# Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Enver Öktem (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137

> Enver Öktem (CHP), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )); konuşma 1.199 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ENVER ÖKTEM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İŞKUR Yasa Tasarısının 5 inci maddesi olan, genel kurulun görevleriyle ilgili, Partimizin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Konuyla ilgili görüşlerimizi açıklamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, kanun tasarısı, esas olarak iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Türkiye İş Kurumu; ikinci bölüm, Özel İstihdam Büroları. Tasarıyı dikkatlice incelediğimizde, aslında, asıl olanın ikinci bölüm olduğu; birinci bölümün, ikinci bölümde yer alan özel istihdam bürolarının, çalışma yaşamımızda tam olarak yer etmesi için bir geçiş aşaması olarak düşünüldüğü anlaşılmaktadır.

Zira, kurum, sanki, bir şirket gibi düzenlenmiş; yasaya göre, devasa miktarda kaynağa sahip olan, işsizlik fonunun tasarrufunda geniş yetkilerle donatılmış 6 kişilik yönetim kurulu; denetlemeden alım satımlara, personel atamalarından hizmet satın alımına, fon kaynaklarının değerlendirilmesine kadar çok ciddî yetkilerle donatılmıştır.

Çeşitli kamu görevlilerinden, toplum kesimlerinden oluşturulmuş genel kurulun ise, tavsiye niteliğinde aldığı kararlar dışında yasaya göre hiçbir belirleyiciliği söz konusu değildir. Yönetim kurulunda yer alan genel müdürün başında olduğu genel müdürlük ise, yönetim kurulunun aldığı kararları yürütür; yönetim şemasındaki dördüncü bölüm ise, il istihdam kurullarıdır.

Değerli arkadaşlar, yasa tasarısında birbirini tamamlayan öyle hükümler var ki, İŞKUR, sanki, bir kamu kuruluşu değil de, sektör haline getirilmiş işgücü piyasasının dev bir şirketi konumuna getirilmiştir.

Belirttiğimiz gibi, kararlarda belirleyici olması gereken genel kurulun, hiçbir belirleyiciliği olmadığı gibi, yönetim kurulu, bir kamu kuruluşu için olmayacak yetkilerle donatılmıştır. 6 kişilik yönetim kurulu, her türlü denetimden uzak personel atamaları yapabilmekte, eğitim hizmetleri ve diğer hizmet alımlarına karar verebilmektedir. Aslî görevi olan meslekî eğitimleri bile özel eğitim şirketlerine devredebilmektedir.

Yine, yönetim kurulunun, personel alımı, atanması, faaliyet raporlarının denetlenmesi gibi görevleri de vardır. Yönetim kurulu, hem belirleyici hem yürütücü hem de denetleyici konumuna getirilmiştir. Üstelik, tasarıyla, fon yönetimi kurulu da kaldırılmıştır ve görevleri yönetim kuruluna devredilmiştir. Bu devirle, acaba, İşsizlik Sigortası Fonunun da, diğer fonlara benzetilerek çarçur edilmesi hedeflenmekte midir diye düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

Öte yandan, yönetim kuruluna, 100 milyarın üzerindeki harcamalarda da tam yetki verilerek, âdeta, dikensiz bir gül bahçesi yaratılmak istenmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu örgüt şeması, kamu kuruluşundan öte, özel şirket şemasına benzemektedir. Sanki, özelleştirmeye hazır bir altyapı hazırlanmaya çalışılmaktadır. Bu şema çerçevesinde, yönetim kurulunu, özel şirket yönetim kurulu; genel müdürü, özel şirket yönetim kurulu başkanı; yönetimde herhangi bir belirleyiciliği olmayan genel kurulu, şirket hissedarları; il istihdam kurullarını da, bu büyük şirketin acenteleri olacak şekilde telakki etmek mümkündür. Devlete ait ne varsa, sorgusuz sualsiz özelleştirme hevesinde olan bir iktidarın, böyle bir geçiş aşamasını düşünerek böyle bir tasarıyı gündeme getirmeyeceğini hiç kimse iddia edemez. Kaldı ki, kanunun getirdiği düzenlemelere bakınca, daha sonra özelleştirilmesi de kolay olacak devasa bir yapı, kârlı bir işletme olanağı ortaya çıkarılmaktadır. Bu kuruma hangi sinsi çevrelerin talip olacağını da şimdiden öngörmek zor olmasa gerekir.

Değerli milletvekilleri, tekrar ediyorum, bu yasa tasarısı, içinde bazı entrikaları barındıran şaibeli bir yasa konumundadır. Asıl amaç, işgücü piyasasının da devlet denetiminden tamamen çıkarılması, böylece, daha önce kabul edilen kölelik yasasının da kolay bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Daha önce çıkarılan kölelik yasasıyla, çalışma hayatının, adaletçi ve eşitlikçi bir şekilde devlet tarafından düzenlenmesi yükümlülüğü, âdeta, piyasaya, yani egemenlere devredildi; çalışanların, çalışma ortamında taraf olma durumu da, bir nevî ortadan kaldırıldı ve işçi, egemenlerin tek taraflı kararlarına göre pozisyon değiştirmek zorunda olan bir meta haline getirildi.

Daha önce, AKP'liler olarak çıkardığınız kölelik yasasını durdurmak için, emekçi halkımız ve onun temsilcisi olan Cumhuriyet Halk Partisi olarak direndik; ancak, sizin, emek ve işçi karşıtı duruşunuza "dur" diyemedik; ancak, o mücadelemizde, sizin gerçek yüzünüzün, ezilen halk kesimlerinden yana olmadığını, tüm ulusumuza gösterme fırsatı yakaladık. Şimdi çıkarmaya çalıştığınız bu yasayı da, olumsuzluklarıyla birlikte çıkaracağınızı biliyoruz; ama, CHP olarak, karşı duruşumuzla, halkımıza gerçek yüzünüzü bir kez daha göstermeyi başarabileceğimize inanıyorum; çünkü, kabul edilen İş Yasasına kölelik yasası dedirten argümanların en önemlilerinden biri olan özel istihdam büroları düzenlemesine bu yasa tasarısında yer verilmiş olması, bu yasa tasarısının bazı maddelerinin de kölelik yasası olarak değerlendirilmesini haklı kılmaktadır. Anlaşılan o ki, hükümet, çalışma hayatıyla ilgili bir dizi kölelik paketi hazırlamış. Belli ki, bu yasa tasarısı kabul edildikten sonra, sosyal güvenliğin düzenlenmesi, sendikalar yasası, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt yasasıyla karşımıza geleceksiniz. Böylece, bir bütün olarak çalışma hayatını güzel bir şekilde paketleyip, ambalajlayıp, süsleyip, siparişte bulunan uluslararası sermaye ve yerli acentelerine gönderme fırsatını yakalamış olacaksınız. Bu hizmeti karşılığında alacağınız bir "yaşa, varol" teşekkürü, hükümetinizin, anladığım kadarıyla, kısa gün kârı olacaktır.

Değerli milletvekilleri, işsizlik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yoksulluk, şu anda, ülkemizin en müzmin sorunlarından birisidir. Bu yasa tasarısının nasıl bu hale getirildiğini, hangi siyasî zihniyetlerin, hangi güç odaklarının bağımlı ekonomik politikalarının rant elde etme manevralarının bir sonucu olduğunu, son üç dört yıl içerisindeki kriz ortamında çok net olarak gördük. Çalışma azminde olan işçimizin nasıl işinden olduğunu, kaynak yaratmak için çırpınan ulusal yatırımcımızın nasıl iflas ettiğini, esnafımızın nasıl kepenk kapatmak noktasına getirildiğini, köylümüzün nasıl uluslararası tekellerin insafına terk edildiğini, toprağını ekemez, ürününü satamaz duruma getirildiğini biliyoruz. Bütün bu gelişmeler sonucunda kimlerin kasasının tıka basa doldurulduğunu da, hep birlikte biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu adaletsiz sürecin en somut görünümü kronik işsizlik olmuştur. İşsizliğe çözüm bulmak, hükümetin, anayasal sorumluluğu içinde aslî görevi olması gerekirken, şimdiye kadarki hükümetler, uyguladıkları politikalarla, âdeta, işsizliği beslemiş durumdadırlar. Peki, binbir umutla iktidara getirilen AKP Hükümeti ne yapmıştır, ne yapmaktadır?!

Değerli milletvekilleri, şimdiye kadarki icraatlarına baktığımız zaman, şunu artık çok açık olarak söyleyebiliriz ki, AKP Hükümeti, hükümet değildir, hükümetmiş gibi davranmaya çalışmaktadır. İktidara geldiğinden bu yana hiçbir yaratıcılığı, hiçbir özgün çözüm paketi ortaya koyamamıştır. Kendisini, elinde bulduğu ve önüne konulan tasarıları yasalaştırmakla mükellef hisseden, halkın yararına bir şey yapmaktan ödü kopan, ürkek bir insanı andıran profil çizmeye devam etmektedir.

Kimin, kimlerin sesine kulak verdiği artık anlaşılmıştır. Hükümet, bazen IMF'nin, bazen Dünya Bankasının, bazen Amerika Birleşik Devletlerinin, bazen Avrupa Birliğinin, bazen de yerli acentelerinin akarsuyuna kendisini kaptırmış bulunmaktadır; ama, bilmekteyiz ki, hükümet, halkın ve emekçilerin durgun suyunda kendisini ak ve pak etmekten hiç hoşnutluk duymayacaktır. Çünkü, halkın gözünde hükümet, Osmanlı dönemindeki vergi tahsildarları gibi algılanmaya başlanmıştır. Halk, bu hükümetin yaptığı her çalışmaya, getirdiği her yasaya, yaptığı bütün icraatlara ürküntüyle bakar hale gelmiştir. Yedi aylık iktidar dönemi bu ürküntüyü besleyen faaliyetlerle doludur.

Değerli milletvekilleri, hükümet, kaynak yaratmak konusunda, çözüm bulmak konusunda da o kadar âcizlik içerisinde ki, mevcut sorunları çözeceğine, bu sorunlardan medet ummaya çalışıyor. Yeni yatırımlar yapacağına, bakir ulusal kaynaklarımızı verimli bir iş imkânına dönüştüreceğine, var olan verimli kaynaklarımızı haraç mezat satma arayışı içerisine girmiştir. En güzel işletmelerimizi özelleştirmeye çalışıyor, bununla da yetinmeyip, kendi aslî görevini, yani, kamu hizmetlerini de özelleştirmeye çalışmaktadır. Elektriği, suyu, havayı, ulaşımı, toprağı bile satmak için uğraş vermeye başladılar. Daha da kötüsü, çözmesi gereken müzmin sorunları bile satılığa çıkarır hale geldiler. Şimdi görüşmekte olduğuz İŞKUR yasası da böyle bir mantıkla oluşturulmuştur.

Değerli milletvekilleri, tasarıyı incelediğinizde, çok açık olarak görebilirsiniz; hükümet, bu yasayla, bir sorundan devasa bir kurum çıkarma başarısını göstermiştir. Evet, AKP Hükümeti, işsizlik sorununu çözemeyeceğini anlayınca, bu sorunu, bu yasayla birlikte, âdeta kurumsallaştırmaya çalışmıştır. Bütçesiyle, yönetim yapısıyla, personeliyle, kaynaklarıyla, yetkileriyle, Türkiye'nin işsizlik sorunu, dev gibi bir kurumsal yapı doğurmuştur. Bu, AKP Hükümetinin müthiş yaratıcılığına en güzel örnektir. Üstelik, bu kurum, işsizlik sorununu çözmek için de uğraşmayacaktır. Bu sorunu çözme işi de özelleştirilmiştir; bu anayasal görev, özel istihdam bürolarına devredilmiştir.

Tasarının asıl amacı özel istihdam bürolarını yasallaştırmaktır. İlk kısımdaki düzenlemeler, bu sisteme geçiş aracı olarak düzenlenmiştir. Özel istihdam büroları, işgücü piyasasını köle pazarına dönüştürecek düzenlemeler getirmektedir ve bu bürolar, işsizlik sorununu tam bir ticaret konusu haline getirmiştir

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Enver Öktem (CHP, İzmir). “Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
