# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Karademir (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-07-08-2

> Erdal Karademir (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.475 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Belediyeler Yasası Tasarısının kentsel dönüşüm ve gelişme planına ilişkin 73 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, getirilen tasarının 73 üncü maddesinde kullanılan ifadeler çok ciddî belirsizlikler ve önemli ölçüde eksiklikler içermektedir. Öncelikle, kentsel dönüşümün bilim çevreleri tarafından yapılan tanımına baktığımızda, kent parçalarının nitelik değiştirmesi ya da dönüşümlerle kentin evrimsel bir oluşum geçirmesi olarak ifade bulduğunu görmekteyiz. Aslında, kentsel dönüşümle yapısal bir değişime atıfta bulunulduğunu görmekteyiz; dolayısıyla, bu çok boyutlu ve büyük değişim, çok ciddî politik karar ve stratejiler gerektiren önemli bir süreçtir.

Tasarıda ifadesini bulmaya çalışan kentsel dönüşüm ise, aslında bir kentsel yenileme gibi görülmekte ve hatta, boya-badana gibi anlaşılmaktadır. Son derece ciddî planlama gerektiren konunun tasarıdaki ifadeleri ise, çok sığ ve belirsiz durumdadır. "Kentin gelişmesine uygun olarak eskiyen kent kısımlarının inşa ve restore edilmesi" açıklamasında belirtilen kentin gelişmesine uygunluk tanımının ucunun açık olması çok büyük riskler içermektedir.

Kentlerimiz için bu tanımı belirleyen kriterler nelerdir; bu kriterleri belirleyen ve belirleyecek olan merciler nelerdir ve kimlerden oluşmaktadır; öncelikle, bu konular cevaplandırılmalı ve çözümler ortaya konulmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, çarpık kentleşme olarak adlandırdığımız, kentin sağlıklı gelişiminin önündeki büyük engeli ortadan kaldırabilecek çözümler nelerdir? Yoksa, onlarca yıldır, büyük şehirlerimizi âdeta yaşanamaz hale getiren çarpık kentleşme olgusunu, bu tasarıyla, kentsel gelişme olarak mı tanımlayacaksınız? Bu konuda ciddî şüpheler uyanmaktadır. Dolayısıyla, birinci hedefin, kentin sağlıklı gelişiminin kriterlerini belirlememiz ve bu kriterleri yerine getirmemiz gerektiği olduğunun farkına varmamız gerekiyor.

Bu planlama yapılmadan kenti yenilemeye veya dönüştürmeye kalkışmak, çarpık kentleşmeyi devam ettirmekten öteye gidemeyeceği gibi, aynı zamanda, kent içindeki bazı çıkar çevrelerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, kentin eskiyen kısmı olarak adlandırılan bölgelerin sağlıklı tespiti ve o bölgelerde uygun projelerin üretilmesi çok önemli bir aşamadır ve birkaç kelimeyle geçiştirilecek bir tanım olamaz. Size göre kentin eskiyen kesimleri nelerdir, bunun tanımını yapabilir misiniz? Bu eskiyen kısımlar, kentin çeperlerini saran gecekondu bölgeleri midir, yoksa, kent merkezindeki çöküntü alanları mıdır ya da sağlıksız ve denetimsiz koşullarda inşa edilmiş betonarme blokların oluşturduğu kent alanları mıdır veya bir türlü korumaya alınmayan SİT alanları veya tarihî, kültürel değerleri olan bölgeler midir, yoksa, konut alanları ile sanayiin iç içe geçtiği sağlıksız yaşam alanları mıdır?..

Değerli arkadaşlarım, bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Tasarıda dikkati çeken nokta, bu alanlarda nelerin, nasıl, hangi kriterlere göre planlanacağı konularında detaylara değinilmemiş olmasıdır. Sadece, konut alanları, teknoparklar, sosyal donatı alanları, deprem riski, tarihî ve kültürel doku gibi bölgelere ayrılması, kentin gelişmesini belirleyen yeterli kriterler değildir. Oysa, sadece bu kriterlerle kentsel dönüşüm ve gelişim tanımlanamaz ve kriterler üzerinde uzun uzun düşünülmeden, ciddî çalışmalar yapılmadan ele alınamaz. Birkaç bin konutu boya-badanayla süsleyerek, birkaç yüz konutu yıkarak veya birkaç yere yeşil alan adında, park görüntülü, plansız, kişiliksiz mekânlar serpiştirerek göz boyamadan öteye geçmeyen çözümlemeler getirmek, hem kenti gelişmekten uzak tutacak hem de birtakım çıkar gruplarının daha çok maddî kazanç elde etmesinin yolu açılacaktır. Tüm bunlar, kentin kullanıcıları arasında ve kullanıcılar ile yönetim arasında ciddî sıkıntılar doğurabilecek, hatta, gerilimlere ve yer yer de çatışmalara doğru sürüklenebilecek hassas konulardır.

Kısacası, kentsel dönüşüm ve gelişmeye uygun olma koşulunu yerine getirerek, birtakım inşa ve restorasyon uygulamalarının altyapısız, plansız gelişimi, kentlerin çarpık yapılaşmasının önüne geçemeyecektir. Bu noktada, karar verici mercilerin birikim ve deneyimleri de tartışmaya açıktır. Bir kentin sağlıklı gelişimini, yine o kentin kullanıcılarıyla belirlemek ve o kenti oluşturan tüm kesimlerle mutabakat içerisinde hareket etmek şarttır. Üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlerden merkezî yönetime, halktan sanayicilere ve esnafına kadar toplumun tüm farklı kesimleri bu konuda fikir yürütebilmelidir. Bu son derece büyük ve önemli organizasyon ortada yokken, kentsel gelişim ve dönüşümüne uygun inşa ve restorasyonu kimin belirleyeceği, nasıl belirleyeceği, ne tür bir süreci takip edeceği belli olmayan bir girişim, başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûm olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu sebeple, kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarının belirlenmesi konusunun gayriciddî ele alındığını, tasarının maddelerinden görmekteyiz. Hazırlanan tasarıyla, kentsel dönüşümün uygulanacağı alanlarda, özellikle gecekondu alanlarında, bu uygulama yeni bir imar affına neden olmamalıdır. Aksine, bunu engelleyici birtakım tedbirler alınmalıdır. Kentsel dönüşümün asıl hedefi ve kentin sağlıklı gelişmesine katkısı, gecekondu alanları gibi sağlıksız gelişen yapı ve çevrelerin ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi olmalıdır. Ancak, kentsel dönüşüm, gecekonducular ve diğer illegal kullanıcılar için, işgal ettikleri alanlarda getirilecek yeni bir imar affına dönüşürse, bu insanlar ödüllendirilmiş olacaktır. Bu da, yeni gecekondu alanlarının önünü hızla açacaktır.

Değerli arkadaşlarım, tasarıda, teknoloji parkı, teknopark terimi kullanılmaktadır. Olur olmaz her konuda bu terimi kullanmak, akla ve mantığa uygun düşmemektedir. Teknoparklar, düşündüğünüz gibi, içerisinde salıncakların, süs havuzlarının, bankların olduğu dinlenme alanları değildir; içerisinde bilim üretilen, araştırma-geliştirme çalışmalarının sürdürüldüğü son derece önemli merkezlerdir. Bu merkezlerin nasıl, nerede ve kimlerle oluşturulacağı çok iyi planlanmalı, uzmanlarıyla birlikte, içerisinde ilgili tüm kurum ve kuruluşların bulunduğu proje ekipleriyle altyapılarının oluşturulması gereklidir. Bu merkezlerin konut alanları ve sanayi bölgeleriyle olan ilişkisi ortaya çok iyi konulmalıdır. Yoksa, bir şehrin gelişim alanını belirlerken, kentin kuzeyine teknopark yapalım, güneyini konut alanı yapalım, doğusuna sanayii yerleştirelim, batıya da piknik alanları koyalım mantığıyla hareket etmek olamaz. Bu mantık, ancak belli çıkar çevrelerine rant sağlamaktan öteye gitmeyen politik bir anlayışın göstergesi olabilir. Bu konuda belirtilen ifadeler ise, böyle bir yaklaşıma yol açabilecek belirsizlikler ve sırlar içermektedir.

Değerli arkadaşlarım, kentin gelişiminde deprem riski gözönüne alınacaktır denilmektedir. Bu yaklaşım olumludur; ama, yeterli değildir; çünkü, kent için tehdit olan tek afet deprem değildir. Sel afeti, ani yağışlar, fırtına, yoğun kar yağışı, buzlanma, aşırı sıcaklar, küresel ısınma, kuraklık veya insan yapımı afetler, yangın, artan suç olgusu, terör, trafik, sanayi ve fabrikaların kent yerleşimleriyle iç içe olmasının getirdiği olumsuzluklar, dikkate alınması gereken risklerdir.

Değerli arkadaşlarım, tüm bunlar, doğal veya insan yapımı afetler olarak hem kentlerimizi hem de kırsal alanları tehdit ederken, afet açısından kentsel dönüşüm ve gelişimi sadece deprem riski üzerine kurmak, afet olgusunun bilinmediğinin ve önemsenmediğinin en büyük göstergesidir. Alınan derslerin hayata geçirilmesi için daha ne kadar beklenilecektir?.. Artık, ülkenin çok ciddî bir afet yönetimi politikası oluşturması ve kentlerin tüm afetlere hazırlanması gereklidir. Bu, henüz ortada yokken, büyük eksikliklerle birlikte, kentlerin sağlıklı gelişmeleri nasıl sağlanabilir?.. Bu ülkenin afetlerle daha fazla kayıp vermeye tahammülü yoktur.

Kentsel dönüşüm ve gelişim çerçevesinde, kentin gelişimine uygun olarak, kentin eskiyen ve yıkılması gerekebilecek -deprem riskli bölgeler ve tabiî ki, buna diğer afet riskleri de eklenerek- bu bölgeleri, gecekondu bölgeleri, diğer yerleşimler, kısacası boşaltılması düşünülen alanlarda yaşayan insanlar için nasıl bir planlama yapılacaktır? Bu yerlerde yaşayan ve sayıları binlerle ifade edilebilecek insanların yeni yerleşim alanları, iş, aş çevreleri, çalışma alanlarının çözümü konusunda tasarıda açıklık yoktur.

Değerli arkadaşlarım, bu konularda çok ciddî belirsizlikler vardır. Acaba, birtakım boş alanlar yeni konut alanları olarak mı belirlenecektir ve amacı bu alanlarda bazı çevrelere yeni inşaat alanları, yeni rant alanları sağlamak mı olacaktır?

Değerli arkadaşlarım, tarihî, kültürel kent dokusu nasıl korunacaktır? Büyüyen metropollerin tehdidi altında bulunan su havzaları nasıl korunacaktır? Bu ve benzeri konularda yeterli açıklık tasarılarda görülmemektedir. Oysaki, tüm bunlar, kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarıyla ilgili alınacak kararları önemli ölçüde etkileyecek konulardır.

Tasarının bu maddesinde dikkati çeken "50 000" rakamı vardır, 50 000 kişi, 50 000 metrekare gibi. Bu rakamlar bir eşik olarak alınmıştır. Niçin 50 000 kişi, 50 000 rakamı? Bu rakamları belirlemedeki teknik ve bilimsel kriterler nelerdir? Nüfusu 50 000'in altında olan belediyelerin sınırları içerisinde kentsel dönüşüme ve gelişime konu olacak alanlar yok mudur? Bu belediyelerin, kentlerin tarihî ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projelerini uygulamaları niçin engellenmektedir? Tasarıdaki bu çok önemli eksiklik giderilmelidir. Sağlıksız ve çarpık yapılaşma baskısı altında olan ve kentsel dönüşüm ve gelişim projesine gereksinim duyan belediyeler, bu projeyi yapabilmek için nüfuslarının 50 000'e ulaşmasını mı bekleyeceklerdir?.. Değerli arkadaşlarım, bu, anlaşılır değildir.

Tasarıda, 50 000 metrekarenin altındaki yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim projesinin yapılamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Bu 50 000 metrekare neye göre belirlenmiştir? Ülkemizde, 50 000 metrekarenin altında kentsel dönüşüm yapılacak alanlar yok mudur? 50 000 metrekarenin altında, tarihî, kültürel ve doğal alanlarımız yok mudur? Var ise, bu alanlar nasıl ve neye göre planlanacaktır? Bu, ciddî bir eksikliktir ve giderilmelidir.

Tasarıda, büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir belediyeleri içerisindeki ilçe ve il kademe belediyelerinin, kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlarda ayrı ayrı yetki kullanmaları öngörülmektedir. Bu, büyükşehir belediyelerinde yetki karmaşasına neden olacaktır. Tasarıdaki bu eksiklik de giderilmelidir.

Tasarının bu maddesindeki belirttiğim eksikliklerle ilgili hazırladığımız değişiklik önergemizi, dün Sayın Bakana ve komisyon üyelerine ilettik. Değindiğimiz eksikliklerin giderilmesi gerektiği, hem Sayın Bakan hem de komisyon tarafından olumlu karşılanmış olup, sanırım, biraz sonra, bu konudaki değişiklik önergemiz değerlendirilecektir.

Değerli milletvekilleri, yukarıda belirttiğimiz hususlar, tasarının önemli belirsizlik ve eksiklikler taşıdığını göstermektedir. Dolayısıyla, getirilen bu düzenlemelerin, birtakım politik çıkarlar ve bazı rant çevrelerine kazanç sağlamaya dönük olduğu görülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, kentsel dönüşüm planı, kentin mevcut ve gelecekteki yapı ve arsa ihtiyacının karşılanması için yapılacak iş ve işlemlerle sınırlandırılmamalıdır. Kentsel dönüşüm planları, diğer planlama uygulamalarından farklı olarak, kentsel dönüşümün gerçek kapsamını oluşturan sosyoekonomik, sosyokültürel dönüşümleri dikkate almalıdır. Yapılacak planlama, doğal, kültürel ve tarihî çevreyi korumayı, yaşatmayı ve geliştirmeyi temel alan bir anlayış üzerine kurulmalıdır. Kentsel topraklar üzerinde ranta ve yağmaya dayalı spekülasyonlar engellenmelidir. Bu anlamda, tasarının geri çekilerek, katılımcı bir anlayışla yeniden ele alınması gerekmektedir.

Bu düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-07-08-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
