# Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2003-12-16-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta

> Engin Altay (CHP), 16 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )); konuşma 783 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; günlerce, aylarca ve belki de yıllarca tartışılacak olan 304 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu kanun tasarısına şöyle bir isim verirsek pek de yanlış olmaz: "Kurunun yanında yaşı da yakalım kanunu." Böyle de diyebiliriz bu kanuna. Şimdi, 379 000 yaş, 3 000 - 4 000 kuru için yanacak. Bunun bir diğer ifadesi, gasptır. Değerli arkadaşlar, Sinop'taki Hanife Ergen Teyzenin yılların birikimini gasp etmeye Parlamentonun hakkı yoktur.

Demokratik ülkelerde parlamentolar, kendilerini bu çatı altına gönderen halkın lehine kanunlar çıkarırlar ve uygularlar. 3 Temmuzda faaliyetleri durdurulan bir bankanın, bırakın bir ay evveliyatını, bir gün önceki mevduat hesabı bile -eğer, devletin varlığından bahsediyorsak, devlet diye bir kavram varsa, ki, var- devletin güvencesindedir. Devletin, vatandaşın hakkını, hukukunu, malını, mülkünü gaspı söz konusu olamaz. Eğer, siz, burada çıkacak olan bu yasayla, bu insanların birikimlerini gasp etmeyi vicdanî bir rahatlık olarak düşünebilecekseniz, benim bir itirazım olmaz.

Evet, bir sıkıntılı durum var, ben de kabul ediyorum. 9 katrilyon lira büyük bir para. Ancak, değerli arkadaşlar, burada bir kusur varsa -devlet işi ciddî bir iştir- kusur, öncelikli olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna aittir. "Efendim, Üst Kurul var, biz karışamayız, edemeyiz..." Yok böyle bir şey. Biz, tabut kadar büyüklükteki odalarda, Yüce Millet adına iş ve işlem görüyoruz. BDDK Başkanının kaç lira maaş aldığını, sanıyorum, hepiniz biliyorsunuzdur; benim bilebildiğim, bizim maaşımızın en az 3-4 katı maaş alıyor. BDDK Başkanının ya da diğer üst kurul başkanlarının makamlarına gideniniz olmuştur; bizim tabut büyüklüğündeki odalarımızla kıyasladığınızda, Sayın Cumhurbaşkanının makamından daha ihtişamlı bir makamda oturabiliyorlar. Tamam, bir üst kuruldur, bunlar layıktır diyelim, verelim; ama, BDDK görevini iyi yapmıyorsa, burada, siz, Sinoplu Hanife Teyzeyi ve 379 000 yurttaşımızı kırıp dökemezsiniz.

BDDK'nın bir görev kusuru varsa, sorumlu Devlet Bakanı da aynı oranda kusurludur, Başbakan da aynı oranda kusurludur. Eğer, bu parayı tahsil edeceksek, beytülmalin parasını peşkeş çektirmeyeceksek, yapılacak iş şudur: İşte, Amerika'da oldukları belli. Bu aileyi yakalayacaksınız, bunlardan tahsil edebildiğinizi tahsil edeceksiniz; kalan kısmını da, ilgili bakana ve Başbakana zimmet çıkaracaksınız, onlardan alacaksınız. Doğrusu budur, hakkaniyet budur, devlet işi budur.

Bir belediyede, belediye başkanının göreviyle ilgili bir kusur işlendiğinde ve bir maddî kayıp söz konusu olduğunda -bu işi siz çok iyi bilirsiniz- belediye başkanının şahsına zimmet çıkar. Türkiye'de devlet varsa -ki, var- devletin bir nizamı varsa -ki, var- bunun böyle olması lazım.

Şimdi, siz, buğday ile mercimeğin aynı meydanda harman edildiğini hiç gördünüz mü?! Böyle bir harmanlama olabilir mi; olamaz. Devletin de, namussuz ile namusluyu aynı kefeye koymaya hakkı yoktur; hele bu Parlamentonun bu işe alet olmaya hiç hakkı yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

Yarın size sorarlar; derler ki: Ey vekiller, 4 Haziran ile 3 Temmuz arasında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kapısına kilit mi vuruldu; ey vekiller, 4 Haziran ile 3 Temmuz arasında devlet paydos mu etti, devlet tatile mi çıktı, yoksa, devlet ortadan mı kaldırıldı; bir aylık bir geçici sıkıyönetim dönemi mi, bir ihtilal mi oldu?!

Biraz önce, Gelirler eski Genel Müdürü değerli arkadaşım ve diğer bankacı arkadaşlarım sizi uyardı. Bu uyarıları hep yapıyoruz. Yanlış yanlış şeyleri burada yapıyorsunuz, ondan sonra, bunlar, Cumhurbaşkanlığından ya da Anayasa Mahkemesinden dönüyor. Lütfen, insaf ediniz. Burada, 3 000, 4 000, 5 000, her neyse, bu aileyle işbirliği içine girmiş bir grup insan var, bunu kabul ediyoruz; ama, 379 000'in 4 000'ini düşersek, 375 000 kişinin birikimini Parlamento gasp edemez; bunu doğru bulmuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu sıralar yasama sıralarıdır, burası yürütmedir; bu ayırımı çok iyi belirlememiz lazım. Evet, siyasette, elbette, iktidar grubunun, hükümet tasarılarına sıcak bakması, desteklemesi doğrudur, doğaldır; ama, biz burada bir yemin ettik, kişisel vicdanımızla da görev yapmak zorundayız. Bir milletvekilinin ilk ve öncelikli görevi, yasamadır; dolayısıyla, yürütmeyi, yani, icrayı denetlemektir arkadaşlar. Ne kadar kendi partinizden olursa olsun, yarın, hepimiz, çocuklarımıza, şu çatı altındaki görevimizle ilgili güzel bir miras bırakmak zorundayız. Bu anlayış içerisinde, bu dönemde çıkan yasalara, Köşkten ya da Anayasa Mahkemesinden dönen yasalara bir baktığımızda, dersimize çok iyi çalışmadığımız çok açık olarak ortaya çıkacaktır; yarın, bunu tarih yazacaktır.

Değerli arkadaşlar, tekraren, altını çizerek söylüyorum; doğrudur, bir yanlışlık, bir soygun tasarlanmış, planlanmış ve gerçekleştirilmiştir; ama, yaklaşık 3 000-5 000 kişi için 375 000 insanın birikimlerini gasp etmek Parlamentoya yakışmaz. Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, İmarzedeler, bir siyasî tutsak olarak, bir siyasî rehine olarak elde tutulmamalıdır; bu böyle düşünülmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti büyüktür; hem de tahmin ve tasavvur edilenden daha büyüktür.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Aksini iddia etmiyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Vekilim, sen hiç İçtüzüğe baktın mı?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - İçtüzükle ne alakası var?!

ENGİN ALTAY (Devamla) - 157'yi, 160'ı oku, sonra konuş.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sen devam et.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Devletin görevi, her zaman, haklının, mazlumun, namuslunun yanında olmaktır. Namuslu ile namussuzu aynı kefeye koyan bir devlet olmaz, olamaz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2003-12-16-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
