# 2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2005
- **Gündem:** 2006 YILI PROGRAMININ HAZIRLANMASINA DAİR KAN.TAS. (SS:872)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2005-04-28-2006-yili-programinin-hazirlanmasina-dair-kan-tas-ss-872

> Enis Tütüncü (CHP), 28 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 YILI PROGRAMININ HAZIRLANMASINA DAİR KAN.TAS. (SS:872)); konuşma 1.101 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 2006 Yılı Programının Hazırlanmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi, en iyi dileklerimle, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu yasa tasarısında, hükümetin, kalkınma planlarına önümüzdeki dönemde giderek daha fazla ihtiyaç duyulacağını belirtmiş olması, gerçekten, Türkiye'nin geleceği açısından bir şans olarak görülmelidir diye düşünüyorum. Tabiî ki, hükümet, kalkınma planlarının ya da planlama anlayışının, planlama vizyonunun önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını belirtirken, öyle sanıyorum ki, mevcut planlama anlayışını değil, şimdiye kadarki planlama anlayışını değil, küreselleşme sürecinde Türkiye'yi ileriye götürecek yeni bir planlama anlayışını kastetmiştir. Bu planlama anlayışı, strateji ve politika planlaması anlayışıdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yıllardan bu yana, bu yeni planlama anlayışının bir an önce Türkiye'de yaşama geçirilmesi gereğini savunuyoruz ve Devlet Planlama Teşkilatının da, bu yeni planlama anlayışı çerçevesinde yeniden yapılandırılmasının, özerk hale getirilmesinin, etkin hale getirilmesinin, Türkiye açısından, Türkiye'nin geleceği açısından yaşamsal önemde olduğunu her platformda anlatmaya çalışıyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; küreselleşme süreci, gerçekten, gelişmekte olan ülkelerin geleceğini daha da sıkıntılı hale getiriyor; ancak, her şeye rağmen, Türkiye, kendi geleceğini, kendi iradesiyle, kendi bilinciyle oluşturma çabasını sonuna kadar götürmelidir. Öyle sanıyorum ki, eğer, Türkiye, bu iradeyi ortaya koyarsa, geleceğin dünyasında, hangi mal ve hizmet alanlarında eğer dünya talebi yükselecek ise -ki, o alanlar beş aşağı on yukarı bellidir- bu alanları tespit etmelidir, bu alanlara kalkınma planlaması açısından kilit endüstriler demekteyiz ve bu kilit endüstriler ekseninde ve KOBİ'ler öncülüğünde bir yatırım seferberliğine her şeye rağmen gitmelidir. Öyle sanıyorum ki, küreselleşme sürecinde ortaya çıkan tüm sıkıntılar, eğer bu konuda bilinçli, eğer bu konuda iddialı olunursa, rahatlıkla aşılabilecektir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabiî ki, bu yeni planlama anlayışının kabul edilmesi ve Devlet Planlama Teşkilatının bu yeni planlama anlayışı çerçevesinde yeniden yapılandırılması yanında, Türkiye'nin, yıllardan bu yana götürdüğü, uyguladığı neoliberal ekonomi politikalarını da artık terk etmesi gerekiyor. Türkiye, ranta, faize, verimsizliğe neden olan, haksız kazanca neden olan, yol açan ve yıllardan bu yana Türkiye'yi, gerçekten, büyük bir borç yükü altına sokmuş olan neoliberal iktisat politikalarını bırakıp, üretime, verimliliğe, kalkınmaya, istihdama, iş ve aş yaratmaya olanak sağlayacak yeni iktisat politikalarına yönelmelidir. Yineliyorum, yeni planlama anlayışı, strateji ve politika planlaması anlayışı, artı, Devlet Planlama Teşkilatının bu yeni planlama anlayışını yaşama geçirecek şekilde yeniden yapılandırılması ve yeni ekonomi politikalarının Türkiye'de kabul edilmesidir. Eğer, Türkiye ve AKP İktidarı, bu üç konuda başarılı olursa, gerçekten, Türkiye'nin geleceği, kimsenin hayal edemeyeceği bir noktaya götürülür ve Cumhuriyet Halk Partisi de, bu konuda, bütün çabasıyla hükümetin yanında olur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi, 2005 yılında ekonominin karşı karşıya olduğu bazı risk alanlarına hükümetin dikkatini çekerek bağlamak istiyorum. Biz, burada, dokuzuncu beş yıllık kalkınma planının birinci yılı olması gereken 2006 yılını, bir geçiş programı olarak öngörüyoruz ve bir geçiş programı hazırlama olanağını hükümete tanıyoruz. Bu itibarla, 2006 yılındaki bu geçiş programının dokuzuncu beş yıllık kalkınma planına ciddî bir temel, ciddî bir dayanak teşkil etmesi için, 2005 yılındaki ekonominin karşılaştığı risk alanlarının neler olduğunun çok iyi bir şekilde irdelenmesi, bilinmesi ve 2006 yılı programının da bu çerçeveden hazırlanması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Türkiye'nin bir numaralı risk alanı işsizlik, açlık ve yoksulluk sorununun büyümekte oluşudur. Dün akşamki, tümü üzerindeki konuşmamda çok kısa olarak değindim. Bugün, Türkiye'de, açlık sınırı, Türk-İşin hesaplamalarına göre, 528 Yeni Türk Lirasıdır, Kamu-Senin hesaplamalarına göre, 668 Yeni Türk Lirasıdır. Asgarî ücret de 350 Yeni Türk Lirasıdır. Buna göre, asgarî ücretle çalışan ve sayıları da giderek artmakta olan milyonlarca çalışan tüm insanımız, demek ki, açlık sınırlarının altında yaşamak mecburiyetinde kalmışlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, onun da ötesinde, bir diğer, daha büyük sıkıntı var. Aylık gelirleri asgarî ücretin üzerinde, ancak, açlık sınırı olarak tespit edilen 528 Yeni Türk Lirasının altında olan, o arada olan, çalışan, çalışmakta olan, istihdam sürecinde olan, üretim sürecinde olan işçi, çiftçi, memur, küçük esnaf ve sanatkâr, tüm çalışanlar, demek ki, açlık sınırının altında çalışmak mecburiyetindeler. Yani, bizler, eskiden, işsiz olanın, yoksul olanın açlığından söz ediyorduk; ama, ne yazık ki, içinde bulunduğumuz koşullarda, işi olan, aşı olan, üretim sürecinde olan insanların, çalışmakta olan insanların açlık sınırında yaşamakta olduklarından söz ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işte, öyle sanıyorum ki, 2005 yılındaki bu risk alanının doğru bir şekilde tespit edilmesi ve 2006 yılı Programının bu şekilde, bu ciddî risk alanının dikkate alınarak yapılması, ondan sonraki dokuzuncu beş yıllık planın uygulama başarısını ve şansını artıracaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tarım ve hayvancılığın hızla çökmekte oluşu Türkiye'deki bir diğer risk alanını oluşturuyor. Bakınız, buğday üreticisi üç yıldan bu yana buğdayını 300 000 Türk Lirası dolayında satıyor. Yağlı ayçiçeğinde durum daha kötü. Ayçiçeği üç yıl önce 600 000-650 000 Türk Lirasına satılırken, şimdi, 450 000-500 000 Türk Lirasına satılıyor. Peki, üç yıl önce mazotun fiyatı neydi; 850 000 lira dolayındaydı. Peki, şimdi mazot ne kadar; 2 000 000 liraya dayanmış. Peki, üç yıl önce gübrenin paçal ton fiyatı ne kadardı; 200 000 000 Türk Lirası dolayındaydı; şimdi 450 000 000 lira. Yani, Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; AKP Hükümeti zamanında buğday fiyatı yerinde sayıyor, ayçiçeğinin piyasa fiyatı geriliyor; buna karşılık gübre fiyatı 2 kat, mazot fiyatı 2,5 kat artıyor. Yani, bitkisel üretimin diğer alanlarına bakıyoruz; örneğin, pancar, patates, pamuk, üzüm, mısır, narinciye gibi ürünlerde yaşanan olay da bu. Yani, çiftçimiz, bu koşullarda nasıl üretim yapacak?!.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı toparlayın.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Hayvancılığa gelince; iki sene önce etin kilogramı, karkas ağırlık olarak, 8 000 000-8 500 000 Türk Lirası idi, bugün 7 000 000-7 500 000 Türk Lirası. 1 Kilogram sütle 1 kilogram yem ancak alınabiliyor. Sütçülüğün kurtarılması için, 1 kilogram sütle 2 kilogram yem alınması gerekiyor. Oysa, bir bakıyoruz ki, son bir ayda, süt fiyatları yüzde 10 geriledi; 1 litre sütle, ancak ve ancak yarım litre pet şişe suyu alınıyor, 1 litre bile değil. Çiftçimiz, elindeki iyi ırk süt ineklerini, kasapların eline acaba nasıl düşürmeyiz telaşı içinde.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; burada bir planlamacı arkadaşınız olarak, konuya, teknik açıdan, kalkınma planlaması açısından bakmaya çalışıyorum ve bu konuda da elimden geldiğince konuşmalarımı teknik düzeyde sürdürmeye çalışıyorum; ama, gerçekten, ama gerçekten Türkiye, eğer, 2006 yılı programını -başka risk alanları da var, onlara zamanın yetersizliği nedeniyle değinemiyorum, belki fırsat bulursam değinirim- bu risk alanlarını dikkate alarak hazırlayamazsa, öyle sanıyorum ki, ondan sonraki yıllar için hazırlanacak dokuzuncu kalkınma planı, büyük bir olasılıkla, halkımız açısından hüsran olacaktır. Toplumsal bunalımın gerçekten çok önemli bir aşamasında, bir kritik noktasında, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak sorumluluk üstlenmişsiniz; öyle sanıyorum ki, bu sorumluluğun gereğini yapacaksınız, biz de sizlere destek olmaya çalışacağız. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu duygu ve düşüncelerle, bu maddenin, bu yasanın ülkemize, hükümetimize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi en iyi dileklerimle, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.(Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2005-04-28-2006-yili-programinin-hazirlanmasina-dair-kan-tas-ss-872 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
