# İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 25 Haziran 2008
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-06-25-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa

> Emin Haluk Ayhan (MHP), 25 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 1.684 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 248 sıra sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin geneli üzerinde MHP Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, il özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesini ihtiva eden kanun tasarısı kısa bir süre önce komisyonda görüşülmeye başlanmıştır. Tasarıyla ilgili alt komisyon oluşturularak alt komisyon üyeleri belirlenmiştir. Alt komisyon çalışmalara başlamadan konuya ilişkin tasarı geri çekilmiştir. Tasarıya ilişkin görüşmeler sırasında, tasarıya önem verildiği, bu nedenle acilen yasalaşmasının istenmesi dolayısıyla, vatandaşlardan doğrudan alınacak vergilerden vazgeçilmesi ve sadece genel bütçeden ayrılacak paylara ilişkin düzenlemelerin gerçekleştirilmesi hususunun uygun olduğu ifade edilmiştir. Daha sonra tasarı Hükûmet tarafından geri çekilmiştir. Bu gelişmelerden sonra, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi iktidar mensubu milletvekilleri tarafından sunulmuş ve Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler tamamlanmıştır.

Teklifin genel gerekçesi incelendiğinde, yapılan rakamsal değerlendirmelerin en son 2000 yılına ait olduğu görülmektedir. Ayrıca, mahalli idarelerin borçlarına ilişkin değerlendirmelere yer verilmemesi de dikkat çekicidir. Aynı hususların, daha önce Hükûmet tarafından getirilen tasarıda benzer şekilde, hatta aynı şekilde yer alması, iktidar partisi tarafından konuya verilen önemin değerlendirilmesi açısından dikkat çekicidir.

Diğer taraftan, komisyon görüşmeleri esnasında defalarca talep edilmesine rağmen, 2007 yılına ait verilerin, yürürlükteki gerçekleşen mevzuat ve yeni teklifteki şekliyle mukayese edilebilmesini sağlayacak veriler maalesef hâlen komisyon üyelerine ulaştırılmamıştır. Bu husus, Hükûmetin konuya verdiği önemin ciddiyetini göstermesi açısından son derece önemlidir. Hükûmet ve iktidar partisinin teklif sahibi milletvekilleri, kendi parti mensubu belediye başkanlıklarının haksızlıklar karşısında uyarılarını da dikkate almamakta direnmişlerdir. Teklifin mevcut hâliyle kanunlaşması hâlinde, Anayasa ve hukukun “eşitlik”, “adalet” ilkelerine, Anayasa’nın 127’nci maddesindeki “Mahallî idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.” hükmüne aykırı olacaktır. Bu teklif hâlen var olan eşitsizliği gidermek yerine daha da artıracaktır. İçişleri Bakanlığının verilerinden, Komisyon üyelerine dağıttıkları tablolardan anlaşıldığı kadarıyla teklif yürürlüğe girdiği takdirde 2008 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesine kişi başına 562 YTL pay verilirken, Denizli Belediyesine kişi başına 168 YTL pay ayrılmaktadır. İlçe belediyeleri eklendiğinde fark daha da büyümektedir.

Diğer taraftan, 2008 yılı programı Bakanlar Kurulu kararı ek olarak yayımlanmış ve 2008 yılı başında yürürlüğe girmiştir. Kamu kesimi genel dengesi kapsamındaki merkezî yönetim bütçe dengesi ve mahallî idareler dengesi bu karar ekine göre şekillenmiştir. Aradan kısa bir süre geçmesine rağmen, Hükûmet yeni bir tasarı sevk etmiş ancak Komisyonda görüşmeler başlamış olmasına rağmen Hükûmet tasarıyı geri çekmiş ve yeni teklif iktidar partisi milletvekillerince Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Bunun tekrar ifade edilmesindeki amaç, Hükûmetin kendi programına inanmadığını vurgulamaktır, aksi takdirde 2008 yılı programının uygulanmaya konmasından kısa bir süre sonra uygulamadan vazgeçilmemesi gerekirdi. Kaldı ki, merkezî yönetim bütçesinden kesilecek kaynağın hangi harcamalardan tasarruf edileceğine, makroekonomik açıdan da mahallî idarelerin hangi harcama kalemlerine tahsis edileceğine dair bir işaret de gözükmemektedir. Kuşkusuz kanun teklifi vermek milletvekillerinin hakkıdır, ancak esas itibarıyla iktidar partisi milletvekilleri Hükûmetin getireceği tasarıları destekler. Teklif vermek, çoğunlukla muhalefet tarafından kullanılan bir hak olarak değerlendirilmelidir. Bunun göstergesi ise istatistiklerdir. Hükûmetin tasarıyı geri çekmesinin ve benzer bir metnin aynı gerekçelerle teklif olarak getirilmesinin de anlaşılması son derece güçtür.

Son yıllarda, mahallî idarelerin toplam kamu harcamaları içindeki payı çok hızlı bir artış göstermiş ve toplam kamu harcamalarının yüzde 17’sine ulaşmıştır, toplam kamu yatırımları içindeki payı ise yüzde 50’lere yaklaşmıştır. Mahallî idare harcamalarının payı gayrisafi yurt içi hasıla içinde yüzde 4’ler seviyesindedir. Bu göstergeler mahallî idarelerin öneminin maliye politikası açısından daha da artmasına neden olmuştur. Yıllık program metinlerinde -gayrisafi yurt içi hasılaya oran olarak- 2002 yılında yüzde 2,9 olan mahallî idare harcamalarının 2007 yılında 3,9’a yükseleceği tahmin edilmektedir ancak bu artış kamu hizmetlerinde kalite ve hizmet artışını beraberinde getirmemiştir. Artan kaynaklar, yüksek kentleşme hızıyla birlikte hızla artan kentsel altyapı ihtiyacından ziyade cari harcamaların finansmanında ve borç ödemelerinde kullanılmıştır. Yapısal nitelikteki sorunlar kötü mali yönetim ve kaynakların verimsiz kullanımıyla birleştirildiğinde belediyelerin borç stokundaki artış kaçınılmaz hâle gelmiştir. Kaynak artışı metro, çevre ve su gibi temel altyapı yatırımlarına değil, festivallere, profesyonel spor kulüplerine, yapıldıktan bir hafta sonra çöken asfaltlara, lale ve ithal süs bitkilerine dönüşmüştür.

Nitekim, 2006 yılında bitirilen uzlaşma sonuçlarına göre, uzlaşmaya katılan belediyelerin borçları 16 milyar YTL’ye, uzlaşmaya gelmeyenlerle beraber 20 milyar YTL’ye ulaşmaktadır; kanun teklifinin yasalaşması hâlinde kamu finansmanı üzerindeki yükü 2009 yılında yaklaşık 4,5 milyar YTL’ye ulaşacaktır. 2008 yılında ise yaklaşık olarak 2 milyar YTL olacaktır. 2008 yılı programında, kamu kesimi genel dengesi kapsamında öngörülmeyen bu gider, bütçe başta olmak üzere mali hedeflerde ciddi sapmaya neden olacaktır. Harcamalardaki bu artışın nereden finanse edileceği de açık değildir.

2000 yılından bu yana uygulanan istikrar programlarında kamu kesiminin diğer unsurları genel bütçe, KİT, sosyal güvenlik üzerinde mali disiplini sağlamak amacıyla birçok tedbir ve politika uygulanmasına rağmen, mahallî idarelerin mali disipline katkısını sağlayacak neredeyse hiçbir önlem alınmamıştır. Bu durumda dahi hiçbir mali kural getirmeden ve önlem almadan belediyelere yeni kaynakların aktarılması sadece mali disiplinin azalmasına neden olmayacak, aynı zamanda 5018 sayılı Kanun’la getirilmeye çalışılan kamu harcamalarında etkinliğin artırılması çabalarını da baltalayacaktır. Bu durum, genel bütçe açığının artmasına neden olmasının yanı sıra belediyelerde mali disiplinin daha da bozulmasına neden olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise: Yerel yönetimlere -iddia edildiği gibi- merkezî idareden bir görev devri yapılmamasına rağmen, kaynak devrinin yapılmasıdır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün tasfiyesi hariç -ki bu düzenleme sonrası oluşan maliyet için her yıl il özel idarelerine merkezî bütçeden kaynak aktarılmaktadır- hiçbir kamusal hizmet mahallî idarelere devredilmediği hâlde kaynak aktarılması, merkezî idarenin sunduğu eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin kalitesinin azalmasına neden olacaktır. Toplumumuzun şiddetle ihtiyaç duyduğu bu temel kamusal hizmetlerin nitelik ve niceliğini artıracak kaynakların bu şekilde yerele aktarılması son derece yanlış bir tercihtir ve kalkınma planında belirlenen hedeflere ulaşılmasını engelleyecektir. Birçok ilde derslik ve sağlık birimlerine ihtiyaç duyulurken büyükşehir alanlarında belediyelerin birbirine nispet hâlinde hiçbir standardı olmayan ve adına “meslek edindirme kursları” dedikleri kursları açtıkları görülmektedir.

Daha önce ifade ettiğim gibi, teklifin mevcut hâliyle kanunlaşması hâlinde, Anayasa ve hukukun eşitlik, adalet ilkelerine, Anayasa’nın 127’nci maddesindeki “Mahallî idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanır.” hükmüne aykırı olacaktır. Mevcut sistemde Denizli, Malatya gibi hızla büyüyen şehirlerde var olan problem bu şehirlerde artmaya devam edecektir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hakkını iste, hakkını!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Büyükşehir pay dağıtım sisteminde, Sayın Başbakanın “Her hak ettiğini verdik.” dediği Denizli’de, “Hak ettiğini bu dönemde alıyoruz.” dediği Denizli’de, maalesef bu teklifle -yasalaşması hâlinde- Denizli’ye hak ettiğini vermek değil, hak ettiğinden almak olacaktır, adaletsizlik ortaya çıkacaktır. Büyükşehir pay dağıtım sisteminde mevcut yanlış uygulama yeni tasarıyla devam ettirilmiştir. Mevcut büyükşehir pay dağıtım sistemi alan tahsilatı esasına dayanmaktadır. Ancak, özellikle Ankara ve İstanbul’un KİT’lerin ve büyük vergi mükelleflerinin merkezi olması, pay dağıtımında adaletsizliği ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, kurumlar vergisinin yaklaşık yüzde 35’ini ödeyen mali sektörün merkezleri İstanbul’da bulunmaktadır, kamu bankaları Ankara’dadır. Oysa, bu bankalar tüm ülke çapında faaliyet göstermektedirler. Bazı fabrikaların çeşitli illerde üretimi bulunmasına rağmen verginin ödendiği merkez de genelde İstanbul’da olmaktadır. Bu sistemin yeni tasarıda korunmasının yanı sıra genel bütçe vergi payına konu olan bazında genişlemesi adaletsizliği daha da artıracaktır.

Komisyonda kabul edilen tasarı büyük şehirler içerisinde adaletsizliği artırmanın yanı sıra büyükşehir belediyeleriyle diğer il belediyeleri arasındaki makasın açılmasına neden olacaktır. Büyükşehir belediyeleri petrol ürünleri üzerinden alınan ÖTV, tütün ve alkollü ürünler üzerinden alınan ÖTV ve özel iletişim vergilerinin matraha dâhil edilmesi nedeniyle taslağın genelinde hedeflenen artıştan daha fazla bir pay artışına kavuşacaklardır.

Gerek il özel idareleri gerekse belediyeler için gelişmişlik endeksi, pay dağıtımında esas olacak kriterler arasında yer almaktadır. 5’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan oranlar eski tasarılarda yer aldığı hâliyle korunmuştur. Oysa adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçları, 2007 yılı sonu itibarıyla, 2000 yılı nüfus sayımına göre, 2.213 belediyenin nüfusunun azaldığını göstermektedir.

DPT tarafından yapılan çalışma incelendiğinde sınıflandırmanın eşit bölme olarak değil, istatistiki metotla yapıldığı görülmektedir. Eşit bölme, aslında gelişmişlik seviyesi hiç de yüksek olmayan birçok bölgenin gelişmiş belediyeler sınıfında değerlendirilmesine neden olacaktır. Tasarıda yer alan yöntem ve katsayılar, pay dağıtımında belediyeler arasında önemli ve telafi edilemez düzeyde eşitsizlikler ortaya çıkaracaktır. Özellikle belde belediyelerinin de ilçe belediyelerine bağlandığı dikkate alındığında, bu eşitsizlik göreceli olarak daha da artacaktır. Unutulmamalıdır ki, “gelişmiş” olarak tabir edilen yöreler hızla göç almakta ve altyapı yatırımları için çok daha fazla kaynağa ihtiyaç duymaktadır.

Büyükşehir pay dağıtım sisteminde mevcut yanlış uygulama yeni tasarıyla devam ettirilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, büyükşehir belediyeleri pay dağıtım sistemine konu olan ve büyükşehir alanlarındaki tahsilatın belirlendiği vergi idaresi sınırlarına ilişkin bilgi yoktur. Süreç şeffaf değildir. Bu teklifin yasalaşması hâlinde, mahallî idarelerin harcamaları ile gelirlerini eşit bir şekilde karşılayamayacaktır. Bu paylaşımdan elde edilecek ilave gelirleri hangi belediyenin nereye harcayacağını da bilmemektedir. Sadece “Seçim öncesi bir miktar kaynak daha gönderebilir miyiz?” telaşı içinde hazırlanan bir tekliftir. Teklifin amacı bu olunca sistemin düzgün bir mantığı olduğunu söyleyebilmek de imkânsızdır.

Belediyelerin öz gelirlerinin artırılmasına yönelik kısmının teklifte yer almamasının, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinden geri çekilen tasarıdan bu kısmın çıkarılmak istenmesinin amacı da vatandaşı seçim öncesi zorlamama düşüncesidir. Çünkü, AKP seçimde böyle bir yapıyı seçmene izah edemeyecektir. Hatta, AKP vatandaşların doğrudan mahallî idarelere ödeyecekleri vergilerden vazgeçmeden yürürlük tarihini mahallî idareler seçiminden sonraya koymaya bile cesaret edememiştir.

Uygulanmakta olan tarım politikaları nedeniyle büyük şehirlere olan göç hızlanmıştır. İstihdam problemlidir. Uygulanmakta olan konut politikaları ise üç büyük şehirde yerleşimi teşvik eder nitelikte olmuştur. Bu politikalar daha fazla altyapı ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Ancak bu konuda makro bir bakış açısının gerektirdiği çalışmalar maalesef ortaya konulamamıştır.

İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi, mahalli idarelere ilave kaynak sağlaması açısından olumlu mütalaa edilmektedir. Bununla birlikte, mahallî idareler arasında hâlen var olan adaletsizliğin daha da artırılmasına ilave olarak, hedeflenen 2008 yılı programı uygulamasından bir sapma meydana getirilmesinin kaçınılmaz olması, merkezî yönetim bütçesi gelirlerinden alınan kaynağın nasıl telafi edileceğine ve mahallî idare harcamalarının da makro ekonomik açıdan hangi etkiler yaratacağına dair yeterli açıklamaların yapılması gerekmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, gerçekten hükûmetin ve iktidar grubunun milletvekillerinin görüş alanı dardır, bulanıktır. Defalarca gelen tasarı bu sefer yılbaşında getirilmesine rağmen, görüşülmeye başlanmasına, alt komisyon oluşturulmasına rağmen maalesef geri çekilmiştir. Burada önemli olan hadise vatandaşlardan doğrudan alınacak mahalli idare vergilerinden vazgeçilmesidir. Vatandaştan korkulduğu için seçim öncesi bu yapılmıştır. Şimdi getirdiğiniz sistem adil değildir. Teklifin gerekçesi ile daha önce geri çekilen tasarının gerekçelerine baktığımızda harfiyen aynı olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle işin daha ciddi tutulması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu belirttiğim mahzurların dikkate alınarak gerekli değişikliklerin yapılması hâlinde teklifin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-06-25-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
