# Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 9 Kasım 2004
- **Gündem:** BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI KORAY AYDIN HK MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/8)-(S.S.670)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2004-11-09-bayindirlik-ve-iskan-bakani-koray-aydin-hk-meclis-sorusturmasi-acilmas

> Engin Altay (CHP), 9 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI KORAY AYDIN HK MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/8)-(S.S.670)); konuşma 1.095 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; ben de, benden önceki hatiplerin hatırlattığı gibi, mübarek Kadir Gecemizi anımsatıyor, tebrik ediyor, bütün Müslümanlara hayırlar getirmesini diliyorum.

Yine, aynı şekilde, kardeş Filistin Halkının efsane lideri Yaser Arafat'a da Tanrıdan acil şifalar diliyorum.

Yarın 10 Kasım... Bu çatının, hepimizin ve yüce milletimizin varlık sebebi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ümüzü kaybedişimizin 66 ncı yıldönümünü yarın hep birlikte yaşayacağız; bu vesileyle, bu çatının, ülkenin, cumhuriyetin, devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e rahmet ve minnet duygularımı iletmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, kamuoyunu epeyce meşgul eden, kamuoyunda hafızalarımızda hâlâ canlı olan vurgun operasyonu hepimizce malumdur ve bu operasyon sonucunda, dönemin Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın'ın görev yaptığı sürede Bakanlıkiçi ve dışı 361 sanıklı bir çete davası sürmektedir; ancak, odak Bakanlığın ilgili Bakanı bu davadan tabiî ki yargılanmamaktadır. Sebebi malum; Anayasa 83, Anayasa 100, İçtüzük 107.

Yine, müteaddit defalar, Bakanla ilgili olarak, yapılan iş ve işlemlerle ilgili olarak çeşitli suç duyurularında bulunulmuş; ancak, cumhuriyet savcılıkları, yine, Anayasa 83, Anayasa 100, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü 107 engelleri nedeniyle, ilgili bakan hakkında kovuşturma açılmasına gerek ve imkân yoktur şeklinde karar almışlardır.

Değerli arkadaşlar, Bayındırlık ve İskân Bakanlığında, Karayolları Genel Müdürlüğü, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, İller Bankası Genel Müdürlüğü ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü olarak adlandırılan dört genel müdürlükte, ihale uygulamalarının yürürlükteki mevzuatla örtüşmediğine dair çok sayıda bilgi, belge ve ifade mevcuttur. Benden önceki hatip arkadaşlar bu teknik ayrıntılara girdikleri için, ben, ayrıca bu teknik ayrıntılara girmeyeceğim. İhale sayısındaki artışlar, tenzilatlar, davet usulü yapılan ihaleler, çağrılan firmaların sınırlandırılması, seçici davranılması, özelliği bulunan yapım işlerindeki aksayan yönler, Yolalan Şirketler Grubu ile Sayın Bakan arasındaki direkt ilişki ve Bakanlıkla iş yapan firmaların bu şirketle olan ticarî ilişkileri, keşif artışları, mal bildirimi, bunlarla ilgili, komisyonumuzun değerli bürokratları ve Sayın Başkanı, çok güzel, derli toplu bir komisyon raporu hazırlamışlar ve 670 sıra sayısıyla, her birinize ayrı ayrı iletmişlerdir. Bu 670 sıra sayılı, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunda, bunlarla ilgili, dilediğiniz kadar bilgi, belge, doküman ve ifadeye rastlamanız mümkündür.

Şimdi, bu 70 sıra sayılı, (9/8) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunda sonuç ve kanaat olarak deniliyor ki: "Türk Ceza Kanununun 240 ıncı -görevi kötüye kullanma- Türk Ceza Kanununun 366 ncı -ihaleye fesat karıştırma- ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluksuzlarla Mücadele Kanununun 13 üncü maddelerine muhalefetten, ilgili bakanın Yüce Divanda yargılanmasını Yüce Meclisin takdirine sunarız." Özeti budur.

Bana kalırsa, hukuk danışmalarından aldığım bilgiye göre, burada, bunlarla beraber, Türk Ceza Kanununun -210'la birleştirilen- 209 uncu maddesi de, bir esas teşkil edebilir; ancak, benim söylemek istediğim başka bir şey var.

Sayın milletvekilleri, değerli meslektaşlarım; Anayasanın kuvvetler ayrılığı prensibini anımsamak zorundayız. Türkiye Büyük Millet Meclisini mahkeme salonu olmaktan, artık, çıkarmalıyız. Bunun yolu ve yöntemi de gayet basittir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yasama ve denetim organıdır. Gerek bugün görüştüğümüz gerekse bundan önce görüştüğümüz bu konuların burada konuşulmaması gerekir. Bunların tümü, Yüce Türk Milleti adına karar veren bağımsız yargının görev alanındadır; Türkiye'nin bu yanlışı bitirmesi lazım. Anayasa 83, 100, İçtüzük 107 bu şekliyle kaldığı müddetçe, biz burada aslî olmayan bu iş ve işlemi yapmaya daha çok devam edeceğiz ve biliniz ki, yarın, şimdi iktidar sırasında olan sizler için de birileri, bu Mecliste, bu kürsüde, bu iş ve işlemleri yapacak; yani, buradan gidenin yerini dolduranlar, gidenlerin yakasından, paçasından tutmaya çalışacak. Bu hep böyle olagelmiş. Yüce Türk Milleti adına karar veren yüce mahkemeler orada dururken, bu Yüce Parlamentonun bu tarz, bir mahkeme salonu işleviyle sürmesini, bu işlevi sürdürmesini bir şekilde sonlandırmak zorundayız. Ve geçen iki haftadır, Meclis Başkanlık Divanından okunan ve oylanan, dönem sonuna ertelediğimiz dokunulmazlık dosyalarına, buradan siz-biz gidip başkaları gelince, define bulmuş gibi saldırılacak, onlara sarılınacak ve onlar buraları meşgul edecek. Bu sebeple, bu ciddî konuya bir kere daha Yüce Meclisin, Meclis Başkanlığımızın dikkatini çekmek istiyorum. Yani, bu çatı artık "sen bizim evin önünden geçersin" tartışmalarının dışında tutulmalıdır.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi, döneminde bir KİT kuruluşunda -rakam çok komik- 25 kuruşluk bir yolsuzluk yapıldığı için Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e istifasını sunan İkinci Genel Başkanımız İsmet İnönü'nün yaşam felsefesini ve siyasî anlayışını taşıyan bir siyasî gelenektir. Cumhuriyet Halk Partisi için, Cumhuriyet Halk Partisinin varlık bulduğu Parlamentoda, ülke yönetiminde yolsuzluk, usulsüzlük asla ve asla müsamaha edilemeyecek, edilmemesi gereken ve en acımasız şekilde hesabının sorulması gereken bir süreçtir. Bugün böyle bir partinin milletvekili olmak, tüm yaşamım boyunca tattığım en büyük onurdur; bununla da ölene kadar gurur duyacağımı bilmenizi isterim.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin temel sorununun yoksulluk olduğu konusunda her iki partinin de hiçbir itirazı yok; ama, bunun sebebinin de hiç şüphesiz yolsuzluk olduğu konusunda da gene aramızda ciddî bir görüş ayrılığı olduğunu zannetmiyorum. Yolsuzlukları ortadan kaldıracak tek mekanizmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu konusunda da iki parti arasında bir görüş ayrılığı olabileceğini tasavvur etmiyorum; ama, hepiniz bilmelisiniz ki, hepimiz bilmeliyiz ki, siyasî destek ve dayanak olmadan kimse beytülmala el uzatamaz. Kim ki beytülmala bu ülkede el uzatmışsa, bilinsin ki, yanında, önünde, arkasında mutlaka bir siyasî dayanak, bir siyasî destek vardır. Eğer, bu ülkenin daha fazla soyulmasını istemiyorsanız, yetim hakkının, artık, yenilmesini istemiyorsanız, çok gecikmeden, bu hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Anayasanın 83, 100 ve İçtüzük 107'yi değiştirmesi lazım; yani, bu dokunulmazlık zırhından arınmamız lazım. Göreceksiniz ki, yolsuzluklar, kendiliğinden çok büyük bir inişe geçecektir.

Yani, şu zannedilmemeli: 3 Kasımla birlikte Türkiye bir istikrar ortamı kazandı, Parlamentoda da istikrar var; öyleyse, yolsuzluk da, artık, kalkmıştır... Ben buna inanmıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay; konuşmanızı tamamlayın.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Türkiye'de, bana göre, yolsuzluk illeti hâlâ sürmektedir.

Ne enteresandır, Cenabı Allah, Türkiye'ye her şeyi iki eliyle bir vermiş; üç tarafımız deniz, en büyük orman zenginliğine, akarsu kaynaklarına, yeraltı, yerüstü zenginlik kaynaklarına, verimli bir araziye ve büyük bir işgücü nüfusuna sahibiz; ama, coğrafî olarak bu kadar zenginlik kaynağı içerisinde yaşadığımız bu ortamda, 70 000 000'un 50 000 000'u açsa, resmen açsa, burada, herhalde Almanya'yı, İngiltere'yi, Amerika'yı suçlayacak halimiz yok. Bu zenginlik içerisinde başka bir felsefe hayata geçebilse, Türkiye, dünyanın en ileri beş ülkesinden birisi olur.

Bugün bu noktadaysak, bunun kusurunu, elbette, bu ülkeyi yönetenlerde arayacağız ve özellikle, ellidört yıldır bu ülkeyi yöneten sağ zihniyetlerde aramak zorundayız; böyle düşünüyorum.

Doğubeyazıt'ta iki bayan öğretmen tezek tutuştururken can veriyor bu ülkede; ama, devletin trilyonları peşkeş çekiliyor; bu Parlamentonun buna göz yumması düşünülemez.

Yoksulluk illetinin müsebbibi olan yolsuzluk batağından Türkiye halkı halen kurtulmuş değildir. Bu çarpıklık, aynısı gibi, dün nasılsa bugün de, bize göre, devam etmektedir ve inanıyoruz ki, bu çarpık düzeni değiştirecek tek çare de, bana göre, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı olacaktır.

Bu arada, konuşmamı bir dipnotla bitirmek istiyorum. Sayın Bakan Burada yok. Acil Eylem Planı çerçevesinde Sinop'a kocaman tabelalar diktiniz. Sayın milletvekilleri, Sinop'a tabelaların boyu kadar yol yapmadınız. Sinop halkı sizden, hepinizden şikâyetçidir. Bilginiz olsun.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2004-11-09-bayindirlik-ve-iskan-bakani-koray-aydin-hk-meclis-sorusturmasi-acilmas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
