# Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ocak 2010
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.446)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2010-01-07-serbest-bolgeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-446

> Emin Haluk Ayhan (MHP), 7 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.446)); konuşma 1.900 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşülmekte olan 446 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek için söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, şahsım ve grubum adına yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle burada üzerinde durmak istediğim bir husus, bu teklif 2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüştüğümüz ilk kanun teklifi. Milyonlar aç, esnaf perişan, çiftçi zulme uğramış gibi, sanayici vurgun yemiş gibi, ticaret erbabı kıvranıyor. Eskiden fakirlik toplumsal bir olaydı, şimdi meslek oldu. Öğrenciler perişan, memurların sesi kısılıyor. İşçiler ve milletvekillerinin sesi çıkmasın diye gaza maruz kalıyorlar. Hacizler, boşanmalar, cinayetler, sokak kavgaları artıyor.

Hiç siyasi duruma değinmeden teknik bir konuşma yapmayı düşünmüştüm ancak Sayın AKP Grup Başkan Vekilinin konuya ilişkin konuşmasından sonra kaç kişiye sataştığı ortaya çıktı, süre yetmediği için sınırlı kaldı, cevap verme de sınırlı kaldı.

Bugün gerçekten ülkemiz siyasi olarak, sosyal olarak, ekonomik olarak kargaşa içerisindedir, yönetilemiyor. Dünyada krizden en çok etkilenen ülkelerden birisi ülkemiz. Hükûmet ve AKP gerginleşmeden medet umuyor. Bakıyoruz, AKP’nin en acil meselesi bu kanun teklifi! Neyi çözecek? Milleti aldatıyorsunuz, milleti kandırıyorsunuz. Bizim tenkit ettiğimiz meseleleri güya hafife almaya çalışıyorsunuz. Bu, işe nasıl ciddiyetle baktığınızı gösterir. Bir de üst paragrafı okusaydı Sayın Grup Başkan Vekili, gerçekten, Meclis Genel Kurulunda bulunan sayın milletvekilleri, bizzat AKP döneminde sanayinin ne hâle getirildiğini Bakanlar Kurulu kararı eki olan programdan çok rahat -2010 Yılı Programı’ndan- anlayabilirlerdi. Bu metnin aynısı 2009 Yılı Programı’nda da mevcut.

Şimdi, biz sadece konunun ciddiyeti açısından önem verilmediğini söylemedik burada. Sayın Grup Başkan Vekili şunları da söyleyebilirdi: “Bakın, bizim muhalefet şerhimizde -bundan sonrasını özellikle ifade etmek istiyorum- şunlar da vardı: ‘Sanayinin kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı imalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunlar devam etmektedir. Ayrıca teknoloji üretiminde yetersizlik, modern teknoloji kullanımının hızlı yaygınlaştırılamaması, nitelikli iş gücü eksikliği, yüksek katma değerli ürünlerde sınırlı üretim kabiliyeti, tesislerin üretim ve yönetim yapılarında modernizasyon ihtiyacı, sanayinin kapasitesi ve potansiyeli konusunda yatırımcıların bilgiye erişimindeki zorluklar gibi genellikle yapısal nitelikteki sorunların çözülmesi gerekmektedir.’” Bu, 2010 Yılı Programı’nda, Bakanlar Kurulu kararı eki olan programda yer almaktadır. Neyi ifade etmektedir? “Biz iktidarda olduğumuz sürece sorunları çözemedik, hafifletemedik; sanayi gerçekten sıkıntılı bir duruma düştü.” denilmektedir. Peki, bu kadar zor bir durum varken ortada, serbest bölgelerin daha önce üç kere değiştirdiğiniz maddesinin tekrar ele alınmasının bu memleketin hangi yönüne, hangi işine, hangi derdine deva olacağı söylenilebilir? Gerçekten bunu burada tekrar ifade etmek istiyorum. Ülke bu kadar siyasi, sosyal, ekonomik problemlerle boğuşurken, bu getirdiğimiz maddenin aç insanların, esnafın zorluğunda, esnafın sıkıntılı durumunda bütün bu problemler devam ederken bizim getirdiğimiz maddenin Türkiye’nin hangi problemini çözeceğini gerçekten ben merak ediyorum.

Sayın milletvekilleri, serbest bölgelerin genel olarak gördüğü bir tarifi bulunmamaktadır. Serbest bölge tarifleri farklı da olsa, serbest bölgelerin uluslararası ticarette hızla gelişen ve değişen bir uygulama olduğu söylenilebilir. Bugün serbest bölgeler lojistik parklarına, endüstri bölgelerine dönüşmekte ve artan uluslararası rekabette yabancı sermaye yatırımları için tercih edilen merkezler olarak yeniden önem kazanmaktadırlar. Böyle olmasının nedeni serbest bölgelerin uluslararası yatırımlara açık olması ve ülkelerin yabancı sermayeyi çekebilmek için uygulamalarını saydam ve profesyonel yönetimle sürdürmeleridir.

Serbest bölgeler, ülke geneline göre sağladığı esnekliklere karşın en sıkı korunan ve kayıt altında tutulan yerlerdir. Buna karşın temel kuruluş amacı yatırımcıyı çekmek olduğundan serbest bölgelerde bürokratik işlemler açısından kolaylaştırılmış bir sistemle çalışılması, serbest bölgelerin başarısı açısından önemli bir unsurdur.

Ülkemizdeki serbest bölgelere ilişkin cumhuriyetin kuruluş yıllarında asıl hedeflenen, özel sektörün desteklenmesi, yerli bir sermaye kapasitesi yaratmaktı. Bu nedenle serbest bölgelerle ilgili olarak yürürlüğe giren ilk yasa 1927 yılında çıkarılan 1132 sayılı Serbest Mıntıka Kanunu’dur. Daha sonra 1946 yılında çıkarılan 4893 sayılı Şark Halı ve Kilimleriyle Benzerleri ve Hayvan Postları İçin Kurulacak Serbest Yer Hakkında Kanun, 1953 yılında 6209 sayılı Serbest Bölge Kanunu’yla uygulama ve denemeler devam etmiştir.

Serbest bölgelerin kurulmasıyla ilgili en önemli gelişme 24 Ocak 1980 kararlarının uygulanmasıyla başlamıştır. 15 Haziran 1985 tarihinde 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu yürürlüğe girmiştir. Serbest Bölgeler Kanunu, yürürlüğe girdiği dönemin şartlarının da ötesinde liberal düzenlemeler getirmiştir. Kanun’un 6’ncı maddesine göre serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmış, bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükelleflerine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı ve Türkiye’deki tam ve dar mükellef, gerçek ve tüzel kişilerin serbest bölgedeki faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazanç ve iratların Türkiye’ye getirildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsiki hâlinde de gelir ve kurumlar vergilerinden muaf olacağı hükme bağlanmıştır. Bu kilit maddeyle hem serbest bölgedeki mali teşvikler düzenlenmiş hem de serbest bölgelerin etkin işleyişi için önemli bir unsur olan bürokratik işlemlerde basitleştirme gereği temin edilmiştir.

Kanun’un sağladığı yasal çerçeve serbest bölgelerin bir dış ticaret politikası olarak benimsenmesini sağlamıştır. 3218 sayılı Kanun devlet ve özel sektör iş birliğinin en verimli örneklerinden birisi olmuştur.

Kamunun altyapı yatırımlarının gerçekleştirildiği arazisi hazineye ait, işletmelerinin ise özel sektöre bırakıldığı Antalya ve Mersin Serbest Bölgelerinin ardından, altyapı yatırımlarının da özel sektör tarafından yapıldığı bir modele geçilmiştir. Bugün 20 serbest bölgeden 9’unun arazisi özel sektöre aittir.

Serbest bölgelerimizin tümünün başarılı olduğunu söylemek doğru değildir. Bu, serbest bölge modelinden değil, hem serbest bölge yerlerinin politik baskılarla seçiminden hem de ülkemizde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin etkisinden kaynaklanmaktadır. Yatırımcıları çekmek için şeffaf politikalar, basitleştirilmiş bürokratik işlemler büyük önem taşımaktadır. Serbest bölgenin stratejik bir konuma sahip olması, ulusal dış ticaret politikalarının ve bölgesel kalkınma stratejilerinin serbest bölge konseptini desteklemesi gerekir, aksi takdirde başarı zorlaşmaktadır. Serbest bölgelerin tam olarak desteklendiğini söylemek mümkün değildir. Kanunda değişiklik yapılması konusunda dışarıdan girişimler yatırımcılara güveni sarsmıştır. Maalesef, bu, AKP İktidarı döneminde olmuştur. Nihayetinde 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girişiyle serbest bölgeler kuruluş amacından uzaklaşmıştır. 5084 sayılı Kanun’la serbest bölge kullanıcılarının vergi mükellefi olması ve Kanun’un yürürlüğe girdiği 6 Şubat 2004 tarihinden sonra üretim konusu dışında ruhsat alan firmaları vergi istisnalarından mahrum bırakması hem başvurularda azalmaya hem de kullanıcıları süresi dolan faaliyetlerinin ruhsatlarını yenilememeye itmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; serbest bölgeler, gelişmekte olan ülkelerde ihracatın arttırılması, yabancı sermayenin özendirilmesi, teknoloji transferi ve istihdam yaratmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak AKP Hükûmetinin çıkardığı 6 Şubat 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5084 sayılı Yasa’yla en önemli vasıflarını yitirmiş ve maalesef büyük darbe almıştır. Yıl içinde aynı maddenin 3 kere değiştirilmesi bile söz konusu olabilmektedir. Bu Yasa serbest bölgelerde faaliyet gösteren üretici ve alım-satım ruhsatı sahibi tüm firmaların daha önce Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti tarafından kendilerine vadedilen ve ruhsat verilmesiyle tüm yatırım planlarını Türkiye Cumhuriyeti yasalarına inanarak yapıp, üretim ve alım-satım ruhsat faaliyetlerini planladıktan sonra, planladıkları yönde gerçekleştirdikleri sırada bir sürprizle bu firmaların önüne konulmuştur. Neden konulmuştur? Çünkü Hükûmet, Avrupa Birliğine verdiği sözleri yerine getirirken gözü kendi topraklarına yatırım yapanları görmemiştir; verdiği sözleri, sonuç analizlerini sorgulamadan yerine getirmenin telaşına düşmüştür. Tabii ki sonuçlar, kendilerinin öngörmedikleri safhalara gelmiştir.

Serbest bölgeler hakkında son yıllarda basına yansıyan birçok olay kamu vicdanında soru işaretleri yaratabilmektedir. Bunu önemle belirtmek gerekir ki Türk halkının vergileriyle kurulan bu ekonomik yapılar Türkiye ekonomisinin temel taşlarından olup, ihracat, yatırım ve üretim konularında vazifelerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, serbest bölgeler, Türkiye’de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli biçimde sağlamak üzere yirmi ayrı bölgede faaliyet gösteren çevresiyle, yüz binlerin üzerinde kişinin ekmek yediği işletmelerdir. Bu bölgeler ekonomimizin önemli altyapı taşlarıdır.

Şimdi görüşmekte olduğumuz kanun teklifi 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 11/4/2007 tarih, 5623 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle değişik 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yaparak yurt dışından bölgelere getirilen malların CİF değeri üzerinden peşin olmak üzere binde 1, bölgeden Türkiye’ye çıkarılacak malların FOB değeri üzerinden peşin olmak üzere binde 9 oranında kesinti yapılması uygulamasını getiriyor. Ayrıca 2’nci maddesiyle bu uygulamanın kanunun yürürlük tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Türkiye’nin 2008 yılındaki dış ticaret hacmi 334 milyar dolar. Aynı dönemde serbest bölgelerdeki toplam dış ticaret hacmi 24,6 milyar dolar. Krizin yarattığı makroekonomik problemler 334 milyar ABD Doları dış ticaret hacmi için tedbir almayan AKP’nin, aniden serbest bölgeler için 24 milyarlık, hatta bu yıl 15 milyar dolarlık dış ticaret için, bir maddesiyle ilgili çok acil tedbir almaya yöneltiliyor. Yılbaşından önce, Komisyonda, âdeta Komisyon mensuplarının, Komisyon üyelerinin iki ayakları tek pabuca sığdırılıyor. “Nedir bu kanunun anlamı, nedir bunun önemi?” diye soruyoruz, gerçekten cevap alamıyoruz. Bunun çok iyi izah edilmesi lazım. Gerçekten önemliyse, hangi sektöre yardım ediyorsa, hangi firmaya yardım ediyorsa, bu bize, bu gelen talep gerekçeyle beraber muhalefet milletvekillerine de gelse biz de buna katkı sağlarız. Ama bu, aniden gelen, aniden görüşülen, hatta -dün de ifade ettim, Sayın Grup Başkan Vekili gerçi çok alındı ama- “teklif” yazarak, “tasarı”nın üstüne “teklif” yazarak -Daksil’in üzerine- konunun ciddiyetini, önemini burada gösterdi. Onu söyledik. Şimdi, bunu hafife almanın bir anlamı yok. İşi ciddiye alıp yüz binleri, milyonları, açı, esnafı, memuru düşünecek birtakım tedbirleri buraya getirelim. Çünkü daha önceden AKP İktidarının vukuatı var. Dün bahsettim, mahalli idarelerle ilgili kanun geldiğinde bize önce getirdiler, Hükûmet tasarısı olarak geldi. Sonra geri çektiler, bir kısmını çıkardılar. Virgülüne kadar aynı gerekçe, dün de söyledim. Virgülüne kadar aynı gerekçe... Ne diyorsunuz ondan sonra? Alt komisyona bile haber vermeden geri çekiyorsunuz, teklif olarak geri geliyor. Yapılabilir mi? Yapılabilir. Ama güven unsuru ortada kalır mı o hükûmet için? Kalmaz. Bu, gerçekten sıkıntılı bir iş.

Şimdi, biraz önce ifade ettim. Bakın, Denizli Serbest Bölgesi’yle ilgili 22/10/2008 tarihinde neler söylemişim? “Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; merak ediyorum, Denizli’ye serbest bölge kuruldu. Büyük ümitlerle ilimiz sevindi, ilimizin vatandaşları sevindi, ümit bağladı.” 5084 sayılı Yasa’yı ne yaptınız? Çıkardınız. O serbest bölgeden 10 kilometre, 15 kilometre ileri giden Afyon il sınırını geçtiniz; Denizli’deki bütün işletmeler Afyonlu bakanların, Afyonlu milletvekillerinin ve Afyonlu bürokratların, Afyonlu valinin peşinde dolandı. Şimdi, bütün bunları yaptınız, Denizli sıkıntıya düştü. Biz Denizli’nin sorunlarını dile getirdiğimiz için bize ne diyorsunuz? “Denizli’ye ihanet ediyorsunuz.” diyorsunuz. Denizli’ye ihaneti AKP Hükûmeti yaptı. Bu teşviki, 5084 sayılı teşviki Denizlili sivil toplum kuruluşları -yirmiden fazla- bütün bizim milletvekillerine gönderdi ve diğer milletvekillerine de gönderdi, muhtemelen AKP’li milletvekili arkadaşlara da gönderdi. Ne dediler? “Bu olmasın, uzatılmasın. Bizim ilimize zarar veriyor.” Peki, başka nerede oldu bu? Biz Sayın Maliye Bakanına da burada söyledik, kabul etti “Evet, Denizli’yi de sıkıntıya soktu.” dedi. Başka nereyi sıkıntıya soktu? “Antep’i de sıkıntıya soktu.” dedi. Şimdi buna hangi milletvekili olursa olsun… Denizli’nin Sanayi Odası Başkanı, Ticaret Odası Başkanı, sanayicileri söylüyor, buna AKP Hükûmeti karşı çıkıyor, olabilir mi böyle bir şey?

Şimdi, söylemek istediğim husus bu. Ancak AKP döneminde Denizli’de serbest bölgeye çivi çakılmadı. “Çakıldı” diyen varsa gelsin bu tarafa. Bir tane tesis orada duruyor. (MHP sıralarından alkışlar) Şimdi ne yapmamız lazım? Bunlara bir bakmamız lazım.

Biz şimdi, dış ticaret hacmindeki değişmelere çok yönlü olarak baktığımız zaman ocak-ekim-kasımda yüzde 32 oranında dış ticaret hacmi serbest bölgelerde değişmiş. “Mardin’de dış ticaret hacminde kayda değer bir gelişme yok.” diyoruz. İstihdamda sanıyorum yüzde 150 -yanılıyorsam söyleyin- bir artış var. Bakıyorum en büyük serbest bölgelere, hepsindeki azalış dış ticaret hacminde yüzde 40. Devam ediyoruz, iptal edilen ruhsatlar önemli, oralarda önemli şeyler var.

Şimdi, konuyu uzatıp gitmek mümkün, ancak esnafın harap olduğu, çiftçinin harap olduğu, köylünün sıkıştığı, hacizlerin arttığı bir dönemde bizim bunları dikkate almayıp bu işlerin ötesinde, günlük, filancanın, falancanın teklifinin getirilmesi gerçekten bizleri üzüyor. Bu getirdiğiniz tasarıyla, bu getirdiğiniz teklifle bile en azından bize ulaşan dört beş tane, farklı değişiklik önergeleri var, değişiklik arzuları var ama bilin ki bunları buraya getirdiğimiz zaman siz ne yapacaksınız? Bunları kabul etmeyeceksiniz.

Şimdi, cari açığın finansmanında önemli bir unsur diyorsunuz gelirler, döviz geliri. Bakın, 2009 Yılı Programı burada görüşülürken, daha buradayken, o gün, dış ticaretten sorumlu Sayın Bakan ne dedi: “Daha bu rakamların üzerinde ihracatta yüzde 17, ithalatta yüzde 25 azalma gerçekleşecek.” 149 dediğiniz ihracata 98,5 hedef koyuyorsunuz, ithalata 232,5 diyorsunuz 134 oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2010-01-07-serbest-bolgeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-446 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
