# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Durdu Özbolat (CHP, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/durdu-ozbolat-23-2008-12-20-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Durdu Özbolat (CHP), 20 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 985 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüklerinin 2009 yılı bütçelerinin son altı yıldır hazırlanan bütçelerden farkı, sadece rakamsal değerlerdir ki o da enflasyon oranında yapılan artışlardır. Şöyle bir baktığımızda, genel bütçeden ayrılan payın yüzdesel ifadeyle herhangi bir artışı ifade etmediğini rahatlıkla görebiliriz. Genel bütçedeki payı binde 38’e düşen bir Kültür Bakanlığının bütçesi -0,5 bile değil- o Bakanlığın Hükûmetteki ağırlığını ifade eder. Hükûmet diyor ki: “Bizim kültür ve sanatla ilgili, turizmle ilgili bir derdimiz yok.” Yani toplam bütçeniz 1 milyar YTL. O, 1 milyar YTL neyi ifade ediyor? O 1 milyar YTL yaklaşık 700 milyon doları ifade ediyor. O, 700 milyon dolar neyi ifade ediyor? Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Melih Gökçek’in BOTAŞ’a olan borcunu ifade ediyor; hani, Hükûmet bu borcu tahsil edemeyince doğal gaza yüzde 20 zam yapmak zorunda kalmıştı, işte onu. Benim Sayın İçişleri Bakanına verdiğim bir önergeye “Büyükşehrin vadesi gelmiş borcu yoktur.” dedikten sonra haciz işlemini başlattıkları rakam; alavere dalavereyle halkın sırtına yıkılan rakam; Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür ve turizmine ayırdığı bir yıllık bütçedir, üzüntü duyuyorum.

Eğer bir Belediye Başkanını böyle şımartır ve korursanız, o da Hükûmetin bir Bakanına haddini bildirme cesaretini bulur. Hükûmet içinde, parti içinde bu kadar koruyan olduktan sonra da 700 milyon doları değil, 7 milyar doları götürür ve kimse de onun kılına dokunamaz. Nasıl olsa hazine diye halkın bir kesesi var, oradan halledilir her şey.

Aslında Sayın Bakan kötü bir şey söylemedi, belki amacını aşan bir cümleydi ama “Ankara’ya Atatürk’ten bugüne çaplı bir yönetici gelmedi.” dedi. Bir tek Sayın Gökçek üzerine alındı, “Sayın Bakanın kafası iyiydi herhâlde.” diye cevap yetiştirdi. Bir tek AKP’li de çıkıp “Sen kendini ne zannediyorsun? Karşında belediye meclis üyesi mi var? Karşında bir Bakan var.” diyemedi, demedi. Niye? Çünkü, Bakanlığının bütçesi kadar ağırlığı var Gökçek’in karşısında; ödemeyip üstüne yattığı para kadar ağırlığı. Aynı şeyi Unakıtan’a yapabilir miydi, aynı şeyi Sayın Said Yazıcıoğlu’na yapabilir miydi? Said Bey’in bütçesi 2,5 katrilyon. Sayın Bakan “hadi” dese 80 bin imam Gökçek’in üzerine yürürdü! Melik Gökçek, tam dişine göre hem de sonradan partiye katılmış, rüştünü ispat etmeye çalışan bir Bakana demediğini bırakmaz, Sayın Bakan da lafı uzatmaz.

Değerli milletvekilleri, kültür ve sanata ilişkin tavır ve duruş bir bilinç işidir, o bilincin gelişimi olarak eğitimle doğru orantılıdır. Bugün bu Bakanlığın bütçesinin 1 milyar YTL gibi komik bir rakam oluşu şimdiye kadar oluşmuş bir bilincin ürünüdür.

Bakınız, Türkiye'nin eğitim ortalaması 3,6 sınıftır, yani 4’üncü sınıfı bile bitirememiş bir toplumdan bahsediyoruz. Bugün bu Hükûmet tüm Türkiye’yi ilkokuldan mezun etmeyi hedef koysa, o ortalamayı tuttursak ne böyle komik bütçeli bir Kültür ve Turizm Bakanlığı ne de böyle bir Hükûmet kalırdı.

Değerli milletvekilleri, eğitim ortalamamız yeterince gelişmiş olsa dokunulmazlık zırhına sığınan bunca bakan, milletvekili olur muydu? Hakkında yığınla şaibe olan RTÜK Başkanı o koltukta oturmaya devam edebilir miydi? Mezarda emekli olmasınlar diye çocuklarını sigortalattıran binlerce aileyi soruşturmakla görevli bir kurumun başındaki kişi kendi çocuklarını gizlice sigorta ettirebilir miydi? Ama utanmak da bir bilinç işidir.

Değerli milletvekilleri, bu yılın kayda değer en önemli kültür sanat olaylarından birisi de -kamuoyunda yoğun tartışıldığı için bildiğiniz- Sayın Fazıl Say tarafından bestelenen Nâzım Oratoryosu’dur, Frankfurt Kitap Fuarı’nda seslendirilmesi için önce anlaşılıp, sonra da haber bile verilmeden iptal edilen program. Oysa aynı eser Sayın Bakan ve bazı AKP milletvekillerinin huzurunda Moskova’da ayakta alkışlanmıştı. Ne oldu da Frankfurt’a gitmedi? Hani Karadeniz’in karşısında durup vatan hasretiyle “Karşı kıyı memleket” dediği yer Ordu’ya denk gelir, Sayın Bakanın memleketine. Sayın Bakan, siz oranın çocuğusunuz. Belki bu Meclis çatısı altında sizin kadar Nâzım’ı ezbere okuyan bir ikinci kişi yoktur. Acaba oratoryonun içerisinde geçen şu ünlü dizeler AKP’li vekilleri rahatsız mı etti?

“Açlık ordusu yürüyor,

Yürüyor ekmeğe doymak için,

Ete doymak için,

Kitaba doymak için,

Hürriyete doymak için.

Yürüyor köprüler geçerek,

Kıldan ince kılıçtan keskin,

Yürüyor demir kapıları yırtıp,

Kale duvarlarını yıkarak,

Yürüyor ayakları kan içinde.”

Sayın Bakan, acaba arkadaşlarınız rahatsız mı oldu bu dizelerden? Nâzım bunları yazalı altmış yıl oldu. O zaman da açlar vardı ama şimdiki gibi sadakayla doyurulan açlar yoktu.

Değerli milletvekilleri, Nâzım Oratoryosu’nun Frankfurt’a götürülmemesine gerekçe olarak fuar için ayrılan ödeneğin yetersizliği ileri sürülmüştü. Biliyoruz, Bakanlık, bütçesinin bir bölümünü çeşitli festivaller için kullanıyor. Bu, zaten onun asli görevi. Ama elimde 4 Haziran 2008 tarihli, Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Sayın Faruk Şahin imzalı, Sayın Bakanın “Olur”unu taşıyan bir inceleme raporu var. Altına imza attığına göre içeriğini de biliyordur. Olay, 2006 yılında, önceki Bakan Sayın Atilla Koç döneminde 13’üncü Aspendos Opera ve Bale Festivali’nde taşıma ve konaklama giderleri üzerinden toplam 300 bin YTL’nin iç edilmesi olayıdır.

Rapora konu olan haksız kazanç kimler tarafından yapılmış diye baktığımızda, tanıdık bir soyadı çıkıyor, Çiçek. Kim bu Çiçek? Dönemin Kültür ve Turizm Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Sait Çiçek. Bu yeğen Çiçek ve arkadaşları 300 bin YTL’yi iç ediyorlar. Rapora göre ihaleyi alan Betur firması Bodrum Festivali’ni de başka bir isim altında yapıyor. Acaba o festivalden ne kadar iç ettiler bu bilinmiyor. Raporun sonunda haksız edinilen paranın sorumlularından tahsil edilmesi Bakan “Olur”una sunulmuştur.

Soruyorum: Sayın Bakanın imzası olan “Olur”un gereği yapılmış mıdır? Suçlular hakkında ne gibi işlem yapılmıştır? Parayı tahsil etseydiniz herhâlde Frankfurt Kitap Fuarı Nâzım’sız kalmaz, sanatçılar da mağdur edilmezdi.

Devlet Tiyatroları 750’si sanatçı olmak üzere 1.700 kişiyle on dört ilde kırk sahnede hizmet vermeye çalışıyor. Siyasetçilerin kuruma gereksiz müdahalesi olmasa ve özerk bir yönetim, yeterli bir bütçeyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özbolat, sözünüzü tamamlayın.

DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - …çalışan emekçilerin özlük hakları ve ücretleri çağdaş dünyayla aynı noktaya gelse Türk toplumu kültür ve sanatta gereken noktaya gelir, Devlet Opera ve Balesi siyasi baskılarla yönetilemez. Sanatçıları mahkeme kapılarında süründürmeye kimsenin hakkı yoktur. Sanatçılarımıza on iki ay maaş, dört ikramiye, iki teşvik ikramiyesi son derece yetersiz ve emekli olduklarında bu ikramiyeleri alamadıkları için emekli dahi olmak istemiyorlar.

Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi kültür ve sanatta gereken hizmeti verebilmesi için böyle komik bütçelerle değil, adam gibi bütçelerle ülkeye hizmet vermelidir, vermesi gerekiyor.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Durdu Özbolat (CHP, Kahramanmaraş). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/durdu-ozbolat-23-2008-12-20-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
