# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Deniz Baykal (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Deniz Baykal (CHP), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.699 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA DENİZ BAYKAL (Antalya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasa değişikliği paketiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun değerlendirmelerini sunmak üzere huzurunuzdayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, tarihî bir oturumu gerçekleştirmekte olduğumuz açıktır. Türkiye’nin anayasal deneyiminin çok önemli bir noktasında, şimdi, Türkiye, bir tarihî viraj alma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye’de hukuk devletini kökleştirme, demokrasiyi geliştirme doğrultusunda geride bıraktığımız tarihî süreç içinde atılmış olan adımların Türkiye’yi getirdiği bu noktada hepimiz hukuk devletini daha güçlendirecek, demokrasimizi daha kökleştirecek bir istikamette gelişme bekleyişi içindeyken, Türkiye’nin yaşadığı deneyimleri giderek doğru biçimde değerlendirmesi ve gerçekten bir hukuk devletine, bir demokrasiye dönüşmesi için yeni reformların, adımların atılması gerekirken, şimdi, Türkiye, tarihî birikimine ters bir istikamete doğru çekilmek istenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, önümüzde bir Anayasa değişikliği paketi var. Bu Anayasa değişikliği paketi 1982 Anayasası’nın birçok maddesini değiştirmeyi amaçlıyor. Bugüne kadar yürürlükteki Anayasa 16 kez değiştirilmiştir. Bu 17’nci kez Anayasa’nın değiştirilmesi girişimidir. Gene bugüne kadar Anayasa’nın 177 maddesinin 85 tanesi değiştirilmiştir. 85 maddesi değişmiş olan bu Anayasa’ya şimdi 29 yeni maddenin eklenmesi söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa’nın zaman içinde, zaman zaman, sık sık kapsamlı bir şekilde değiştirilmekte olduğuna tanık oluyoruz. Bu değişiklik paketi en kapsamlı, en dikkate değer değişim paketlerinden birisidir. Sadece değiştirmeyi amaçladığı madde sayısı bakımından bunu söylemiyorum, Anayasa’nın özünü, ruhunu, temelini ilgilendiren değişiklikleri amaçladığı için de bunun geçmiş Anayasa değişikliklerinden daha temel bir değişiklik olduğuna inanıyorum. Böylesine önemli bir Anayasa değişikliği geçmişte bunca defa yapılmış olan değişikliklerden çok temel bir noktada farklıdır. Bu 17’nci Anayasa değişikliği daha önceki 16 Anayasa değişikliğinden köklü bir biçimde farklıdır. Nedir o farklılık?

Bugüne kadar yapılmış olan Anayasa değişikliklerinin tümü sadece iktidar partisinin kararlaştırdığı, sadece onun tercihiyle şekillenmiş, sadece onun gündeme getirdiği Anayasa değişikliği niteliğinde değil idi. Şimdi, ilk kez Türkiye’de çok köklü, Anayasa’mızın temellerini ilgilendiren bir Anayasa değişikliği paketi sadece iktidar siyasi partisinin kendi gündeminin bir parçası olarak, kendi zihniyetinin doğrultusunda, kendi tercihleri icabına göre değiştirilmek istenmektedir. Bu ilk kez karşı karşıya kaldığımız bir olaydır. Bugüne kadar daima Anayasa değişiklikleri birden çok siyasi partinin el birliği, iş birliği ve tartışmasıyla ortaya çıkmıştı ama şimdi sadece AKP’nin kendi takdiriyle, bir siyasi partinin iç işi olarak algılamasıyla, siyasi parti mutfağının çalışmasıyla, kendi siyasi parti kadrolarının oluşturmasıyla Türkiye’ye bir Anayasa değişikliği önerilmektedir.

Bir defa bu, en temel Anayasa zafiyetidir çünkü söz konusu olan Anayasa’dır. Anayasa bir mutabakat belgesidir. Anayasa bir siyasi partinin zihniyetinin damgasını vuracağı bir çerçeve olamaz, olmamalıdır. Daha kapsamlı, daha geniş, genel bir mutabakatı yansıtan bir belge olmak durumundadır ama şimdi huzurunuza getirilmiş olan bu Anayasa değişikliği paketi tamamen bir parti içi olay, bir AKP projesi, hatta daha da net bir şekilde ifade edeyim, bu bir Sayın Recep Tayyip Erdoğan projesi olarak Parlamentonun gündemine gelmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

Böyle bir Anayasa değişikliği için toplumsal bir talebe tanık olmuş değiliz. AKP’nin talebi, toplumun talebi değil. Bugün toplumun önünde çok ciddi konular var, çok ciddi meseleler var, ekonomik sosyal sorunlar var, yolsuzluk konuları var. Türkiye, çok ciddi, ulusal bütünlüğünü tehdit eden tehlikelerle karşı karşıya. Hükûmetin tutumundan kaynaklanan yanlışlıklar bugün Türkiye’yi çok tehlikeli bir ayrışmanın kritik noktalarına taşımıştır. Bunlar Türkiye’nin gerçek meseleleri. Türkiye bunları konuşuyor. Terörü konuşuyor, şehitleri konuşuyor, tırmanan çatışmayı konuşuyor, Türkiye’deki toplumsal bütünlüğün sarsılmakta oluşunu konuşuyor, işsizliği konuşuyor, geceleri yatağa aç giren milyonlarca insanı konuşuyor, çocuğunu okulda okutabilmek için cezaevine girmeyi göze alan, annesinin cezaevine girdiğini görünce canına kıyan çocuğu konuşuyor Türkiye. Böyle bir ortamda AKP, günlerdir Türkiye’nin gündemini kilitledi Anayasa değişikliği diye. Anayasa değişikliği çiftçinin talebi değildir, esnafın talebi değildir, işsiz insanların talebi değildir, Türkiye’de ekonominin talebi değildir; AKP’nin talebidir, AKP’nin projesidir, Sayın Erdoğan’ın projesidir, onun ihtiyacıdır. Peki, o ihtiyacı Parlamentodaki bir siyasi partiyle paylaştı mı, ana muhalefetle paylaştı mı, grubu olan diğer partilerle paylaşabildi mi? Bunun bir anlamı yok mu? Bunun bir önemi yok mu? O siyasi partiler, AKP dışındaki siyasi partiler, Türkiye’nin geleceğini yönetecek olan bu Anayasa konusunda söz hakkına sahip değildir diye düşünerek bir Anayasa dayatmasıyla, Türkiye’ye, çoğunluğumuz müsait, denk getiririz, yaparız diye yola çıkıp bir Anayasa değişikliğini dayatmanın, Anayasa’nın ruhuna, bir mutabakat belgesi olma kimliğine, hepimizin içimize sindirmesi zorunluluğuna uyması mümkün mü? Niye bu dayatma?

Anayasa, Türkiye’yi birleştirir değerli arkadaşlarım. Siyasi partiler tartışır, çekişir, mücadele eder? Toplumda başka mücadeleler vardır? Bütün bu mücadeleleri kucaklayacak olan ana belge Anayasa’dır. Anayasa bütünlüğü etrafında hepimiz o tartışmaları götürürüz. Şimdi, Türkiye’yi bütünleştirmesi gereken bizatihi Anayasa’nın kendisi, Türkiye’yi ayrıştıran, Türkiye’yi parçalamaya yönelik çok tehlikeli kamplaşmaların kaynağı hâline dönüşecek. Yani bu kadar, sadece bir siyasi partinin iradesine dayatılmış bir Anayasa söz konusu olabilir mi? 16 tane, geçmişteki Anayasa’nın hiçbirisinde böyle bir dayatma yokken, niye acaba şimdi, seçime bir yıl kala, Parlamentonun siyasi dengeleri çok köklü bir değişim geçirmiş olduğu hâlde, hiçbir başka partiye itibar etmeden, dediğim dedik diye bir Anayasa dayatmanın makul, kabul edilebilir bir tarafı var mı?

Bakın, daha geçenlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı tarihî bir uyarı yaptı “’Ben yaptım oldu’ zihniyetiyle bu işler olmaz.” dedi. Çok doğru söyledi. “Mutabakat lazım.” dedi, “Mutabakat olmazsa konu bizim önümüze gelir.” dedi. Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi Başkanı bu sürecin başında bu uyarıyı yaptı. Ne oldu o süreç içinde? Bir mutabakat gelişti mi, bir dayanışma gelişti mi? AKP’nin iç işi olarak başladı, AKP’nin iç işi olarak kaldı. Değerli arkadaşlarım, bu yanlıştır, bu sakıncalıdır. Anayasa bizi barıştıracak, kaynaştıracak belgedir. Şimdi siz, bizi kavga ettirecek, çatıştıracak bir belge hâline Anayasa’yı da dönüştürmeyi başarmak üzeresiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye’deki bütün temel mutabakatları allak bullak ediyorsunuz, kırıp döküyorsunuz, paramparça ediyorsunuz. Şimdi, bir Anayasa kalmıştı el atmadık, Anayasa’yı da sadece kendinize özgü iradenizle, kendi hesabınız, çıkarınız, gelecek planlamanız doğrultusunda Türkiye’ye dayatmak için bu yola girmiş bulunuyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu anayasa, anayasal sistemimizin temel dayanağını oluşturan üç temel erkten yargı erkini özensiz, usule aykırı bir yaklaşımla iktidarın siyasi hegemonyası altına sokma planının uygulanma belgesidir. Bu önümüzdeki anayasa değişikliği üç temel erkten, bağımsızlığından söz edebileceğimiz elde kalmış tek erkten yani yargıdan bu kimliğini alma ve siyasi hegemonyayı, iktidarın siyasi hegemonyasını, bizzat Başbakanın kişisel siyasi hegemonyasını Türkiye'nin yargı sistemine dayatma girişimidir.

Değerli arkadaşlarım, düşünün ki yargıyı yani sistemin bir anlamda dengesini, frenini sağlayacak, bazen iktidara yaptığı yanlış dolayısıyla “olmaz” diyecek, Parlamentoya bazen “yanlış” diyecek, bazen idareye “olmaz” diyecek, bir fren işlevini yerine getirecek yargının bu kimliğini ortadan kaldırırsanız Türkiye’yi frensiz, tepetaklak sürüklenen, freni patlamış yokuş aşağıya giden bir arabaya döndürürsünüz.

Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki son dönemde alınan tarihî kararlar, bu Meclisin bünyesinde tartışmış olduğumuz bazı tarihî kararlar Türkiye’yi Cumhurbaşkanının fren işlevini kullanma şansını ortadan kaldırmıştır. Maalesef Cumhurbaşkanı Parlamentoyu ve iktidarı, muhalefeti, ülkenin toplumsal güçlerini, kurumlarını iş birliği içinde bir arada tutacak müdahaleyi yapacak bir konumdan uzaklaştırılmıştır. AKP’nin üç kurucu çekirdek üyesinden birisi, Anayasa’mıza göre bağımsız olması gereken, sadece partisinden istifa dilekçesini vererek formel bağını kesti görüntüsünü vermekle yetinen değil gerçekten bağımsız olması gereken, gerçekten Hükûmete “Çok gereksiz zorluyorsunuz Türkiye’yi. Yanlış bu, yapmayın.” diyebilecek olan bir Cumhurbaşkanlığı şansını ne yazık ki Türkiye’den uzaklaştırmış bulunuyorsunuz. Bunun sonucunda da bugün Cumhurbaşkanlığı freni olmayan, bir süre sonra bu değişiklik yürürlüğe girerse yargı freni ortadan kalkacak bir iktidarın karakuşi zihniyetine, anlayışına Türkiye’yi teslim etmek tehlikesi ortaya çıkacaktır.

Değerli arkadaşlarım, dikkatinizi çekiyor, yargıyı tahrip etmeye yönelik bir proje -sadece sükûnetle, teknik bir şekilde bu yapılmıyor- yargıya savaş açılarak yapılıyor. Başbakanın bu dönem içinde yargıyı hedef olarak seçmiş olması, bir anlamda yargıyı sistematik şekilde suçlamaya büyük önem vermesi, yerli yersiz yargıyı bir boy hedefi hâline dönüştürmüş olması da yargıya açılmış olan savaşın çok açık bir örneğidir. Değerli arkadaşlarım, bu girişim, hiç kuşku duymuyorum, üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal etme girişimidir! (CHP sıralarından alkışlar)

Başbakan yargıya “Cübbenizi çıkarın.” diyor, yargıçlara “Cübbenizi çıkarın.” diyor ama bu değişikliğe bakınca görüyoruz ki, Başbakan yargıçlara Recep Tayyip Erdoğan cübbesini giydirmek istiyor, kendi cübbesini yargıçlara giydirmek istiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu paketin referanduma gitmesi hâlinde nasıl oylanacağı konusu önemli. Başbakan “Biz bunu hap yaptık, bu hapı vatandaşlarımız içer gibi yutsunlar, kabul etsinler.” diyor. E peki 29 tane soru soracaksın, 1 tane cevap istiyorsun. 29 soruya 1 cevap hak mıdır? 29 soruya 1 cevap akla mantığa sığar mı? Yani “onu” diyor “milletvekilleri teker teker oyladı. Milletvekilleri teker teker oyladı o nedenle sen düşünme, sen tek başına oy veriver.” Peki, milletvekilleri teker teker oyladı da Anayasa değişikliği kabul edildi mi? Anayasa değişikliği hâline dönüşecek mi milletvekillerinin teker teker oylamasıyla? Dönüşmezse, ancak halkın iradesiyle Anayasa değişikliğine dönüşmesi şansı olacak. Peki, o aşamada milletin vekiline sen maddeleri teker teker oylama hakkını tanıyorsun da milletin kendisine, henüz değişiklik yasalaşmadığı hâlde, niye teker teker oylama hakkını çok görüyorsun? Bu millî iradeye sığıyor mu? Halka saygıya sığıyor mu? Demokrasi anlayışına sığıyor mu? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi 17 üye; 3’ünü Türkiye Büyük Millet Meclisi seçecek, 14’ünü Cumhurbaşkanı seçecek! 4’ünü doğrudan seçecek, 6’sının hukukçu olması zorunlu ama 11’inin hukukçu olması zorunlu değil. Anayasa Mahkemesi Yüce Divan olarak çalışacak, Yüce Divan 12 üyeyle toplanabilecek yani hukukçu olmayan 11 üye, 1 hukukçu üyeyle birlikte toplanarak Yüce Divan olarak çalışabilecek getirilen anayasaya göre ve üyeler değişebileceği için, 12 üyeyle her toplantı yapılabileceği için, bir yargılama sürecinde, bir yüce divan sürecinde hâkimin sürekli olarak davada temsil edilmesi, bulunması ihtiyacı da ortadan kalkmış olacak.

Değerli arkadaşlarım, bu karakuşi bir düzenleme, tamamen siyasi amaçlarla göz önünde bulundurulmuş. Meclis 3 üyeyi seçerken her milletvekili 3 üyeye oy kullanabilecek ama Cumhurbaşkanının önüne gidecek olan adaylar, ilgili kurumlar tarafından seçilecek üye sayısınca seçilemeyecek, sadece herkes bir oy kullanacak, böylece kurumun ortak anlayışını yansıtan bir adaylık söz konusu olmayacak, bir siyasi ayrışma ince bir planlamayla buraya yerleştirilecek ve Cumhurbaşkanı önüne gelecek olan, seçeceği 10 üye için 30 tane aday arasından tercih yapma şansına kavuşacak. Ne o? “Bunu kurumlar önerdi de yaptık.” diyeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bunda iyi niyet de yoktur, projenin amacı da bellidir. Bu, tamamen, iktidara yakın bir siyasi kadroyu Parlamentoya yerleştirmeyi amaçlayan bir niteliktedir.

YÖK, Yargıtay kadar üye teklif edecek, üye seçtirecek. Kurumlar arasındaki temsil dengesi “bana yakınlık” anlayışıyla düzenlenmiş, çok açık bir şekilde bu gözüküyor.

Değerli arkadaşlarım, üye seçilen, Yargıtay ve Danıştay gibi kurumlara mensup kişilerin her boş üyelik için ancak bir oy kullanmasıyla siyasi iktidarın hukukla bağdaşmayan anlayışı ortaya çıkmıştır ve bu kurumların yapacağı seçimin nihai olması öngörülmemiştir. Kurumlar nihai bir seçim yapma durumunda değildirler. Bu kurumların seçiminden sonra, Cumhurbaşkanının ayrıca belirleyici olması ve çok seçenekli bir kadronun önüne gelmesi çok ince bir şekilde planlanmıştır. Bunun çoğulculukla, katılımcılıkla, demokratik temsille hiçbir ilgisi yoktur, tamamen bir siyasi tuzaktır.

Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazla olduğundan Cumhurbaşkanı da şikâyet ediyordu, herkes de şikâyet ediyordu. Şimdi, dört tane doğrudan ve gerisi de dolaylı olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanacak Anayasa Mahkemesi üyelikleri Cumhurbaşkanına bırakılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Deniz Baykal (CHP, Antalya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/deniz-baykal-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
