# Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Aydemir (Halkların Demokratik Partisi, Bingöl)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ekim 2018
- **Gündem:** Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=71565
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-aydemir-27-2018-10-09-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugunde-degisiklik-yapilmasina-dair-i

> Erdal Aydemir (Halkların Demokratik Partisi), 9 Ekim 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle); konuşma 461 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki Meclis İçtüzüğü Meclisimizin anayasası anlamına geliyor. Buna ihtiyaç nasıl doğdu? Hepimiz hatırlarız ki MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin şöyle bir tespiti oldu: “Ya fiilî durumu Anayasa’ya uyduracağız ya da Anayasa’yı fiilî duruma uygulayacağız.” Bu belirlemeden sonra ülkemiz gündemine tek kişinin bütün özelliklerini, istemlerini, algılarını, düşüncelerini hayata geçirebileceği bir Anayasa değişikliği çalışmasına gidildi. Dolayısıyla daha bu çalışma yapılırken bile, bu çalışmaya başlanırken bile söz konusu Anayasa değişikliğinin meşruiyeti tartışılmaya başlandı. Zaten bir anayasa veya anayasa değişikliği eğer yapıldığı dönem olağanüstü bir dönemse bu, başlı başına, yapılan Anayasa değişikliğinin meşruluğunu tartışılır hâle getirir ve tartıştırır. Dolayısıyla böyle bir Anayasa değişikliğine bağlı olarak Meclis İçtüzüğü’nde yapılmış olan bu değişiklikler de bizce bu bağlamda değerlendirilmeli ve böyle nitelendirilmelidir.

Yaşamının büyük çoğunluğunu sıkıyönetim ve OHAL şartları altında geçirmiş bir Parlamento üyesi olarak, hepinizi gerçekten tekrardan selamlıyorum. Bingöl’de geçen yaşamımda gerek sıkıyönetim gerekse OHAL koşullarında kişisel olarak deneyimlediğim şudur ki, olağanüstü hâl ilan etmenin ülkedeki sorunların tek birine bile çözüm getirmediği gerçekliğidir çünkü OHAL demek baskı demektir, OHAL demek keyfiyet demektir. OHAL, bu özelliğiyle herhangi bir sorunu çözmeye değil ancak ve ancak var olan toplumsal, siyasal ve iktisadi sorunları derinleştirmeye aday olabilir.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki İç Tüzük teklifi maddesi, İç Tüzük’teki OHAL düzenlemesini 2016 referandumu sonrası ortaya çıkan Anayasa’ya uyarlamayı amaçlamaktadır. İktidar partisi temsilcilerinin de belirttiği gibi bu düzenleme bütün olarak uyum düzenlemesidir. Oysaki şu anda bu sıralarda oturan birçok parlamento üyesi, yasal düzenlemelerin değerinin uyumunda değil meşruiyetinde olduğunu çok iyi bilmektedirler.

OHAL şartları altında gidilen 2016 referandumu ve sonrasında, yine OHAL koşullarında gidilen 24 Haziran seçimleri Anayasa değişikliğinin meşruiyetini ortadan kaldırmıştır. Esasında şu anda görüşmekte olduğumuz İç Tüzük değişikliği de OHAL şartları altında gerçekleşmektedir. Hatırlarsınız ki 24 Haziran seçimleri sonrasında çıkarılan 7145 sayılı Kanun’la OHAL kalıcı hâle getirilmiştir.

2015 yılından bu yana Türkiye ciddi bir demokrasi türbülansına girmiştir. Bu demokrasi türbülansını takip eden siyasal ve toplumsal krizler olmuş, en son ise ekonomik kriz ülkedeki her bir yurttaşı yakıcı şekilde etkiler noktaya gelmiştir.

2015 yılının 7 Haziranında yapılan genel seçimlerde Türkiye halkları AKP’nin tek başına iktidarına son vermiş, ülke yönetiminin daha geniş katılımcı ve çoğulcu bir ortaklıkla yönetilmesini istemiştir fakat halk iradesinin yok sayılması sonrası gerçekleştirilen 1 Kasım seçimleri silah sesleri, barut kokuları arasında yapılmıştır. 1 Kasım seçimleri öncesinde kurulan milliyetçi ittifak seçimden sonra da sürdürülmüş, Türkiye halkları, bugüne kadar kişiye özel, hukuksal olan ama meşru olmayan düzenlemelerle karşı karşıya bırakılmıştır.

16 Nisanda referanduma götürülen ve bütün yetkiyi tek kişide toplayan Anayasa değişikliği esasında kişiye özel bir düzenlemeydi. Yine OHAL şartlarında yapılan 24 Haziran seçimleri tek kişiye tüm gücü verme mücadelesiydi. Tüm bu süreç içerisinde 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’in verdiği yetkiyle çıkarılan KHK’ların ortak özelliği, tek kişinin istemediği, ona muhalefet eden, mutlak iktidarın önünde engel olan herkesi bertaraf etmekti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Aydemir (Halkların Demokratik Partisi, Bingöl). “Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 9 Ekim 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-aydemir-27-2018-10-09-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugunde-degisiklik-yapilmasina-dair-i (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=71565

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
