# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2006
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189

> Dursun Akdemir (Anavatan Partisi), 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)); konuşma 1.262 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 19.4.2006 tarihli ve 5489 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi üzerinde Anavatan Partisi adına görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi ve siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de genel sağlık sigortasını gerektiren bir ortam vardı. Aslında, Türkiye, insanımızın sosyal güvenliğini sağlamak için çok geç kaldı. Bu getirilen yasa tasarısı, zorunlu bir tasarıdır; ancak, şunu belirtmek istiyorum ki, AKP Hükümeti, bu yasa tasarısını getirirken, öngörülen tasarıları gerçek anlamda reform olmadığı halde, bir reform olarak sunmaktadır. İşin eksikliği buradadır.

Sosyal güvenlik kurumlarının daha geliştirilip, güçlendirilmesi gerekirken ve tüm toplum kesimlerinin yararlanabileceği bir düzeye ulaştırılması gerekirken, maalesef, amacından uzak kalmıştır.

Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan tasarı, çalışanların maaşlarının azalmasına ve kesintilere neden olacaktır, özlük haklarında kısıtlamalara neden olacaktır.

Gene, bu arada, dul ve yetimlerin aylıklarında düşüşe sebebiyet verecektir.

Öngörülen tasarıyla, sağlık ocakları, aile hekimliği işletmelerine dönüştürülecek, hastaneler ise, sağlık işletmelerine dönüştürülecektir.

Burada sosyal devlet ilkesini ortaya koymak adına, yasanın 15 maddesini veto ederek geri göndermesi dolayısıyla, Cumhurbaşkanımızın sosyal devlet ilkelerini tarif eden bazı tabirlerini buradan aktarmak istiyorum, Türk Milletine duyurmak istiyorum.

Cumhurbaşkanımızın, milletimizin üzerinde titreyerek ortaya koyduğu sosyal devlet anlayışını, burada sizler de dinlerseniz memnun olurum değerli arkadaşlar. Sosyal devletin niteliği, Türkiye Cumhuriyetinin temel nitelikleri arasında sayılmaktadır; Cumhurbaşkanımız belirtiyor.

Ayrıca, sosyal devlet, çalışan, ancak çalışması karşılığı elde ettiği ürünle mutlu olabilmek için tasarladığı maddî ve manevî değerlere ulaşmayan kişilere yardımcı olmayı ilke olarak sosyal devlet benimser.

Sosyal devlet, bireyin huzur ve refahını gerçekleştiren ve güvenceye alan, kişi ve toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma yaşamının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, ekonomik ve malî önlemleri alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve ulusal gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasını sağlayıcı önlemleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmeye kendini yükümlü sayan hukuka bağlı bir devlettir Türkiye Cumhuriyeti sosyal devleti.

Değerli arkadaşlar, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani, sosyal adaleti, sosyal refahı, sosyal güvenliği ve toplumsal dengeyi sağlamaktır sosyal devletin görevi; ama, maalesef, görüyoruz ki, getirilen yasada, sosyal devlet ilkesini tam yerine getirmek yerine, aslında, geriye götürücü birtakım önlemler vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı, sosyal devlet ilkesini ortadan kaldırdığından, Cumhurbaşkanımızın da 15 maddesini veto etmesi nedeniyle, Anayasaya aykırılığı açıkça ortadadır. Ben, burada, şunu bekliyordum Hükümetten: Aslında, bu kanunu daha önce paketler halinde getirdikleri belliydi. Hiç olmazsa, Cumhurbaşkanı veto ettikten sonra, bari 15 maddeyi tek madde halinde görüşme imkânı verse ve halkımıza bu maddeleri, hiç olmazsa anlatabilseydik, Cumhurbaşkanımızın önerdiği doğrultuda, sosyal devlet ilkelerine uyacak şekilde düzeltebilseydik; maalesef, bu sağlanamamıştır.

Değerli arkadaşlar, tasarıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, koruyucu hekimlik alanına girmektedir. Türkiye'de sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülürken, bu kanunla, Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında yetki çatışması ortaya çıkacaktır.

Acaba, koruyucu hekimlik derken neyi kastediyoruz? Asıl, sosyal devletin yapması gereken, halkın sağlığını hastalanmadan koruyacak şekilde önlem almasıdır ki, Sağlık Bakanlığının birinci işidir; burada, görev çatışması çıkacaktır ortaya.

Değerli arkadaşlar, koruyucu sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığının aslî görevlerindendir; tüm harcamaları da, merkezî bütçeden karışlanması gereken harcamalardır. Bu düzenleme, sigortalıların kendi primleriyle koruyucu sağlık hizmetlerinin gerçekleştirilmesini doğurur ki, bu durum, biraz önce de bahsettiğim üzere, sosyal devlet mantığıyla ve Anayasamızla bağdaşmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, malullük ve ölüm aylığının bağlanmasındaki koşulların ağırlaştırılmasını da getiriyor bu yasa. Sistemde, tıkanıklıklara, dolayısıyla, sebebiyet verecektir, sistemdeki yanlışlıkların faturası da çalışanların sırtına bindirilecektir.

Değerli arkadaşlarım, kamuda çalışan personele sosyal güvenlik açıklarını kapatmak üzere ağır yükler getirilmektedir. Genel sağlık sigortasında sağlığın bir hak olmaktan çıkarılması, bir tür kişisel tüketim olarak sunulması ve bu tüketim ihtiyacının da piyasa koşullarına göre tanzim edilmesi, Anayasanın eşitlik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Genel sağlık sigortası, sağlık hizmetlerinin finansmanında adilliği hiçbir şekilde gözetmeyen bir anlayışa sahiptir. Genel sağlık sigortasıyla aynı sağlık hizmeti için farklı gelir gruplarına aynı düzeyde sağlık yardımında bulunulması da adaletsizliktir. Sağlıkta adil bir finans yapılanması olarak, bu nedenle kabul edilmek mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, gelir dağılımındaki aşırı bozukluğa bağlı olarak farklı gelir grubundaki hanelerin, yaşamın her alanında maruz kaldıkları adaletsizlikleri bir yana bırakarak, sadece sağlık hizmetlerinde yapılacak sağlık yardımlarında adaletin aranır gibi gösterilmesi, onlara yapılan son derece önemli bir adaletsizliği oluşturmaktadır. Sağlık hizmetlerine en sık başvurma durumunda olan yoksul toplum kesimlerini, güya gereksiz kullanımdan caydırmak için, bunlardan genel sağlık sigortasının alacağı katılım paylarının tüm sağlık hizmeti alanlarına yaygınlaştırılması, Hükümetin adalet anlayışının kalitesizliğini göstermektedir. Bu nedenle, adalet kavramını yeniden tanımlayarak hemfikir olmak durumundayız. Gerçek eşitlik, arkadaşlar, herkesin olanakları ölçüsünde sağlık finansmanı için katkıda bulunurken, gereksindiği ölçüde sağlık hizmetlerinden yararlanmasıdır; ama, maalesef, bu yasa tasarısı bunu getirmiyor. AKP Hükümeti, Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur ve yeşilkart sahiplerinin sağlık hizmetlerinden eşit olarak yararlanmadığını söylüyor. Artık, genel sağlık sigortasıyla, tüm vatandaşların eşit olarak sağlık kuruluşlarından ve hizmetlerinden faydalanacağını söylemektedir; ama, uygulamada görülecektir ki, değerli vatandaşlarım görecektir ki, bu yasa, onlar arasında eşitsizlik yasası olacaktır.

Genel gerekçe kısmında, yüksek gelir gruplarının düşük gelir gruplarını, sağlıklı olanların hasta olanları finanse ettiği dayanışmacı anlayışı yerine, genel sağlık sigortasıyla getirilen eşitlik hanelerinin sağlık hizmetlerinin karşılığını ödemek için, gelirleri ne olursa olsun, aynı prim ve katılım payı ödemeleriyle tanımlanmaktadır. İşte, burada, Hükümet, sağlıkta, sağlık güvencesinde bir eşitsizlik yaratmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bunun, sağlıkta eşitliğe yüklenen anlamla bir alakası olmadığı açıktır. Sağlıkta eşitlik, herkesin sağlık hizmeti gereksinimi olduğunda, buna ulaşabilmesinin, kolay ulaşabilmesinin yanı sıra, aynı sağlık hizmetinden eşit oranda, aynı oranda faydalanabilmesidir.

Genel sağlık sigortasının yapacağı sınırlı sağlık yardımlarına bağlı olarak sağlıkta iki sistem belirginleşecektir. Bir, parası olan ve tamamlayıcı sigortaları bulunan, cebinden istediği her an ödemede bulunabilen kişilere uygun sağlık işletmeleri. İki, genel sağlık sigortasının yardımları ve kısmî cepten ödemelerle yetinen kamu sağlık işletmeleri diye iki tür işletme ortaya çıkacaktır. İnsanlar arasında ayırımın kuvvetlenmesine, barizleşmesine neden olacaktır.

İşte, tam bu noktada, tam bu sırada, tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırmayanların da yaptıracaklar düzeyinde hizmet alabilmesi için, devletin şefkatli kolları burada devreye girmeli. Maalesef, bu yasada, bu yasa tasarısında bu konu gözardı edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; böylelikle, söylenenin tam aksine, sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikler daha da giderek artacaktır.

Katılım paylarının gelir düzeyi, yaşam düzeyinin altında olduğu için primleri devlet tarafından ödenecek derecede yoksul olan kesimlerin de katkı payı ödemek zorunda bırakılmaları, bu kesimlerin, bu tür uygulamaların hayata geçirtildiği ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de yiyecek alımlarında, yani, beslenme bozukluğu ortaya çıkaracak şekilde bir durum yaratacaktır; bu da, yoksulluğun körüklenmesine vesile olacaktır değerli arkadaşlar.

Tıbbî bakım yoksunluğuna bağlı ölümlerde önemli artışlar yaşanabilecektir.

Bu nedenlerle, genel sağlık sigortası, AK Parti Hükümetinin iddia ettiği gibi, herkese sağlık güvencesi getirmekten uzak durumdadır ve uzakta kalacaktır.

Yaşanacak sorun, sadece genel sağlık sigortası dışına itilenlerle bitmemektedir. Genel sağlık sigortasıyla sağlık hizmetlerinin kapsamının daraltılmasına bağlı olarak, sağlık güvencesi yetersiz olanlar çok daha büyük bir sorun teşkil edeceklerdir. Birçok kişi hayatlarının can alıcı bir anında, gerçekten sağlık bakımına ihtiyaç duydukları bir anda, genel sağlık sigortasının kendi ihtiyaçları olan tıbbî müdahale tipini ya da gereksinimi olan testleri ve ilaçları kapsamadığını ya da bu hizmetler için ödemesi gereken ek miktarın bir kısmını kapsadığını gördüklerinde hayretle şaşıracaklardır. İşte, bu nedenden dolayıdır ki, genel sağlık sigortası, insanlarda büyük bir öfkeye ve büyük bir düş kırıklığına vesile olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, piyasa ekonomisinin her sahada başarılar kazanmasına karşın, sosyal güvenlikteki zaafı çıkarılacak birtakım ek maddelerle engellenebilirdi; maalesef, bu, Hükümet tarafından gözardı edilmiştir.

Kanun tasarısıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına çok miktarda yönetmelik çıkarma yetkisi de getirilmiştir. Böylelikle, kurum sigortalıları, kendilerini yakından ilgilendiren konularda -istediği gibi- keyfiyete dayalı düzenlemelerle karşılaşacaktır.

AKP Hükümeti, Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısını, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanun Tasarısını, Emeklilik Sigortası Kanun Tasarısını ve Primsiz Ödemeler Kanun Tasarısını sosyal güvenlikte bir reform olarak sunuyor. Arkadaşlar, tekrar ediyorum ben, üstüne basarak söylüyorum: Bunlar bir reform değil, Türk insanının geleceğine IMF prangası vuran uygulamalardır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
