# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erdoğan Özegen (AK Parti, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DIŞİŞLERİ BAK., TARIM VE KÖY İŞLERİ BAK.,TARIM REFORMU GENEL MÜD.,KÖY HİZMETLERİ GEN.MÜD.) ONİKİNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-ozegen-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-disisleri-bak-tarim-ve-koy-isleri-bak-t

> Erdoğan Özegen (AK Parti), 21 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DIŞİŞLERİ BAK., TARIM VE KÖY İŞLERİ BAK.,TARIM REFORMU GENEL MÜD.,KÖY HİZMETLERİ GEN.MÜD.) ONİKİNCİ TUR); konuşma 1.870 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERDOĞAN ÖZEGEN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2006 malî yılı bütçesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi ve tüm çiftçilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım, özü itibariyle, insan beslenme ihtiyacını karşılamaya yönelik hayatî önem taşıyan ve bütün ülkeler tarafından vazgeçilmez kabul edilen bir sektördür. Geniş uygulama alanı ve taşıdığı üretim ve pazarlama riskleriyle, dinamik bir özelliğe sahip olan tarım sektörü, aynı zamanda, sanayie hammadde temin eden, çalışan nüfusun önemli bir kısmını istihdam eden, böylece, ülke ekonomisine ciddî anlamda katkıları olan bir sektördür.

Türkiye, coğrafî konumu ve sahip olduğu iklim özellikleri itibariyle, dünyanın sadece stratejik ve siyasî bakımdan değil, tarımsal üretim açısından da önemli bir ülkesidir.

Tarım sektöründe sahip olduğumuz doğal avantajlara rağmen, gelişmiş ülkelerle aramızdaki mesafeyi kapatamadığımız da bir gerçektir. Bunun en önemli sebebi, teknik olarak yaklaşılması gereken bu sektöre, hepimizce malum olduğu üzere, bugüne kadar, politik ve popülist yaklaşılmasıdır. 2000'li yıllara kadar sağlıklı bir tarım stratejisi ortaya konulamamış, istikrarlı uygulamalar gerçekleştirilememiş ve sorunlar ertelenmiştir. Bu nedenle, sahip olduğumuz onca avantaja rağmen, tarım sektörümüzün, dünyanın ileri ülkeleriyle mukayese edildiğinde, yeterli gelişmeyi gösteremediğini görürüz. Tarımsal kaynaklarımızın, sürdürülebilir doğru politikalar ve istikrarlı uygulamalarla korunması, geliştirilmesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sektöre yansıtılması, etkin ve verimli bir tarım sektörü için zorunlu hale gelmiştir.

58 ve 59 uncu hükümetlerimiz, birçok alanda olduğu gibi, tarımsal kalkınma alanında da önemli bir gelişme sağlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, tarım sektörüyle ilgili bazı verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Yıllar itibariyle tarım sektörünün gayri safî millî hâsıladan aldığı pay giderek azalmakla birlikte, halen yüzde 12'ler civarında bulunmaktadır. Tarım sektöründe kişi başına gayri safî millî hâsıla, 1990'lı yıllarda 1 000 dolarlar civarındayken, 2001 yılında 800 dolara düşmüş, 2004'teyse 1 450 dolarlar seviyesine tekrar yükselmiştir. Yine, son yıllarda tarımdaki istihdamın payı azalma eğilimine girmiş olmakla beraber, 1990'lı yıllarda yüzde 48 olan, 2004 yılında ise yaklaşık olarak yüzde 34'lere inmiştir.

Tarım sektörü, taşıdığı riskler ve stratejik önemi nedeniyle, mutlaka korunmalı, kollanmalı ve desteklenmelidir. Dünyanın hemen her ülkesinde de tarım desteklenmektedir. Ancak, tarımsal üreticimize yapılan destekler günü kurtarmak için ve politik mülahazalarla yapılır, seçimlik kararlarla çiftçimizin gönülleri okşanmaya çalışılırsa, sektörün ve üreticinin sorunlarına çözüm bulmak mümkün olmaz.

Bu çiftçi, bundan önce, maalesef, seçim dönemlerinde, kimi siyasetçilerin "kim ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum" anlayışıyla, bir yıl vezir edilirken, beş yıl rezil edilmiştir. Bu anlayış, çiftçimizi, tarlasını ekemez, kredi borcunu ödeyemez ve geçimini temin edemez hale getirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; onbeş yirmi yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde tarımın, çiftçinin sorunları konuşulurken hangi sorunlar sıralanıyorsa, bugün de, maalesef, sorun olarak aynı şeyleri konuşuyoruz. Bunun nedeni, tarımsal desteklemelere ayrılan kaynakların yetersiz olmasından ziyade, sektörün yapısal sorunlarının sürekli ertelenmesi ve sektöre özgü orta ve uzun vadeli tarım politikalarının ortaya konulamaması, istikrarlı bir uygulamaya geçilememesidir. Bu konuyu birkaç örnekle Yüce Heyetin huzuruna getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu anda, 2006 malî yılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Bakanlık bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, Saygıdeğer Tarım Bakanımız, sektörün fotoğrafını çekerek önümüze koyuyor. "Bugün, Türk tarımında, işletme ölçeklerinin küçük ve parçalı olması, nüfus yoğunluğu, geçimlik ve yarı geçimlik üretim yapan işletmelerin fazlalığı gibi yapısal sorunlar bulunmaktadır" diyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1990'lı yıllardan günümüze, baktığımız zaman, sorunlar aynı. 1992 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuşan dönemin Bakanı Sayın Necmettin Cevheri'nin tespitlerini aynen aktarıyorum. Bakın, Sayın Cevheri, o gün ne diyor: "Bana göre, tarımımızın önünde bulunan en önemli darbogaz, tarımda yaşayan nüfusun fazlalığıdır. Nüfusunun yüzde 40'ı tarımda yaşayan bir ülkenin ne kalkınmış olması mümkündür ne de kalkınmışlık iddiasında bulunması mümkündür." Yine, Sayın Cevheri konuşmasına devamla, Türk tarımının önündeki darboğazlardan birisini de, işletmelerin küçük oluşundan kaynaklanan sermaye noksanlığı olarak ortaya koymaktadır.

Yine, 1994 yılında, Tarım Bakanlığı bütçesi üzerinde, hükümet ortağı SHP Grubu adına konuşan bir milletvekili arkadaşımız, bakın, aynen şunu söylüyor: "Türkiye yarıya yakın nüfusunu tarımda tutarak kalkınamaz. Topraklarının çok parçalı ve dağınık olması, kullanım verimliliğini olumsuz etkileyen bir başka unsurdur" demektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğine tam üyelik hedefi doğrultusunda uyum çalışmalarını yürüten ülkemizin tarımda karşılaşacağı sorunlar, onbeş yirmi yıl önce bu kürsüden tespit edilen sorunlardır. Ancak, işin içinden sağduyu ve teknik bakış açısı çıkarılıp, yerine, günü kurtarmaya yönelik politik bakış açısı yerleştirildiğinde, aşağıdaki tespitler gündeme geliyor.

Şimdi Yüce Heyete, 2005 malî yılı Tarım Bakanlığı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonu görüşme tutanaklarından iki CHP'li arkadaşımızın görüşlerini aktarmak istiyorum. İşte, ilk örnek, Değerli Hocam Sayın Ergin'e aittir. Sevgili Hocam "Tarım nüfusunu yüzde 35'ten yüzde 10'a indirelim diye sürekli bir öykü anlatılıyor. Kırsal nüfusu bir tek nüfus bile azaltmaya Türkiye'nin ne ihtiyacı vardır ne de doğru olur" demektedir.

Olaya farklı bir pencereden bakan diğer CHP'li ikinci arkadaşımız, Trabzon Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi ise bakın ne diyor: "Tarım sektörünün gayri safî millî hâsıladan aldığı payın giderek azalması son derece normal bir gelişmedir. Yine, tarım sektöründeki nüfusun ve istihdamın toplam nüfus ve istihdam içindeki payının azalması da doğal bir gelişmedir. Olması gereken de odur; çünkü, sanayi sektörünün ve hizmetler sektörünün ekonomideki gelişmesine paralel olarak tarım sektörünün büyüklüğü azalacaktır" demektedir. Biz de aynen bu görüşe katılıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ancak, şunu hatırlatmak istiyorum: Tarım sektörünün ciddî sorunları vardır. AK Parti İktidarı, yıllardır ihmal edilmiş ve istismar edilen bu sektörün sorunlarını hafifletebilmek için elini taşın altına sokmuş ve ciddî bir mücadele vermektedir. Eksik ve aksak yönler elbette eleştirilecektir, değişik öneriler gündeme getirilecektir; ancak, hiç kimsenin, özellikle de muhalefete mensup arkadaşlarımızın sadece muhalefet etmiş olmak adına sektörün sorunlarını gerçekçi olmayan bir zemine çekmeye hakları yoktur diye düşünüyorum.

Yine yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden dile getirilen, ülkemiz tarımının önemli sorunlarının çözümüne yönelik çeşitli yasal düzenlemeler AK Parti Hükümetleri tarafından gündeme getirilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaştırılmıştır. Türk tarımının bütününün bir süreç kapsamında gelişimini hedefleyen bu kanunlar çiftçimizin derdini kendine dert edinen bir anlayış sayesinde hızla yasalaştırılmıştır. Bu kanunlardan bazı örnekler vermek istiyorum: Çiftçi Borçlarının Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun, Gıda Kanunu, Bitki Islahçı Hakları Kanunu, Organik Tarım Kanunu, Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu -ki, yıllardır şikâyet edilen üreticinin örgütsüzlüğü konusunda yapılan yasal düzenlemeyle artık bugün çiftçimiz örgütlü hale gelmiştir- Tarım Sigortaları Kanunu -her türlü riske açık olan çiftçilerimiz artık daha güvenli bir zeminde üretim yapma imkânına kavuşmuştur. 2006 yılı bütçesinde bu amaçla 200 trilyon TL ödenek konulmuş- Toprak Koruma Kanunu, Türkiye Ziraat Odaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Tarım Kredi Kooperatifi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Mera Kanunu, Lisanslı Depoculuk gibi birçok kanunî düzenleme, tarımın yapısal sorunlarını orta ve uzun vadede çözmek için yine hükümetimiz tarafından atılmış önemli adımlardır.

Tarım sektöründe yıllardır arzuladığımız gelişmeyi gösteremediğimizi belirtmiştim. Ancak, bu sonuç, ülkemizin genel ekonomik koşullarından bağımsız değildir. 2000 ilâ 2001 yılarında yaşanan son ekonomik krizlerin de etkisiyle ülke genelinde ekonomi küçülmüş, millî gelir azalmış ve tarım sektörü de bu olumsuz gelişmelerden önemli ölçüde etkilenmiştir.

2002 yılında AK Parti İktidarından önce, her sektörde olduğu gibi, tarımda da ağır sorunlar yaşanmaktaydı. 211 000 üreticimiz haciz, hatta, hapis tehlikesiyle karşı karşıya gelmişti. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları 2,7 katrilyon mertebesine ulaşmıştı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletimizin coşkulu desteğiyle göreve gelen AK Parti İktidarı, ilk iş olarak çiftçimizi, üreticimizi, tarlaya, bahçeye, üretime, işinin başına döndürecek zemini oluşturmaya başladı; çiftçimizi, haciz ve hapis baskısından kurtardı.

Aslında, bugünü değerlendirmek için, tarımda o günün manzarasına bir bakmak lazım her alanda olduğu gibi. Bakınız, o günün bazı başlıkları: Tarih, 2 Ekim 2001, "Çiftçinin ikinci adresi cezaevi oldu." Bakın "çiftçi böbreğini satıyor" yine aynı şekilde tarih 2001. Bakın, yine "çiftçi öldü." Bunlar, Türkiye'nin o günkü tarım manzaraları.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Bir de şu elimdekine bak!

ERDOĞAN ÖZEGEN (Devamla) - Yine bakıyoruz "Türkiye açlığa doğru gidiyor." O günkü manzaralar. Yine "Tarım gözden çıkartıldı." Yine, işte bakın "Türkiye sahipsiz kaldı."

ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Milletvekilim, bak tazesi var burada, onlar bayatladı.

ERDOĞAN ÖZEGEN (Devamla) - Şimdi bunları, tabiî, hatırlatmadan, bugünkü AK Parti İktidarının bu alanda yaptıklarını anlamak doğrusu mümkün değil.

Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden alınan ve krizlerin etkisiyle geri ödenemeyen 2,7 katrilyonluk tarımsal kredi borcu yeniden yapılandırıldı, ödeme kolaylığı getirildi, 1,5 katrilyonluk kısmı ise silindi. Bu uygulamalardan 765 000 çiftçimiz yararlandı.

Yine, çiftçimizin, 1995 yılından bu yana anapara ve faizleriyle birlikte 1 katrilyona ulaşan tarımsal sulamada kullanılan enerji borçları da yeniden yapılandırıldı, ödeme kolaylığı getirildi, ek bir faiz uygulaması yapılmadan, çiftçimizin enerji borçları 36 aya taksitlendirildi.

Zamanında borcunu ödeyen abonelerimize ise, ilk kez, adaletin gereği olarak, yüzde 15'ler civarında, borçlarını gününde ödemelerinden dolayı iade yapıldı, 52 trilyonluk bir kaynak, bu amaçla, hükümetimiz tarafından seferber edildi.

Çiftçimizin önündeki engelleri bir bir kaldırarak işe başlayan AK Parti iktidarının attığı önemli adımlardan biri de, ziraî kredi faizlerinin süratle düşürülmesidir. Yüzde 59'lar seviyesinde olan ziraî kredi faizleri, evet, bugün yüzde 20'ler seviyesindedir. Ancak, söz buraya gelmişken, özellikle, Ziraat Bankasından, bugün, tarım kredi kooperatifleri daha önce yüzde 2 opsiyonlu kredi kullanırken, maalesef, bugün, aynı şekilde tarım kredi kooperatifleri Ziraat Bankasının bu kaynağından istifade edemiyor. Ben bunu da hükümetimizin, doğrusu, dikkatine sunmak istiyorum.

Diğer taraftan, tarım kredi kooperatiflerinde müteselsilen kefillik dediğimiz hadisede, özellikle, bizden önceki dönemde çiftçilerimizin bilgisi olmadan birbirine kefil yapılan uygulamalarla karşılaşıyoruz. Şu anda çiftçilerimizden bu manada oldukça çok şikâyetler alıyoruz. Ancak, bizim dönemimizde, artık, özellikle çiftçilerimize müteselsilen kefillik yoluyla değil, iki kefille kredi verilmektedir, tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla. Tabiî, ben buradan bir şeyi daha hükümetimizin bilgisine -mutlaka bilgileri var- sunmak istiyorum: Ziraat Bankasından kullanılan kredilerde istenen kefillerde memur gibi, esnaf gibi kefiller istenmesi, çiftçilerimizi, doğrusu, zor durumda bırakıyor. Ziraat Bankası yetkililerinin konuyu dikkate almalarını buradan belirtmek istiyorum.

Diğer yandan, uygulamaya konulan tarımda cansuyu projesiyle çiftçilerimize verilen sübvansiyonlu kredi faiz oranları ise, yüzde 8 ilâ 15 aralığına çekilmiştir. 2005 yılı ekim ayı itibariyle 625 000 üreticimize yaklaşık 2,2 katrilyonluk kredi kullandırılmıştır. 2002 Kasım ayında hampetrolün varili 23 dolar iken, 2005 yılında 70 dolara yükseldiği hepimizin malumudur. Petroldeki olağanüstü fiyat artışı orta yerde dururken, muhalefete mensup arkadaşlarımızın tarımda tek sarıldıkları konu, mazot ve gübre fiyatları olmaktadır. Hatta, sayın muhalefet partisi liderlerinin konuşmasında "siz, 1 200 000 lira olan mazotu 2 000 000’a çıkardınız, gübreyi de yüzde 60 artırarak…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) - Allah'ına kurban.

BAŞKAN - Buyurun.

ERDOĞAN ÖZEGEN (Devamla) - "… gübreyi de yüzde 60 artırarak çiftçiyi perişan ettiniz" derken, biz işbaşına geldiğimizde, 20 dolar seviyesinde olan hampetrol fiyatlarının 70 dolara çıktığının, kimyevî gübrenin hammaddesi olan amonyağın tonunun 150 dolardan 300 dolara çıktığının söylenmesi cesareti ve erdemini de göstermelerini beklerdik. Yine, hükümetimizin iradesi dışında gelişen bu artışlara, eli nasırlı çiftçiyi ezdirmemek için, iktidarımız boyunca yaklaşık 1,5 katrilyon lira mazot ve gübre desteği verdiğinin söylenmesini beklerdik. Dürüst siyasetin de gereği bu olsa gerek.

Yine beklenirdi ki, bugün ürününü satan çiftçinin, elde ettiği gelirle ihtiyaçlarını karşılarken, temel gıdadan beyaz eşyaya, çocuğunu evlendirirken her türlü çeyiz ihtiyacını en az yüzde 30, 40, 50 daha ucuza karşılayabildiğini ifade edebilmenizi beklerdik.

ATİLA EMEK (Antalya) - Domatesin 150 000 lira olduğunu da söyleyin.

ERDOĞAN ÖZEGEN (Devamla) - Söyleyeceğim.

Sertifikalı tohum yem bitkilerinde birçok girdinin KDV'sini yüzde 8'den 1'e, yüzde 18'den 8'e indirdiğimizi; hayvancılık alanındaki desteklemeler için iktidarımızla birlikte önemli çalışmaların başlatıldığını, 2005 yılında Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararname çıkartılarak destekleme kapsamının genişletildiğini, 2003'lerde 135 trilyon lira olan hayvancılık desteğinin 2005'te 622 trilyon olarak gerçekleştiğini de söyleyebilmelerini beklerdik. Hayvancılığa ayrılan destek miktarının, iki yıl içerisinde, yüzde 500 arttığının da söylenmesini beklerdik.

Görüleceği gibi, hayvancılık alanında da hükümetimiz, ülkemizin ekonomik imkânlarını zorlayarak hayvan üreticilerimize en büyük desteği verme gayretinde olmuştur.

Tarımsal destekler içerisinde doğrudan gelir desteğinin veriliş yöntemini hepimiz eleştiregeldik; ama, bunları da şu anda farklı zemine çekiyoruz. Hükümetimiz bu konuda da yeni enstrümanlar topluyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erdoğan Özegen (AK Parti, Niğde). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(dışişleri bak., tarım ve köy işleri bak.,tarım reformu genel müd.,köy hizmetleri gen.müd.) onikinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-ozegen-22-2005-12-21-2006-merkezi-butce-kan-tas-disisleri-bak-tarim-ve-koy-isleri-bak-t (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
