# İstanbul 2010 avrupa kültür başkenti hakkında kanun (s.s.:16)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Durdu Özbolat (CHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 1 Kasım 2007
- **Gündem:** İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUN (S.S.:16)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c003/b015/tbmm230030150601.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/durdu-ozbolat-23-2007-11-01-istanbul-2010-avrupa-kultur-baskenti-hakkinda-kanun-s-s-16-2

> Durdu Özbolat (CHP), 1 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUN (S.S.:16)); konuşma 1.111 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Kanun Teklifı'nin 11 'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Önceki gün kaybettiğimiz değerli bilim ve siyaset adamı, sosyal demokrat hareketin unutulmaz lideri Sayın Erdal İnönü'yü kaybetmiş olmaktan dolayı derin üzüntü içindeyiz. Kendisine Tann'dan rahmet, bütün ailesine ve sosyal demokratlara başsağlığı diliyorum.

İstanbul, insanlığın binlerce yıllık tarihinde üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, yeryüzünde bütün insanların kendinden bir şey bulabileceği, yirmi dört saat yaşayan büyük bir dünya kentidir. Her yanından kültür, tarih, sanat fışkıran İstanbul, 2010 Avrupa kültür başkenti olma onuruna ulaşmış bulunuyor. Her şeyden önce, bu projenin hazırlanması için girişimde bulunan, emek veren sivil toplum, devlet ve özel sektör temsilcilerinden oluşan 70 kişilik ekibe ve onların nezdinde Girişim Komitesi Yürütme Kurulu Başkanı Sayın Nuri Çolakoğlu'na teşekkür etmek istiyorum.

Bu projenin başlangıcı olarak 7 Temmuz 2000 tarihini söyleyebiliriz. Bu tarihte Girişim Grubu ilk toplantısını yapmış ve mutabakat metnini imzalamıştır. Yani, sizin hükümet olmanızdan, hatta, partiniz kurulmadan önce ortaya çıkmış bir projedir. Böyle bir projeye önderlik eden sivil inisiyatife sahip çıkmamak, projelerine saygı duymamak mümkün müdür?

Biz, sadece İstanbul için değil, ülkemizin her şehrinin kültürel, tarihsel miraslarını ortaya çıkaracak, tanıtacak, ama bu işleri yaparken de tarihsel miraslarını tahrip etmeyecek bütün projelere sahip çıkmış ve destek olmuşuzdur.

Bu projeyi açıklama toplantısında Sayın Başbakan şöyle diyor: "Özellikle doğal ve tarihî çevrenin korunmasının sürdürülebilir bir turizm için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle, sadece kapasite ve sayılara dayanan tesisleşme odaklı turizm anlayışını artık terk ediyoruz." Bizce de doğru bir yaklaşım.

Cumhuriyet tarihimizin önemli kültür ve mimarlık eserlerinden biri olan, aynı zamanda, opera binası olarak da tasarlanıp kendi öz kaynaklarımızla yapılan Atatürk Kültür Merkezinin durumunu dikkatinize sunmak istiyorum. Bir taraftan İstanbul'u 2010 Avrupa Kültür Başkenti yapmak için bunca çaba ve emek, diğer tarafta kentin kültür ve sanat yaşamıyla özdeşleşen bir eseri yıkma kararı. İşin daha vahim tarafı, bu yıkım kararının bütün uyarılara rağmen 22'nci Dönem Parlamento çalışmaları sırasında, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Yasa Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında kabul edilmiş olmasıdır. Burasının (Atatürk Kültür Merkezi) 2863 sayılı Yasa gereğince tescil edilmiş ve koruma altındaki bir kültür merkezi olduğunu unutmamamız gerekir. Ayrıca, Türkiye'nin ilk opera binasının burada olmasına da dikkatinizi çekmek istiyorum. Dönemin Kültür Bakanı Sayın Atilla Koç, Sakarya Üniversitesi İnşaat Fakültesinin incelemelerine göre, AKM binasının yıkılma riski taşıdığını bildirerek, "Bina, statik ve deprem açısından yüzde 40 risk taşıyor, Deprem Konseyi kararlarına göre bu durumdaki binaların yıkılması gerekir." diyor.

Kültür başkenti olarak görmek istediğimiz İstanbul'umuz, aynı zamanda ülkemizin en büyük üniversite kentidir, en eski teknik üniversite de bu şehirdedir, ancak ne hikmetse bu köklü üniversitemize danışma gereği duyulmamıştır. Konu: İstanbul kültür başkenti. Amaç: Şehirde yaşayanların bir bütünlük içerisinde bu davayı sahiplenmelerini sağlamak. Sonuç ise: Sakarya Üniversitesine rapor hazırlatılması. Burada amacım Sakarya Üniversitesini küçümsemek değildir, hedeften nasıl saptırıldığını vurgulamaktır. Dönemin Bakanı Sayın Atilla Koç, bu kültür merkezinin ses, havalandırma, kalorifer, aydınlatma ve statik açıdan bir kısım sorunlar taşıdığını, bunları telafi etmeye yönelik harcamaların yaklaşık 150 milyon YTL'yi bulacağını, yenisinin yapımının ise 300 milyon YTL olacağını belirtmiştir. Doğru olabilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi sizlere soruyorum: Bizim tarihî değerlerimize yaklaşımımız böyle mi olacak? Bu mantaliteyle mi gideceğiz? Geleceğin Türkiye'sini bu anlayışla mı oluşturacağız? Tarihî değerlerimizin durumunu maliyet hesaplarıyla mı belirleyeceğiz? Şimdi biz, bütün tarihî binalarımızı depreme uygunluk açısından yeniden gözden geçirip dayanıksız olanları yıkacak mıyız? Örneğin, Süleymaniye'ye böyle mi bakacağız? Dolmabahçe Sarayı'na böyle mi bakacağız? Topkapı Sarayı'na ve Ayasofya'ya bu mantıkla mı yaklaşacağız?

Değerli arkadaşlar, Arabistan'da, Kabe'yi koruma amacıyla Osmanlılar tarafından yapılan Ecat Kalesi bundan birkaç yıl önce yıkılıp yerine otel yapılmıştı. Hepimiz bu olayı içimiz kanayarak izledik ve tepki gösterdik. Şimdi, sizin yapmak istediğinizin bundan farkı ne?

Deprem kaygısını gerekçe göstererek Atatürk Kültür Merkezini yıkmak istiyorsunuz, ancak ülkemizin büyük bir kısmının birinci ve ikinci derece deprem kuşağında olduğunu hatırlatırım. Bu konuda son derece önemli bir görev üstlenen yapı denetim şirketleriyle ilgili yasa bundan yedi yıl önce çıkarılmış, 19 ilde uygulamaya başlanmıştır. Aradan geçen süreye bakılırsa, ne il kapsamı genişletilmiş ne de sunulan yasa teklifleri raflardan aşağıya indirilmiştir. Bu ve buna benzer yaklaşımlarınız bizim kaygılarımızı daha da artırmaktadır. Ülkemizin doğal, kültürel ve tarihî değerlerini ranta kurban etmemeliyiz. Kültür ve sanat kurumlarını piyasa değeri olan mal hâline getirmemeliyiz. İstanbul'umuzu 2010 yılında Avrupa kültür başkentine yakışır vaziyete getirmek zorundayız. Bu iyi niyetli çabalar -üzülerek belirtmek isterim ki- rant hesaplarıyla birlikte yürüyor, hatta bu konuda deprem ve depremle ilgili kaygılar da kullanılıyor.

Gözler önüne serilen bir başka gerçek ise, diğer bütün rant ve yağma projelerinde olduğu gibi, Avrupa kültür başkenti çalışmaları içine sokuşturulan kentsel dönüşüm projeleri, yeni kongre merkezleri gibi projelerin elde edilme ve ihale edilme süreçlerinin Kamu İhale ve Kamu Mali Kontrol Kanunlarından muaf tutulmasına dair maddeler ile toplumsal denetim ve yasal denetimden kaçma çabasıdır.

1985 yılından beri Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan bu proje bağlamında seçilen şehirlere bakarsak -Berlin, Paris, Prag, Madrid, Lizbon, Selanik, Glasgow- bu şehirlerin hangisinde kültürel ve tarihsel değerlere sahip yapılar yıkılarak projeye hazırlanılmıştır? Yasanın tanıdığı imkânlar o kadar geniş ki bu imkânlarla kentin tarihsel dokusu rant alanları yaratmak için kullanılır mı diye insan düşünmeden edemiyor. Ancak, yeni Kültür Bakanımız Sayın Er- tuğrul Günay'ın İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi'ni Atatürk Kültür Merkezi ve diğer kültür hazinelerimize zarar vermeden sürdüreceği inancımızı koruduğumuzu belirtmek isteriz.

Şimdi, tekrar soruyorum: Bu projenin Hükümet tarafından sahiplenildiği 2003 yılından günümüze kadar, projeyle ilgili kamu ve özel kurumlar tarafından özel hesaba ne kadar kaynak aktarılmıştır? Aktarılan bu kaynaklar nerelerde, hangi projeler için kullanılmıştır?

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kültür, sanat, yaşam, ekonomi, gelişme, kalkınma, şehirleşme bir bütündür. Modern mimari, kentleşme, kentsel dönüşüm adı altında rant yaratmak amacıyla tarihî, doğal ve kültürel değerlerimizi yok etmek bize hiçbir şey kazandırmaz, kazandırmıyor. Kültür başkenti seçilen ve bu nedenle övündüğümüz İstanbul, siluetini bozan yapılarla kültür başkenti seçilmemiştir. Hepimizin bilgileri dâhilinde, İstanbul kültürel mirası ve yapısıyla kültür başkenti olmuştur. İstanbul, 2010 vizyonuyla yeni yatırımlara kucak açmış ve bu projeyle mecburen ilgilenir olmuştur. Ancak, Türkiye'mizin bu ilgiye kavuşamayan yığınla şehri vardır. Anadolu'nun neresine gitseniz, Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma, Hitit ve nice uygarlıkların izine rastlarsınız. Oralarda yaşayan insanlar yüzlerce, binlerce yılın kültürel şekillenmesiyle, özgün davranış ve yaşayışıyla "Evet, burası Anadolu'dur." dedirtecek görünüm sergiler.

Bu projenin seçmiş olduğu şehirlerin ortak özelliği, tarihi derinlere inen, köklü geçmişi olan, insanlığın kültür mirası şehirler olmasıdır ve Anadolu binlerce yıllık tarihiyle bugün bizlere miras kalmıştır. Nasıl, babamızdan miras kalan bir evi, bir tarlayı sahipleniyor, koruyorsak, aynı şekilde Mardin'i, Hasankeyf i; Efes'i, Selçuk'u, Sümela'yı, Aspendos'u, Truva'yı, Amasya'yı, Çorum'u, Edirne'yi, ismini şimdi sayamayacağım onlarca yerleşim merkezini ve kendi şehrim, Ulu Cami'siy- le, kalesiyle Kahramanmaraş'ımızın da kültürel başkenti olmaya ve İstanbul gibi ilgi görmeye layık olduğunu belirtmek isterim.

Bütün bu şehirlerimizin Avrupa Birliğinin özel ilgisine ihtiyaç duymadan, kendi öz kaynaklarımızla kalkınıp korunmasına elbirliğiyle çaba göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bu duygularla hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Durdu Özbolat (CHP, Kahramanmaraş). “İstanbul 2010 avrupa kültür başkenti hakkında kanun (s.s.:16)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 1 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/durdu-ozbolat-23-2007-11-01-istanbul-2010-avrupa-kultur-baskenti-hakkinda-kanun-s-s-16-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c003/b015/tbmm230030150601.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
