# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ekim 2008
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2008-10-22

> Engin Altay (CHP), 22 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.007 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yükseköğretim Kanunu’nda bir değişiklik yaparak çeşitli sebeplerle üniversitelerden ilişiği kesilmiş öğrencilerimize yeni bir fırsat vereceğimiz kanunu görüşüyoruz. 3’üncü madde üzerinde CHP Grubu adına söz aldım: “Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.” Bakanlar Kurulu kanunun yürümesinden sorumludur yoksa üniversitelerin işlerine fazla karışmasın. Anayasa’nın 130’uncu maddesinde Bakanlar Kurulunun bu konudaki görevi çok net olarak belirlenmiştir.

Konuşmama geçmeden önce, gene Sayın Bakana bir anımsatma yapmak istiyorum. Son günlerde gene Talim Terbiye Kurulunda, değişik hukuk dışı uygulamaların, yanlış uygulamaların yapıldığına dair duyumlar, bilgiler ve hatta belgeler alıyoruz. Eminim ve umarım ki Sayın Bakanın gelişmelerle ilgili çok bilgisi yoktur ama yapılan yanlışlara ve hukuk dışı uygulamalara da bir an önce müdahale edeceğini, bunlara göz yummayacağını umuyorum, ummak istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yükseköğretim Kanunu’nda, Parlamentomuz gelenek hâline getirdi iki üç yılda bir değişiklik yaparak bir af sağlıyoruz. En son Şubat 2005’te gene burada böyle bir af kanunu çıkardık ve o zaman ben demiştim ki: “Eğer erersek iki ya da üç yıl sonra böyle bir kanun gene çıkaracağız.” Şimdi, öncelikle bilinmesini istiyoruz, arkadaşlarımız da müteaddit defalar söylediler, bu af kanununu Parlamentomuz iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte öğrencilerimize yeni bir fırsat vermek amacıyla çıkarıyoruz. Ancak yine yineliyorum ki sistem böyle gittiği müddetçe, biz gene erersek -biz oluruz, başkaları olur, bilmiyorum ama Parlamento ebediyete kadar yaşayacağı için -buradaki milletvekillerimiz bu sistemle ilgili kalıcı, köklü bir çözüm bulamamamız hâlinde en geç üç yıl sonra burada gene bir af kanunu görüşeceğiz. Sorunun temeline, sorunun kaynağına inmekten âdeta çekiniyoruz. Çeşitli vesilelerle söylüyoruz işte, başarısızlık, kendi isteği, devamsızlık, kayıt yenilememe… Bunların hepsini toplayın, bir çizgi çekin altına, bir şey söyleyin: Bunların, bu öğrencilerin okullarıyla ilişik kesmelerinin temelinde yatan olay Türkiye’deki ekonomik çarpıklıktır ve mevcut yükseköğretim sistemidir. Yani 12 Eylül 1980 darbesinin yarattığı sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik tahribatla yüzleşmediğimiz müddetçe üç senede bir burada öğrenci affı çıkarmak zorundayız ve gene aynı şekilde 6 Kasım 1981’de kurulan Yükseköğretim Kurulunun yarattığı ve sürdürdüğü kaotik ortamı kaldırmadığımız takdirde gene burada üç yıl sonra bir af çıkaracağız.

Sayın milletvekilleri, Komisyonda “Bu kanun kapsam itibarıyla 12 Eylül 1980 sonrasını tümüyle kapsasın. Biz de biliyoruz ki o kadar geri gittiğimizde bu aftan yararlanacak öğrenci sayısı belki 100 bile değil, belki 30-20 ama bunun özel bir anlamı var.” dedik. Sonra şöyle bir uzlaşma sağladık: En azından 12 Eylülden bu yana hiç yararlanmamışlara, hiçbir şekilde çıkan aflardan yararlanmamışlara bir olanağı bu kanun kapsamı içine soktuk.

Şimdi, bu Parlamentoda bir şeyin söylenmesi lazım. Bakın, dün, evvelsi gün, bu ülkenin bir şehrinde, ülkenin Başbakanının ziyaretine de yakışmayacak olaylar gelişti. Bu ülkede elbette Başbakan orada gidip başka konuşup, o sözleri unutup, buraya gelip Millî Güvenlik Kurulunda ya da Bakanlar Kurulunda başka şeyler söylerse işte bu tür tablolarla da maalesef karşılaşılabiliyor. O tablo, hepimizi milletçe üzen bir tablodur. Ülkenin böyle bir hâl içine düşmesi, tablo içine düşmesi hepimizi yaralar ve şimdi insanlarımız büyük bir tedirginlik içinde, huzursuzluk içinde. Türkiye’nin geleceğine yönelik, üniter yapımızın bütünlüğüne yönelik bir ciddi tehdit algılaması içinde insanlarımız. Toplumun bu ruh hâline bir an önce son vermek zorundayız.

Şimdi, bakın, bir realitenin adını koymamız lazım. Bugün Türkiye’nin üç büyük belası vardır: Bu belaların en büyüğü irtica belasıdır. İkinci en büyük belamız bölücü tehdittir ve üçüncü en büyük belamız, eskiden enflasyon denilen şimdi ekonomik kriz denilen beladır ve bu üç büyük belayı, üç büyük tehdidi, üç canavarı bu ülkenin başına musallat eden de 12 Eylül 1980 darbesidir, darbecileridir. Bu üç belanın miladı da bu tarihtir ve bu tarihten sonra Türkiye öğrenci afları çıkarmak durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Yani, öğrencilerimizin okuldan ilişiklerinin kesilmesinin tek sebebi bu tahribat sürecidir. Temeli de -gene söylüyorum- ekonomiktir. Ankara’da günlük 1 YTL harcayarak bir yükseköğretim yapabilmek, bir akademik süreç geçirebilmek mümkün müdür değerli arkadaşlarım? Günde 1 YTL para bulamayan yükseköğrenim öğrencilerimize üç senede af çıkararak biz bu meseleyi çözemeyiz.

Hükûmet için, sosyal devlet için asli görev, parasız eğitim hakkıdır; “Benim param yok.” diye beyan eden herkesin eğitim giderlerinin bilaistisna tümünü karşılamaktır; buna ianesi, iaşesi dâhil. Buna çözüm bulmak zorundayız. Anayasa’nın yükseköğrenimi düzenleyen 130’uncu maddesi bu konuda devletin görevlerini açık ve net bir şekilde ifade etmiştir.

Bu işin üç ayağı var, Komisyonda da söyledim: Millî Eğitim Bakanlığı birinci ayaktır. Olmasını hiç istemiyoruz ama Yükseköğretim Kurulu orada duruyor, ikinci ayaktır.

Gülmeyin, eskiden de siz YÖK’le çok uğraşıyordunuz.

Bakın, yükseköğretimin ne kadar siyasallaşmaya açık olduğunun çok somut bir tablosudur bu. Eskiden siz diyordunuz “YÖK Başkanı nerede?” diye. Biz artık demiyoruz, vekili var diyoruz.

İkinci ayağı Yükseköğretim Kuruludur. Üçüncü ayağı Üniversitelerarası Kuruldur. Elbette ki öğrencileri saymıyorum. Onlar meselenin sahibi zaten. Ama zannetmiyorum ki bu üç ayak bu konuda ciddi bir istişare içinde olabilememiştir.

Değerli arkadaşlar, bir arkadaşımız dedi ki “Bunu devretmememiz lazım, bu yetki bizde olsun.” Niye olsun kardeşim? Af yetkisi niye Mecliste olsun? Anayasa Meclise böyle bir görev de vermiş değildir. Yani üniversite senatosu ne işe yarar ya da Üniversitelerarası Kurul ne işe yarar? Bırakalım bu işleri bunlara.

“Üniversite atıyor.” E, sen o çocuğu öyle bir hâle sokuyorsun ki o çocuk orada okuyamıyor. Üniversite de bu çocuğa, yasal çerçeve içinde

“Senin şimdilik ilişiğini kesiyorum.” diyor. Düzeltelim bu işi. Her sene bu koridorlarda bu çocukları görmek… Yani bu çocukların durumuna üzülmemek mümkün mü?

Şimdi, biz inanç tacirlerine, naylon fatura sanığı siyasetçilere, imar yolsuzluğuna bulaşmış yerel yöneticilere, hayalî ihracatçılara ve dokunulmazlık zırhına bürünmüşlere bir tolerans göstereceğiz ama ekonomik çarpıklığın ve yükseköğretim sisteminin kurbanı olan sevgili gençlere bunu esirgeyeceğiz. Bu olabilemez! Elbette, bunu sağlayacağız. Parlamento bilmektedir ki bu gençler sistemin kurbanıdır. Gençlerimize elbette bir yeni fırsat veriyoruz ama bu fırsat değil aslında. “Hadi bakalım, girin, kayıt yaptırın; gene açlık içinde, gene imkânsızlık içinde, gene sefalet içinde bu kavgaya, bu yaşam mücadelesine devam edin.” Yanlıştır, doğru değildir.

Şimdi, üniversitelerimizin Anayasa ve Yükseköğretim Kanunu’yla verilen görevleri ifa edecek gücü olmalıdır. Kamu kaynaklarında öğrenci başına ayrılan pay -Avrupa Birliğini söylemiyorum- dünya standartlarının yarısının altındadır. Yani dünyanın en geri ülkelerinin de içinde olduğu bir istatistikte Türkiye’nin tablosu dünya ortalamasında yüzde 50’nin altındadır. Buna “Dünyanın en büyük on yedinci ekonomisiyiz.” diye hava atan Hükûmet yöneticilerinin bir cevap vermesi lazım. Hacmen en büyük on altıncı ekonomisin ama üniversitene ve öğrencine ayırdığın kaynak bakımından dünyanın en geri ülkeleriyle aynı hizadasın. Bu olabilemez!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2008-10-22 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
