# Öğretmen okullarının 155.kuruluş yıldönümü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 16 Mart 2005
- **Gündem:** ÖĞRETMEN OKULLARININ 155.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2005-03-16-ogretmen-okullarinin-155-kurulus-yildonumu-nedeniyle

> Erdoğan Kaplan (CHP), 16 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖĞRETMEN OKULLARININ 155.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 521 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öğretmen okullarının 157 nci kuruluş yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Eğitimin nitelikli olmasında öğretmenin niteliğinin önemli etkileri olduğu, yapılan bütün araştırma ve analizler tarafından kanıtlanmıştır. Eğitim sisteminin temel unsuru öğretmendir. Öğretmen okulları açılmadan önce Osmanlılarda örgün eğitim kurumları, bugünkü karşılığıyla ilkokullar olan, sıbyan mektepleri ve medreselerdir. Alt düzeydeki medreseleri bitirenler ilkokul öğretmeni, yani, muallim olurken, üst düzey medreseleri bitirenler medrese öğretmeni, yani, müderris olmaktaydı. 16 Mart 1848'de orta öğretmen okulu Darülmuallimini Rüşdî açılmıştır. Osmanlıların 1850'li yılların başında, maliyesi bozuk bir ülke olarak, öğretmen okulunu açmalarını dikkatli bir şekilde analiz etmeliyiz. Batı karşısında, bilimsel ve teknolojik alanlarda geri kalmış Batı medeniyetinin Rönesans ve reform hareketleri sonucunda yaşadığı aydınlanma olgusuyla hızla geliştiği, büyüdüğü bir dönemde, bu medeniyetin gerisinde kaldığını kabul eden Osmanlı idarecilerinin, bu medeniyetin ulaştığı noktaya ulaşmak amacıyla öğretmen okullarını açmalarını, öğretmen yetiştirilmesinin önemini kavramalarını doğru değerlendirmeliyiz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eğitim ve öğretmen yetiştirme konularına daha Kurtuluş Savaşı içerisinde önem verildiğini görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından bir ay sonra Maarif Nezareti kurulmuştur. Mustafa Kemal, 15-21 Temmuz 1921 tarihli Eğitim Kurultayında, öğretmenlerin milleti yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstlendiğini, öğretmenlerin bu uğurda yılmadan çalışacağına inandığını belirtmekte ve öğretmenleri, beklenen kurtuluşun öncüleri olarak gördüğünü açıklamaktadır. Mustafa Kemal, 1 Mart 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açış konuşmasında "Okullarda öğretim görevinin güvenilir ellere verilmesini, yurt çocuklarının o görevi kendilerine hem bir meslek hem bir ülkü sayacak, erdemli ve kıymetli öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için, öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi giderek ilerlemeye ve herhalde geçim rahatlığı sağlamaya elverişli bir meslek durumuna konulmalıdır. Dünyanın her yerinde, öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer insanlarıdır" derken öğretmenliğe nasıl yaklaştığını ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Osmanlıların son döneminde ve cumhuriyetin ilk yıllarında, cumhuriyet rejiminin kuruluş felsefesinde, öğretmen ihtiyacının nedenleri ve öğretmene verilen önem açıkça ortadadır. Bugün geldiğimiz noktada, öğretmenlerimizin yaşam koşulları, yetişme koşulları bu felsefenin çok gerisindedir. Öğretmen yetiştirme ve onları meslek içinde geliştirme konusunda ciddî eksikleri olan bir ülkeyiz. Öğretmen yetiştirme ve onları istihdam etme politikamız yok. Bir Millî Eğitim Bakanı, fen-edebiyat fakültesi mezunlarının pedagojik formasyon almaları durumunda öğretmen olarak atanmasını gerçekleştirirken, başka bir bakan, bu fakültelerden mezun olanlara öğretmenlik hakkını vermeme yoluna gitmiştir. Yine, 1990'lı yıllarda, işletme, ziraat mühendisliği, kamu yönetimi mezunları sınıf öğretmeni olarak atanmışlardır.

Bu örnekler, bir öğretmen yetiştirme politikamızın olmadığını göstermektedir. Ayrıca, biz, ülke olarak, insangücü planlaması yapmayan, yapamayan, sahibi olduğu insangücünü doğru yerde ve alanlarda yönlendiremeyen bir durumdayız. Bazı branşlarda öğretmen açığı varken, bazı branşlarda öğretmen fazlası vardır.

Günümüzde, öğretmenler, eğitim fakültesinde yetişmektedir. Eğitim fakültelerimizin durumunu, size, bazı rakamlarla ifade edeceğim. Eğitim-Sen tarafından yapılan bir araştırmaya göre, eğitim fakültelerinde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Almanya'da 8, Avusturya'da 9, Belçika'da 10, ABD ve İngiltere'de 14 iken, bu rakam bizim ülkemizde 35'tir. 30 eğitim fakültesinde doçent yok, 19 eğitim fakültesinde profesör yok, 14 eğitim fakültesinde profesör ve doçent yok. Şimdi, bu istatistikî bilgiler ışığında, biz, öğretmenlerimizi iyi koşullarda, yeterli koşullarda yetiştiriyoruz, sonra da geleceğimizi emanet ediyoruz diyebilir miyiz?..

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı 2004-2005 yılı verilerine göre, 633 835 öğretmenimiz vardır. Bu öğretmenlerimize verdiğimiz maaş, ortalama 738 Yeni Türk Lirasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “Öğretmen okullarının 155.kuruluş yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2005-03-16-ogretmen-okullarinin-155-kurulus-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
