# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ensar Öğüt (CHP, Ardahan)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 15 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2004-09-15-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Ensar Öğüt (CHP), 15 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 911 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılmasından dolayı hayvan sahibinin hapisle cezalandırılmasını kapsayan 177 nci madde hakkında CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kanunun maddesine göre, gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlike oluşturursa, altı aya kadar hapis cezası var. Ülkemizde, her yıl, kurban bayramı olmaktadır; kurban bayramında, Anadoludan, insanlar, hayvanlarını getiriyor, getirdiği gibi de satmak istiyor; satıyor; ama, zaman zaman da, biliyorsunuz, elinden kaçırıyor, hayvan trafiğe çıkıyor, trafikte de tehlike oluşturuyor; o zaman, yandı bütün köylü; bundan sonra, elinden hayvanını kaçıran insan, altı ay hapis cezasıyla cezalandırılacak. Zaten ne oluyorsa, gariban köylüye oluyor. İnanın hortumculardan kimse beş kuruş para alamıyor. Köylünün, çiftçinin borçlarında iyileştirmeler yaptık ki, en çok ödemeyi onlar yapmış. Hepiniz biliyorsunuz.

Şimdi, burada, dinî vecibelerini yerine getiren insanlarımızın kurban kesmesi vaciptir, kesmesi gerekir. Hayvanlarını getirdikleri zaman, hayvanları getiren köylülerin değil, tedbir almayan belediyelerin cezalandırılması lazım. Birkısım arkadaşlarımız belediye başkanlığı yapmıştır, hepimiz yöneticiyiz.

Benim önerim şudur: Pazarlama ve kesimi yapılacak şekilde entegre tesisler belediyeler tarafından kurulur ve Anadoludan hayvan getiren insanlar, oraya, kamyonuyla beraber hayvanlarını götürürse hem orada hayvan pazarlanır hem de hayvanın sağlıklı bir şekilde kesimi olur. Şimdi, Avrupa Birliğine giriyoruz; Avrupa Birliği de devamlı olarak bu kurban kesimi konusunda bize ikazda bulunuyor. Hakikaten çok vahşet arz eden görünümler de oluyor, sokaklarda sağlıksız şekilde kesimler oluyor. Bunun için, bu 177 nci maddenin değiştirilmesi gerekiyor. Nasıl değiştirilmesi lazım; bir kere, yırtıcı hayvanlar ile kurbanlık hayvanlar tanımının farklı yapılması lazım. İkincisi; eğer ceza verilecekse, oradaki belediye başkanlarına da veya o şehrin mülkî sorumlusuna da ceza vermek lazım. Yani, gariban köylü gelmiş, bir tane hayvanını satacak, onun parasıyla da çoluk çocuğunu geçindirecek; onu da hapse atarsak hakikaten yazık olur yani; çocuğunu neyle geçindirecek!

O bakımdan, benim istirhamım, burada anlaşarak bir önerge verelim. Bakın, gayet güzel, hızlı bir şekilde geçiyor.

Sayın Milletvekilim, bu, Erzurum'da çok var. Hepimiz Doğu Anadolu veya Güneydoğu Anadoludan gelen hayvanlarla besleniyoruz. Hayvanlarımızın sağlıklı olması için, mutlak surette, belediyeler entegre tesisler yapsın. Hayvanın kaçmasını, tezmesini veya sağlıksız kesimini engellemek için güzel tesisler yapsın. Böylece, hayvan, kamyonla entegre tesise getirilir, hem beslenir hem pazarlanır ve hem de kesimi sağlıklı bir şekilde yapılır.

Değerli arkadaşlar, tabiî, burada "hayvan" deyince, köylümüzün tek geçim kaynağı hayvancılıktır. Hakikaten, hayvanının dışkısıyla tezek yapar, kışın bahara kadar ısınır; etiyle, sütüyle, peyniriyle beslenir; hayvanını satar, çocuğunu okutur veya kendisinin tedavisini yaptırır; ama, Türkiye'de, son günlerde kaçak hayvancılık olayı aldı başını gitti. Öyle aldı başını gitti ki, Hindistan'dan hörgüçlü hayvanlar geldi. Yani, bizim hayvan ırkımızla alakası olmayan, tamamen, böyle, omzu yüksek, deveye benzeyen hörgüçlü hayvanları tespit ettim ve bunu Büyük Millet Meclisi kürsüsüne taşıdım.

Ülkemizde nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan köylü, şu anda tarımda çok zor durumda, hayvancılıkta da tükenmiş, bitmiş durumda; çünkü, hayvanı para etmiyor. Ben, Ardahan hayvan pazarına gittim; inanın, bir inek 500 000 000 lira. Yanlış duymadınız, bir inek 500 000 000 lira!.. Geçen sene 1 200 000 000 liraya satılan bir inek 500 000 000 liraya düşmüş, 2 000 000 000 liraya satılan tosun 1 000 000 000 liraya düşmüş. Köylü diyor ki: "Ağabey, ben, satsam ne yapacağım, satmasam ne yapacağım?!" Çok zor durumda!..

Kaçak hayvancılığın önlenmesi için -allahaşkına, sizden rica ediyorum- Cumhuriyet Halk Partisi kadar siz de üzerine düşün, Van ve Hakkâri-Yüksekova'dan giren kaçak hayvanı önleyin.

Bakın, Ardahan da sınır ili; Gürcistan'dan 1 tane hayvan doğru dürüst geçemiyor. Yani, ben, geçen ay Ardahan'a gittim; kaçak geçen 45 hayvanı Ardahan Valiliği yakalattı. Ben, Sayın Vali Beye ve oradaki görevli arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ardahan sınır ili olmasına rağmen kaçak yok; ama, Van, Hakkâri-Yüksekova'dan, o bölgeden korkunç derecede kaçak giriyor. O, kaçak geldiği zaman, üçte 1 fiyatına satılıyor, köylümüzün malı elinde kalıyor, para etmiyor. Şimdi, burada çok önemli bir şey var. O hayvan kaçak geliyor, belki, o kaçakçılar para kazanıyor. Size, ben, bir rakam söyleyeyim: Günde 2 500 tane hayvan geliyor. 250 000 000 lira rüşvet veriyorlar. 150 000 000 lirasını küpe parası olarak veriyorlar, hayvanlara sahte küpe takıyorlar, Türkiye hayvanı haline, yasal hale getiriyorlar. 100 000 000 lirası rüşvet; hayvan başına 250 000 000. 250 000 000'u 2 500'le çaptığınız zaman, Türk Halkı günde 625 milyar lira rüşvet vererek kaçak hayvan getiriyor, hayvancılığımız da burada ölüyor.

Ben, geçen gün Çubuk'taki hayvan pazarına gittim, orada da aynı durum var. Manisa'dan arıyorlar, Ordu'dan arıyorlar, her yerde hayvan pazarları korkunç derecede; hayvancılık ölme durumuna gelmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada benim sizden ricam, AK Parti olarak -o gün gündeme getirdiğimizden sonra kaçak kısmen de olsa durdu; ama, halen devam ediyor- bunun üzerine gidelim, hayvancılık yapan insanlarımız hayvanını değerinden satsın, çoluk çocuklarını insan gibi geçindirsinler.

Benim halkımıza bir önerim de şudur: Artık, kasabınızı seçerken, et alırken, yerli hayvan olup olmadığını sorun ve bilgi alın. Şimdi, kurban bayramında kaçak hayvan, pazarlarımıza gelecek. Bu kaçak hayvanlar sağlıksız, sağlık kontrolü yapılmıyor; sıcak ülkeden geliyor, soğuk ülke burası. Irak'tan, İran'dan, Hindistan'dan gelen hayvan sıcak ülkeden geliyor, bizim ülkemiz soğuk; hayvan hemen hastalanıyor. Şimdi, o hasta hayvan kurban bayramında kurbanlık olarak satıldığı zaman, insanlarımız bu defa hastalanacak. Şimdi, ben buradan öneriyorum, kurban alacak herkesten rica ediyorum; gerçek köylüden alsınlar, Türk köylüsünden alsınlar, üreticiden alsınlar. Onun için, ben istirham ediyorum; bu arada hükümette biraz hareket var, kaçağı önlemek için, biraz daha üzerine giderse bunun önüne geçilmiş olacaktır.

Bunun dışında, özellikle köylümüzü sıkıntıya sokacak, 177 nci maddedeki, hayvanı tehlike oluşturduğu zaman verilecek altı aylık ceza olayının bir önergeyle düzeltilmesi, en azından belediyeleri de bu tanımın içerisine sokmak ve yırtıcı hayvanlarla kurbanlık hayvanların, daha doğrusu kesilip yiyebileceğimiz hayvanların ayırımını yapmamız gerekiyor.

Bunu Yüce Meclise arz ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 15 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2004-09-15-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
