# Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 5 Kasım 2003
- **Gündem:** ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.274)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2003-11-05-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-274

> Engin Altay (CHP), 5 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.274)); konuşma 1.200 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kızılağaç ve aşılı kestanelik yasası diye de bilinen, Cumhurbaşkanı tarafından tekrar görüşmek üzere iade edilen yasanın 13 üncü maddesi için yüce huzurunuzdayım; ancak, maddeye geçmeden önce, Sinop'ta bir değerli hemşerimizin, Ömer Sütçü'nün hükümet için söylediği bir şeyi bilginize sunmak istiyorum. Gerçi, bunu tünelli geçiş projesi için söyledi; ama, bu kanuna da çok uyuyor. Boyabatlı Ömer Sütçü der ki: "Bu iktidar, ameliyat masasındaki hastayı bırakmış, poliklinikteki hastayla uğraşıyor." Ömer Sütçü aynen böyle söylüyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar -Sayın Bakana da biraz önce verdim, Grup Başkanvekillerine de verdim- bakın, bu, tüm dünyada ve dolayısıyla Türkiyemizde yaşanan kestane kanserinin fotoğraflı belgesidir. Şimdi, siz, bu kestane ağaçlarını, iktisadî olarak, çok gerekli, çok yararlı kestane ağaçlarını kurtarmak yerine, bu hastalığı iyileştirmek yerine temelli çözüm, satalım, keselim, yok edelim, bitsin anlayışı içindesiniz!.. Getirilen 4965 sayılı Kanunla, 6831 sayılı Orman Kanununun bazı maddelerini tadil ediyorsunuz.

Şimdi, bir ağacın orman ürünü mü, değil mi tartışmasının kanunla bitirildiği belki dünyada başka örnek yok. Bu işin bilimi var, fenni var; uzun süren araştırmalar, incelemeler, tartışmalar gerektiren bir hadisedir. Özetle, şimdi bu kanunu birçoğunuzun okumadığını da bildiğim için, kısaca arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 1956 yılındaki 6831 sayılı Kanunla orman vasfı sayılacak ve sayılmayacak ağaçlar, bitkiler sınıflandırılmıştır ve bu çerçevede aşılı kestane ve kızılağaç, orman ürünü olarak belirlenmiştir. Şimdi, bir kanunu değiştirivererek Türkiye'de 1 000 000 dönüm kızılağacı orman vasfının dışına çıkaracaksınız, ona yakın aşılı kestaneliği de orman vasfının dışına çıkaracaksınız. Şimdi, dışına çıkarmakla kalmayacaksınız... Anayasanın 169 uncu maddesi diyor ki, ormanların denetimi, tümüyle, her bakımdan, her boyuttan, devlete aittir. Fıstık çamı ile meşe palamudunun satışında, yine, orman idaresinin bilgisini gerekli göreceksiniz; ama, köy tüzelkişiliğinin iki satır yazısıyla -tabiri caizse- menşei şahadetname gibi basit bir belgeyle 1 000 000 dönüm kızılağacı satabileceksiniz! Bunu anlamak mümkün değildir; bu, doğru da değildir.

Şimdi, 13 üncü maddeyle yapılmak istenen, yani yasanın 116 ncı maddesinin değişikliğiyle yapılmak istenen budur. Bunun ne gibi sakıncaları var; çokça sakıncaları var. Bir kere, bütün ormanların gözetimi devlete ait ilkesini yok sayacağız. Saymamalıyız. Bugün bu kararı bu Meclis alırsa, yarın hükümetten gelen bir tasarıyla köknar ağacının, öbür gün gürgen ağacının, daha öbür gün meşe ağacının da orman ürünü sayılmamasını kabul mü edeceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Bu ağaçların ekolojik denge unsuru bakımından, özellikle kestanenin çok büyük önemi var, aynı şekilde, kızılağacın da tabiî ki.

Söz konusu ağaçlar daha çok Karadeniz Bölgesindedir ve Karadeniz Bölgesinde orman kadastrosu yüzde kaç nispetinde gerçekleşti, bilen var mı; vardır tabiî; en maksimumu Trabzon'da, yüzde 12. Orman kadastrosunu bitirmemişsiniz, böyle bir işe girişiyorsunuz. Bu, devletle halk arasında zaten binlerce olan orman muhakemeleri dosya sayısını onbinlere, belki milyonlara çıkarmaya vesile olacaktır, başka bir işe yarayacağını düşünemiyorum. Bölge halkı zaten devletle mahkemelik; bu uygulama, bir yeni kaos yaratılmasına sebep olacaktır.

Karadeniz Bölgesi, Türkiye'nin akciğeridir; doğru, bunu herkes kabul ediyor. TEMA da, sürekli ulusumuzu ve bizleri uyarıyor "Türkiye çöl oluyor" diyor. Türkiye çölleşmesin diyoruz. Bu yasa, Türkiye'nin çölleşme sürecini hızlandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yasa kabul edilirse, Karadenizde yaşanan sel felaketleri daha çok artacak; çatıya biraz yağmur düştüğünde, Karadenizliler "bu gece yine sel mi olacak" kâbusuyla sabahlara kadar uykusuz kalacaktır.

Açıkça söylemek lazım; yasalar, bir kurallar manzumesidir; ama, yasaları koymak sorunu çözmez. Bu yasanın yanlış uygulanmayacağı, istismar edilmeyeceği düşünülebilir; ama, her ağacın dibine bir jandarma dikme, bir ormancı dikme şansı yoktur. Heyelan, erozyon vakaları -Karadeniz Bölgesinde zaten sıkıntıdır biliyorsunuz- daha yoğunlaşacaktır. Biraz önce sayın vekil söyledi; son derece meyilli bir arazi yapısı var Karadenizde. Fındık üretimini bitirdik, kızılağaçları da bitirirsek, Karadeniz Bölgesi İç Anadoluya benzer, coğrafya olarak.

Bu şudur: Siz "Karadeniz Bölgesinde yaşayan herkes, cumburlop Karadenize kaysın, insin" diyorsanız, buyurun, bu yasayı hep beraber çıkaralım. Bu gidişin sonu odur.

Ben, daha önce de söyledim, Erfelek'teki evimden çıkınca, 50 metre gitmeden ormanın içine giriyorum. Ben, orman bölgesi çocuğuyum. Bunu samimiyetle ve içtenlikle söylüyorum; iktidarın getirdiği bir yasaya karşı olmuş olmak için burada konuşmuyorum.

Değerli arkadaşlar, orman varlığımız, on yıl önce, oran olarak -çocuklara öğretirdik ilkokullarda- dünyadaki oranla aynıydı. Dünyanın orman varlığı yaklaşık yüzde 26, Türkiye'nin de orman varlığı yüzde 26 idi. Bugün geldiğimiz noktada -bu, AKP'nin kabahati değil- dünya orman varlığı, bendeki kaynaklara göre, yüzde 34 civarında; yani, artmış, Türkiye'nin orman kaynakları da yüzde 24'lere inmiş. Bu dengenin daha fazla açılması, bozulması, bu makasın daha fazla açılması, ülkemiz açısından, çocuklarımız açısından doğru değildir diye düşünüyorum. Zaten aleyhimize bozulan bu dengeyi, bu yasayı da geçirerek daha çok aleyhimize bozarak, çocuklarımızdan emanet aldığımız güzel ülkemize yazık etmemeliyiz diye de düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Bu yasa çıkarsa, deprem riski de artabilir burada!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sorunuza cevap vereyim ben şimdi. Zaten yasalarımızda -Sayın Bakan da bilir, anlatacaktır da- özel mülkiyete ait yerlerde tapulu kesim olanağı var; yani, bir şey yapacaksa sayın hükümet, tapulu kesimle ilgili mevzuatı kolaylaştırıcı bir hale getirsin. Tapulu kesim mevzuatını biraz kolaylaştırabilirsek, sorun büyük çapta çözülecektir. Diğer yandan, kesilenlerin yerine ağaç dikileceğine dair bir hüküm de yok; olsa da, bunun pek pratiğinin olmadığını biliyoruz. Türkiye'de ağaç dikme işi, özel belli kurumların dışında, milletimizin çok alışkın olmadığı bir hadisedir; yani, biraz önce, iktidarın sayın sözcüsünün dediği gibi, Karadenizin yükseklerindeki fındıkları sökeceğiz, burada kızılağaçlar kendiliğinden bitecek... Evet, kızılağaç, doğanın her yerinde kendiliğinden yetişebilen bir ağaçtır; ama, ağaçlandırma da ciddî bir iştir. Demin söyledim, dünyadaki orman oranının artması, diğer ülkelerin ciddî şekilde ağaçlandırma çalışmalarıyla ilgilidir. Bizde böyle bir çalışma yok, olacağını da zannetmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Başkan, diğer arkadaşlara göstermiş olduğunuz toleransı, sanıyorum, bana da göstereceksiniz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, özetle, bu kestane ve kızılağaçları orman vasfının dışına taşırsak olacak şudur: Bir kere, Bülten Sokak ile Tunalıhilmi'nin kesiştiği yerdeki kestane kebapçısından bir daha kavrulmuş kestane alamayacaksınız, kestane yiyemeyeceksiniz.

Bakın, demin Sayın Bakan arz etti, 1974 yılında sadece Erfelek'te 3 000 ton olan kestane rezervi -yani, hal yerindeki çıkış rakamlarına göre söylüyorum- bugün itibariyle 300 tona düşmüştür. Bunlar resmî rakamdır. Bu, trilyonların milyarlara düşüşü demektir. Bu yasa böyle geçerse, milyarlar milyonlara düşecektir; bir kayıptır.

Kızılağaç, hem ekolojik denge bakımından hem kullandığımız sanayi hammaddesi olma özelliği bakımından hem yapacak ve yakacak olması özelliği bakımından hem her yerde rahat yetişebilen bir ağaç olması özelliği bakımından, orman vasfı içerisinde tutulmalıdır. Yani, çok temel sorunları varken orman köylüsünün, ağaçlandırmak gibi çok önemli bir sorunu varken bu ülkenin, neden böyle bu iki ağaç seçilerek, biz bunları orman vasfının dışına çıkarıyoruz; böyle ısrarcı bir iddiayı sürdürmenin mantığını ben anlamıyorum.

Karadeniz Bölgesinde dört tane taşın üzerine konulmuş tümü ahşap evler vardır. Bu evlerin yan duvarları birinci sınıf eski kerestedir; diğer kısımları da yapacak ve yakacaktır. Bu evler daha sonra elektrik tesisatıyla döşendiği için, her yıl, sadece Sinop'ta, yangından dolaylı 20-30 insanımız ölmektedir. Bu evler hijyenik açıdan da oturulma noktasının çok dışına çıkmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.

Bu konuda 1987 yılında Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının bir tamimi vardır. Sayın Bakana rica ettim; gelin, siz de rica edin, bu tamimi kaldıralım da, Karadeniz Bölgesindeki şu ahşap evlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayalım, çürüyen kestane ağaçlarının ekonomiye kazandırılmasını sağlayalım; ama, bu yasayı doğru bulmuyoruz. 1 inci maddeyle, kestane ve kızılağacı orman vasfı dışına çıkarıyorsunuz, 13 üncü maddeyle de muhtarın iki satırlık yazısıyla sevk ve satış yetkisi veriyorsunuz. Doğruysa, buyurun bu kararı verin; değilse, yanlıştan dönelim.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Orman kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.274)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2003-11-05-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-274 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
