# İstanbul'un fethinin sene-i devriyesi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ekrem Erdem (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 1 Haziran 2005
- **Gündem:** İSTANBUL'UN FETHİNİN SENE-İ DEVRİYESİ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ekrem-erdem-22-2005-06-01-istanbul-un-fethinin-sene-i-devriyesi-munasebetiyle

> Ekrem Erdem (AK Parti), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL'UN FETHİNİN SENE-İ DEVRİYESİ MÜNASEBETİYLE); konuşma 612 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

EKREM ERDEM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'un fethinin 552 nci yıldönümü münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yedi tepe üzerinde kurulu, dünya incisi Boğazıyla iki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul, tarih boyunca, stratejik ve coğrafî konumu nedeniyle birçok milletin dikkatini üzerine çekmiş, Makedonyalılar, Persler, Emeviler, Abbasiler, Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından defeatle kuşatma altına alınmıştır. Ancak, İstanbul'u fethetmek, 21 yaşındaki genç Sultan II. Mehmet'e nasip olmuştur.

İstanbul'un fethi hayalleriyle büyüyen Sultan Mehmet, Boğazdaki geçişleri kontrol altına almak amacıyla Rumeli Hisarını süratle yaptırmak, köhne Bizans'ın surlarını yerle bir edecek toplar döktürmek gibi gereken bütün tedbirleri aldıktan sonra, Bizans İmparatoruna elçiler göndererek, kan dökülmeden İstanbul'u teslim etmesini istemiştir. Kan dökülmemesi taleplerine olumlu cevap alamayan genç Sultan, bir gecede, toplarla donatılmış gemileri karadan yürütüp Haliç'e indirerek kararlılığını ortaya koyarken, son ana kadar, kan dökülmemesine yönelik mesajlar vermeye devam etmiştir. Nihayet, 29 Mayıs 1453'te, Topkapı surlarından içeriye giren ordu, Ulubatlı Hasan'ın burca bayrağı dikmesiyle İstanbul'u fethetmiştir.

Sağında Akşemseddin, solunda Molla Gürani olmak özere şehre giren Fatih, kendisini çiçeklerle karşılayan şehir halkına, dünya tarihinde fatihlerin ağzından çok ender çıkacak şu cümleyi sarf etmiştir: "Bundan sonra malınız, canınız, inancınız, her şeyiniz benim teminatım altındadır."

Fatih, İstanbul'da yaşayan, çeşitli dinlere mensup bütün insanların mal ve can güvenliğini teminat altına alarak, dünyanın, bugün bile erişemediği özgürlük ortamını İstanbul'da tesis etmiştir.

Genç yaşta İstanbul'u fetheden Fatih, bir taraftan şehri imar ederken, diğer yandan, Batlamyus'un Coğrafyası, Homeros'un İlyadası ve İncil gibi birçok kitabı tercüme ettirmiş; matematikçi-astronom Ali Kuşçu, haritacı Frencesco Berlingheir, İtalyan ressam Bellini gibi dünyanın her tarafından sanatkâr ve ilim adamlarını İstanbul'a çağırarak, İstanbul'un bir ilim ve kültür merkezi olmasının köklü adımlarını atmıştır. Bunun üzerine, birçok ülkenin yetişmiş sanatkârları, âlimleri İstanbul'a akın etmişlerdir.

İstanbul'u fethettikten sonra Fatih unvanını alan II. Mehmet, dava adamı, devlet adamı ve ilim adamı olmayı başararak, her üçünü de insanlık âleminin hizmetine sunmuş bir dahi sıfatıyla tarihte yerini almıştır. İnsanı insan yapan yüce İslamın ulvî coşkusundan sapmadan, zamanın ilmine, ilim adamına, sanatına ve sanat adamına sahip çıkarak Ortaçağ taassubunu yıkmıştır. Yüksek karakteri, üstün zekâsı ve kabına sığmayan hırs ve azmiyle tüm zamanların devlet ve siyaset adamlarına örnek teşkil edecek muhteşem bir şahsiyet olarak Türk Milletinin ve hatta insanlık âleminin medarı iftiharı haline gelmiştir.

Ulu Önder Atatürk de "Yeryüzünde, askerî maharetlerle devlet yönetme dirayetinin mükemmel terkibinde temessül eden iki isim vardır; biri Büyük İskender, diğeri Fatih" diyerek, Fatih Sultan Mehmet'i üçbin yıllık Türk tarihinin en büyük kumandanı olarak ilan etmiştir.

İstanbul'un fethi, sıradan bir şehrin alınışı, sıradan bir askerî başarı, sıradan ulaşılmış bir zafer değildir. İstanbul'un fethi, dünya medeniyet tarihi açısından müstesna bir yere sahip onlarca asrın olayıdır.

Hiç kuşku yok ki, İstanbul'un Türkler tarafından fethiyle birlikte, ilk defa doğu ve batı uygarlıkları uzun ömürlü bir köprü üzerinde buluşabilmiş, ilk defa, çokkültürlü büyük kent hayatı, daha önce ve daha sonra ulaşılamamış bir hoşgörü ve anlayış ikliminde şekillenebilmiştir. Başka bir deyişle, Türklerin eline geçtikten sonraki İstanbul, hem kendisi bir barış merkezi olmuş hem de en belalı huzursuzluk alanlarına barış taşıyan kaynak özelliğini taşımıştır.

İstanbul'un fethi, çağlar açıp çağlar kapatmakla kalmamış, Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerinin de başlamasına neden olmuştur.

Ayrıca, 1071 yılında Malazgirt Zaferiyle Anadolu'ya yerleşen Türkler, bu fetihle, Anadolu'yu sonsuza kadar bir Türk yurdu haline getirmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 552 nci fetih yıldönümünü kutlarken, dünyanın büyük metropollerinden olan İstanbulumuzun yapısal sorunlarını tespit etmek ve bunların ortaya çıkardığı tüm sorunlarla yakinen ilgilenerek çözüm üretilmesine katkıda bulunmak, Fatih'e ve fethe bir vefa borcumuzdur.

Sözlerimi tamamlarken, bu fetih yıldönümünde, özellikle Sevgili Peygamberimizin "İstanbul mutlaka fetholunacak; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker" methiyesine mazhar olmuş, başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere bütün komutan ve askerlerini, bir kere daha, minnet ve şükranla anıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ekrem Erdem (AK Parti, İstanbul). “İstanbul'un fethinin sene-i devriyesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ekrem-erdem-22-2005-06-01-istanbul-un-fethinin-sene-i-devriyesi-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
