# 23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Deniz Baykal (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim
- **Tarih:** 23 Nisan 2006
- **Gündem:** 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk

> Deniz Baykal (CHP), 23 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 982 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI DENİZ BAYKAL (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın milletvekilleri, saygıdeğer konuklar, 23 Nisanın ve gençliğimizin, geleceğimizin gerçek sahibi sevgili çocuklarımız, sevgili yurttaşlarım; hepinizi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Bütün halkımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum. Ülkemizin, barış, mutluluk, refah ve bağımsızlık içinde daha nice bayramlar geçirmesini diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal'i ve Birinci Meclisten başlayarak bugüne kadar bu kutsal çatı altında görev yapmış tüm millet temsilcilerini saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 86 ncı yılını kutluyoruz. Bu dönem, dünya tarihinde en köklü değişimlerin, siyasal ve sosyal en büyük çalkantıların yaşandığı dönem olmuştur. Bu 86 yıl içinde, imparatorluklar çağı kapanmış, büyük ideolojiler dünya siyasetine yön vermiş, daha sonra ideolojiler çağı kapanmış, bir büyük dünya savaşı yaşanmış, dünyanın siyasî haritası altüst olmuş, değişmiş, en büyük çalkantılar yaşanmıştır. Bu dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir büyük tarihsel kargaşa coğrafyasında bir temel istikrar unsuru olarak varlığını sürdürmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi dünyanın en eski ve köklü 10 parlamentosundan birisidir. 86 yıldır, dünyanın en istikrarlı kurumlarından birisi olarak görev başındadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir askerî zaferin eseri değildir; tam tersine, askerî zafer Türkiye Büyük Millet Meclisinin eseridir. Bu niteliğiyle de Türkiye Büyük Millet Meclisi, belki dünyanın tek gazi parlamentosudur. Türkiye Büyük Millet Meclisinden önce ne bir devlet, ne bir cumhuriyet ne de bir ordu vardır. Devleti de, cumhuriyeti de, orduyu da, Türkiye Büyük Millet Meclisi kurmuştur. Ordunun adı Türkiye Büyük Millet Meclisi Silahlı Kuvvetleridir. Millet Meclisi ve onun dayandığı millî irade, bütün siyasî varlığımızın çıkış noktası, yaşam kaynağı olmuştur.

Hiç kuşkusuz, 23 Nisan 1920'de gerçekleşen olay, tarihin yeniden yazılmasıdır. Altıyüz yıllık hukuk, siyaset, egemenlik kavramları ve kurumları, bir damla kan akıtılmadan, bir silah patlamadan yerlerini bir yeni anlayışın kavramlarına, kurumlarına terk etmişlerdir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, yeni bir siyasal oluşumun ilk ve çarpıcı adımıdır. Açılan Meclis, ne bir meşrutiyet meclisidir ne de bir danışma meclisidir. Saltanata, hanedana, hilafete dayalı olan egemenlik anlayışlarının tümünü reddeden, meşru egemenlik temeli olarak millî iradeyi esas alan bir Millet Meclisidir. Bu yönüyle de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, yepyeni bir siyaset felsefesinin ve köklü bir zihniyet değişiminin yansımasıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı hem bir sonuçtur hem de bir başlangıç. Hanedana, saltanata ve hilafete dayalı bir egemenlik anlayışı ve o egemenlik sisteminin içerisinde oluşan Birinci ve İkinci Meşrutiyet Meclisleri, sorumlusu oldukları mutlak bir yenilgi ve teslimiyet karşısında fiilen, hukuken ve siyaseten tükenmişlerdir. O nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Birinci ve İkinci Meşrutiyet Meclislerinin devamı saymak büyük bir yanlışlık olur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin egemenliğini öngören ve millî iradeyi fiilen harekete geçirerek, hanedanın, saltanatın ve hilafetin dışında yeni bir egemenlik zemini yaratan bu tarihî sürecin sonucunda açılmıştır. O nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Birinci ve İkinci Meşrutiyet Meclislerinin devamı saymak, bu büyük dönüşümü anlamamak ve bu büyük dönüşümün isimsiz kahramanlarına en büyük haksızlığı yapmak demektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin arkasında Erzurum Kongresi vardır. Erzurum Kongresinin arkasında Sivas Kongresi vardır. Sivas Kongresinin arkasında da Amasya Tamimi vardır. Onun da arkasında 19 Mayıs 1919 vardır, Mustafa Kemal vardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün çok daha iyi görüyoruz ki, 23 Nisan 1920'de yaşanan, bir başlangıç olmuştur. Tebaalıktan yurttaşlığa, cemaatten topluma, teokratik zihniyetten laik anlayışa, dogmatizmden özgür düşünceye, zorbalıktan hukuka, din sömürücülüğünden dine saygı anlayışına geçişin sağlanması temel amaçtır.

86 yıl sonra bugün geldiğimiz noktada bu amaçlara ulaştığımızı söylemek, ne yazık ki, mümkün değildir. Cemaat zihniyetinin, teokratik anlayışın, dogmatik düşüncenin, zorbalık kültürünün, din sömürücülüğünün varlığını ve etkinliğini hâlâ sürdürüyor olması, yer yer, zaman zaman iktidar olanaklarıyla destekleniyor olması, cumhuriyet projesine ilk günkü heyecanla sahip çıkmanın, artık, bir zorunluluk haline dönüştüğünü bize gösteriyor. Cumhuriyet, bu güçlükleri yenme mücadelesi olmaya devam ediyor.

23 Nisanın temeli millî iradedir. Millî irade, bütün yurttaşların eşitliğini gerektirir; ancak o zaman devlet, bir ırk devleti, bir kan, bir kafatası devleti olmayacaktır; bir din devleti, bir mezhep, bir tarikat devleti ancak o zaman olmayacaktır; bir aşiret devleti olmayacaktır; yurttaşlık bilincine dayalı bir ulusal devlet olacaktır.

23 Nisan 1920, millî iradeye dayalı egemenlik anlayışının ilk adımıdır. Millî irade, yurttaşların hukuk eşitliğini zorunlu kılar. Millî iradeyi bir kez benimseyince, milleti oluşturan vatandaşların dinine, mezhebine, eğitimine, servetine, ırkına, aşiretine, tarikatına göre ayırım yapamazsınız. Bu durum sizi cumhuriyete götürür. Bu, sizi kadın-erkek eşitliğine götürür. Bu, sizi laikliğe götürür.

Millî irade, millî hâkimiyet, onların doğal sonucu olarak cumhuriyet ve yine onların doğal sonucu olarak da laiklik ve demokrasi. Giderek eksiksiz demokrasi. Giderek tam demokrasi. Demokrasi, ancak böyle bir temel üzerinde yükselebilir. Cumhuriyet, demokrasinin işte bu altyapısıdır. O nedenle, cumhuriyet ile demokrasi arasında bir çelişki değil, bir bütünleşme söz konusudur.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin temelinde yatan millî irade anlayışı, bizi, cumhuriyete, cumhuriyet de demokrasiye taşımıştır. Cumhuriyeti tahrip ederek demokrasiyi güçlendirmek mümkün değildir. Cumhuriyeti eksilterek demokrasiyi çoğaltamazsınız. Demokrasinin sağladığı olanakları kullanarak bunu gerçekleştiremezsiniz. Eğer öyle yaparsanız da sonuç değişmez. Cumhuriyete karşı programlanmış bir demokrasi, sadece cumhuriyeti değil, kendi kendisini de tahrip eder.

Din ve siyaset ayırımı demokrasinin temelidir. Din ve siyasetin kuralları birbirinden farklıdır. Dinde iman ve teslimiyet esastır, demokratik siyasette ikna ve sorgulama. Dinde gerçek tektir ve değişmez, demokratik siyasette gerçek çoktur ve değişir. Dinde muhalefete yer yoktur, demokratik siyaset muhalefetsiz olmaz. Demokrasinin olanaklarını kullanarak dinî siyasete açmaya kalkışanlar olabilir; ama, din ve siyaset ayırımını esas almayan hiçbir rejim demokratik kalamaz. Batı, yüzlerce yıl kardeş kanı akıtarak bu gerçeği öğrenmiştir. Biz, 23 Nisanda yöneldiğimiz rejim içinde kimsenin burnunu kanatmadan bu gerçeği yaşıyoruz.

Laiklik anlayışı, devletin bütün inançlara, dinlere, mezheplere saygı göstermesini ve eşit davranmasını gerektirir. Bu doğrudur; ama, laiklik anlayışı, aynı zamanda, hiçbir inancın, mezhebin, dinin, devletin hukukunu, eğitimini ve yönetimini oluşturmasına izin verilmemesini de öngörür. Siyasetin referansı demokrasi olmaktan çıkar din olursa, bunun sonucu, önce oluk oluk kardeş kanı, sonra da koyu ve karanlık bir otoriter rejimdir.

Bakın, bugün, Türkiye nereye gidiyor: Bir yandan, Bakanlar Kurulu, en öncelikli tehdit irticadır diye karar alıyor; öte yandan, devletin bütün kademelerinde, başta Millî Eğitim olmak üzere, bütün bakanlıklarda, sinsi bir kadrolaşma almış başını gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Deniz Baykal (CHP, Antalya). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
