# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 6 Haziran 2006
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-06-06-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s-3

> Dursun Akdemir (Anavatan Partisi), 6 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 873 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1143 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Teklifinin 1 inci maddesinin geçici 2 nci maddesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Geçici 2 nci maddede, gerçek anlamda sosyal devletin yaklaşması gereken bir anlayışla meseleye yaklaşılmış ve yurt dışında mastır, doktora eğitimi yapanlar hayatlarını kaybetmişlerse ya da tümünü veya bir kısmını ödememişlerse, bunlardan, ailelerinden, mirasçılarından ya da kefillerinden herhangi bir talepte bulunulmaması, gerçek anlamda devletin yüceliğini, güçlülüğünü gösteren bir anlayıştır. Bu anlayışla bu madde getirildiği için, ben, her üç grubu olan partiye de, Mecliste -iktidar ve muhalefetine- teşekkürlerimi buradan arz etmek istiyorum.

Ancak, değerli milletvekili arkadaşlarım, bir şeyi de vurgulamadan geçmek istemiyorum. Biraz önce bazı maddelerini saydığım, yurt dışında bulundukları halde derslerinde başarılı olamadıkları için, görevi, çalışmayı kendiliklerinden bırakanlar ya da yurt dışında herhangi bir nedenle bir olaya karıştıkları için yükseköğretim kurumu tarafından geriye çağrılmış olanlar ya da yurt içinde herhangi bir üniversitede kendi fakültesine bağlı olarak eğitim almış olanlar buradaki çalışmalarını tamamlayamadıkları için görevlerden uzaklaştırılanlar ya da gene hizmet etmesi gerektiği kuruma atanmadıkları, başka kuruma atandıkları için borçlarını ödemeyenleri, burada getirilen bu yasayla, bir bakıma taltif etmiş oluyoruz.

Demin, biraz önce, benden önce konuşan Değerli Milletvekili Gazalcı, iyi bir eğitimcidir, Türkiye'de eğitim sorunlarını sık dile getiren birisidir. Yıllarca, üniversitede biz de araştırma görevlisi ve uzman doktor yetiştirdik. Haklı ile haksızı birbirinden ayırmamız gerekiyor. Çalışan ile çalışmayanı, doğru ile eğriyi eğer birbirinden ayırmaz iseniz, hak ve adalet, gerçek anlamda yerini bulmaz.

İşte, bütün bu nedenlerdendir ki, bu kurumlardan biri olan, özellikle eğitim kurumlarımızdan Yükseköğretim Kurumu, Türkiye'ye bilim anlamında en önemli hizmeti vermek üzere genç insanları yetiştirmeye çalışıyor. Sınavla, devlet kurumları, kendi adına yetiştirmek üzere yurt dışında eğitime gönderiyor.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, burada özellikle bir konuyu vurgulamak istiyorum. Gelişen dünyada, teknoloji ve bilim, o milletlerin bağımsızlığında önemli rol oynar. Biz, burada, görevini yapmakta zorlananları ya da herhangi bir nedenle görevini ihmal edenleri bağışlıyoruz; ama, binlerce, yurt dışına beyin göçü gidiyor, gittiği ülkede yerleşip kalıyorlar ve aldıkları bursları ödeyemedikleri için belki ülkemize dönmüyorlar ya da gittikleri ülkede, Amerika Birleşik Devletlerinde, Avrupa Birliği ülkelerinde, çok başarılı çalışmalar yaptıkları için veya yapacaklarına inanıldığı için, bunlar alıkonuluyorlar orada, kapıyorlar yabancı ülkeler bu beyinleri. Biz, bu yasayı getirirken, acaba, bu üstün zekâlı olan beyinlerimizi kurtarmayı ya da geriye getirmeyi niçin düşünemedik?! Ben, buradan, aklıselime hitap etmek istiyorum, sağduyunun hâkim kılınmasını talep ediyorum. Maalesef, Türkiye, kendi yetiştirdiği, mezun ettiği üniversitelilerin yüzde 60'ına ancak iş verebiliyor, yüzde 35-40'a yakını, maalesef, işsiz, sokaklarda; ama, üstün zekâlılar da yurt dışında, el diyarında, yabancı ülkelerin laboratuvarlarında bilim ve teknoloji üretmek üzere çalışıyor.

Buradan şunu söylemek istiyorum: Eğer, bu konu çalışılırken, beyin göçünü nasıl durduracağız, beyin göçünü durdurarak ülkemize bu beyinlerin hizmet etmesini nasıl sağlayacağız diye kafa yormuş olsaydık, bugün, burada, bu konuyu da halletmiş olacak ve o gençlerimizin geriye getirilmesi sağlanacaktı.

En azından, dikkate, şu yönden, şunun alınmasını talep etmek istiyorum: Bugün, dünya teknolojisinde ileri olan Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ülkeleri ve Japonya gibi ülkelere gönderdiğimiz öğrenciler, o devletler tarafından gönderilen kurumda üstün çalışmalarından dolayı alıkonulup maaş veriliyor ve bir kadro tahsis ediliyorsa, bunların geriye davet edilmesi için ya da geriye gelmelerini teşvik etmek için, bu bilim adamlarının da borçlarının affedilmesi gündeme gelmeliydi, şimdiye kadar, bu ana kadar gündeme gelmedi; ama, ben, buradan dile getirmek istiyorum. Ek bir önerge vermeyi düşündük, ben buraya gelirken. Bu konuyu siz kabul ederseniz, önergemizi hemen vereceğiz, diğer maddeler görüşülürken, ek bir madde olarak, yurt dışındaki üstün zekâlıları, yetişmiş insanlarımızı ülkemize çekmek için, onların borçlarını tümden affederek ülkeye gelmelerini sağlayacağız.

Burada, bir şeyi vurgulamak istiyorum. Hep diyorsunuz ki, AK Partinin sözcüsü buraya çıktığında, değerli hocamız söylediler ki, üniversitelerde doktora yapmış öğrenciye, öğretim üyesine ihtiyaç var. Evet, kesinlikle var, ben de aynı şeyi söylüyorum. Aradan dört yıl geçti. Niçin, şimdiye kadar, aynı hassasiyetle yaklaşılmadı konuların üzerine? Kararnameyle, mademki Hükümet karar alıp üniversitenin YÖK kadrolarında değişiklik yapabiliyor, ayarlama yapabiliyor ise, niçin, şimdiye kadar kadro sıkıntısı çeken üniversitelere öğretim üyesi yetiştirilmek üzere doktora öğrencisi kadroları, mastır öğrencisi kadroları yeterince verilmedi? Bunu soruyorum değerli arkadaşlarım. Niçin, 16 tane üniversite açıldı?.. Uyardığımız halde, rektör atamalarının belli bir kalıba bağlanması konusunda önerimiz vardı, bu üniversiteleri kuran kurucu üniversitelerin kendi aralarından tespit edeceği 6 üyenin 3'ünü Millî Eğitim Bakanı ya da Başbakan tespit eder, diğer 3'ünü eledikten sonra kalan 3'ünü Cumhurbaşkanına gönderir, Cumhurbaşkanı da bu 3'ünden 1'ini seçer; dolayısıyla, böyle bir teklif o zaman kabul edilmiş olsaydı… Bu kürsüden ben seslendirdim, dile getirdim, üniversiteden gelmiş arkadaşınız olarak bu hassasiyeti bildiğim için. Verdiğim kanun tekliflerinden -3 kanun teklifi verdim- 2 üniversite benim kanun teklifimle kuruldu; büyük bir üzüntü duyuyorum, rektörler atanamadı. Anayasa Mahkemesi tarafından da yasanın yürütmesi durduruldu ve kurulmuş üniversiteler şu anda sıkıntı içinde. Gerçi, YÖK Yasasına göre, Anayasa bu yetkiyi YÖK'e teslim etmiş oldu ve YÖK atamayı, geçici de olsa görevlendirerek gerçekleştirmiş olacak. İşte burada, siz, İktidar Partisi olarak, muhalefetin her söylediği yanlıştır duygusuna kapılarak yaklaşırsanız, bugün, hemfikir olduğumuz bir yasada bile düzeltilmesi gereken maddelerin düzeltilmemesi konusunda hata işlemiş olursunuz; hatanızdan dönmeyi ben öneriyorum.

Beyin göçünü engellemek için, dışarıdaki üstün zekâlı Türk evlatlarının geriye getirilmesi konusunda da bir çalışma yapılmasını buradan teklif ediyorum ve biraz önce verdiğim önerge her ne kadar reddedilse bile, diğer maddelerde buna benzer bir önerge verilerek o konunun düzeltilmesini talep ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Dursun Akdemir (Anavatan Partisi, Iğdır). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 6 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2006-06-06-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
