# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2006
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.1139)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-04-19-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-1139

> Dursun Akdemir (Anavatan Partisi), 19 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.1139)); konuşma 595 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısının beşinci bölümü hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi ve siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hükümetiniz, yani, AKP Hükümeti, genel sağlık sigortasıyla doğumdan ölüme kadar herkesin sağlık güvencesi altında olacağını söylemektedir. Genel sağlık sigortasıyla, şimdiye kadar sağlık güvencesi olmayan her kesimin de güvenceye kavuşacağını beyan etmektedir; ama, maalesef, gerçek böyle değildir. Bu söyleme katılmak mümkün değil. Şöyle ki, işsizlik içinde olan vatandaşlarımız, yani, işsizler, kayıtdışı sektörde çalışanlar, tarım kesiminde çalışanlar, sözleşmeli çalışanlar, geçici çalışanlar; bunların primi sürekli ve düzenli ödenemeyecek durumda olacaklarından, böylece, milyonlarca insanımız genel sağlık sigortasının dışına itilecek ve sağlık güvencesinden mahrum kalacaklardır. Genel sağlık sigortasını, primini ödeyemeyecek durumda olanlar ve hizmet alımı esnasında katılım payı ödeyemeyecek olan kişiler, gerekli olan sağlık hizmetinden faydalanamayacak ve dolayısıyla ölümle karşı karşıya kalacaklardır.

Değerli arkadaşlarım, hükümetin argümanları çok iyi, cazip geliyor; ama, SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur sigortalıları ile yeşilkart sahiplerinin, bugün eşitsiz olsa da, yararlandıkları sağlık hizmetlerinin kapsamı, genel sağlık sigortasıyla daraltılmaktadır. Yapılmak istenen, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olanların sağlık hizmetine ulaşmalarının eşitlenmesi ve sosyal güvencesi olmayan toplum kesimlerinin bu haklardan yararlanmalarını sağlamak değildir; tam aksine, tüm toplumun sağlık güvencesi olacağı söylemi, sağlıkta en az güvenceyi ifade eder duruma getirilmiştir. Bu nedenle, bu konuyu, burada tekrarlamak istedim.

Bir hekim olarak şunu belirtmek istiyorum ki, tasarıyla, kalp hastaları, kanser hastaları, diyaliz hastaları gibi sürekli tedavi gören, tedavi masrafları yüksek olan bu hastalar kapsamdışı tutularak bunların ihtiyacı tamamlayıcı sigortayla karşılanmak durumunda kalacaktır. Tamamlayıcı sigortanın gerekli olduğunu serbest piyasa ekonomisinde öngörüyorum; ancak, tamamlayıcı sağlık sigortası, bu tür hastalıkları olsa dahi, kişilerin ekonomik durumları iyiyse, tamamlayıcı sağlık sigortasından faydalansınlar. Ama, fakir vatandaşların bundan faydalanması mümkün olmayacağı için, dolayısıyla, bu, hastalara, tedavilerini yaptırmayacak bir olumsuz ortam meydana getiriyor ve bu hastalar zor durumda kalacaklardır.

Sağlıktan gelen bir arkadaşınız olarak, bu tasarının kişisel ekonomik güce cevap veren; yani "paranız kadar sağlık alırsınız" diye bir anlayışla yorumlamak mümkündür.

Değerli arkadaşlarım, burada, sözcülerinizin sürekli olarak geçmişten bahsettiklerini duyduk. Değerli arkadaşımız Eyüp Fatsa'nın, daha önce Sosyal Sigortalar Kanunu görüşülürken yapmış olduğu bir söylem var. Toplum katmanlarıyla uzlaşı sağlamak amacıyla, önerisinde, Ekonomik ve Sosyal Konseyin yaptığı toplantıyı göstermelik olarak ifade ediyor. O halde, bugün, dün, dışarıda gösteri yapan sivil toplum örgütleriyle, siz, uzlaşmaya Sosyal Konseyde acaba vardınız mı; vardıysanız, niçin sokakta bu işçi arkadaşlar, niçin polis yaralanıyor?! Değerli arkadaşlar, dikkate almak lazım.

Bir diğer hatırlatmayı, şu anda Başbakan Yardımcısı olan Sayın Abdüllatif Şener Beyin konuşma tutanaklarından aktarmak istiyorum buraya: "Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; üzerinde görüşmelerimizin devam ettiği bu kanun tasarısının bu maddesiyle, emeklilik yaşı 58-60 olarak belirlenmektedir. Emeklilik sistemiyle ilgili olarak getirmiş olduğunuz tasarıda, 58-60 yaş sınırı dışında, ayrıca 7 000 günlük prim ödeme zorunluluğu gelmiştir. Açıkça belirtmek istiyorum ki, bu düzenleme, Türkiye'nin koşullarına uygun değildir. Doğrudan doğruya, mezarda emekliliği düzenliyorsunuz. Çalışanlar emekli olmasınlar, devamlı çalışsınlar; ama, emekliliği arzu ederlerse, mezar sonrası düşünüyor olsunlar."

Şimdi, değerli arkadaşlar, siz 9 000 gün getirerek, işçilerimizin mezarda emekli olmalarını düşünmesini mi teklif ediyorsunuz diye size soruyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, burada, bu, mezarda emeklilik meselesini ve yaş meselesini gündeme getirirken, sizlerin de, konuya tekrar dikkatli dönerek bu meselenin üzerinde durmanızı ve Türkiye'de adaletsizlik yaratan bu sosyal güvenlikte genel sağlık sigortasının bu şekilde çalışmış olmasını tasvip etmediğinizi biz de biliyoruz; ama, maalesef, IMF'nin getirmiş olduğu öneriyle bunu kabul etmek mecburiyetindesiniz.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı, sosyal devlet ilkesini ortadan kaldırdığından, Anayasaya ayrıca aykırılığı da ortaya getirmiştir. Tasarıda, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı koruyucu hekimlik alanına da girmektedir. Türkiye'de sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülürken, bu kanunla, Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında yetki çatışması ortaya çıkacaktır. Bu çatışmanın da giderilmesi lazım.

---

**Kaynak gösterme:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortaları kanun tasarısı (s.s.1139)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-04-19-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-1139 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
