# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Dursun Akdemir (Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Dursun Akdemir, 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 929 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1066 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci maddesi hakkında Grubumuz adına görüş bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce milletimizi ve Yüce Meclisi Anavatan Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarının 7 nci maddesi, Sosyal Sigortalar Kanununa bir ek madde ilave ediyor ve bu madde gereğince, iş kazasına maruz kalanlar ve meslek hastalıkları nedeniyle işverenlerin ödemekle yükümlü bulundukları her tür borcun 36 aya kadar eşit taksitler halinde tahsil edilmesini hükme bağlıyor. Bu borca, Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesi hükümlerine göre faiz uygulanacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bildiğimiz gibi, çalışma yaşamını düzenleyen mevzuata göre işveren, işçiyi koruma, işçinin sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tedbirleri almakla yükümlü bulunmaktadır. İşveren, bu tedbirler kapsamında işin getirdiği risk bağlamında, işçiye koruyucu malzeme sağlamanın yanı sıra, verdiği malzemenin kullanımını sağlamak, öngördüğü tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını da denetlemekle yükümlüdür.

Bu hükümler, işçinin iş güvenliğini ve sağlığını güvence altına almaya yöneliktir tabiî ve maalesef, bu alanda birçok sorun mevcuttur. Genellikle ek maliyet ve gereksiz zaman kaybı düşüncesi, iyi niyetli işverenin gerekli tedbirleri alması ve sigorta ödemelerinin yapılması konusunda ihmalkâr davranmasına neden olmaktadır.

Sosyal Sigortalar verilerine göre, ülkemize şöyle bir göz atacak olursak rakamla: 1994-2003 yılları arasında, yani, on yıllık bir sürede ortalama her 82 iş kazasında 1 kişi ölmüştür. Buna göre, on yıllık dönemde Türkiye'de meydana gelen 831 248 iş kazasında 10 084 kişi hayatını kaybetmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Uluslararası Çalışma Örgütü verileriyle karşılaştırdığımızda, Türkiye'de, iş kazasında ölüm oranının çok yüksek olduğu karşımıza çıkıyor. ILO'ya göre, 1994 yılında, her 100 000 çalışanın 6'sı Avrupa Birliği ülkesinde yüzbinde 6, Danimarka'da yüzbinde 3, Yunanistan'da yüzbinde 4, Almanya'da yüzbinde 5, Avustralya ve Kanada'da yüzbinde 7 iken, Türkiye'de her 100 000 çalışanın 15'i iş kazasında ölmektedir. Bu, bizim kaderimiz değildir değerli arkadaşlar.

Bu verilerin bize söylediği, kanun yapmanın yeterli olmadığı, bu kanunların uygulanmasının da gerçekleştirilmesi zorunluluğudur. Bunu sağlamanın birinci yolu da, toplumsal olarak toplum bilinçlenmesini sağlamaktır. İnsanın ve buna bağlı olarak da insan hayatının değer taşıdığı, benimsetilmesi ve toplum bilincine yerleştirilmesi gereken bir konudur; burada hepimizin borcu vardır. Bu bilinç, meslek kazaları ve hastalıkları nedeniyle yaşanan kayıpları tabiî ki kader olmaktan çıkaracaktır.

Bir başkasının güvenlik ve sağlığını kendisinin sağlığıymış gibi gözetmek anlayışı, iş hayatını daha güvenli ve verimli kılacaktır. Biz, Anavatan Partisi olarak, iş güvenliği ve işçi sağlığının ekonomik tedbirlerinin yanı sıra, ortak bir sahiplenme duygusunun temel aldığı sosyal politikalarla güvence altına alınması gerektiğini biliyoruz, inanıyoruz ve bunu tavsiye ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında, iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kaybedilen işgünü sayısı -rakama dikkatinizi çekmek istiyorum- 1 831 252'dir. Aynı yıl grevlerde kaybolan işgünü sayısıysa sadece 43 885 gündür. Yani, iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle grevlerin yaklaşık 50 katı daha fazla işgünü kaybedilmektedir. Bu yasa tasarısı üzerinde yapılan tüm görüşmelerde, tabiî ki, konuyu ekonomik boyutuyla irdelemek durumunda olduğumuz halde, sosyal boyutunu da göz önünde bulundurmalıyız. Size verdiğim bu rakamların da ekonomik açıdan nasıl bir kayıp yarattığını sizlerin hesaplamasını bu kürsüden rica ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, ancak, ekonomik boyutun ötesinde, bu, insan hayatının nasıl algılandığının ve nasıl ihmal edildiğinin en güzel bir göstergesidir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu, yalnızca devletin değil, aynı zamanda toplumumuzun da ihmal ettiği bir konudur. Biz, yine, Anavatan Partisi olarak, ekonomik ve sosyal politikalarımızın ana eksenini, insan hayatının değerli olduğu anlayışına oturtmak istiyoruz, öteki tanımına yer vermiyoruz. Herkesin biz olduğunu kabul ediyoruz. Bu sebeple, insanımıza hak ettiği değerin verilmesi, etrafındaki değerler sisteminin korunması ve geliştirilmesi öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, insan hayatını korurken, burada kazalardan bahsettik; ama, meslek hastalığını bildirmeyle ilgili bir kanunu burada okuyacağım ve eksikliğini de, Sayın Sağlık Bakanım burada, izliyorlar, beni dinlerlerse faydası olacaktır diye düşünüyorum.

"Meslek hastalığını bildirme:

Madde 28 - İşveren, bir sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenirse veya durum kendisine bildirilirse bunu, örneği Kurumca hazırlanan haber verme kağıdı ile ve öğrendiği günden başlıyarak iki gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür."

Değerli Bakanım, burada hastaneleri de yükümlü kılmak lazım. Meslek hastalıkları herhangi bir hastanede teşhis edildiğinde, doktorlar da bu meslek hastası olan kişiyi bildirmek mecburiyetinde ve bunun gereği yapılmalıdır diye önermek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz, burada, prim borçlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde duruyoruz. Toplumun ihtiyacı olan ve büyük bir kesim tarafından arzu edilen ekonomik bir tedbir olmakla birlikte, aynı zamanda, biz, kısmî bir tedbirle uğraşıyoruz. Yapılması gereken, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının en aza indirilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasıdır aynı zamanda. Bu tedbirler ekonomiktir, bu tedbirler sosyal alandadır; bunların birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi lazım.

Burada, meslek hayatımdan iki örnek vererek konuyu sürdüreceğim.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de kazalardan birisi de daha çok yanık oluşturan kazalardır ve ülkemizde, maalesef, yeterli oranda tedavi yapan yanık merkezleri yoktur. Geçmişte bir arkadaşımız iki ay Sağlık Bakanlığı yapmıştı, bize söz vermişti Türkiye'de bölgelere göre yanık merkezleri oluşturacağım diye; ama, maalesef, şimdiye kadar hâlâ gerçekleştirilemedi. Ben, şimdiki Sağlık Bakanından, kendisinden, Değerli Bakanımdan hassaten rica ediyorum; Türkiye'yi bölgelere ayırarak yanık merkezlerinin oluşturulması, insanlarımızın yanıktan çektiği çilelere önemli bir son verecektir.

İkinci bir konu, iş kazasında sağ el bileğinden yaralanmış bir delikanlıyı, ben, mikroskobik cerrahî merkezine ulaştırmakta saatlerce mücadele ettim, yarıştım; ama, maalesef, ulaştırdığımda çok geç kalmış ve altın dönem kaybolmuştu. O genç bu kaza sonucu kolunu kaybetti. Kurban bayramında ziyarete gittiğimde, selam verdiğimde, benim selamımı almadı ve tepki gösterdi bana. Bu psikolojik durumu burada yansıtmamın nedeni, mikroskobik cerrahî merkezlerinin bölgesel olarak, yanık merkezlerinin bölgesel olarak kurulması; Sağlık Bakanlığımızın bu kanunu takip ederek burada bulunmasını bir şans buluyorum ve kendinden bekliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıya göre, borçlara ödenecek faiz oranı çok yüksektir. Kanunda yüzde 30 oranında bir faiz istiyor. Bu faizi indirmemiz mümkündür. Ayrıca, süre olarak, 36 aylık bir süre vermiştir. Bu süre de kısadır. Bu sürenin de uzatılması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Dursun Akdemir (Iğdır). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
