# Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1051)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdal Karademir (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 28 Aralık 2005
- **Gündem:** TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1051)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-12-28-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1051

> Erdal Karademir (CHP), 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1051)); konuşma 1.070 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, 2003 tarihli 4916 sayılı Yasanın 19 uncu maddesiyle değiştirilen, 19 uncu maddenin bazı fıkralarını, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığımız başvuru, Anayasa Mahkemesince, yürürlüğü, üç sonra bırakılmak kaydıyla iptal edilmiştir. 4916 sayılı Yasanın söz konusu bu hükmü yaklaşık ikibuçuk yıldır yürürlüktedir. Bu süre içerisinde özellikle yabancı şirketlere yönelik satışlar hakkında Tapu Kadastro Genel Müdürlüğümüzde yeteri kadar da bilgi mevcut değildir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde yabancılara taşınmaz satışının kapsamını genişletme konularında 1984, 1986 ve 2003 yıllarında 3 kez düzenleme yapılmıştır; ancak, bu düzenlemeler, kısa erimli ticarî çıkarlar uğruna ulusal güvenliğin tehlikeye atılamayacağı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, ülkede yabancıların arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığın simgesidir. Toprakla alakalı konuda insan haklarına saygılı, ölçülü, âdil bir sınırlama devlet için bir nefsi müdafaa tedbiri niteliğindedir. Böyle bir tedbirden vazgeçebilmek çoğu kez olası değildir.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi, doğabilecek sorunları o kadar açık ve anlaşılabilir bir şekilde ifade etmiş ki, AKP İktidarının, bunları, görememekte, anlayamamakta ısrar etmesinin gerekçelerini anlamak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, AKP İktidarı, ne yazık ki, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda düzenlemeler yapmak yerine, yabancılara taşınmaz satışı konusunda bütçe açıklarını kapatmak gibi dar anlamlı bir finansman sorununun çözümüne indirgemektedir. Oysa, bu konu, Türkiye'nin uzun erimli, stratejik çıkarları gözardı edilemeyecek düzenlemelerdir. Bu nedenle, konunun, kapsamlı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, yabancıların, klasik insan hak ve özgürlüklerinden vatandaşlar gibi yararlandırılması, günümüzde, genellikle bütün hukuk sistemlerinde kabul edilmiş bir genel ilke olarak nitelendiyse de, yerine göre, kamunun çok yönlü çıkarları açısından, vatandaşlar bakımından sınırlanabilen söz konusu haklardan, yabancılar yönünden de sınırlandırılması, demokratik esaslara aykırı görülmemektedir.

Türk hukukunun temel ilkelerinin en önde geleni, karşılıklılık ilkesidir. Karşılıklılık, öğretide, en az iki devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde, diğerinin vatandaşlarını, ayrı kapsamdaki hakları karşılıklı tanımalarını belirten bir ilke olarak açıklanmaktadır. Bu ilkeye göre, bir yabancının Türkiye'de bir haktan yararlanabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da, o yabancının ülkesinde, aynı tür ve nitelikte olan haklardan yararlandırılmasına bağlıdır. Karşılıklı muamele esası, anlaşmayla ya da yasayla mümkündür.

Anayasanın başlangıç kısmının ikinci paragrafında yer alan "dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak" deyimiyle, yabancılar hukukunda karşılıklılık ilkesinin uygulanması gerekli kılınmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, tasarının 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak, özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinebilirler."

Görüleceği gibi, birinci fıkrada yabancı uyruklu gerçek kişilere getirilen kısıtlamalar şirketlere getirilmemektedir. Yeni düzenlemede, yabancı gerçek kişilerin yanı sıra, yabancı ülkelerde, bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketlerinin de Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içerisinde 30 hektara kadar taşınmaz edinmelerinin önü açılmıştır.

Yine, bu tasarıyla, köy sınırları içerisinde, 1924 yılından beri devam eden yabancılara taşınmaz satışı yasağı, herhangi bir önkoşul getirilmeksizin tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Tasarıda, askerî yasak bölgeler, askerî ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin 2565 sayılı Yasanın getirmiş olduğu sınırlamaların ve mevcut yasanın yok farz edilerek yetkinin Bakanlar Kuruluna verilmesi, hukuk devletiyle bağdaşmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla tarım alanlarımız, sulak alanlar, enerji ve maden alanlarımız, kültür ve tabiat alanları, SİT alanları gibi stratejik ve ülke güvenliğini ilgilendiren alanlar yabancıların edimine açılmıştır. Bu belgelerde, yetkinin, Bakanlar Kuruluna verilmesi de bunun göstergesidir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde yabancılar, bugüne kadar, bu tasarının dışında da birçok özel yasalarla taşınmaz edinmişlerdir. Bu tasarıları sıralamak mümkündür.

6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası ve bu yasanın yerine çıkartılan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası, 6326 sayılı Petrol Yasası, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasası, 3182 sayılı Bankalar Yasası, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Yasası, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Yasası, 2760 sayılı Vakıflar Yasası, 3213 sayılı Maden Yasası ve 4046 sayılı Özelleştirme Yasasıyla yabancıların ülkemizde taşınmaz mal edinimi olanaklı hale gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, oysa, diğer ülkelerde, yabancılara taşınmaz satışı konusu, tarımsal arazilerle sınırlı olarak ele alınmakta ve kısıtlamalar, stratejik alım kapsamında değerlendirilmektedir. İspanya'da, kural olarak, ülkenin tarım alanlarında yalnızca Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlarına taşınmaz edinme hakkı verilmiştir. İsveç ve İsviçre'de, yabancıların tarım arazilerini edinmelerine olanak tanınmamaktadır. Yunanistan'da, yabancılar, sınıra yakın bölgelerde ve adalarda taşınmaz edinememektedirler. Fransa'da, yabancılara son alıcı saptanmadan taşınmaz satılamamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye dışında hiçbir ülke, sınırsız, denetimsiz, kuralsız ve başıboş bir şekilde yabancılara taşınmaz edinme hakkı vermemektedir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne göre yabancılara taşınmaz satışında yalnızca iki denetim söz konusudur. 30 hektardan fazla taşınmaz edinimlerinde Bakanlar Kurulunun izninin alınması ile yine önceden satın alınacak taşınmazların, 2565 sayılı Yasa kapsamında, askerî yasak bölge veya güvenlik bölgeleri içinde kalıp kalmadığının tespiti için tapu sicil müdürlükleri tarafından ilgili ordu komutanlıklarından görüş istenmesidir.

Diğer taraftan, bugün, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, yabancı şirket ve yabancı ortaklı şirketlerin kayıtlarını tutmada yeterli denetim ve donanıma sahip olmadığı görülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 4916 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten yaklaşık bir yıl sonra, 14.6.2004 tarihinde Sayın Başbakana yöneltmiş olduğum bir soruda "ülkemizden toprak satın alan yabancı şirketlerin ülkemizin menfaatlarına aykırı ve dolayısıyla ulusal güvenliğimiz aleyhine iş ve işlem yürüttükleri tespit edildiği takdirde, satın aldıkları ülke topraklarımızın geri alınmasının usul ve yöntemleri nelerdir" diye sormuştum. Bayındırlık Bakanlığının 2004 tarihli ve 1220 sayılı cevabî yazısında "Tapu Kanununun 35 inci maddesi kapsamında ülkemizde taşınmaz mal edinen yabancı ticaret şirketlerinin edindikleri taşınmazlar, kamu yararı gerektirdiği hallerde, karşılıkları, yani parası ödenerek kamulaştırılabilir" denilmiştir. Anlaşılan, AKP İktidarı, Anayasa Mahkemesinin 1986 tarihindeki "yabancıya satılmış toprakların, yasal yollardan, yerine göre, geri alınabilmesi olanağının varlığına güvenilemez. Yabancının her an kendi devletinin himayesinde olduğu dikkate alındığında, böyle bir yola başvurmanın, devletlerarası çetin sorunları davet etmesi kaçınılmazdır" kararını ve getirilen düzenlemeyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL KARADEMİR (Devamla) - …uyuşmazlıkların çözümünde, görevli ve yetkili mahkemelerin yanı sıra, uluslararası tahkime taşınabileceğini gözardı etmektesiniz.

Değerli arkadaşlarım, yabancı gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz edinmelerinin eylemsel ve yasal karşılıklılık koşuluna bağlandığı sınırlı uygulamalara ek olarak, ticaret şirketlerine de, ülke topraklarımızdan, neredeyse sınırsız taşınmaz edinme hakkı verilmesi düşündürücüdür.

Bu tasarının temelinde, ulusal çıkarlarımızın ve kamu yararının bulunduğu söylenebilir mi?! Yoksa, böylesi bir yasal değişikliğin arkasında, uluslararası sermaye ve onun kuruluşlarının etkili çalışmaları mı bulunmaktadır?! Her ne olursa olsun, bu değişikliğin verdiği olanaklardan yararlanarak, ülkemizin stratejik kaynaklarını ele geçirmeye çalışan uluslararası tekellerin ve bunların arkasındaki gelişmiş ülkelerin, 1923 yılında başarıya ulaşan millî mücadeleyi etkisiz kılma anlayışı olabilir mi?!

Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla, Güneydoğu Anadolu Projesinde, GAP içinde olmak üzere, verimli tarımsal topraklarımızın, kıyılarımızın, yeraltı ve yerüstü varlıklarımızın yabancıların eline geçmesiyle, ülkemizin bu alanlardaki faaliyetleri denetlemesi olanaksız hale gelecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1051)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-12-28-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1051 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
