# Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2008
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-07-09-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Emin Haluk Ayhan (MHP), 9 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)); konuşma 968 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 249 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İstanbul’daki elim olay nedeniyle şehit olan polislerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkelerin gelişmişlik durumunu yansıtan, enerji talebini belirleyen üç temel faktör olarak; nüfus artışı, ekonomik kalkınma ve teknolojideki ilerleme sayılabilir. Türkiye’nin birincil enerji tüketimi 2007 yılında dünya toplamının yüzde 0,95’idir. Bununla beraber, Türkiye’nin aynı yıl 31,1 milyon ton petrol tüketimi ve 35,1 milyar metreküp doğal gaz tüketimi olan, bu miktarların tamamına yakınını ithal eden önemli bir enerji pazarı ve ithalatçısı konumundadır.

Petrol, doğal gaz gibi enerji kaynakları sınırlı olan Türkiye’nin, zengin kaynaklara sahip komşularla sarılı konumu, kendi kaynaklarımızın kıtlığı sebebiyle talihsiz bir konu olarak değerlendirilse de uluslararası enerji geçiş yollarının kavşağında yer alması bunu bir avantaja çevirmesi gerekirken, maalesef, bu Hükûmet döneminde bu da gerçekleştirilememiştir. Türkiye, başta Orta Doğu ve Hazar havzası olmak üzere dünyanın ispatlanmış gaz rezervlerinin yüzde 72’sinin ve ispatlanmış petrol rezervlerinin yüzde 73’ünün bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. Bu nedenle, Türkiye, kaynak ülkeleriyle tüketici pazarları arasında doğal bir köprü işlevi görmekte ve kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesi yoluyla enerji güvenliğinin sağlanmasında önemli bir ülke olarak ön plana çıkmaktadır.

Türkiye, dünyada en süratli büyüyen enerji pazarlarından biri hâline gelmiştir. Türkiye, enerji sektörünün her alanında hızla artan bir taleple karşı karşıyadır. Türkiye’nin artan enerji talebi karşısında kendi enerji kaynaklarının sınırlı olması, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji kaynaklarının ithaline bağımlılığı da beraberinde getirmiştir.

Türkiye’nin enerji ve ekonomi politikalarında son derece kritik bir durum yaşanmaktadır. Enerji ithalatı için 2006 yılında 28,7; 2007’de ise 33,9 milyar dolar ödenmiştir. 2008’de enerji ithalatı faturasının 40 milyar doları aşması beklenmektedir.

Türkiye, enerji tüketiminde yüksek bir dışa bağımlılık yaşamaktadır. 2007 yılı enerji tüketiminin yalnızca yüzde 27’si yerli kaynaklarla karşılanabilmiştir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda toplam enerji tüketiminde petrole yüzde 33, doğal gaza yüzde 29 bağımlı olan Türkiye ekonomisinin ne hâle geleceğinin ayrıca hesaba katılması da gereklidir.

Artan talebin en büyük bileşenini elektrik enerjisi üretimi için doğal gaz tüketimi oluşturmaktadır. İthal bir enerji kaynağı olan doğal gazın elektrik enerjisi üretimi içindeki payı 2006 yılında yüzde 45,8’den 2007’de yüzde 48’e, 2008 yılı tahminlerine göre ise yüzde 49-50’lere çıkması beklenmektedir. Elektrik üretiminde ithal bir enerji kaynağına bu denli bağımlı olmamız hiç rasyonel değildir ve millî çıkarlarımıza da aykırıdır.

Enerji ithalatının genel ekonomi üzerindeki ağır baskısı yanı sıra, 2005 başından bu yana doğal gaza açıklanmış enflasyon rakamlarının çok üzerinde bir düzeyde zam yapılmış olması sanayi sektörleriyle halkı olumsuz şekilde etkilemektedir.

Yüksek ithalat bağımlısı olduğumuz ülkelere yönelik arz güvenliği kaygıları enerji sorunlarımızın başında yer almaktadır. Gerçekçi bir gözle değerlendirildiğinde, bu ve benzeri göstergeler, Türkiye enerji politikaları ve genel ekonomi dengeleri açısından altüst edici değerlerdir ve birer kriz faktörü oluşturmaktadırlar. Aksi takdirde, Hükûmet niye bu tasarıyı getirme ihtiyacını hissedecektir?

Tasarının 3’üncü maddesiyle, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı enerji üretim tesislerine birtakım kolaylıklar sağlanmıştır. Küçük ölçekli yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının hızla yaygınlaşması için bu tesisler tarafından üretilecek elektriğin sisteme nasıl bağlanabileceğinin ve nasıl bir tarife uygulanacağının geciktirilmeden düzenlenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

Tasarının 4’üncü maddesinde 4628 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin sonuna ilave edilen fıkrayla getirilen hükmün, şu ana kadar 4046 sayılı Kanun kapsamında uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilmesinde yarar vardır çünkü yetki aşamasında farklı kuruluşlara bağlı olmanın bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olacağı bir gerçektir. Alt komisyon görüşmeleri sırasında da şimdiye kadar böyle bir uygulama olmadığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yetkililerince ifade edilmiştir. Ayrıca, özelleştirmeden elde edilecek gelirlerin enerjiyle ilgili kuruluşlara özel ödenek olarak kaydedilme durumu söz konusu olmaktadır. Bu uygulama, 5018 sayılı Kanun’a aykırılık arz etmektedir. Artık bu husus Hükûmet tarafından her konuda gelenek hâline getirilmektedir.

Tasarının 5’inci maddesinde yapılan ilaveyle, kamu tüzel kişiliğini haiz tüzel kişilere yürütülen üretim, iletim ve dağıtım faaliyetleri kapsamında tesislerin işletilmesi ve bakım-onarım işlerinin hizmet alınmak yoluyla yürütülmesi imkânı getirilmektedir. Bu durum, zaman içerisinde kamudaki mevcut nitelikli personelin erimesine yol açabilir. Hatta zamanla bu hizmeti alabilecek veya alınan hizmeti kontrol edebilecek kadar niteliğe sahip personelin bulunmasında dahi sıkıntılar doğurabilir. Bu sebeple, bu tesisler kamu tarafından işletildiği sürece hizmetlerin kamu personeli eliyle yürütülmesi öncelikli olarak düşünülmeli ve personel politikası buna göre belirlenmelidir.

Tasarının 7’nci maddesiyle fiyat eşitleme mekanizmasının uygulanacağı geçiş dönemi 31/12/2012 tarihine çekilmektedir. Uygulama, özellikle ülkemizin yüksek olan kayıp ve kaçakların daha da artmasına sebep olabilir. Ulusal tarife uygulamasının politikalarının da etkisiyle bazı bölgelerimizde kayıp ve kaçaklar çok yüksek boyutlara ulaşmıştır. Bu sebeple, çapraz sübvansiyonlar yerine gerekirse başka bir formül bulunarak herkesin tükettiği enerjinin bedelini ödemesi gerektiği bilincinin yerleştirilmesi hususu değerlendirilmelidir. Elektrik kayıp kaçağının en düşük olduğu il olan Denizlili sanayiciler inim inim inlerken kaçak kullanım problemlerini niye Denizlili sanayicilere yüklüyorsunuz?

AKP Hükûmetleri döneminde kamu enerji sektörü yatırımlarının toplam kamu sektörü yatırımları içindeki payı giderek azalmıştır. Enerji sektöründe, 2002 yılında yüzde 20,8 olarak gerçekleşen bu pay, 2008 yılı programında yüzde 9,1 olarak hedeflenmiştir. Sabit fiyatlarla 2004, 2006 ve 2007 yıllarında kamu enerji sektörü yatırımlarında önemli azalmalar meydana gelmiştir. Bunun sorumlusu muhalefet değildir. Birincil enerji tüketimi ve kaynakların oranları dikkate alındığında 2002 yılında doğal gaza olan bağımlılık yüzde 26 düzeyindeyken 2008 yılının programında bu oranın yüzde 30,2’lere ulaşması öngörülmektedir.

AKP Hükûmeti döneminde Hükûmetin enerji politikalarının temelinde, ulusal çıkarların korunması, enerji arzı ve güvenliğinin ve devamlılığının sağlanması, serbest rekabete dayalı bir enerji piyasası oluşturulması konuları yer almaktadır. 60’ıncı AKP Hükûmeti Programı’nda, enerji güvenliği ana unsur olarak yer almış ve konutlarda tüketilen elektriğe hiç zam yapılmadığı, sanayide tüketilen elektrik fiyatında yüzde 5 indirim yapıldığı konularına yer verilmiştir. Ancak 2008 yılında elektrik fiyatlarında yüzde 40’ları aşan zamlar meydana gelmiştir.

Hiç kimse enerji talebi ile büyüme ilişkisinden bahsetmemektedir. Olmayan enerjinin ekonomiye maliyeti nedir? İhtiyaç fazlası kapasitenin maliyeti nedir? Elimizde bir çalışma var mıdır? Niçin kamuoyuyla paylaşmıyoruz? Bunların Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-07-09-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
