# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cumali Durmuş (MHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cumali-durmus-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Cumali Durmuş (MHP), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.125 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA CUMALİ DURMUŞ (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kapsamında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçelerinin üzerinde Milliyetçî Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 1994 yılında yürürlüğe girmesiyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kurulmuştur. Bu Kurul, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemekle görevli özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliğidir. Yaklaşık on altı yıldır faaliyette olan RTÜK, düzenleme görevinin ilk ayağı olan ve yasayla da kendisine verilen frekans ihalelerini yapmayarak hem bu görevini yerine getirmemiş hem de devletin milyonlarca TL zarara uğramasına sebep olmuştur. Gerçi, bu konuda sadece Kurulu sorumlu tutmanın çok haksızlık olacağına da inanıyorum. Sekiz yıldır hem Parlamento çoğunluğunu hem Hükûmeti elinde tutan AKP’nin gerekli yasal düzenlemeyi yapmaması en büyük eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Denetleme görevine gelince, bugün ülkemizde 23 tanesi ulusal, 16 tanesi bölgesel, 214 tanesi yerel olmak üzere toplam 253 tane televizyon kanalı ve 36 tanesi ulusal, 100 tanesi bölgesel, 951 tanesi yerel olmak üzere toplam 1.087 tane radyo kanalı faaliyet sürdürmektedir. Bugün RTÜK, televizyon kanalı olarak ancak elli tane kanalın rutin izlemesini yapabilmekte, radyo yayınlarını ise hemen hemen hiç takip etmemekte, sadece şikâyet üzerine değerlendirmeye almaktadır.

Bunun değerlendirme açısından ne kadar vahim bir durum olduğu ortadadır ancak benim asıl vurgulamak istediğim, fiziki imkânsızlıklardan dolayı izlenemeyen yayınlardan daha çok rutin olarak izleme ve değerlendirmesi yapılan televizyon yayınlarıdır. Yayınların “Toplumun millî ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması.” ilkesi ne yazık ki en yoğun ihlal edilen ilke olmuştur. Dünyanın hiçbir ülkesinde ücretsiz yayın yapan televizyon kuruluşları bu kadar pervasızca yayın yaparak toplumsal değerleri tahrip eden bir tutum sergileyememektedir. Diğer ülkelerde çocuk ve gençler üzerinde olumsuz etkide bulunacak yayınlar şifreli, ücretli kanallarda verilirken biz de tam aksine ve inadına, günün her saatinde evlere sokulmaktadır.

Bugün ülkemizde televizyon yayınlarından genel bir memnuniyetsizlik olduğu çok açıktır. Hangi görüşten, hangi siyasal partiden olursa olsun ülkemiz insanı televizyonlardaki sorumsuz yayınlardan rahatsızdır. Televizyon yöneticileri rating uğruna bu ülkenin geleneklerini, millî ve manevi değerlerini, dilini, çocuklar ve gençlerimizin ruh sağlığını âdeta hiçe sayan bir yayıncılık anlayışıyla hareket etmektedir. Özellikle çocukların ve ev hanımlarının televizyon izlediği saatlerde birbirlerinin benzeri niteliksiz, düzeysiz, insanların özel yaşamlarını konu edinen ve birçok insanın ölümüne ve saldırıya uğramasına neden olan programlara gösterilen müsamaha hâlen sürmektedir.

Peki, RTÜK ne yapmaktadır? RTÜK’te, çoğunluğu oluşturan ve yönetimi beş yıldır elinde tutan, muhafazakârlığı kimseye bırakmayan AKP’nin, manevi değerlerimize verdiği önemin en önemli göstergesi budur. AKP bürokratlarının yönetiminde son beş yılda yayınlarda bir düzelme değil, aksine kötüye gidiş vardır. Gerçi, bir TV programında “Türk aile yapısı nasıl olur?” sorusuna “Onu ben bilmiyorum.” diyen bir anlayışla beş yıldır üye ve Başkan olarak görev yapan Sayın Davut Dursun’un cevabı bu Kurulun mantığını ve görevini nasıl yaptığı hakkında bir fikir verir. Cevabın olmayışının altında “Türk” kelimesinden duyulan rahatsızlık olduğu açıkça ortadadır ki yeni düzenlemelerde içinde “Türk” olan kelimelerin ayıklanması bunun açık işaretidir. Millî ve manevi değerlere sahip olmak sözle değil icraatla olur. Bugün ülkemiz için olmazsa olmaz önem taşıyan RTÜK’ün bu durumu AKP’nin muhafazakârlık konusundaki samimiyetsizliğinin de bir göstergesidir.

2005 yılında seçilen yeni üyelerle önemli bir kısmı AKP zihniyetinin sözcüsü ve emir eri gibi davranan Kurul, kamu görevlisi olduklarını unutan AKP’ye hizmeti en önemli görev sayan üyeler çoğunluğu tarafından yönetilmeye başlanmıştır. RTÜK’ü ele geçiren zihniyet kendi kafa yapıları ve çıkarları doğrultusunda yayın yapan kuruluşlara her türlü kolaylığı ve serbestliği sağlamaktadır. Onların yasalara ve yönetmeliklere aykırı faaliyetlerini âdeta görmezlikten gelirken bunların dışında kalan ve dünya görüşleriyle bağdaşmayan yayın yapan kuruluşlara ise âdeta bir sürek avı başlatılmıştır. Kanunda tarif edilen tarafsızlık, AKP’ye ve politikalarına uygun yayın yapmak gibi anlaşılmaktadır. Uygulamada özellikle seçim dönemlerinde Kurulun yasadan kaynaklanan yetkilerini kullanmakta zafiyet gösterdiği, kimi yayıncı kuruluşların Hükûmete karşı tutumuna göre cezalandırılması gereken yayınların hoş görüldüğü, toplumsal bilinçlenmeyi amaçlayan yayınlar sebebiyle de kimi kuruluşların cezaya tabi tutulduğu yaşanabilmektedir.

Anayasa’dan kaynaklanan haberleşme ve haber alma özgürlüğü, devri iktidarınızda, iktidar sahiplerinin yönlendirme özgürlüğü olarak dikte edilmiş, yandaş medya zaten bunu canı gönülden vazife edinmiş, olmayanlar da tehdit ve baskılarla buna mecbur kılınmış. Bunu en açık şekilde Anayasa referandumu kampanyası süresince görmek mümkündür. Özellikle yandaş ve candaş medya, iktidar kaybederse kendilerinin de neyi kaybedeceğini bildikleri için inanılmaz derecede kirli bir propaganda yürütmüşler, sözde medyayı düzenlemekle görevli RTÜK seyretmeye devam etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılmaması bir yayın ilkesi olarak belirlenmişken RTÜK bu ilkenin pervasızca ihlaline göz yummaktadır. Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, din, dil, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden yayınlara meydan verilmemesi ilkesi her gün ihlal edilmekte, terör örgütü ve yandaşlarının örtülü ya da açık propagandasına ses çıkarılmamakta, sözde ileri demokrasi adına üniter yapının ortadan kaldırılması yani Anayasa’nın açıkça ihlal edildiği program ve tartışmalar bütün hızıyla devam ederken karşımızda sadece seyreden bir RTÜK var.

Hükûmetin “açılım” diye sunduğu yıkım projeleri yıkıcı ve bölücü düşüncelerle vatandaşlarımızı yönlendirmeye çalışırken görevini yapmayan bir kurul var. Gerçi şöyle bir soru da akla gelebilir: “RTÜK gücü yetmeyebilir. Bu yayınları hukukun üstünlüğüne inandığımız ülkede izlemeyen cumhuriyet savcıları izleme fırsatı bulamıyor mu?” diye bir soru sormak aklımıza gelebilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yayıncılığın, yayın organı ve sahipleri ile yakınlarının haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması ilkesi yasada yer almaktayken, bazı medya patronlarının devletle ilişkilerinde açıktan olmasa da yayın kuruluşlarını, Hükûmeti bir karar almaya, bir karardan vazgeçirmeye nasıl zorladıkları ve sonuç aldıkları bütün vatandaşlarımızın malumudur.

Sayın milletvekilleri, bir başka hususa da dikkat çekmek istiyorum. Borsamızın, bankalarımızın, enerji sektörünün, kısaca bütün millî varlıklarımızın yabancılaştığı iktidarınızda eksik kalan sadece Türk basını ve medyasıydı, onu da yabancı ortaklık payını yüzde 50’ye çıkararak halletmeye çalışıyorsunuz. Yabancı sermaye medya sahipliğini yüzde 50’ye çıkararak, yok olmaya yüz tutan Türk kültürü ve ahlakı tamamen yok edilecektir. Yerli medyayı denetleyemiyorsunuz, önünde el pençe durduğunuz yabancı sermayeye nasıl söz geçireceksiniz? Böyle bir şeyi düşünmezsiniz de çünkü varlığınız, iktidarınız, uluslararası sermaye baronlarına bağlı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Durmuş, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

CUMALİ DURMUŞ (Devamla) – Siyasi ve ekonomik konularda taviz verdiğiniz müddetçe iktidarınızın devam edeceğine inanıyorsunuz. Unutmayın ki bu millet size iki dönem birtakım beklentilerle ciddi destek verdi. Meşruiyetinizi uluslararası güçlerde aramak yerine size bu desteği veren millette arayın. Seçime kısa bir süre var, aklınızı başınıza alın. Sekiz yıllık iktidarınızda hiç aklınıza gelmeyen millet için, kalan sürenizi iyi kullanın. Yandaş ve candaşları korumaktan ve kalkındırmaktan vazgeçin, milleti kalkındırın. Yoksa öyle bir sonuçla karşılaşacaksınız ki ne olduğunuzu anlamadan, geçmiş örneklerde olduğu gibi kendinizi siyasetin karanlığında bulacaksınız. Hafızalarda kötü bir dönem olarak kalacaksınız.

2011 Haziranında yapılması planlanan genel seçimlerde, ayrışmayı, çatışmayı, partizanlığı ortadan kaldıran, hakkı haklıya teslim eden, kimsesizlerin sahibi olmayı becerebilen, herkese fırsat eşitliği sağlayan, kimseyi ötekileştirmeden hatırlı bir vatandaş olarak kabul eden milliyetçi hareketin iktidarı temennisiyle sözlerimi tamamlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cumali Durmuş (MHP, Kocaeli). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cumali-durmus-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
