# Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Emin Şirin (İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 16 Kasım 2005
- **Gündem:** AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/emin-sirin-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za

> Emin Şirin, 16 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)); konuşma 1.517 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA EMİN ŞİRİN (İstanbul) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; akaryakıt komisyonu raporu üzerine, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi hürmetle selamlarım.

Bu raporu, bugün tartıştığımız bu raporu ben yazın okudum; rapor çıkalı aylar oldu. Bizim bu dönemimiz başlayalı da 1 100 gün oldu, üç seneyi tamamladık. Çok merak ediyorum: Bu konu, hakikaten, bu kadar mühim bir konu idiyse, biz, 1 100 gün ne bekledik, üç seneyi niye bekledik?! Bunun sebeplerini de, şimdi, size, teker teker anlatacağım. Ciddî bir şekilde bir konuya eğilmek isteyen bir hükümetin veya Meclisin, konuyu neden bu kadar geciktirdiğini, konuyu neden bu kadar dikkatsiz ele aldığını da fevkalade merak ediyorum. Bu kadar, milyarlarca, eksik olan bir şeye sıra bir ayda da gelirdi. Anlatacağım şimdi size; sıranın gelmediğini de size ispat edeceğim belgelerle.

Bu rapor, dikkatle okunduğu zaman, konuyu bilen insanların, müfettişlerin, aşağı yukarı en fazla onbeş günde yazabilecekleri bir rapor; bu kadar gezmeye filan da ihtiyaç yoktu. Konuyu bilen insanlar, akaryakıt işinin içinde olan insanlar, buradaki bilgileri on onbeş günde toparlarlardı. Rapor, daha ziyade Güneydoğu Anadoluya ve doğuya ağırlık veren, batı kısmına da fazla ağırlık vermeden, neticeleri bağlayan bir rapor halinde. Türkiye'deki akaryakıt tüketiminin yüzde 40-45'i Marmara Bölgesinde, İstanbul ve Marmara Bölgesinde. Zira, ekonomi ona göre yürüyor. Buna mukabil, biz, o civarda yapılan kaçakçılığı bu raporun içinde çok fazla bulamıyoruz.

Bu kaçakçılık meselesine eğildiğimiz zaman, bu kaçakçılığı alakadar eden bakanlıklar neler diye baktığınızda, Kürşad Tüzmen'in Bakanlığını alakadar ediyor, Bakan burada yok; Enerji Bakanını alâkadar ediyor, Bakan burada yok. Bu iki Bakanın haricinde, Çevre Bakanımızı burada görüyoruz. Doğrudur, Çevre Bakanlığını da sağlık bakımından alakadar ediyor; ama, Kürşad Tüzmen'i, Enerji Bakanını, Maliye Bakanını bu kadar alâkadar eden bir konuda, kendilerinin burada olmamasını, hakikaten, çok garip karşılıyorum. Bu konu bu kadar mühimse, bakanlar niye burada değiller?!

Şimdi, bu rapor yaz aylarında çıktı; haziran ayında çıktı. Ben, dağıtılmadan evvel okudum. Temmuz ayında da -alakadar olanlara bilgi vermek isterim- Maliye Bakanlığına, Başbakana -Başbakanımıza- ve özellikle Sayın Kürşad Tüzmen'e yazı yazdım. Buradaki önerileri, raporda bu öneriler var, bunun hakkında ne tedbir almak istiyorsunuz, düşünüyorsunuz diye sordum. cevap geldi, sıfır. Bu konu bu kadar ciddîyse, bu önerileri ben, bir bilgi edinme formu veya soru önergesi şeklinde intikal ettiriyorsam, neden bunların cevabı bugüne kadar alınmadı, neden bu tedbirler bugüne kadar yok?!.

Bir başka konuya daha gelmek istiyorum: Marker meselesi; Enerji Piyasası Denetleme Kurulumuzu alakadar ediyor. Enerji Piyasası Denetleme Kurulu, bu marker ihalesini, söz vermesine rağmen -tekrar ediyorum, 1 000 gündür buradayız, üç senemizi doldurduk- bu ihaleyi yapamadı, yapmadı. Bu ihaleden de netice alınamayacağını buradan size anlatmak isterim. İhaleyi, konuyu hiç bilmeyen bir İsrailli firma şu anda almış görünüyor; imalatçı değil ve çok büyük bir ihtimalle -buradan, Enerji Piyasası Denetleme Kurulunun da dikkatine getirmek isterim- çok büyük bir ihtimalle, maliyetin çok altında verdiği fiyatla aldığı bu ihaleyi, teminat mektubunu yakmak suretiyle yerine getirmeyecek; zira, şu anda menfaatı, bu ihalenin yapılması değil, yapılmaması. Konu bir sene daha gecikecek.

Siz de takdir edersiniz ki, hükümetimiz, bakanlıklarımız, bu konuyu tanzim etmesi gereken birimler, süratli bir şekilde, belki, Enerji Piyasası Denetleme Kuruluna yetki vermek suretiyle, bu alımı da süratle gerçekleştirmek imkânı olabilirdi ve bu iş süratle yapılabilirdi.

Kürşad Tüzmen'in dikkatini çekmek istiyorum, burada yok; ancak, nereye baksanız, her sayfada Kürşad Tüzmen'in ihmali var, her sayfada var. Gümrükler onun kontrolünde; ne yapacaksınız diye soruyorum "hiçbir şey yapamayız; biz, ancak denetlemeyi şöyle böyle yapıyoruz" diyor "ancak numuneleme usulünden denetleme yapabiliyoruz" diyor. Bu olur mu; böyle bir cevap verilebilir mi?! Üç senedir böyle bir mesuliyetsiz davranış olması imkânı var mıdır?! Transit meselesini soruyoruz… Burada Kürşad Tüzmen'e sorulmuş bir soru daha var; Ufuk kardeşimiz bilgi verdi Irak'la ilgili olarak; o, doğudan yapılan bir kaçakçılığın parçası; batıdan yapılan kaçakçılık için, size söyleyeyim, bu mallar, böyle, batıda, tenekelerle falan satılmıyor, benzin istasyonlarında satılıyor, sisteme giriyor. Sistem kim; 4-5 tane büyük firma. Bu 4-5 büyük firma aynı zamanda ithalatçı firmalar ve nedense, TÜPRAŞ'tan malı, benzini veya motorini aynı fiyattan almaları mümkün iken, nedense, 1-2-3 dolar daha pahalı olmasına rağmen ithal etmeyi tercih ediyorlar; bu, merak uyandıran bir husus değil mi?! O zaman, bu merak uyandıran hususa baktığınız zaman ortaya çok enteresan bir şey çıkıyor. Malı getiren geminin yükleme limanındaki konşimentosuna baktığınız zaman, bir örnek olarak veriyorum, gemi 10 000 tonluk bir gemi; yüklerken 10 000 ton yüklemiş, boşaltma limanındaki boşaltma miktarı 5 000 ton. 5 000 ton -bazı yerlerde ufak, kısa kısa bahsedildiği gibi- ya paralel bir hattan veya da gümrük suiistimali yapılarak boşaltılıyor. Bunlar boşaltıldıktan sonra tankerlere yükleniyor. Ben burada İçişleri Bakanını da görmek isterdim; çünkü, bunun her satırında jandarma ve polisin ihmali var gümrükle beraber.

Şimdi, tasavvur buyurun; mazotun ve benzinin yüzde 50'si Marmara Bölgesinde tüketiliyor ise ve bu malın Habur'dan girdiği düşünülüyor ise -günde 1 000 tankerden bahsediyoruz miktar olarak- bu 1 000 tanker İstanbul'a kadar, İzmit'e kadar nasıl gelir, bunlar nerede boşalır, bunlar hangi büyük şirketin depolarına girer, hangi büyük şirketin depolarından pazarlanır? Tekrar ediyorum, Türkiye'deki mazotun ve benzinin yüzde 45'ini-50'sini tüketen İstanbul, Kocaeli, Marmara Bölgesinde hiçbir şekilde tankerlerle veya bidonlarla mazot satışı yok; sisteme giriyor bu mal.

Burada yaptığım tenkitleri, lütfen, yapıcı manada değerlendirmenizi rica edeceğim; çünkü, bu, Türkiye'nin çok önemli, kanayan bir yarası. Sonunda, herkes, çiftçimizden dolmuş şoförüne kadar, pahalı mazotu biraz da bu yüzden alıyor. Bugün dünyanın en pahalı benzinini, en pahalı mazotunu kullanıyoruz. Bunun fiyatının düşürülebilmesi veya makul hale gelebilmesinin çarelerinden bir tanesi de bu kaçakçılığın önlenmesi.

Sizden bir ricam var, hükümetten ciddî bir ricam var. Bugün sadece Çevre Bakanının buraya gelmesi, 1 100 gün geçtikten sonra seçimlerden, hükümetin bu konuya gerekli ağırlığı verdiği kanaatini bende uyandırmıyor. Bunu, bir memleket meselesi olarak ele almamız lazım ve hükümetin bu konuyu hakikaten gündemine alması lazım, bir koordinasyon kurması lazım. Burada İçişleri Bakanlığı lazım, burada jandarma lazım, burada her şeyden evvel burada mutlaka görmek istediğimiz Kürşad Tüzmen lazım; her satırda Kürşad Tüzmen var. Bunu ihmal etmeden bu işleri yapması gerekiyor. Enerji Bakanı lazım, Enerji Piyasası Denetleme Kurulunun mensuplarını burada görmemiz lazım. Ben, bu görüşmeyi neredeyse yapılmamış addediyorum. Burada bir sohbet yapıyoruz, konuyu bilen arkadaşların çok rahatlıkla aralarında konuşabileceği konuları konuşuyoruz; ancak, buradan bir netice çıkacağı kanaatinde de değilim. Neden değilim; burada komisyonumuzun bugün görüştüğü, on sayfayı geçen, her biri de gayet akıllı ve dikkatli konuları size tekrar söylüyorum; Başbakanımız kanalıyla ilgili bütün birimlere dağıttım, burada. Gelen cevaplar mazeret üretiyor; bir tanesi ben bu işi yapacağım dememiş. Bu, bir hükümet meselesi haline geldi, bir memleket meselesi haline geldi, ciddî bir ekonomik sorun haline geldi. Bunu, hükümetin, belki bir devlet bakanımızı veya başbakan yardımcısını koordinatör bakan olarak atayarak, Kürşad Tüzmen'iyle, İçişleri Bakanlığıyla, jandarmasıyla, polisiyle, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu yetkilileriyle bir araya getirmek suretiyle, inanın, meram edilirse onbeş yirmi günde bitirilir.

Bir şey daha söyleyeyim size: Bu kaçakçılık -hep şeyden bahsedilir- medyanın da çok işlediği bir konu; vergi yükselince kaçakçılık çok olur derler. Doğrudur; ancak, bu, o kadar da kolay olmaz. Niçin derseniz, sigara kaçakçılığından bir örnek vereyim. Dünyada sigarayı iki üç firma üretir; Reynolds üretir, Philip Morris üretir, Japon-Amerikan Tobacco üretir ve ben, İsviçre'deki günlerimde muhatap olduğum hadiselerden biliyorum; kaçak malı da ana şirketler organize ederler; yani, siz, bir konteyner Marlboro almaya kalkarsanız, merkezin haberi olmadan bir konteyner kaçak Marlboro'yu bulamazsınız. Bu adamları çağırıp da gerektiği şekilde konuşursanız, bu kaçakçılık zıp diye durur.

Tekrar Marmara Bölgesine döneceğim. Petrol Ofisi… Hakkında ihbarlar olmasına rağmen Petrol Ofisinin burada, bildirdim "incelemeye gerek görülmemiştir" cevabı geldi Kürşad Tüzmen'den. Tutanaklara geçsin diye söylüyorum; burada var. Bunun yanında Shell, bunun yanında BP, bunun yanında bir iki TOTAL, üç dört tane firma.

Şimdi, bu firmaların her biri, elektronik aygıtlarla, benzin istasyonlarına giren mazotu ve benzini kontrol altında tutuyorlar. Bu firmaların bilgisi olmadan, kaçak mazot veya benzinin tüketiciye intikal etmesine imkân var mı?! Neden bunlarla görüşülmedi? Neden bunlar yok?

Şimdi, Güneydoğu Anadolu'daki bazı şeyleri mazur görmenin imkânı var. Benim bugün konuşacağımı, bu konu hakkında konuşacağımı duyan arkadaşlarımdan biri, Van'dan bir örnek verdi. Dediler ki, Van ile Bitlis sınır. Van'da mazot, sınır ticaretiyle geldiği için 800 000 lira; dağı geçiyoruz, dağın öbür tarafı Bitlis, 2 000 000 lira.

Şimdi, oranın ekonomik şartlarını da dikkate aldığınız takdirde, insan "aman bu kaçakçıyı yakalayalım da, dağın öbür tarafında ekin ekecek çiftçi kaçak mazot aldıysa, bunu hapse atalım" diyemiyor. Doğrusunu isterseniz, ben, bunu diyemiyorum; ama, büyük şehirlerde transit ticarette yakıtın içine biyodizel karıştırarak bunu yapanlarda, solvent ithalatında -ki, solvent ithalatının da yüzde 80'i yine İzmit ve İstanbul'dan yapılıyor- bunların sisteme sokulması, büyük şirketlerin bilgisi dahilinde olmadan kabil değil.

Solventi size anlatayım. Bu solventi yakıta katacaksanız, bunu belirli şartlarda, belirli tankların içinde yapmanız lazım. Bu, tüketiciye benzin verilirken, bir taraftan benzin, bir taraftan solvent diye verilebilecek bir şey değil. Bu, yakıt tanklarının içinde karıştırılacak bir mamul. Bunu, benzin istasyonlarını her dakika murakabe eden büyük şirketlerin bilmeden yapılmasına imkân var mı?!

Şimdi, hükümetimize, lütfen, buradan teklif ediyorum ve lütfen, bunları bir tenkit değil, bir teklif olarak alın; mutlaka bir koordinatör bakanlığın altında bu raporun bulgularını dikkate alın. Bu raporun eksik kalan kısımlarını da bilgili insanlarla süratle toparlayın ve bu raporda olmayan kısımları, yani, büyük şirketlerin, dağıtım şirketlerinin bu konudaki dahlini bu konuya intikal ettirin. O takdirde, bir iki ay içinde bunu halledersiniz, hallederiz; çünkü, halletme iradesini gördüğümüz takdirde, bakanlarımızın ilgisini gördüğümüz takdirde, hükümetin de bu konuya hakikaten angaje olduğunu gördüğümüz takdirde, bizim bütün desteğimiz de sizin yanınızda olacak.

Komisyona da yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum ve tebrik ediyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Emin Şirin (İstanbul). “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-sirin-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
