# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Karademir (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik

> Erdal Karademir (CHP), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI); konuşma 806 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Türkiye'de, kamu hizmetlerinde, ülkenin bayındırlığı ve imarıyla ilgili işleri yürütmekle görevli kuruluşların bağlı olduğu bir kurumdur.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığının web sayfasına baktığımızda, Bakanlık vizyonunu, sağlıklı bir çevre, planlı ve düzenli kentleşme ile güvenli yapılaşmayı, ülke kaynaklarını en ekonomik biçimde kullanmak olarak açıklamaktadır. Bakanlığın, bu görevlerini, Yapı İşleri, Afet İşleri, Teknik Araştırma ve Uygulama, Karayolları, Tapu ve Kadastro ve İller Bankası Genel Müdürlüğü eliyle yerine getirdiğini görmekteyiz. Bu genel müdürlüklerin, yukarıdaki vizyon çerçevesinde görevlerini yaptıklarını söylemek elbette mümkün değildir. Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, en başta inşaat ve denetlemeye yönelik işlevlerini kaybederek, son dönemde, sadece yapıyla ilgili birim fiyatlarını belirleyen bir kurum durumundadır. Çünkü, bugün hemen hemen her bakanlık ve kurum, kendi inşaat ve kontrolluk teşkilatını oluşturduğundan, genel müdürlüğün yapılarla ilgili işlerliği en aza inmiş durumdadır. Adalet Bakanlığı, cezaevlerini, adliye binalarını; Millî Eğitim Bakanlığı, okulları; Sağlık Bakanlığı, hastaneleri yapmaya başlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, Afet İşleri Genel Müdürlüğü de, ülkemizin yüzde 95'i deprem bölgesinde kalmasına rağmen, üzerine düşen görevleri yeterince yapmamaktadır. Ülkemiz, ciddî bir deprem riski taşımaktadır. Bütün bu gerçekler ve yaşanan onca acılara rağmen, Bakanlık, iki yıllık süre içerisinde buna yönelik hiçbir yasal düzenlemeye gitmemiştir; sadece, 29 Eylül -1 Ekim arasında Deprem Şûrasını toplamıştır.

Peki, depreme yönelik çalışmaları kim yapacaktır?! Ülkemizde her ölçekte planları altlık olabilecek deprem haritalarını yapmak ve bu haritaları tüm plan yapan kurumların kullanımına sunmak Afet İşleri Genel Müdürlüğüne ait olması gerekmiyor mu?! Buna ihtiyaç yok mu?!

Ülkemizde fay hatlarının geçtiği yerlerde imar planlarının yapıldığını, yapılaşmaya açıldığını yaşadığımız acı gerçeklerle hepimiz bilmekteyiz. Hatta, bazı yerel yöneticilerin, meclis kararlarıyla haritalar üzerindeki gösterilen fay hatlarının yerlerinin değiştirilerek imara açıldığı da bilinmektedir. Peki, bu olumsuzlukları kim denetleyecektir? Bakanlığın böyle bir denetim ve gözetim görevi yok mudur?

Diğer yandan, mevcut deprem yönetmeliğimiz ve Yapı Denetim Yasası her nedense kamu binalarının yapımında uygulanmamaktadır. Yaşadığımız her depremde en fazla zarar gören kamu binaları olmasına rağmen, bunu anlamak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü, en başta planlama, gecekondulaşmayı önleme ve kıyılarımıza yönelik görevlerini yapamamaktadır; çünkü, Kültür ve Turizm Bakanlığının, turizm gelişim bölgelerinde; TOKİ'nin, toplukonut dönüşüm bölgelerinde; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, organize sanayi bölgelerinde; Çevre ve Orman Bakanlığının çevre düzeni planı yapma yetkisine, yerel yönetimlerin imar planı yapma ve uygulama yetkilerine bakıldığında, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğünün imara ilişkin görevlerinin neredeyse tamamının başka bakanlık ve kuruluşlara geçtiği görülmektedir.

Bu durum, ülkemizde imara yönelik yetki karmaşasının yaşandığını göstermektedir. Bu karmaşa doğru mudur; doğru değilse, karmaşadan yarar sağlayan çevreler mi bulunmaktadır?

Değerli arkadaşlarım, AKP İktidarının, kaçak yapılaşmanın veya gecekondulaşmanın önlenmesi için ne bir projesi ne bir politikası ne de bir stratejisi vardır; olamaz da; çünkü, Sayın Başbakanın kaçak yapılaşmadan yargılandığı ve plansız ve ruhsatsız bir konuta sahip olduğu, bunu bir marifetmiş gibi kamuoyuna açıkladığı bir ortamda, AKP İktidarının, gecekonduyu önlemeye yönelik politikalardan bahsetmesi takıyye değil midir?

Değerli arkadaşlarım, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, bugün, kıyılara yönelik yetkilerini kullanmamaktadır. Bakanlık, görev ve yasal yetkilerine rağmen, bugüne kadar, kıyı kaynaklarımızın ve alanlarımızın bir envanterini dahi çıkarmamıştır. Kıyı alanlarımız denetim ve gözetimden yoksundur. Kıyı alanlarımız hızla yok olmakta ve çarpık yerleşimlere ve tesislere konu olmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, diğer bir konu İzmir çevre yolunun kuzey dalı projesidir. Bu proje, İzmir ve ülkemiz açısından hayatî önemdedir. Çevre yolunun İzmir-Aliağa-Çanakkale devlet yoluna bağlayacak kuzey dalı, bu güzergâh çevresinde kurulu bulunan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, TÜPRAŞ, PETKİM, demir-çelik tesisleri, İzmir ve çevre illerimizin bağlantısını sağlayacak, yoğun kentiçi trafiğini hafifletecek tek alternatiftir. Yapımına 1988 yılında başlanan, 21,8 kilometre uzunluğundaki stratejik önemi haiz kuzey dalı, ödenek yetersizliği nedeniyle, bugün, durma noktasındadır. Bu projenin bitmesi için gerekli ödenek hemen sağlanmalıdır. Ancak, bu yola ödenek ayırmayan Bakanlık, İzmir nâzım ve ulaşım master planlarında bulunmayan, 1992, 1994, 1996 ve 1997 yıllarında hazırlanan imar planlarında yer verilmesine rağmen mahkemeler tarafından iptal edilen İzmir karayolu kent geçiş projesini sürekli gündeme getirmektedir. Bu proje, başta İzmir halkı ve sivil toplum kuruluşlarının da karşı olduğu bir projedir. Eğer, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının bu projeye ayıracak bir ödeneği varsa, bu ödenek, önce, İzmir çevre yolu projelerine ayrılmalıdır. Bu konuyu Sayın Bakanın dikkatine sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde kadastro çalışmaları 1912 yılından beri süregelmektedir ve 2006 yılında bitirilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef için Bakanlığı kutluyorum. Ancak, kalan köylerin kadastrosunun bitirilmiş olması, ülkemizdeki kadastronun bitmesi anlamına gelmemektedir; çünkü, bugüne kadar üretilen kadastro, pafta ve verilerinin yüzde 60'ı kullanılamaz konumdadır. Bu yerlerde kadastro yenilenmelidir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, kendisine, çağdaş, çokamaçlı kadastroya dönük hedefler koymalıdır. Çağdaş, çokamaçlı kadastro, mekânsal bilgi sistemlerinin kurulmasını temel alan, verilerin güncel tutulmasını ve sürekli akışını sağlayan, devingen ve sistemli bir süreç olarak algılanmalıdır. Bakanlık bu anlayış içerisinde midir; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, bu yaklaşımı, bu anlayışı, bu hedefi benimseyebiliyor mu; elbette hayır. Daha dün, komisyonlardaki kadastro tasarısı üzerindeki görüşmelerde bu olumsuzlukları göstermişlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Karademir (CHP, İzmir). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
