# Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.343)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2009
- **Gündem:** TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.343)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2009-04-30-turkiye-futbol-federasyonu-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-343

> Engin Altay (CHP), 30 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.343)); konuşma 2.110 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Konuya geçmeden önce, müsaade ederseniz, dün hain bir saldırı neticesinde hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensuplarına Tanrı’dan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum. Acılarını, şahsım ve partim olarak paylaştığımızı bir kere daha teyit ediyorum. Bu saldırıyı planlayanları, yapanları, yönlendirenleri şiddetle ve nefretle kınıyorum.

Sayın milletvekilleri, yine aynı şekilde yarın da önemli bir gün, yarın 1 Mayıs; emekçilerin birlik, beraberlik, mücadele ve dayanışma günü. Geçtiğimiz günlerde Meclisimizde hep beraber, bütün siyasi partilerin ortak girişimiyle 1 Mayıs nihayet, Emek ve Dayanışma Günü olarak tatil ilan edildi. Bundan da tabii, büyük memnuniyet duyuyoruz ancak ben şunu biliyorum ki sınıf çatışmalarında emek dünyası çok acı olaylar yaşamıştır tarihten günümüze. Bunların bir tanesi de -hepimizin bildiği gibi- 1977 Taksim katliamıdır, emekçilere yapılan hain saldırıdır. Oradaki acımız hâlâ tazeliğini korumaktadır.

Hükûmetin bu Taksim inadından da bir an önce vazgeçerek Türkiye'nin artık biraz daha olgunlaştığını, en azından emekçilerin olgunlaştığını… Devleti bilmem, devletin belli kademelerindeki görevlileri bilmem, onlar bazen orantılı-orantısız güç kullanma konusunda karıştırıyorlar bazı şeyleri ama Hükûmetin Taksim inadından vazgeçmesini de yüce Meclisin kürsüsünden Hükûmete böyle bir çağrı yapmayı da bir görev sayıyorum.

Yine konumuz spor olduğu için, Sayın Bakanı da hazır bulmuşken…

Sayın Bakan, Sinop’un Erfelek ilçesi, kırk dokuz yıllık bir ilçedir. Türkiye’de eğer kırk dokuz yıllık bir ilçe olup da kapalı spor salonu olmayan başka bir ilçe varsa talebimi geri çekiyorum. Ama, elli yıldır orada kaymakamın olduğu, kapalı spor salonu olmayan başka bir ilçe yoksa lütfen, bu Erfelek ilçesinin bu ihtiyacının da bir an önce giderilmesi konusunda değerli katkılarınızı rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, konuştuğumuz sadece spor değildir, dev bir endüstriden bahsediyoruz bugün. Bir büyük eksikliği bugün Meclisimiz bütün partilerin ittifakıyla giderecektir.

Futbol, hem heyecandır hem mutluluktur hem de maalesef, hiç olmaması gerektiği hâlde büyük acılara sebep olabilen bir spor dalıdır. Büyük acılara sebep olmasının tabii, birçok sebebi var, bunlara birazdan değineceğim ancak bir tane sebebi var ki bu direkt, Hükûmetin altı yedi yıllık ekonomik politikalarıyla ilgilidir. O da gençlerin, özellikle işsizlik buhranından, bunalımından dolayı psikolojilerinin olumsuz yönde bozulması ve deşarj taleplerini statlarda gerçekleştirmeleridir. Bu, iyi bir durum, iyi bir tablo değildir. Birçoğumuz yedi yıldır, bir kısmımız iki yıldır burada milletvekili olarak görev yapıyoruz. Ben abartmadan şunu söyleyebilirim: Yedi yıldır, her zaman milletvekillerinden insanlar iş talebinde bulunurlar ama benden, şu son iki üç ayki kadar yoğun iş talebi, geriye dönük yedi yıl boyunca olmamıştır. Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse, 3 Kasım 2002’den 2009’un başına kadar yani altı yılda ne kadar iş talebi olmuşsa şimdi son üç ayda, altı yılda olandan fazla iş talebi olmuştur.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu durum, eminim sizde daha yoğundur, iktidar partisi milletvekillerinde daha yoğundur ve eminim ki sizi de üzmektedir, sizin de vicdanınızı, yüreğinizi incitmektedir, kanatmaktadır. Ama ortada vahim bir durum vardır. Özellikle gençlerin işsizlik sorununu çözmek konusunda Hükûmetin yetersizliğini, dirayetsizliğini, basiretsizliğini, burada, Meclis kürsüsünde, milletvekili olarak, yasama organının üyeleri olarak yürütmenin aciz içindeki hâlini seyretmek bizim görevimiz değildir. Yasama organı olarak yürütmenin içine düştüğü bu acze karşı hepimize düşen görevler vardır. Özellikle iktidar partisi milletvekillerine düşen daha yoğun görevler vardır. Yani bir milletvekiline her gün istisnasız 7-8 kişinin “çocuğuma iş” diye telefon açması, annelerin ağlaması eğer sizi rahatsız etmiyorsa diyecek bir lafım yok, ama rahatsız ediyorsa, gençlerin, Türkiye'nin bu sorununa yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hükûmete “Bu nasıl bir gidiştir? Bu nasıl bir hâldir? Bu nasıl bir politikadır?” diye sorabilmesi lazım. Milletvekili olmak bunu gerektirir. Bunu yapabilmemiz lazım. Bunu yapabiliyorsak biz de aldığımız o paraları, maaşı hak eder oluruz. Yok, bunu yapamıyorsak yanlış iş yapıyor oluruz değerli milletvekilleri.

Hükûmetin bu konudaki politikasızlığının giderilmesi konusunda partime düşen bir görev varsa -ki zaman zaman çeşitli önerilerle Hükûmete yardımcı da olmuştur Genel Başkanımız- biz bu yardıma devam ederiz. Ama Hükûmet “Yok, biz bunu çözmek istemiyoruz kardeşim.” diyorsa ona bizim diyecek bir lafımız yok. Millet demeye başladı, önümüzdeki süreçte de bunu daha yoğun bir şekilde söyleyecektir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 59’uncu maddesi “Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.” hükmünü içermektedir. Böyle bakınca, devlet olarak sporun her kademesinde, sadece artık holdingleşen Birinci Profesyonel Futbol Ligi’nde değil her kademesinde ve Türkiye'nin her metrekaresinde gerçekten samimi tedbirler alması lazım. Geldiğimiz noktada tabii bunları göremiyoruz. Türkiye’de “spor” deyince hepimiz taraftarız. Belli spor dallarına, belli spor merkezlerine yönelik devletin olumlu çabaları olmakla birlikte Türkiye'nin taşrası, köyü, kasabası, ilçesi, nahiyesi spor konusunda özellikle son dört-beş yıldır çok büyük bir felaket ve hezimet yaşıyor.

Değerli arkadaşlar, ta 1923 yılına dayanan bir futbol ve federasyon mazimiz var. 21 Mayıs 1923’te Türkiye FIFA’ya üye olmuş. Biz şimdi 207 üyesi olan FIFA’nın 26’ncı üyesiyiz. Yani gelinen noktaya bakın, FIFA’nın 26’ncı üyesiyiz ama beş ayrı kanun değiştirdikten sonra nihayet ana statüyü kabul edecek şekilde bir kanunu ancak tanzim edebiliyoruz.

Değerli milletvekilleri, 5 defa kanun yaptık ve bugün 5’inci kanunla bu işi bir hâle yola sokacağız. Bu da şunu göstermektedir: Kabul etmemiz lazım ki biz biraz öngörüsüz, biraz da vizyonsuz -bu kanunla ilgili, Türkiye Futbol Federasyonuyla ilgili söylüyorum- maalesef bu konuda bir büyük eksik ve açmaz içinde olmuşuz. Gene Hükûmetin, Hükûmete mensup siyasi partinin çeşitli konulardaki inatlaşmaları 5 defa kanun yapmamıza rağmen, bu işi rayına sokmamıza engel olmuş. Bu şu demektir: Parlamentoyu gereksiz yere çalıştırmışsınız, israf etmişsiniz, buranın zamanını parasını israf etmişiz, bu da yanlıştır, israf da haramdır. Temenni ederim bundan sonraki kanunlarda aynı konu için 4-5 defa gereksiz yere kanun yapmak zorunda kalmayalım. Ortada Federasyon tarafından hazırlanmış bir ana statü var. Şimdi biz çıkaracağımız kanunla buna yasal imkân vereceğiz ama tabii değişiklik yapılacaktır, redaksiyon. Komisyonumuzda bu ana statünün “ana” kelimesini de kaldırdık, statü “Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü” hâline getirdik. Bu çerçeve kanunla da nihayet 207 FIFA ülkesinde var olan statüye Türkiye ancak şimdi kavuşacak. Bu da biraz ayıp olmuştur. FIFA’nın 26’ncı üyesi olup da, ilk 26’ncı üyesi olup da herkesten sonra statü, ana statü tesis edebilmemiz Türkiye'nin ve Hükûmetin bana göre bir ayıbıdır. Bunu da dikkatlerinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, futbol, biraz önce söyledim, büyük bir endüstridir, sevilen bir spor dalıdır. En büyük bağlılık, taraftarlık ve futbol taraftarlığıdır. İnsanlar parti değiştirir ama bilirsiniz, takım değiştiremezler. Ben değiştirecek olsam Fenerbahçeyi elli kere bırakacağım ama bırakamıyorum. Parti değişiyor, ayrı bir şey. Bakın, 2007 ile 2009 arasında Türkiye’de yaşayan her 100 kişiden 8 kişi, size olan güvenini, itimadını terk etti, başka partilere yönlendi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Hükûmet; futbolun marka değeri ne kadar yüksek olursa olsun bunun içerisinde barındırdığı amatör ruhu asla öldürmemeliyiz. Hükûmet bu konuda mutlaka sürekli olarak bir dikkat ve duyarlılık içinde olmalıdır.

Şimdi, sponsorluk gelirleri, uluslar arası müsabaka gelirleri, bağış gelirleri artık futbolun klasik bütçesini değiştirmiştir. Eskiden var olan stadyum gelirlerinin hiçbir önemi de kalmamıştır. Bu da statlarda şiddetin değişik bir vesilesidir, sebebidir.

Şimdi, Sayın Bakan, sayın milletvekilleri; futbol altyapımız gerçekten yetersizdir. Bursa gibi Türkiye'nin en büyük şehirlerinden birinin stadyumuna 1979’dan beri el sürülmemiştir. Suni çim nedir ne değildir hâlen belli değildir ama Ankara’nın, Türkiye'nin başkentinin dört takımından üç tanesi suni çimde top oynadığı için ligin diplerindedir. Sincan’da –yanılmıyorsam- top oynayan Ankara Spor da ciddi başarıların altına imza atmaktadır. Bunlar, Hükûmetin, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün öncelikle bakması gereken işlerdir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kış mevsiminde Konya gibi, Bursa gibi, Sivas gibi süper lig ekiplerinin sahalarında değil futbol oynamak yürümek mümkün değildir. Şimdi ben, size soruyorum Sayın Hükûmet: Eğer Sivasspor şampiyon olursa –başarılar dileriz Sivasspora- Şampiyonlar Ligi’nde maçlarını nerede oynayacak? Oynayamaz Sivas’ta, Sivas’ta Şampiyonlar Ligi maçı oynanamaz. Burada gelip siz şimdi günü kurtarmak için oynanır diyebilirsiniz ama Sivas’ta Şampiyonlar Ligi maçı oynanamaz. Bu şimdi bizim ayıbımız mı? İlgililere bunu da duyurmak istiyorum.

Şimdi, üç büyüklerle ilgili de Fenerbahçe kendi stadını yaptı ve inşallah UEFA finaline ev sahipliği yapacak, bundan iftihar ediyoruz. Galatasaray da TOKİ ile birlikte Seyrantepe’de çağa yakışır bir stada kavuşuyor. Peki, bir Fenerbahçeli olarak ben soruyorum şimdi: Bu Beşiktaşın hâli ne olacak? Beşiktaş stadının hâli ne olacak? Anıtlar Yüksek Kuruluyla olan meseleyi çözmek o kadar zor mu? Buna da Hükûmetin dikkatini çekmeyi bir görev sayıyorum. Yani Hükûmet, Anıtlar Yüksek Kurulu, Beşiktaş bir araya gelsinler, bu meseleyi çözsünler. Beşiktaş stadı da çağın normlarına uygun bir stat olmaktan maalesef çıkmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; amatör spor kulüplerini de ihmal etmemeliyiz. Bugün üst yapıya oyuncu hazırlayan, futbolcu yetiştiren yer orasıdır, kaynak orasıdır. O kaynağı kurutursanız Türk futbolunu ilanihaye öldürürsünüz, yok edersiniz.

Şimdi, çok büyük sıkıntılar yaşanıyor amatör spor kulüpleriyle ilgili, taşrayla ilgili; buna mutlaka tedbir alınması lazım.

Şimdi, bu arada, bu ana statüde eksikler var. Mesela, Başkanlığa aday olmak için ana statüden görebildiğimiz kadarıyla, beşte 1 imza lazım. Bunun çok mantıklı ve çok demokratik olduğunu düşünmüyorum ve çok net bilmemekle beraber, araştırabildiğim kadarıyla hiçbir FIFA ülkesinde hiçbir ana statüde böyle beşte 1 imza şartı, ağırlığı yok.

Çarpıklıklarımız var Sayın Bakan, Sayın Hükûmet. Sahaların işletmesini kulüplere verdik, ancak protokol tribünlerini Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne verdik. Bu protokol tribünleri her zaman da bir sorun olur. Siz milletvekili olarak yer ayırtırsınız, gidersiniz, bakarsınız orada kelalaka bir sürü insan oturmaktadır. Size de cam arkasından küçük bir puf verirler, orada maç seyredersiniz. Yani buna da dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu protokol kavgasından da sıyrılmak lazım. Efendim, millî maçta Futbol Federasyonu yapacak, diğer işlerde Gençlik Spor Genel Müdürlüğü yapacak! Verin bunları kulüplere olsun bitsin canım! Ne işiniz var sizin protokolde kim, nerede oturacakla! Yani, herhâlde bütün kulüpler kimi nereye oturtacağını iyi bilir, en azından gençlik spor il müdürlüğündeki bazı çok bilmişlerden iyi bilir; bunu da söylemek istiyorum.

Şimdi futbol-siyaset ilişkisinden de bahsetmek istiyorum. Siyasetin elini futboldan çekmesi lazım. Büyük şehirlerde belediyelerin bu futbol takımlarını himaye etmekten bana göre vazgeçmesi lazım. Şimdi, Ankaraspor ve Ankaragücünün Ankara Büyükşehir Belediyesinin elinde olduğunu düşünelim: Yanlış bilmiyorsam 7+7; 14 delege, Melih Gökçek’in istediği doğrultuda seçilecek; böyle şey olur mu? Bunların da derhâl düzeltilmesi lazım, bu konuda da alınması gereken bir tedbir varsa alınması lazım.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı seçimlerine bu Hükûmetten önce hiçbir Başbakanın müdahale ettiği görülmemiştir. Rahmetli Hasan Doğan’dan başlayan süreçte Hükûmet, Sayın Başbakan -topla oynadığı için belli ki- bu işe müdahale etmektedir. Biz de top oynadık Sayın Başbakan, ben 5’te devre, 10’da biter maçta 8 gol atmış adamım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani evet, ama böyle burnumuzu da her şeye sokmuyoruz.

Şimdi, Mahmut Özgener’i İzmir’den aday yapmak istediniz, adam iyi ki kabul etmemiş, orada hezimete uğrayacaktı, getirdiniz “Federasyon Başkanı oluversin…” Adam da istemeye istemeye muhtemelen başkan oldu. Yani ticaret odalarının seçimlerine el atmanıza alışkınız, sendika seçimlerine el atmanıza alışkınız, yargı organlarına atamalardaki müdahaleciliğinize alışkınız, rektörlük seçimlerine müdahalenize alışkınız; e bırakın şu futbolu da futbolcular halletsin, o işe çok karışmayın. O iş sizin işiniz değil. Size düşen, altyapı hazırlamak, iyi futbolcular yetiştirmek için altyapı hazırlamak.

Bakın, okul sporlarında dökülüyoruz, futbola sadece bir profesyonel bakışla, perspektifle bakmak Hükûmetin işi değildir. Anayasa 59 size emir vermiş “Devlet böyle yapar.” demiş. Siz Anayasa’nın 59’uncu maddesinde size biçilen rolün gereğini yapmak zorundasınız.

Millî Eğitim Bakanlığında Okuliçi Beden Eğitimi İzcilik Dairesi var. O ayrı etkinlikler yapar, Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün bundan hiç haberi olmaz, ilgisi olmaz, meşgul olmaz. Böyle iş olur mu? Olmaz.

Şimdi, amatör spor kulüplerine bakmadığınızı söyledim. Şimdi, bu amatör spor kulüpleri değil mi bu üç büyüklere, dört büyüklere, beş büyüklere -neyse- altyapıdan futbolcu hazırlayan? Yani Brezilya’yı zengin etmekten başka işi olmayan bir Türkiye futbol sistemimiz var. Varsa yoksa Brezilya’yı zengin ediyoruz. Yani şu Tuncay, Semih, Arda gibi çocuklar nereden yetişmiş bir bakın. Hepsi o çamurlardan, tarlalardan yetişmiş. Siz bunlara gerekli desteği verirseniz eminim ki Brezilya bizden oyuncu isteyecektir. Türk genci Atatürk’ün işaret ettiği gibi zeki, çevik ve ahlaklıdır. Dünyanın diğer milletlerinden farkı da buradadır ama siz bu zeki, çevik, ahlaklı gençleri çamur batağına mahkûm ediyorsunuz. Bu da doğru bir durum değildir.

Yani niye biz 70 milyonluk Türkiye’de bir Alex, bir Hagi yetiştiremedik bugüne kadar? Bu sorumluluk sadece AKP’nin değil, geriye dönük ANAP’ın, Adalet Partisinin ve Demokrat Partinin de bunda büyük sorumlulukları var tabii ki.

Şimdi, sürem azaldı, Sayın Başkanın müsamahasına da sığınmak istiyorum yeniden bir maddede söz almamak için.

Şimdi, Sayın Bakanım, amatör kulüplerin ciddi olarak malzeme, saha ve tesis sorunu var. Deplasmana gidecek mali imkânı yok. Yükselme maçlarına gidecek… Bizim Sinop’ta Helaldı beldesi yanlışlıkla şampiyon oldu. Şimdi Helaldı yükselme maçlarına gidecek ne otobüs bulabiliyor ne onun içine koyacak mazot ne de yatacak yer parası bulabiliyor. Bunlara devlet olarak siz sahip çıkmayacaksınız da kim çıkacak? Biz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, bizi de aşıyor bu işler.

Şimdi, bu altyapıdan alınan filiz lisans ücreti, vize ücreti, transfer payı adı altında ASKF’nin ve Futbol Federasyonunun aldığı paralar caiz midir? Yani sizin bu sponsorluk gelirlerinden, uluslar arası maç gelirlerinden onlara yardım etmeniz lazımken… Filiz lisanstan para alınır mı ya? Bu ne demek biliyor musun? Bu, “Futbolcu yetişmesin kardeşim.” demek. Böyle şey olur mu? Bunlar da yanlış işlerdir, dikkatinize sunuyorum sayın milletvekilleri…

Madem “il” diyoruz, oraya bir vali gönderiyoruz, oraya ilçeleri bağlıyoruz, beldeleri bağlıyoruz, “Sen vilayetsin.” diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.343)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2009-04-30-turkiye-futbol-federasyonu-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-343 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
