# Mersin mv. h. güler'in aile hekimliği uygulamasına ilişkin (6/871)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Dursun Akdemir (Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 4 Ocak 2005
- **Gündem:** MERSİN MV. H. GÜLER'İN AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINA İLİŞKİN (6/871)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2005-01-04-mersin-mv-h-guler-in-aile-hekimligi-uygulamasina-iliskin-6-871

> Dursun Akdemir, 4 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN MV. H. GÜLER'İN AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINA İLİŞKİN (6/871)); konuşma 589 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akdemir.

Süreniz 5 dakika.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 30 Nisan 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına (2/282) esas numaralı, 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi verdim; ancak, teklifim, Başkanlıkça havale edildiği komisyonlarda bugüne kadar görüşülmemiştir. Bu nedenle, İçtüzüğün 37 nci maddesine göre, teklifimin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili olarak vermiş olduğum önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce, Doğru Yol Partisi Milletvekili olarak ve şahsım adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, malumunuz olduğu üzere, tarımsal faaliyetler, doğası gereği, belirsizliği ve riski yüksek olan, tabiî afetlere açık bir üretim faaliyetidir. Bu yüzden, tarım sektörü, tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerce özellikle desteklenmektedir. Bu desteklenme araçlarının birisi de, tabiî afetlerden zarar gören çiftçilere yapılan yardımlardır. Bilindiği gibi, ülkemizde de, yangın, deprem, fırtına, sel, don, dolu, kuraklık, haşere ve hastalık gibi nedenlerle sık sık bu durum yaşanmaktadır. 2004 yılında Iğdır'da ve Malatya'da yaşanan don nedeniyle kayısı ağaçları yüzde 100 oranında zarar görmüştür. Keza, Karadenizde, fındık ağaçları; Egede, Manisa'da ve civarında bağcılık; güneyde, özellikle Hatay ve çevresinde buğday ve narenciye; İç Anadoluda, Kırıkkale ve çevresinde buğday tarlaları ve meyve ağaçları, çeşitli doğal afetlerden dolayı, neredeyse yüzde 100'lere varan oranlarda zarar görmüş ve zararlar rapor edilmiş olmasına rağmen çiftçilerimize bugüne kadar yeterli yardım yapılamamıştır. Zaten, ülkemizdeki tarım işletmelerinin yüzde 87'sinin küçük aile işletmesi olması ve bu işletmelerin tarım dışından elde ettikleri düzenli bir gelirlerinin de bulunmaması dikkate alındığında, çiftçilerimize gerçek anlamda yardım yapılamamasının kriterlerini yeniden koymak gerektiği ortaya çıkar.

Halen yürürlükte bulunan 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun, çiftçilerimizin tabiî afetlerden dolayı uğradıkları zararları karşılamakta oldukça zorluk çekmektedir. Bunun örneğini, şurada, size gösterebilirim. Iğdır İli Tuzluca İlçesi Tarım İlçe Müdürlüğünün yazmış olduğu bir yazıda aynen şöyle deniliyor: "Çiçeklenmesi tamamlanan meyve ağaçlarının dondan dolayı zarar gördüğü, yüzde 100 mahsul kaybının meydana geldiği kesindir; ancak, çiftçilerin tüm malvarlığının yüzde 40'ı ve üzerinde olmadığından, bu ürün kaybı ve zararları konusunda 2090 sayılı Kanun çerçevesinde bir işlem yapılmasının mümkün olmadığı kanaatindeyiz."

İşte, görüldüğü gibi, zarar yüzde 100 olduğu halde, hiçbir yardım yapılamadığı resmî ağızlardan bildiriliyor. Dolayısıyla, mevcut kanuna göre çiftçilerimize yardım yapılabilmesi için, kanunda, ürünlerin, canlı- cansız üretim araçlarının, tesislerin değer itibariyle en az yüzde 40'ı söyleniyor; yani, burada, tüm malvarlığının yüzde 40'ı kastedildiği için yardım yapılamıyor.

Bu tanımın yetersiz olduğu ve bu nedenle yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyacı gidermeye yönelik olarak hazırlamış bulunduğum kanun teklifiyle getirmeyi amaçladığım yenilikler şunlardır değerli arkadaşlarım:

1 inci maddesinde, mahsulünün veya canlı-cansız üretim araçlarının ya da tesislerden herhangi birinin en az yüzde 40 oranında zarar görmesi halinde,

Burada getirilen yenilik, tüm malvarlığının değil de, malvarlığının herhangi birinin yüzde 40 kaybının söz konusu edilmesi ve dolayısıyla, yüzde 40 oranında zarar görmesi ve kredi veren banka, kooperatif ve benzeri kuruluşlardan yardım alamaması... Eski kanun aynen devam ediyor.

2 nci maddesinde de, keza, yine, aynı şekilde, herhangi birinin yüzde 40'tan az zarar görmesi halinde ise, kendinin kredi alma imkânının olmaması, tarımsal faaliyetlerini devam ettiremeyecek ve geçimini sağlayamayacak bir duruma düşmesi hallerinde,

Bir yenilik daha getirmiş oluyoruz 3 üncü madde olarak. Burada, mahsulü zarara uğramamış olmakla birlikte -ki, Türkiye'de çiftçiler arasında bu şekilde sıkıntıda olan vatandaşımız çoktur- elinde olmayan herhangi bir sebeple geçinimini sağlayamayacak durumda olanlara, tohumluğunu dahi tedarike zorlananlara, Ziraat Bankasından veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi alma imkânı bulunmayıp, bu sebeple tarımsal faaliyetlerini devam ettiremeyecek halde olanlara yardım yapılmasını öngörüyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işte, buradan da görülüyor ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Dursun Akdemir (Iğdır). “Mersin mv. h. güler'in aile hekimliği uygulamasına ilişkin (6/871)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 4 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2005-01-04-mersin-mv-h-guler-in-aile-hekimligi-uygulamasina-iliskin-6-871 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
