# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Engin Altay (CHP, Sinop)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Engin Altay (CHP), 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 802 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

(x) 497 S. Sayılı Basmayazı 19/04/2010 tarihli 88’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Anayasa değişiklik kanun teklifinin 9’uncu maddesi üzerinde söz aldım. Maddeyle, Anayasa’mızın 74’üncü maddesine “Kamu Başdenetçiliği” kurumu ihdas ediyoruz, hüküm ekliyoruz.

Sayın milletvekilleri, kamu denetçiliği konusu, üzerinde bir iki saat konuşulması gereken bir konu. Yani Kuzey Avrupa ülkelerinde uygulanan, çok eski yıllara dayanan bir süreç ancak peşinen bir şeyi de söylemek isterim: Yarım demokrasilerde ombudsmanlık sistemi olmaz, işlemez. Kaldı ki şu manzara içinde bu Parlamentodan dört yıllığına seçeceğimiz başdenetçinin son turda en yüksek oyla seçilmesi de ombudsmanlığın ruhuna aykırıdır, kesinlikle nitelikli çoğunluk şartının her hâl ve şartta aranması lazım.

Şimdi, Anayasa’nın başlangıç bölümünde, kuvvetler ayrımının devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediği, devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olduğu kesin hüküm olarak koyulmuştur ve gene, üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda olduğu da belirtilmiştir.

Bakın, bu ombudsmanlık kanununu siz 2006’da getirdiniz, biz burada “Kardeşim, bunun Anayasa’da karşılığı yok, bu olmaz. Kimse, kaynağını Anayasa’dan almadığı bir yetkiyi kullanamaz.” dedik. Bu sayısal çoğunluğunuzla inat ettiniz, ne oldu? Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 6, 87 ve 123’üncü maddelerine aykırılıktan bunu bozdu. Şimdi bunu buraya ihdas ediyorsunuz da 6, 87 ve 123’üncü maddelerle uyumunu sağlamak konusunda bir şey yaptınız mı bilmiyorum. Bu da bir yanlış.

Bakın, sekiz yılda böyle onlarca olay yaşadık. Kuvvetler ayrılığı prensibini bir türlü hazmedemediniz, kuvvetler ayrılığı prensibini bir türlü içinize sindiremediniz. Şimdi bir paket getirdiniz, yargı organını kendinize güdümlü bir uyduya çevireceksiniz.

Sayın milletvekilleri, bu olmaz. Bu, Türkiye’nin hayrına bir iş değildir. Bakın, tarih, dünya insanlık tarihi, demokratik yollarla iş başına gelip diktatörlüğe özenen ve sonları çok trajik biten sayısız siyasetçi görmüştür. Ben sizi uyarıyorum. Demokratik yollarla çoğunluk elde etmek, her şeyi yaparım anlayışını beraberinde getirmez, aksine, azınlığın haklarına daha ihtimam edilmesini gerektirir. Demokrasiyi amaç yerine araç olarak kullanan nice siyasi hareket, geçici üstünlükler elde etse de istisnasız tümü kendi karanlıklarında boğulmuşlardır ve tüm insanlık tarafından da lanetlenmişlerdir. Böyle bir duruma düşmenizi tavsiye etmiyorum.

Şimdi, bilerek ya da bilmeyerek AKP iki şeyi birbirine karıştırıyor. Çoğunlukla çoğulculuğu bir türlü öğrenemediniz ya da işinize gelmiyor.

Sayın milletvekilleri, çoğunluk, sayı üstünlüğü demektir, ekseriyet demektir, bundan ibarettir. Çoğulculuk, çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin yönetimde etkisini kabul eden bir siyasi anlayıştır. Çoğulculuğu yok sayan, çoğunluk üzerinden iş tutan siyasetlerin sonunu biraz önce söyledim. Bu Parlamentoda daha önce söyledim ama bir kere daha söylemek zorundayım:

Sayın milletvekilleri, demokrasi, el kaldıran iki ördeğin bir file üstünlük sağladığı bir rejim değildir. Burada sizin yaptığınızın bu söylediğimden başka bir karşılığı yok. Halk, zaman zaman yaşanan sıkıntılardan dolayı farklı arayışlara yönelebilir, aykırı anlayışları beklenmedik bir oranda destekleyebilir, bunlara siyasi güç ve yetki verebilir. Dünyada bunun çok da örneği vardır. Ama her defasında er ya da geç halk yanlış bir tercih yapmışsa -ki yapabilir- bu tercihten dönmesini de bilir. Hani ikide bir diyorsunuz ya işte “Biz milletin gücüyle geldik.” falan. Milletin desteğiyle geldiniz tabii de yüzde 38’le burada yüzde 60’ı işgal ediyorsunuz. Onu da söyleyelim.

Sayın milletvekilleri, hele ki halkı kandırmışsanız, halkı aldatmışsanız, hele hele halkın kutsal inanç ve değerlerini istismar ederek bu işi yapmışsanız, Allah ile aldatmışsanız şansınız yoktur hem burada hem öbür tarafta. Bunu da bir uyarı olarak yapmayı görev sayıyorum.

Sayın milletvekilleri, demokrasiyle ilgili çok şey söylemek mümkündür ama demokrasinin olmazsa olmazı uzlaşmadır. Uzlaşmasız bir demokrasi mekanizmasının çalışması mümkün değildir. Onun adı zaten demokrasi olmaz. Bakın Macaristan Parlamentosu anayasa değiştirdi, Parlamentonun yüzde 78 ekseriyetiyle değiştirdi ancak bu yüzde 22’lik, oylamaya ve değişiklik görüşmelerine katılmayan Parlamentodaki yüzde 22’lik oran için Macaristan Parlamento Başkanı çıktı, halktan özür diledi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Orada demokrasi var!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, uzlaşma… Bakın, çok somut bir örnek vermek istiyorum: Bu sekiz yılda üç Meclis Başkanı gördük. Meclis Başkanı 1 numaradır. Plakası da 0001’dir. Önemlidir, hiç şüphesiz saygın bir konumdur. Sayın Köksal Toptan’ı hatırlıyorum. En azından kısmi bir uzlaşmayla seçilmiştir ve gerçekten çok makul, tarafsız, objektif bir süreç anımsıyorum. Benim hafızamda kalan budur.

Ben Meclis Başkanımızın böyle polemiğe, münakaşaya, tartışmaya açık bir konuda üç günden beri bu makamda oturmasını doğru bulmuyorum. Türkiye'nin 1 numarasıyla yerimizden, buradan itişmek, kakışmak hoş bir şey midir? Kaldı ki Meclis Başkanının dün ve evvelsi günkü oturum yönetiminde Meclis Başkanı değil de Hükûmet sözcüsü ya da AKP grup başkan vekili anlayışını da unutmuş değiliz.

İktidar partisinin 4 milletvekili ayrı ayrı önerge veriyor. Usul, önerge sahibine sorarsınız: “Konuşacak mısın, gerekçeyi mi?” İktidar partisinin grup başkan vekili diyor ki: “Gerekçe…” Böyle şey olur mu? Bak, sinirlenince sinirlendi diyorsunuz. Böyle şey olmaz sayın milletvekilleri.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Aman, sinirlenme bugün ha!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bakın, gerçek söylüyorum, eleştirel söylemiyorum: Meclis başkanları “0001” numaranın gereğini yapmalıdır. Başka başkan vekillerinden biri otursa ne olur? Hadi, sizin 1 oya ihtiyacınız var. 2 hanımefendi Meclis başkan vekilimiz var. “Yok, onlara verirsek olmaz.” Biz gidelim, biz bu Parlamentoyu terk edelim, siz kendiniz çalın kendiniz oynayın. Böyle bir şey olur mu? Yanlış. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, Sinop). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
