# Vergi barışı kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 16 Ocak 2003
- **Gündem:** VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2003-01-16-vergi-barisi-kanun-tasarisi

> Enis Tütüncü (CHP), 16 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 1.049 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 19 sıra sayılı Vergi Barışı Kanunu Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüş bildirmek için huzurunuza gelmiş bulunuyorum; sözlerime başlarken hepinizi en derin sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; madde üzerindeki görüşlerime geçmeden önce, AKP'nin şimdiye kadarki icraatlarında ortaya çıkan bir çelişkiye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. AKP, bilindiği gibi, yolsuzlukların önlenmesinde büyük iddialar ortaya koymuştur; ancak, hükümet kurulduğundan bu yana, haksızlıklar ve yolsuzluklar konusunda geniş halk kesimlerinde yerleşmiş, kabul görmüş değer yargılarına, duyarlılıklarına, hatta tepkilere göz kapatan bir tutum sergiliyor, öyle görüyorum. Örneğin, geçenlerde, malî miladın kaldırılması konusunda, AKP, söz verdiğini ileri sürerek kayıtdışı ekonomiyi serbest bırakan, hatta bir bakıma teşvik eden yasal düzenlemeye giderken, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda vermiş olduğu sözü es geçmiştir. Şimdi ise, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla toplum vicdanında derin yaralar açmış olan naylon fatura kullanma skandalına af getirmek istiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; naylon fatura kullanılması, kamu vicdanında, devleti dolandırma ve hazineyi soyma olarak kabul edilen bir olay değil mi?! Böylesine yerleşmiş bir kanı, kabul görmüş bir düşünce mevcut değil mi?! AKP'ye oy veren saygıdeğer vatandaşlarımı, ben, şimdi, şöyle düşünmek istiyorum; ama, gönlüm varmıyor; nasıl düşüneceğiz... Şimdi, AKP, naylon fatura kullananlar ile bir taraftan ekonomik kriz altında ezilmiş, depremler altında yıpratılmış namuslu vergi mükellefini aynı kefeye koyan bir tavır ve davranış sergiliyor; AKP'nin durumu bu. Yani, AKP'ye oy veren geniş halk kesimi bunu kabul edebilir mi?! Geniş halk kesiminin vicdanında, bu tavır ve davranış, acaba, nasıl olumsuz yansımalara yol açar; bunu düşünmenizi rica ediyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüştüğümüz bu tasarının bir başka yönü var. Kanımızca, hem AKP programına ve acil eylem planına hem de bizatihi bu yasa tasarısının amacına ters düşen kimi düzenlemeler yapılmış burada. Bu çerçevede, öncelikle, maddenin içeriği ve amacıyla bağlantılı olarak, hükümetin, enflasyonla mücadeledeki ciddiyeti hakkında bir değerlendirme yapma ihtiyacını duyuyorum; çünkü, genelde tasarının tümü, özelde 11 inci maddenin durumu, bizi böyle bir değerlendirme yapmaya zorluyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, 2001 yılı mayısından itibaren yürürlüğe sokulan son ekonomik istikrar programının iki temel ayağı var; birincisi, dalgalı kur rejimi; ikincisi, kamu finansman dengesinin sağlanması. Türkiye'de kamu finansman dengesinin kurulamaması durumunda içborçların döndürülememesi gerçeği yaşandığı için sıkı bir maliye politikası uygulaması kabul edilmişti, bu nedenle de kamu kesiminin önemli miktarda faizdışı fazla vermesi programlanmıştı. Yine bildiğimiz gibi, 2002 yılı için bu programlanmış faizdışı fazla oranı, gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,5'i dolaylarındaydı.

Bu arada, anımsanacağı gibi, 2001 Mayıs programı üzerinde ciddî tartışmalar yapılmış, programın, özellikle de faizdışı fazla hedefi ciddî eleştirilere uğramıştı. Ekonomide talep düzeyinin çok düştüğü, ekonomik durgunluğun egemen olduğu ve reel ekonominin gerilediği bir zaman kesitinde, yüksek faizdışı fazla elde etme politikasının ekonomik krizden çıkışı zorlaştıracağı öne sürülmüştür, hatta, bu görüş, kimi çevrelerce, bu son ekonomik programa alternatif bir program olarak savunulmuştu. Şimdi görüyorum ki, AKP hükümeti, bu görüşe sahip çıkıyor.

Sayın Başbakanın son açıklamasının sonuçlarını önümüzdeki günlerde göreceğiz; ama, şu ana kadarki tavırlar, davranışlar, düzenlemeler, uygulamalar, ne yazık ki, bu politikanın; yani, 2001 Mayıs ayından itibaren uygulanan politikanın tersine bir politikanın izlenmekte olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümetin özellikle şu konu üzerine dikkatini çekmek istiyorum: Kamu finansman dengesinin sağlanması politikasında en küçük bir tereddüt ya da sapma, enflasyonla mücadelede şimdiye kadar elde edilmiş kazanımları kaybettirebilir, ekonomi yeniden yüksek oranlı enflasyon sürecine girebilir, borçların sürdürülmesinde yine sıkıntıyla karşılaşabiliriz. Nitekim, ben, faiz hadlerindeki -Hazinenin son borçlanma faizlerindeki- yüzde 60'a doğru olan bu tırmanmayı, bu konudaki çok ciddî alarm zillerinden biri olarak görüyorum. Neden görüyorum; çünkü, reel faiz oranları yeniden tırmanışa geçti ve reel faiz oranları yüzde 30'ları aşmaya başladı. Hazinenin borçlanma faiz oranı yüzde 60 ise, yüzde 30'lar civarındaki bir enflasyonu dikkate aldığımızda, demek ki, reel faiz oranları yüzde 30'lara doğru, hatta yüzde 30'ların üstüne doğru tırmanmaya başladı. Bu durum, borçların döndürülmesini zorlaştırma ve ekonomide yüksek finansman maliyetlerine neden olmanın çok ötesinde, başka olumsuzluklara da yol açmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada Yüce Meclisin dikkatini çekmek istediğim nokta, faiz oranları, döviz kuru ve borsa endeksi gibi değişkenler arasında çok yakın bir ilişkinin varlığı olayıdır. Buraya dikkatinizi çekiyorum. Reel faiz oranlarının artması, kurları baskı altında tutmakta ve Türk Lirasına yabancı paralar karşısında değer kazandırmaktadır. Bu durum, bir taraftan cari işlemler dengesinde olumsuz bir etki yaratırken, diğer taraftan da döviz kurlarında hızlı bir artış beklentisine yol açmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11 inci maddenin önemini yansıtan diğer bir konuya dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Konsolide bütçe gelirlerinin yüzde 80'inden fazlasını oluşturan vergi gelirlerinde son derece olumsuz bir değişimin yaşanmakta olduğu gözlenmektedir. Bu olumsuz değişme, hepimizin bildiği gibi, vasıtalı vergiler oranının hızla yükselmekte oluşudur. Bizim yapmış olduğumuz tahminlere ve hesaplamalara göre, vasıtasız vergiler oranının toplam vergiler içindeki payı, 2003 yılında ilk kez yüzde 30'un altına inebilir. Kaldı ki, son derece yetersiz olan vasıtasız vergilerin içinde beyanname usulüyle toplanan vergilerin oranı, yıllar itibariyle yüzde 10-15 dolayındadır. Vergi sisteminin, gelir ve servetler üzerinden alınan vasıtasız vergiler yerine, harcamalar üzerinden alınan KDV gibi vergiler üzerine inşa edilmiş olan yapısını, Türkiye'nin, halkımızın daha fazla taşıması mümkün değildir. İşte, 11 inci madde bu açıdan da önem arz ediyor. Maddeyle, kayıtdışı faaliyetlerin kayıt altına alınabilmesi için, işletmelerde mevcut olmasına rağmen, kayıtlara geçirilememiş olan mal, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesi sağlanmak isteniyor.

Hükümetin Meclise sunduğu ve Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz tasarının 11 inci maddesinde; yani, bu maddede önemli bir eksiklik tespit etmiştik. İşletmelerde mevcut olmasına rağmen, kayıtlarda düşük bedelle yer alan mal, makine, teçhizat ve demirbaşlar yasa kapsamı dışında bırakılmıştı.

Sayın milletvekilleri, öylesine acayip bir durum ortaya çıkmıştı ki, işletmede mevcut malları, makine, teçhizat ve demirbaşları kayıtlara hiç geçirmemiş olan girişimcilere "aferin, böyle yapmakla iyi yapmışsınız; sizleri affedeceğiz" diyorduk ya da deniliyordu; ama, bunları, çeşitli zorunluluklarla, kısmen kayıtlara geçirmiş olan, geçirmek mecburiyetinde olan kişilere, dürüst, namuslu mükelleflere ise "ha, siz yanlış yaptınız, sizi af kapsamına almıyoruz. Bu yasanın af kapsamından yararlanmanız için, sizin, hiç kayıtlara girmemeniz, geçirmemeniz lazımdı" diye çok acayip bir durumla karşılaşmıştık.

Bunu dikkate getirdik, dile getirdik. Teşekkür ediyoruz Sayın Maliye Bakanımız konuya sahip çıktılar. Bir düzenleme geldi, bir önerge geldi, kabul edildi; ancak, eksik kabul edildi. Bu kez, mallar; yani, işletme kayıtlarında yer aldığı halde, düşük bedelle kaydedilen mallar kapsam dışında kalıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu durumun hem yasa tasarısının amacıyla hem de yasa getirilirken düşünülen, adaleti sağlama, haksızlığı ortadan kaldırma, vergi mükellefinin sıkıntılarını ortadan kaldırma gibi birtakım gerekçelere ters düştüğünü, yeni haksızlıklar ve yeni adaletsizlikler yaratmakta olduğunu dikkatlerinize sunmak istiyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2003-01-16-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
