sunulan her kanun, sanki ülkemiz yabancı sermayenin merkezi olmuş gibi davranılarak çok geniş muafiyetler ve tamamen denetimsiz bırakılmış özel alanlar olarak serbest bölgelerin asıl amacından uzaklaşmasına sebep olmuştur. Sanki serbest bölgelerde her şeyin serbest olduğu anlayışı hâkim olmuştur. O kadar ki özellikle Mersin Serbest Bölgesinde yapılan birçok faaliyet bu bölgeyi kaçakçılığın kaynağı hâline dönüştürmüştür.

Ülkemizde yaşanan terör ve bölücü eylemlerin yükselmesiyle birtakım tedbirler almaya çalışan Hükûmete önerim, PKK’nın önemli finans kaynağı olan, Kuzey Irak’ta yardım ve yataklık yapan Peşmerge Barzani’nin kontrolünde olduğu söylenen Mersin Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren, kaçakçılığın kaynağı olan firmalar mercek altına alınarak gereği yapılırsa terör sorununun çözümüne önemli bir katkı sağlayacağı kanaatindeyim. Ancak bu şirketlerin idari yönde korunduğu iddiaları vardır. Mersin Organize Suçlar Şube Müdürünün bu sebeple görevden alındığı iddiaları vardır. Mersin Gümrük Başmüdürü kimdir? Niçin görevden alındı? Şu anda hangi görevdedir? Bu iddiaların açıklığa çıkmasıyla birçok problemin çözüleceği düşüncesindeyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce millî hassasiyetlerimiz ve millî çıkarlarımız bahse konu kanunda hiçbir şekilde yer almamakla birlikte yabancı ülkelere çıkar sağlamaktan öteye gitmeyen bir taslak geneli var önümüzde. Öncelikle, ülkemizde bulunan serbest bölgeler yurt dışından gelen eşyalar için binde 5 ücret alınıp ülkemiz depolarında bulundurulmak suretiyle, şayet ihraç edilecekse tekrar binde 5’lik bir ücretle ücretlendirilip transit merkezi yapılmaktadır. Bu uygulamalar ülkemizdeki serbest bölgelerin amacı dışında kalıp katma değer sağlamak yerine sadece depo ve antrepo olarak işlev yapmasına ve katma değer kaybına neden olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Serbest Bölgeler Kanunu’nun 1’inci maddesindeki ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek hususu serbest bölgelerin amaçları arasında yer alırken bu tasarının 1’inci maddesinden bu çıkarılarak kendi imalatçı, ihracatçı sektörümüz yok sayılmaktadır. Madde gerekçeleri içerisinde 3218 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin ikinci fıkrası değiştirilip serbest bölgelerde arazi kiralayarak bina ve tesis inşa eden üreticiler için otuz yıl, üretim dışında faaliyet gösteren diğer kullanıcılara ise yirmi yıl süreli verilen faaliyet ruhsatlarının kırk dokuz yıla çıkarılmasının hedeflenmesi, serbest bölgenin ülkeye katkısının artırılması düşünülmüştür. Ancak kırk dokuz yıl süreyle ülkemizde faaliyet göstermiş veya gösterecek yabancı firmaların, hem kurumlar vergisinden hem de gümrük vergisinden muaf tutulması, yerli imalatçı veya yerli ithalat ve ihracatçıların ticari rekabetine ciddi engel olarak çifte standardı devam ettirecektir.

Bu durumun tekrar değerlendirilmesi gerektiğine inanmaktayım. Daha önemlisi eşya satışından tahsil edilen meblağ serbest bölgelerde hemen yurt dışına gidecektir ancak yerli dış ticaret erbabı parayı ülkesinde bırakacaktır. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için yabancı sermayeyle ülkemizde ticari faaliyet gösteren firmalar kazançları üzerinden hem kurumlar vergisine tabi tutulmalı, diğer taraftan da gelir vergisine tabi tutulmalıdır. Anlaşılması gereken, yerli ticaret erbabı kazancı üzerinden ne kadar vergi veriyorsa yabancı firmalara da aynı mükellefiyetle devlete vergi verme sorumluluğu içerisinde olmalıdır.

Bu tasarıda en önemli yanlışlardan biri anlayış yanlışıdır. Hükûmet serbest bölge faaliyetlerini sadece ihracat olarak görmektedir. Bu görüş ülke içindeki firmaların ihmal edildiğini ve serbest bölgelerin dış ticareti artırıcı amacının da sekteye uğradığını göstermektedir.

Serbest bölgelerde üretim ağırlıklı faaliyetlerin daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Bir iki serbest bölge örneğiyle sözlerimi bitirmek istiyorum.

Kocaeli’de yeni oluşturulan, iki üç yıldır kendini toparlamaya çalışan serbest bölgemiz, genel anlamı itibarıyla üretim ağırlıklı bir serbest bölgedir. 600 milyon dolarlık bir hacmi var. Önümüzdeki yıl 1 milyar dolarlık bir hacim, 2012’de de 6-7 milyar dolarlık bir hacmi getireceği öngörülmektedir ve ülkemize önemli derecede katma değer ve istihdam yaratmaktadır. Ancak burada bir problemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kocaeli sanayi ili, Türkiye millî gelirine önemli katkılar sağlayan bir ilimiz, dar bir coğrafyaya sıkışmış. Geçmişte sanayi ili olma özelliğiyle övünen ilimiz, 40 milyar dolarlık transit ihracat-ithalat merkezi olmasıyla ciddi bir problemle karşı karşıyadır. 2012’de öngörülen 200 milyar dolarlık ihracat ve ithalat rakamı, Kocaeli ilinin trafiğini ve bölge insanının yaşanmaz hâlinin bir fotoğrafını ortaya koymaktadır. Belediyelerimiz çokça, sıkça dile getirirler herhâlde bundan sonra. Belediyelerimizin sadece kendi yandaşlarına özel emanet usulü işlerle bütçelerini harcamaları yerine, bölge insanının ve ilinin gelecekteki olumsuzluklarını önlemek adına yatırımları geliştirmelerinin takip edilmesi gerektiğine de inanıyorum.

Kocaeli’nin yanında Yeşilköy Serbest Bölgesinde sadece ticari faaliyetler yapılmaktadır. Hacmi yüksek olmasına rağmen ülkeye kazandırdığı katma değer hacmiyle eş oranda değildir.

Eksiklerinin düzeltilmesi temennisiyle, bu düzenlemenin hayırlı olmasını diler, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cumali Durmuş (MHP, Kocaeli). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cumali-durmus-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
