# 23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Deniz Baykal (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim
- **Tarih:** 23 Nisan 2007
- **Gündem:** 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b092/tbmm221540920238.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-22-2007-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk

> Deniz Baykal (CHP), 23 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 1.316 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI DENİZ BAYKAL (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın milletvekilleri, saygıdeğer konuklar, 23 Nisan'ın ve gençliğimizin, geleceğimizin gerçek sahibi sevgili çocuklarımız, sevgili vatandaşlarım; hepinizi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Bütün halkımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum. Ülkemizin, barış, mutluluk, refah ve bağımsızlık içinde daha nice bayramlar geçirmesini diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal'i ve Birinci Meclisten başlayarak bugüne kadar bu kutsal çatı altında görev yapmış tüm millet temsilcilerini saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün çok daha iyi görüyoruz ki, 23 Nisan 1920'de yaşanan, bir başlangıç olmuştur; tebaalık- tan yurttaşlığa, cemaatten topluma, teokratik zihniyetten laik anlayışa, dogmatizmden özgür düşünceye, zorbalıktan hukuka, din sömürücülüğünden dine saygı anlayışına geçişi sağlama mücadelesinin başlangıcı olmuştur. 23 Nisan 1920 başlangıcını amacına ulaştırmanın ne kadar güç olacağı, seksen yedi yıllık deneyimimizle de ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet, bu güçlükleri yenme mücadelesinin adıdır.

23 Nisan'ın temeli millî iradedir. Millî irade, bütün yurttaşların eşitliğini gerektirir; kadın erkekle, zengin yoksulla, diplomalı diplomasızla, sivil askerle, doğulu batılıyla, köylü kentliyle eşit olacaktır. Ancak o zaman, devlet, bir ırk devleti, bir kan, bir kafatası devleti olmayacaktır; bir din devleti, bir mezhep, bir tarikat devleti ancak o zaman olmayacaktır, bir aşiret devleti olmayacaktır; yurttaşlık bilincine dayalı bir ulusal devlet olacaktır.

Din ve siyaset ayrımı demokrasinin temelidir. Din ve siyasetin kuralları birbirinden farklıdır: Dinde iman ve teslimiyet esastır, demokratik siyasette ikna olma ve sorgulama; dinde gerçek tektir ve değişmez, demokratik siyasette gerçek çoktur ve değişir; dinde muhalefete yer yoktur, demokratik siyaset muhalefetsiz olmaz. Demokrasinin olanaklarını kullanarak dini siyasete açmaya kalkışanlar olabilir, ama din ve siyaset ayrımını esas almayan hiçbir rejim demokratik kalamaz. (CHP sıralarından alkışlar) Batı, yüzlerce yıl kardeş kanı akıtarak bu gerçeği öğrenmiştir. Biz, 23 Nisan'da yöneldiğimiz rejim içinde kimsenin burnunu kanatmadan bu gerçeği yaşıyoruz.

Laiklik anlayışı, devletin, bütün inançlara, dinlere, mezheplere saygı göstermesini ve eşit davranmasını gerektirir. Bu doğrudur, ama laiklik anlayışı, aynı zamanda, hiçbir inancın, mezhebin, dinin, devletin, hukukunu, eğitimini ve yönetimini oluşturmasına izin verilmemesini de gerektirir. Siyasetin referansı demokrasi olmaktan çıkar, inanç ve din olursa, bunun sonucu, önce oluk oluk kardeş kanı, sonra da koyu ve karanlık bir otoriter rejimdir.

Türkiye'de, İslamiyet, laiklik ve demokrasi arasında eşsiz bir uyum vardır. Bu, Türkiye'nin altın üçgeni, altın sentezidir, iç bansın ve kalkınmanın altın anahtarıdır. Bunu gözümüz gibi koruyup sürdürmeyi, bozmak isteyenlere meydanı boş bırakmamayı en öncelikli görev bilmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, 23 Nisan 1920'de, yani seksen yedi yıl önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışıyla birlikte bir millî devlet kuruluşunun temeli atılmıştır. Yeni millî devletin, o gün, 23 Nisan 1920'de, henüz, ne anayasası vardır ne de sınırlan bellidir. Cumhuriyet de yoktur, demokrasi de yoktur. Ama bir nokta kesindir: Türk milleti, saltanatı ve hilafeti dışlayarak, kendi bağımsız devletini kurmaktadır. Devleti kuranlar, kendi etnik kimliklerini, ırk, soy, sop, din, mezhep, inanç, tarikat, cemaat bağlılıklarını aşarak, Türk milleti anlayışı etrafında, kardeşçe, el ele vermişlerdir. Devletimizin temelinde bu anlayış vardır. Ülke olarak banş ve istikrarımızın güvencesi bu anlayıştır. O nedenledir ki, Türk milleti anlayışını bir yana bırakır, etnik kimlik aynştırmasına kendimizi kaptırırsak, alt kimlik-üst kimlik labirentlerine sürüklenirsek, toplumsal banşımızın, dirlik ve düzenimizin tahrip olmasına sebep oluruz. Aynı şekilde, din, inanç, mezhep anlayışlarımızı ön plana çıkarırsak, tarikat, cemaat bağlılıklarımızı temel alırsak, devletin gücünü, yetkilerini, parasını, olanaklarını o doğrultuda kullanırsak, kurumları ve devleti kadrolaşmanın hedefi hâline getirirsek, birlik ve bütünlüğümüze, barış ve kardeşliğimize, 23 Nisan ruhuna ihanet etmiş oluruz. Bu yanlışlıklar, bazen, insan haklan ve demokrasi adına, inanç özgürlüğü adına da yapılabilir, ama bu gerçeği değiştirmez.

23 Nisan, bize, millî egemenlik anlayışını kazandırmıştır. Egemenliğin millî olması, aynı zamanda, hem etnik olmaması hem de dinî olmaması anlamına gelir. Devletimizin daha sonraki gelişmeleri de bu temelde yükselmiştir, cumhuriyet bu temelde gerçekleştirilmiştir. Demokrasiye, cumhuriyetle de pekiştirilen bu temeller üzerinde ulaşılabilmiştir. Demokrasimizin sağladığı olanakları cumhuriyetin ve devletin millî ve laik kimliğini ortadan kaldırmak için kullanmak tam bir aymazlıktır.

Değerli milletvekilleri, demokrasi, beş yılda bir sandık başına gidip, sonra da seçilenlerin istediğini yapmasına seyirci kalmak değildir. Demokrasi, sadece bir usulden, yöntemden ibaret değildir. Demokrasinin bir esası, ilkeleri, değerleri de vardır. Eğer, adı her türlü yolsuzluğa karışmış bir bakan, kendi hakkında, 4 defa, af yasasını bu Meclisten çıkarabilmiş ise, bunun, ne demokrasinin ne millî egemenlik anlayışının gereği sayılması mümkün değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir uygulama, ne bunu yapanlara ne de Meclisimize şeref kazandırmamıştır.

Gene aynı şekilde, 100'den fazla yolsuzluk dosyası, Başbakanla, bakanlarla, milletvekilleriyle ilgili olarak, beş yıldan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinde beklemektedir. Bunların bir tanesinin bile ele alınmamasını, bir kişinin bile dokunulmazlığının kaldırılmamış olmasını, demokrasinin, millî iradenin, hukuka saygının gereği saymak çok güçtür. (CHP sıralarından alkışlar)

Gene, ne yazık ki, Sayıştay üyelerinin seçimi görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bütün uyarılara rağmen, on beş aydır savsaklaması, ne demokrasi anlayışıyla ne de Anayasa ve hukuka saygı anlayışıyla bağdaştırılamaz. (CHP sıralarından alkışlar) Sayıştayın kendi yasalarına göre belirlediği adaylarını iktidar beğenmedi diye Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim yapmaması, hele seçim yöntemini değiştirmeye yönelmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı ve de demokrasi anlayışıyla hiçbir biçimde bağdaşmaz.

Sayın milletvekilleri, bir ülkede basın-yayın ve medya özgürlüğünün bulunması o ülkenin demokratik bir rejime sahip olduğunu kanıtlamaya yetmez; ama basın-yaym ve medya özgürlüğünün bulunmaması, o ülkedeki rejimin demokratik olmadığını kanıtlamaya yeter.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Baykal, lütfen konuşmanızı tamamlayınız.

DENİZ BAYKAL (Devamla) - Son zamanlarda medyaya yönelik olarak bir baskı ve yıldırma politikasının acımasızca uygulandığını biliyoruz. Ama, dün, bir genel yayın yönetmeninin açıklamalarından öğrendik ki, Başbakanın Basın Sözcüsü, Türkiye'nin ikinci büyük gazetesinin hangi manşetle çıkacağına, hangi yazarlara yazı yazdınlacağına, yazıların hangi sayfalarda yayınlanacağına karar verebiliyor. Bu, utanç verici bir tablodur. (AK Parti sıralarından "Yalan! Yalan!" sesleri, gürültüler) Bir demokrasi skandalidir. Demokrasi, makyajı ile gizlenmek istenen çehre, bir kez daha ortaya çıkmıştır. Demokrasi işinize geldiği sürece kullanıp, sonra bir kenara atabileceğiniz bir araç değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 87'nci yıl dönümü, ll'inci cumhurbaşkanı seçiminin yapılacağı günlere raslamıştır. 10'uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Sezer'i, Cumhurbaşkanlığının bu son döneminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, milletimizin de duygularına tercüman olarak saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) İnanıyorum ki, Sayın Sezer'i, Anayasa'ya, hukukun üstünlüğüne, laik, demokratik cumhuriyete ve Atatürk İlkelerine, bunlara en çok ihtiyaç hissettiğimiz bir dönemde sahip çıkan, ilkeli ve kararlı tutumuyla, alçak gönüllü, ahlaklı ve onurlu kişiliğiyle milletimiz ve tarih takdirle anacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Yeni cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak, aday gösterme süresinin son iki gününe girmek üzereyiz. Ortada hiçbir ciddi aday yoktur. (AK Parti sıralarından "Aday ol" sesleri, gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - Aday ol.

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Meclisin iradesine saygısızlık.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyin efendim.

DENİZ BAYKAL (Devamla) - 72 milyonluk Türkiye, kimin cumhurbaşkanı olacağı konusunda, tam bir karanlık içindedir. Toplum bilmiyor, muhalefet partileri bilmiyor, iktidar partisi bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi bilmiyor. İktidar milletvekilleri, bakanlar, kimi seçecekleri konusunda talimat bekliyorlar. Talimat verecek olan, Cumhurbaşkanı adayının millet tarafından bilinip değerlendirilmesini istemiyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Aday ol... Aday ol...

DENİZ BAYKAL (Devamla) - Milletten, milletvekillerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisinden kaçırılan bir Cumhurbaşkanlığı seçimi! Böyle bir Cumhurbaşkanlığı seçiminin, Anayasa'yla, demokrasiyle, millete ve Cumhurbaşkanlığına saygı anlayışıyla hiçbir ilişkisi yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu şekliyle Cumhurbaşkanlığı seçimi, AKP mutfağının değil, aile mutfağının bir işi hâline dönüşmektedir. Milletten, milletvekillerinden, AKP milletvekillerinden bile kaçırılan bir Cumhurbaşkanlığı seçimi. Bu, bir seçim değil, tebligattır.

AHMET YENİ (Samsun) - Aday ol, aday...

DENİZ BAYKAL (Devamla) - Tek parti dikta rejimlerinde bile böyle bir uygulama olmamıştır. Böyle bir tablo, ne 23 Nisan ruhuna ne Meclisimizin onuruna ne de Millet Meclisi iradesinin üstünlüğü anlayışına yakıştınlamaz. Bu yöntemle, 72 milyonluk Türkiye'ye, saygın ve onurlu bir Cumhurbaşkanı değil, bir aileye kapı kulu seçilir. (AK Parti sıralarından "Size yakışmıyor." sesleri, gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar) Böyle bir seçim, hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin şerefine...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Çok ayıp! Çok ayıp!

BAŞKAN - Sayın Baykal... Sayın milletvekilleri...

DENİZ BAYKAL (Devamla) - . . .ve onuruna yakışmaz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Baykal, yakışıyor mu size?

DENİZ BAYKAL (Devamla) - .. .hem de Cumhurbaşkanlığı.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

DENİZ BAYKAL (Devamla) - ...hem de... (AK Parti sıralarından gürültüler, CHP sıralarından "Dinleyin." sesleri)

---

**Kaynak gösterme:** Deniz Baykal (CHP, Antalya). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-22-2007-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b092/tbmm221540920238.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
