# Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Karademir (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2004
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619

> Erdal Karademir (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.241 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının şirket kurulmasına ilişkin 26 ncı maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yasa tasarısı, büyükşehir belediyelerine, görev ve hizmet alanlarında sermaye şirketleri kurabilme ve kurulmuş olanlara da ortak olabilme yetkisi tanımıştır. Mahallî idareler yasa tasarıları incelendiğinde, belediyeler ve il özel idareleri, doğal kaynakları işletmek ve işlettirmekten, yerel altyapıdan su ve çöp toplama hizmetlerine, arsa ve konut üretiminden sermaye ortaklıkları kurabilmesine kadar her türlü faaliyet ve girişimlerde bulunabileceklerdir. Bunun için herhangi bir onay ve izin gerekmeyecektir. Büyükşehir belediyeleri dahil, diğer yerel yönetim birimleri, şirket kurabilecek, şirketlere ortak olabilecek ve anonim şirketlere hisse senedi yoluyla ortak olabileceklerdir; dolayısıyla, yerel yönetim varlıklarının menkul kıymetler piyasasına aktarılmasının önü açılmış olacaktır. Nitekim, bugün, yerel yönetimlerdeki BİT'ler, yerel kamu hizmetlerinin sunumunda, yolsuzluğun ve usulsüzlüğün bir aracı olarak kullanılmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bugün bile merkezî yönetimin vesayeti altında çıkar tezgâhı gibi çalışan birçok yerel yönetimde, şirket kurma ve şirketlere ortak olma yoluyla, yolsuzluklara açık bir yapının oluşmasının önü açılmaktadır. Kaldı ki, bu şirketlerin denetimi de Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde olacağından, bir kamu kaynağının açıkça kamunun denetimi dışında tutulması sağlanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, tasarının niyeti, daha önce Büyük Millet Meclisine gelen ve geçici maddelerine kadar görüşülen Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısından da bilinmekteydi. Bu anlamda, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında, kamusal hizmetlerin ve kamusal kaynakların özelleştirilerek piyasaya taşınmasının ve ticarîleştirilmesinin hedeflendiği görülmüştür.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarılar, uluslararası güçlerin küreselleşme sürecine bağlı olarak kamu işletmelerinin tasfiyesini ve kamu hizmetlerinin ticarîleştirilmesini veya özelleştirilmesini amaçlayan yönetim modellerinin bir sonucudur. Tasarılardaki temel kurgu, ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının istemleri doğrultusunda, doğal kaynakları, kentsel toprakları, altyapı ve çevre yatırımlarını yerel birimler aracılığıyla yabancı sermayeye aktarabilmektir. Özellikle kırsal alandan kentlere ve büyük illere yönelik yaşanan göçün kentsel toprak ve altyapı yatırımlarına duyacağı gereksinim, uluslararası sermaye ve ulusal sermaye tarafından yakından izlenmektedir. Bu durum, toprak kaynakları başta olmak üzere, diğer doğal kaynakların kullanılma ve tüketilme nedenlerini oluşturmaktadır. Bunu izleyen süreç ise, yerel birimlerin, planlama, altyapı ve çevre gibi yatırımlarını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum da, yerli ve yabancı yatırımcılar için kaçırılmaz fırsatlar oluşturmaktadır.

Bu tasarılar, küresel güçlerin öngördüğü gibi, söz konusu çevresel hizmetler, su, çöp ve temizlik hizmetleri, doğalgaz, ulaştırma, kentsel altyapı gibi birçok kamusal hizmetin daha kolay özelleştirilmesi ve ticarîleştirilmesi olanağını sağlamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bir yandan, uluslararası şirketlerin istekleri yerine getirilerek birçok kamusal hizmetin üçüncü kişilere gördürülmesi öngörülürken, diğer yandan, yerel yönetimlerin şirket kurmaları veya ortak olmaları yolunun açılmasıyla yeni BİT'ler yaratılmakta ve kentsel rantların rant çevrelerine peşkeş çekilmesinin zemini yaratılmaktadır.

Oysa, bu düzenleme, Sermaye Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarına aykırıdır ve kamu hizmetleri üzerinden ve şirketler eliyle çıkar çevrelerine rant aktarılmasının kılıfını oluşturmaktadır. Böylece, yerel yönetimler piyasa mekanizmasına göre oluşurlarken, yönetilme ve hizmetleri gördürme biçimlerinde de benzer yöntemler tercih edilmektedir. Böylesi büyük potansiyele sahip ülkemizde, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi küresel güçler, ülkemizin daha fazla demokratikleştirileceği aldatmacısıyla, istem ve taleplerini, ne yazık ki, AKP Hükümeti eliyle gerçekleştirmektedir. Bu anlamda, küresel güçler, yerel yönetim hizmetlerini uzun süreli sözleşmelerle üstlenmek üzere harekete geçmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, yerel yönetimlerin kamusal denetimden ve bağımlılıktan uzaklaşması ve ulusötesi güçlerden sorumsuzca kredi alan birimler haline gelmesi, en çok bu halkadaki sermaye çevrelerinin beklentisidir.

Tasarılar, ne yazık ki, toplumsal ve kamusal yarardan uzaktır ve doğru analiz edilmemişlerdir. Tasarılar, ulusal birliğimizi ve egemenliğimizi tehdit etmektedir. Tasarılar, yerel yönetimleri küresel dev şirketlerin önüne atmaktadır. Tasarılarda kurgulanan sistem, bir ihaleler ve özelleştirmeler sistemidir. Bu tür bir yerel yönetim anlayışında, halk, öncelikli değil, sermaye, önceliklidir. Tasarıya göre, hem il özel idaresi hem belediyelerin mal ve gelirleri devlet malı, devlet alacağı hükmünde değildir. Bu konu yalnızca "mallara karşı suç işleyenler, devlet malına karşı suç işlemiş sayılır" şeklinde tanımlanmıştır.

İl özel idarelerine ve belediyelere ilişkin tasarılarda "belediyenin vergi, resim ve harç gelirleri ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez" hükmü bulunmasına rağmen, buna benzer bir hüküm, her nedense, Büyükşehir Belediyesi Kanunu Tasarısında bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu durumda ortaya çıkacak sonuçta ise, büyükşehir belediyeleri ölçüsüz derecede borçlanabileceklerdir ve bu borçlarını geri ödemede acze düştüklerinde ise, kamu hizmetlerinde kullandıkları kamu malları haczedilebilecektir.

Tasarı, vergi, resim, harç geliri dışındaki gelirleri ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılmayan malları haczedilebilir hale getirmektedir. Haciz kurumu, arkasından iflas kurumunu getirecektir. Bu hüküm, yerel yönetim sisteminin iflasına yol açacak bir hükümdür; yani, şirkete dönüştürülen yerel yönetimler iflas edebileceklerdir.

Değerli arkadaşlarım, tasarılarla yerel yönetim birimlerine verilen yetkiler, yapmak-yaptırmak, kurmak-kurdurmak, işletmek-işlettirmek şeklinde kullanılabilecektir.

Bu tasarılarla verilen tüm yetkiler, yürütme yetkisiyle verilmiştir. Böylece, hizmeti kendisinin yapması ya da ihale veya imtiyaz yoluyla yaptırması, hiçbir onay gerekmeden yalnızca yetkili organların kararına bırakılmıştır. Buna, eğitim, sağlık, bayındırlık, sosyal yardım ve benzeri tüm hizmetler dahildir.

Bu tasarıda, imtiyaz vermek, yap-işlet-devret ya da yap-işlet modelleriyle iş görmek, belediyeye ait şirket, işletme ve iştirakleri özelleştirmek, meclis kararıyla yapılabilecektir. Bu süreçte, ne merkezî bir makam ne de Danıştay devrededir.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı incelendiğinde, su ve çöp toplama hizmetlerinin ticarîleşeceği, çevre yönetiminin bütüncüllüğünü yitireceği anlaşılmaktadır. Bu tasarıyla, müktesep haklar saklı kalmak üzere, belediye sınırları içinde içme, kullanma ve endüstri suyu temin etme, kullanılmış sular ve yağmur sularının uzaklaştırılmasını sağlama, bunlar için gerekli tesisleri kurma ve işletme yetki ve imtiyazları belediyeye verilmekte, böylece, yukarıda bahsi geçen hizmetlerden rant elde etmek amaçlanmaktadır. Bunun uluslararası boyutu da düşünüldüğünde, rantın kamu eliyle özel sektöre devredilerek, ülkenin doğal kaynaklarının nasıl ulusüstü sermayenin önüne sunulduğu da görülecektir.

Değerli arkadaşlarım, su gereksinimi yaşamsal, su kullanımı insanî, sosyal ve biyolojik niteliklidir ve bir insan hakkı olarak kabul edilmelidir; dolayısıyla, ekonomik bir mal olarak alınır satılır hale getirilmemelidir. Kaldı ki, tasarıda öngörüldüğü üzere, bu hizmetlerin özel sektör tarafından görülmesi durumunda, bu hizmetlerin halka ulaşana kadar geçen tüm aşamalarının her birinde kâr edecekleri şekilde fiyatlandırma yapmalarıyla, hizmetlerin fiyatlarının giderek artmasının önü açılacak ve tekelleşme körüklenecektir.

Değerli arkadaşlarım, getirilen tasarı hem su hem de çöp hizmetleri açısından görev ve sorumluluklar ile yönetsel hiyerarşik düzen ve nitelikten uzaktır. Çevre yönetimi, çevreye bütüncül bakmayı ve sürdürülebilirliği sağlamayı gerektiren bir konudur. Çevre düzeninin uzmanlık, koordinasyon, denetleme, koruma ve geliştirme aşamalarının her biri, yönetsel, hukuksal, toplumsal, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla ele alınmalı, farklı disiplinlerin çalışması sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, tasarı, kamu yararını dışlayan, piyasa için çalışan bir kamu yönetim mekanizmasını yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu tasarıyla, merkezî yönetime bağlı kimi yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesiyle, şeffaf, katılımcı, demokratik bir yönetim sisteminin kurulması, iddia edildiği gibi, sağlanmış olmayacaktır; çünkü, bu tasarıyla, yerelleştiğini söylediğimiz idarî yapı, küresel sermaye ve uluslararası şirketler tarafından daha kolay yönlendirilecek ve ulusal kaynakların daha kısa sürede ele geçirilmesinin önü açılacaktır. Tasarıyla merkezin vesayetine son verilirken, yerel yönetimlerin, hem idarî hem siyasî karar odaklarının ve sermaye çevrelerinin kontrol ve denetimi altına geçmesinin ortamı yaratılacaktır.

Yasa tasarılarını hazırlayanlar, umarım, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların ulusal çıkarlarımızı, ulusal kaynaklarımızı, ulusal egemenliğimizi olumsuz etkileyecekleri bu değişim sürecinin hukukî, idarî ve teknik altyapısını hazırladıklarının farkındadırlar.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarılarla ülkemizin ulusal çıkarlarını öne çıkaran değişiklikler öngörülseydi, tasarılar daha anlamlı ve daha doğru olurdu.

Yerel yönetim yasa tasarılarıyla, bir yandan, uluslararası şirketlerin istekleri yerine getirilirken, diğer yandan, tasarının bu maddesi, Belediyeler Yasasının 70 inci maddesi ve İl Özel İdaresi Yasasının 52 nci maddesiyle, şirket kurma veya ortak olma yolunun açılmasıyla yeni KİT'ler ve BİT'ler yaratılmaktadır. Sermaye Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarına da aykırı olan bu durum, AKP Hükümetinin, varlığını sürdürmek için, ülkemizin geleceğini olumsuz etkileyecek her türlü taviz ve küresel sermayenin istemi doğrultusunda ve tam bir ilkesizlik temelinde tasarılar hazırladığını göstermektedir.

Değerli arkadaşlarım, tasarılar, ulusal ve toplumsal çıkarlarımızı koruyacak şekilde hazırlanmak üzere geri çekilmeli ve katılımcı bir anlayışla, ulusal kaynaklarımızı koruyacak şekilde ve kamu ve toplum yararı gözetilerek, yeniden hazırlanmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
