# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 18 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Enis Tütüncü (CHP), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.223 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle, kanun tasarısında geçen kavramlardan bazılarının tanımları yapılıyor. Benim, dikkatinize sunmak istediğim konu, stratejik planlamadır. Buradaki tanımıyla stratejik plan, aslında, makro düzeyde değil, kuruluşların, işletmelerin yaptıkları bütçeleme süreçleriyle ilgili bir kavramdır. Buradaki stratejik plan kavramının içeriği yetersizdir ve ulusal makro planla irtibatı gereğince kurulmadan düzenlenmiştir. Bu kavramın, bu haliyle bu maddede bulunmasının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu konudaki ayrıntılı görüşlerimizi, önergemiz görüşülürken dile getireceğim.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; bu yasa tasarısının gerekçesi üzerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bize göre, iki gerekçeli bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Birinci gerekçe, görünen gerekçedir; Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan metindeki gerekçedir. İkinci gerekçe ise, zabıtlara geçmeyen gerekçedir. Bu gerekçenin özü, Başbakanlık Müsteşarının Sivas'ta dile getirdiği düşüncelerdir. Bu düşünceler, 29 Ekim 1923'ten rövanş alma mücadelesine yönelik düşüncelerdir. (AK Parti sıralarından "Ne alakası var" sesleri)

Ne söylediğimi çok iyi biliyorum, sözlerimin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Değerli milletvekilleri, sizlerin de, sözlerimi, lütfen, öküz altında buzağı arama anlayışının ve mantığının dışında değerlendirmenizi, bilhassa, rica ediyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Sayın Müsteşar, söylediklerinin bugün de arkasında durduğunu söylüyor. Sayın Başbakan da, bunu bile bile, Sayın Müsteşara sahip çıkıyor; öyle değil mi; sahip çıkıyor.

Sayın milletvekilleri, yasa tasarısının nitelikleri de ortadayken, bu durumda, bu tasarının zabıtlara geçmeyen gerekçesinden söz etmemek mümkün müdür allahaşkına?! Nitekim, yasa tasarısının bazı maddelerine baktığımızda, Başbakanlık Müsteşarının sözlerinin arkasında durulmasının ne anlam ifade ettiği görülmektedir. Bu konu, olağanüstü derecede önemlidir.

Sayın milletvekilleri, Sayın Müsteşar konuşmasında, siyasî öncelikli İslamî hareketlerden söz ediyor ve bunları şöyle tanımlıyor: "Bu hareketler, aslında, devlet yönetimini ve karar merkezlerini ele geçirerek, toplumda değişikliği sağlamaya yönelik hareketler olarak ifade edilebilir. Karar gücünü elinizde bulunduracaksınız. Birtakım değişimleri, bu karar gücüyle gerçekleştirmeye çalışırsınız."

Değerli milletvekilleri, burada kastedilen değişim nasıl bir değişimdir, Sayın Başbakanlık Müsteşarının o malum konuşmasındaki değişim nasıl bir değişimdir, aynen aktarıyorum. Sayın Müsteşar diyor ki: "Modern devletin bize aşılamaya çalıştığı veya dayatmaya çalıştığı düşünceye karşı bir değişim." Yine, devam ediyor, diyor ki: "Modern devlet, şeriatçılık ve Müslümanlık gibi iki farklı kavram varmış gibi, yıllardır, bize bir dayatma içindedir; bu, yanlıştır. İslam, bir hayat tarzıdır, hayatın bütün yönlerini kapsayan bir sistemdir. Siyaseten de karar gücüne yönelik hareketler yapmak zorundadır." Bu sözler ne anlama geliyor sayın milletvekilleri; bu kürsüde ettiğimiz yemini hatırlayalım ve elimizi vicdanımıza koyalım, bu sözler, cumhuriyet ve demokrasi anlayışına karşı olan bir değişimi önermiyor mu... Bu sözler, modern devleti yok etmeye yönelik bir karşı devrim düşüncesinin somut örnekleri değil midir...

AHMET YENİ (Samsun) - Değildir.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Bu düşüncelerin sahibi, Başbakanlık Müsteşarı olarak, yerinde oturmuyor mu?..

Yine devam ediyor Sayın Müsteşar ve diyor ki: "Karar gücünde etkin olma talebimiz karşısında modern devlet ve onun bürokratik yapısı bize şunu vazedecektir: Siyasî güçte karar mercii olarak yerini almak için, yani, ülkeyi yönetmek için Müslüman kimliğini bırakmalısın diyecektir. İslam asla bunu kabul etmez. Bu riyakâr bir tavırdır ve kimlik bozulması demektir."

Bu çatı altında bu sözlerin arkasında duracak bir kişinin dahi bulunduğunu düşünmek ve kabul etmek istemiyorum.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Bu maddede ne yazıyor?

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Deniyor ki: "İslamı öğrendikçe göreceğimiz şey şu idi -Başbakanlık Müsteşarı, yerinde oturan Başbakanlık Müsteşarının sözleri bunlar- İslam, bir bütündür ve hayat tarzıdır; siyaseten de karar gücüne yönelik; yani, hükümet etmeye yönelik hareketler yapmak zorundadır."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu nasıl bir anlayıştır? Bu anlayışa göre şu anda Türkiye'de yaşayan nüfusun yüzde 90'ına yakın bir bölümü, Müslümanlık açısından, dini açısından kimlik bunalımı içinde demektir, AKP'ye oy verenlerin büyük bölümü de dahil olmak üzere. Başbakanlık Müsteşarının bu sözleri bu anlama geliyor; rica ediyorum.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Önerge verin o zaman.

AHMET YENİ (Samsun) - Bu maddeyle ilgili bir diyeceğiniz var mı?

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Bu anlayışa göre, bin yıldır bu topraklarda yaşayan bu halk İslamı hâlâ öğrenememiş, öğrenme süreci devam ediyor, bu nedenle, halk, halkımız, dinî açıdan kimlik bunalımında bulunuyor. Bir an için bu anlayışı savunanlar gibi düşünelim ve diyelim ki, tamam, haklısınız; haklısınız Sayın Müsteşar, haklısınız Sayın Müsteşar gibi düşünenler. Şeriatçılık ve Müslümanlık farklı iki kavram olamaz; haklısınız. Müslüman olan şeriatı savunmak zorundadır; haklısınız. Peki, ama, bu durumda Suudî Arabistan'daki şeriat mı savunulacak, İran'daki şeriat mı savunulacak ya da başka bir ülkedeki şeriat mı savunulacak?!

AHMET YENİ (Samsun) - Siz hangisini isterseniz!..

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sayın milletvekilleri, gerçekten, son derece üzgünüm. Şu hale bakınız, bu kutsal çatı altında neleri konuşma durumuna geldik, neleri konuşur duruma geldik!

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Siz konuşuyorsunuz...

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Başbakanlık Müsteşarı orada oturduğu müddetçe, bunları konuşacağız, bunları konuşmalıyız, siz de burada dinleyeceksiniz, sabırla dinleyeceksiniz, 70 000 000'luk halkımız da bunları dinleyecek ve sizi bu şekilde değerlendirecek.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - 28 Martta göreceksiniz...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Siz vehimlerinizle kavga ediyorsunuz!

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Emin olun, şu anda, Ulusal Kurtuluş Savaşı yapanların ve Türkiye Büyük Millet Meclisini kuranların kemikleri sızlamaktadır.

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Hepinizin hatası...

AHMET YENİ (Samsun) - Sizin o konuşmalarınızdan sızlıyor!..

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuşmamı, lütfen, şu açıdan değerlendiriniz; öküz altında buzağı aramıyorum, lütfen, şu açıdan değerlendiriniz: Bilindiği gibi, Türkiye, güzel Türkiyemiz, uluslaşma sürecini tamamlayamadan, 1950'li yıllardan itibaren, hem içeriden hem de dışarıdan, çeşitli olumsuz siyasî ve ideolojik saldırılara maruz kaldı. Bu saldırıların öncelikli hedefinin, oluşum sürecindeki ulus devlet anlayışını ve onun yurttaşlık bilincini sarsmak ve yıpratmak olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Söz konusu yurttaşlık bilinci ve değerlerimiz, ne yazık ki, belli ölçüde yıpratılmış bulunmaktadır. Türkiye, ulus devlet anlayışıyla, onun yurttaşlık bilincinde meydana getirilen tahribatı, Avrupa Birliği standartları ve Kopenhag Kriterleri esas alınarak, yeni bir anlayışla onarmak mecburiyetindedir. "İşte biz bunu yapmaya çalışıyoruz" demeye sakın yeltenmeyin! Çünkü, elimizdeki yasa tasarısının kimi maddelerine baktığımızda, sizin, bu anlayışta olmadığınız açıkça ortaya çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öte yandan, 1980'li yıllardaki yeni teknolojik devrim ve bundan kaynaklanan küreselleşme olgusu, üretim ilişkilerini yeniden şekillendirirken, emek kavramının içeriğini de değiştirmiştir; bu değişim süreci devam etmektedir. Örneğin, üretimin bileşiminde kol gücüne dayalı emek önemini yitirirken, beyin gücüne, kafa gücüne dayanan emeğin ağırlığı, hâkimiyeti artmaktadır. Geleceğin dünyasında, bilişim teknolojileri, biyoteknoloji, nükleer fizik, uzay teknolojisi gibi, yeni teknoloji sektörlerinin egemen olacağı gözlenmektedir. Bu üretim sürecinde, kol gücüne dayanan üretim birimleri ile buralarda çalışan işçiler söz konusu değişime uyum göstermekte zorlanmaktadır. Yine bu değişim sürecinde, dünya genelinde kimi yeni olanaklar, haklar ve talepler ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda, örneğin, farklı etnik grupların kendi altkimliklerini ve kendi kültürlerini geliştirmeye yönelik istemleri, giderek yükselmektedir. Geniş halk yığınlarının, daha özgür, daha eşitlikçi bir dünyada, daha temiz bir doğada, daha yüksek yaşam standartlarında yaşama özlemleri ve iddiaları her geçen gün güç kazanmaktadır. Ne var ki, anılan yeni olanaklar, haklar ve talepler ile ulus devletin gerektirdiği görevler, sorumluluklar arasında uyumsuzluklar, hatta sürtüşmeler meydana gelmeye başlamıştır.

Dünya genelinde uluslaşma sürecini 19 uncu Yüzyılda tamamlamış olan gelişmiş ülkelerde söz konusu değişim sürecinde ortaya çıkan uyumsuzlukların sorun yaratmadan aşılmakta olduğu gözlenmektedir. Ne var ki, bu değişim süreci, esasen zayıflamış ulusçuluk bilincinin yarattığı karmaşa ortamında mevcut ekonomik ve toplumsal sıkıntılarla bir arada, özellikle güzel Türkiyemizin sorunlarını daha da ağırlaştırmaya başlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, Türkiye'de siyasetin önündeki en önemli mesele, kanımızca, böylesine karmaşık ve güç koşullar içerisinden, Türkiye'nin güçlü olarak esenliğe çıkarılabileceğinin gösterilmesidir, buna halkın inandırılmasıdır ve bunun gereğinin yerine getirilmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dile getirmeye çalıştığım düşünceler ışığında, bu yasa tasarısının geri çekilmesini tekrar tekrar talep ediyoruz. Geniş halk yığınlarınca, bir konsensüs çerçevesinde, daha da yoğurarak, Türkiye'nin gerçekten ihtiyacı olan değişimi, elbirliğiyle, halkımızın yararına yapma ihtiyacı içerisindeyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, size ve değerli milletvekillerine saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
