# Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Karademir (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mayıs 2005
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-05-10-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku

> Erdal Karademir (CHP), 10 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada ve ülkemizde sanayi ve teknolojinin hızla gelişimi, nüfusun artışı, enerjiye duyulan ihtiyacı her geçen gün artırmaktadır.

İnsanoğlunun dünyadaki diğer canlılardan temel farklılıklarından en önemlisi, kültürel bir yaşam sürüyor olabilmesindendir. İnsanoğlu, yaşamını, coğrafî veya meteorolojik koşullara bağlı kılınmaksızın, dünyanın her bölgesinde sürdürmekte ve her durumda, her zaman enerjiye gereksinim duymaktadır. İnsanoğlu, bu temel davranış biçimlerinden hareketle, gereksinim duyduğu enerjiyi, kültürel düzeyine bağlı olarak üretiyor ve tüketiyor.

Bu yaşam ve tüketim biçimleri, onun için, aynı zamanda yaşamsal bir zorunluluk haline dönüşüyor. Bu zorunluluk, yaşadığı çağdaki teknoloji düzeyiyle belirleniyor.

Değerli arkadaşlarım, artık, günümüzde, bir kalp ve bir böbrek hastasının yaşaması için elektrikle çalışan cihazlara, kentsel yaşamın devamı için enerjinin birçok kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle, günümüzde, enerji, öncelikle, ticarî bir mal değil, toplumsal bir hizmet niteliği taşımaktadır ve yine bu nedenlerledir ki, Fransız Yüksek Mahkemesi, borçtan dolayı elektrik kesintisini insan hakları ihlali olarak yorumlayabilmektedir.

Enerjinin insan odaklı bir konu olduğu ve ülkemiz kalkınmasındaki önemi yadsınamaz bir gerçektir. Artık, ülkelerin kişi başına düşen yıllık enerji tüketimleri kalkınmanın en önemli göstergelerinden birisidir.

Değerli arkadaşlarım, tasarının genel gerekçelerinden de anlaşılacağı üzere, artan nüfus ve sanayileşmeden kaynaklanan enerji gereksinimi ülkemizin sınırlı kaynaklarıyla karşılanamamakta, enerji üretimi ve tüketimi arasındaki fark gittikçe büyümektedir. Bununla birlikte, geleneksel enerji üretimi yöntemleri, bugün, ciddî çevre kirliliği nedenlerini de oluşturmaktadır.

Özellikle fosil yakıtların doğaya ve canlılara verdiği onarılmaz zararların tespit edilmesiyle birlikte, fosil yakıt tüketiminin uluslararası taahhütlerle azaltılması gündeme gelmiştir. Fosil yakıtlar olarak adlandırdığımız kömür, petrol ve doğalgazın yarattığı olumsuzluklar, sadece yakın çevreyle sınırlı kalmamakta, atmosfere de yayılmaktadır.

Sonuçta, bu kirliliğin, iklim değişikliklerine yol açtığı ve dünya yaşamını tehdit etmeye başladığı bilim çevrelerince kamuoyuna duyurulmakta ve bütün ülkelerin önlem alması için çağrıda bulunmaktadırlar.

Değerli arkadaşlarım, 1992'de Rio Çevre Zirvesi ve ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin imzaya açılması, bütün bu olumsuzluklara çözüm bulmak arayışının bir sonucudur. Ancak, pek çok ülkenin, ekolojik dengeleri ya da insan-çevre sağlığını değil, kendi ekonomik çıkarlarını gözetme yaklaşımı ortaya çıkınca, anlaşmaya yanaşmadıkları da bir gerçektir.

1997 yılında yapılan Kyoto İklim Zirvesinde ise, ABD, Kanada, Japonya, Avusturya gibi bazı ülkeler, kendi ülkelerinde sera gazı emisyonlarında indirim yapma sorumluluğunu üslenmek istememişlerdir. Bu arada, gelişmiş Avrupa Birliği ülkeleri, bir yandan kendi ülkelerinde güneş, rüzgâr gibi temiz enerji kaynaklarını kullanan enerji sistemlerini geliştirerek, Kyoto hedeflerini tutturmaya çalışırken, diğer yandan, birliğe yeni katılan Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin emisyonlarının, 1990 yılına göre, yüzde 30 civarında artırılmalarına göz yummuşlardır.

Yine, bir yandan, ulusal ve ekonomik çıkarlar gözetilirken, diğer yandan da, nükleer enerji dahil olmak üzere, petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtların zararını fark edenler, standart dışı ve pazar değeri olmayan çöp teknolojilerini, bunun farkında olmayan az gelişmiş ülkelere aktarmaya başlamışlardır. Ancak, bu ülkeler, bunu yaparlarken, iklim değişikliği ve küresel kirlenmenin sonuçlarının kendilerine de döneceğini unutmuş görünmektedirler.

Dolayısıyla, dünyamızda yaşanan bu olumsuz gelişmeler, fosil ve nükleer yakıtlara alternatif doğal enerji kaynaklarını gündeme getirmiştir. Artık, bu konuda yapılan çalışmalar ve araştırmalar enerji sistemlerinin sürdürülebilir, enerji kaynaklarının yenilenebilir olmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenlerle, enerjinin çeşitlendirilmesi ve özellikle de, temiz, yenilenebilir ve yerli enerji kaynaklarına yönelinmesi ve bunun ulusal mevzuatımıza ilişkin en önemli adımı niteliğindeki bu kanun tasarısının Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınmasını olumlu bulduğumuzu vurgulamak isterim.

Doğanın kendi evrimi içinde bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağı olarak tanımlanan yenilenebilir enerjiye, yani, su, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir doğal kaynaklara yönelmenin bütün ülkeler için gerekli ve zorunlu olduğu artık görülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda dünyadaki bazı uygulama örneklerini sizlerle de paylaşmak isterim. Bugün Norveç petrol ihraç etmekte olan bir ülke olduğu halde, elektrik üretiminin yüzde 100'ünü hidrolik santrallardan karşılamaktadır. Nüfusu 5 000 000 kişiyi bulan, yıllık tüketimi yaklaşık ülkemiz kadar olan Danimarka'da elektrik üretiminin yüzde 25'i rüzgâr enerjisinden sağlanmaktadır.

Dünyada rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretim endüstrisi 1980'li yıllardan bugüne yüzde 25 oranında büyümüştür. Komşumuz İran, sadece 2004 yılında, yüzde 50'sini yerli imalat olarak gerçekleştirmek kaydıyla, 160 megavat kurulu güce ulaşarak rüzgâr çiftlikleri kurmuştur.

Dünyada yılda 10 000 000 euroluk bir pazar her yıl yüzde 30 büyürken, Türkiye, maalesef bu pazarın içinde henüz yer almamıştır.

Türkiye'de sadece sıcak su amaçlı güneş enerjisi uygulamasıyla yılda 500 000 000 dolar tasarruf edilebilir.

İsrail'de, binalarda güneş enerjisi kaynaklı mekanik tesisat projeleri hazırlanıp onaylatılmadan yapı kullanma izni verilmemektedir.

Yenilenebilir enerji teknolojisinin ülkemizde gelişmesi ve üretiminin teşvikiyle her yıl 100 000 kişiye iş sahası yaratılabilir.

Değerli arkadaşlarım, peki, ülkemizde enerji verimli kullanılmakta mıdır? Bu soruya olumlu yanıt vermek, elbette olanaklı değildir. Elektrik enerjisinde santrallardan başlayarak, iletim, dağıtım ve son kullanımda yaşanan enerji kayıplarının inanılmaz boyutta olduğu, herkes tarafından bilinmektedir.

Türkiye'nin, enerji savurganlığında Avrupa'nın birinci ülkesi olduğu söylenebilir. Ülkemizde bu denli enerji kayıpları varken, devamlı yeni santrallar satın alma politikasının da, çokuluslu dev enerji şirketlerini zengin etmek dışında pek işe yaradığı da, ne yazık ki, söylenemez.

Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde, mevcut hidrolik kaynaklı 127,6 milyar kilovat/saat enerji potansiyelimizin yüzde 57'si, rüzgârda 10 milyar kilovat/saat potansiyelimizin neredeyse tamamı, jeotermal kaynak potansiyelimizin yüzde 96'sı ve sınırsız enerji kaynağı olan ve ülkemizin her bölgesinin sahip olduğu güneş enerjisi kullanılmamaktadır.

Bugün, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın kullanımının özendirilmesi, yaygınlaştırılması ve bu kaynakların kullanımıyla elektrik enerjisi üretim sistemlerini oluşturan malzeme, cihaz ve ekipmanlarının yerli üretim koşullarının oluşturulması ve hatta, bu alanda teknoloji üretebilir bir seviyeye ulaşmamız gerekmektedir.

Bu yasa tasarısı, tüm bu gereksinimlere cevap verecek bir çerçevede ele alınmalıdır. Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun bugüne dek sürdüregeldiği özverili çalışmalarını takdirle karşılıyoruz; ancak, bazı yapıcı önerilerimizle, sözünü ettiğim çerçevenin gerçekleşmesine katkıda bulunmak istiyorum.

Sayın Başkan, şahsım adına sonra mı konuşayım?

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-05-10-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
