# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 14 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90381
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-10-14-tutanak-metni-2

> Erhan Usta (İYİ Parti), 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 4.057 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERHAN USTA (Samsun) - Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, gerçekten çok nitelikli bir dolandırıcılık, çok organize bir soygun olayıyla karşı karşıyayız. Daha önce değişik mecralardaki konuşmamızda hep ifade ettik ama burada tabii kanun teklifini görüşürken tekrar söylemekte, kayıtlara geçirmekte fayda var. Yani bu işin üç tane ayağı var: Bir tanesi siyaset ayağı, ikincisi bürokrasi ayağı, üçüncüsü de özel sektör ayağı. Üçünün de kesişen kümesi maalesef AK PARTİ ve AK PARTİ'liler. Tabii işin bir de kara para tarafı var, aslında ilk suyu, ilk bu harcın karıldığı zaman ki gelen kara para meseleleri var, onları basın toplantısında isim isim açıkladım, şimdi tekrar onlara girmeyeceğim fakat şunu görüyoruz: Böyle her meselede bir yaklaşım olarak hep aynı taktik uygulanıyor. Nedir? Şöyle çıkardık biz, beş aşamalı bir senaryo. Bir, önce meseleyi küçült, birinci. Şimdi okuduğum cümleden anlayacaksınız: "Sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir." Değil mi, hep böyle dediler, Maliye Bakanı da böyle dedi, Sayın Erdoğan da böyle dedi, Sayın Cevdet Yılmaz da böyle dedi.

İkinci aşama: Sonra bir saldırı ima et "Türk sermaye piyasası bu sınamanın da üstesinden gelecek kapasiteye sahiptir." Şimdi, burada "Dış güç." diyemediler, hep "Dış güç." derlerdi; aslında belki de bugüne kadar "Dış güç." denilecek tek yer burası biliyor musun, haklı değilsiniz de yakışan çünkü bu işi tetikleyen MSCI'ın açıklaması, onların raporları. Niye denilemedi? Çünkü bu sefer iş ciddi, hadi bakayım, bir "Dış güç." de bakalım, ne oluyor, tamam mı? Bir saldırı ima edildi.

Üçüncü aşamada soru soranı suçla. Mesela, şu cümle kuruldu: "Hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etme hakkı yoktur."

Dördüncü basamak, hep aynı senaryo diyoruz ya, muhalefeti işaret et "Biz başkalarına benzemeyiz. Baklava kutularında rüşvet alanlara, belediyelerden para çalanlara sahip çıktılar." şeklinde muhalefet işaret edilir.

Son perde de işte "Titizlikle inceliyoruz, sonuna kadar gideceğiz." falan, hep aynı hikâye, sonunda bir şey çıktığı yok. Bunun ülkeye bir faydası yok, sadece o kadar söyleyerek geçelim.

Şimdi iş biline biline geldi, az önce de söyledim; bunu eğer yabancılar gündeme getirmeseydi hâlâ bu oyun devam edecekti, maliyet çok daha artacaktı. Daha önceden de biliniyordu ama Sayın Mehmet Şimşek'in dediği vakit bu işin üzerine gidilseydi şu anda ortadan kaldıracağımız cenazenin büyüklüğü 297 milyar TL'ydi, şimdi 822 milyar, o fondaki para olarak bize ifade ettiğiniz rakam. Yani gecikme var ama o esnada da yine birileri para kazanıyor veya birileri... Tabii, şimdi fonda bu kadar para var, bu kadar da kitle varsa bunları bir de satanlar var, değil mi? Zaten işin uyanıkları, işini organizatörleri çıktılar, gittiler, onlar kârlarını realize ettiler, belki hepsi için demiyorum ama işin daha farkında olmayan insanların üzerinde iş, yük kalmış oldu.

Şimdi, mesela, 2021 yılı bütçe görüşmeleri. Biz burada konuşuruz, bazı soruları soruyoruz da sanki gereksiz yere, böyle rastgele konuşuyormuşuz gibi düşünülüyor demek ki. Aşağıdaydık, Tören Salonunda ve o zaman Komisyon Başkanı da -Cevdet Yılmaz'ın kendisine aşağıda Genel Kurulda da söyledim bunu- Cevdet Yılmaz'dı, Lütfi Elvan da Hazine Maliye Bakanıydı, Taşkesenlioğlu SPK Başkanıydı "Ya, o kadar çok halka arz var ki yani dünya kadar şikâyet var, bomboş şirketler halka arz ediliyor, ondan sonra kimileri de böyle patır patır yükseltiliyor." Ya "Bak, arkadaş varlığı değil borcu halka arz ediyorsunuz. Bu halka arzların arkasındaki, bu kadar çok halka arz izni verilmesinin arkasındaki motivasyon nedir?" diye sorduk, o gün bize cevap veren olmadı. O gün dikkate alınmış olsaydı -diyelim ki bir kısım insanlar bunu bilmiyordu, iyi niyetli olduklarını düşünelim- bugün bu sıkıntıların birçoğu çıkmayacaktı. Yani dolayısıyla, eğer iyi niyetliyse, bir kısım karar vericilerin söylenilen sözlere de biraz daha dikkat etmesi gerekiyor.

Şimdi, arkadaşlar, bu işin -şimdi başka yerlerde de söyledik, kendileri de buradayken söyleyelim, arkalarından konuşmuş gibi olmayalım- en önemli ayağı bürokrasi ayağı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir kısım kurumların bürokratlarının -bir kısım bürokratları, elbette bu işe bulaşmamış insanlar var- bu kadar organize, bu kadar nitelikli bir suç şebekesinin içerisinde yer aldığı bir durumu biz yaşamadık. Bakın, bir örnek vereceğim size, bu izinlerin nasıl verildiğini soracağım yani vicdanı olan herkesi bu soruyu soracağım. Şimdi, dolayısıyla, bu bir yönetim ister yani bu kadar kurumu, bu kadar bürokratı... Yarın bir gün bir hesap verme durumu da çıkabilir. Gerçi, hani "Nasıl olsa hesap sorulmaz." algısı artık bütün kamuya, her tarafa hâkim olduğu için bu işler biraz da kolay yapılıyor maalesef ama ne olursa olsun, ya, bu kadar işi organize eden birisi olması lazım, talimat veren, organize eden bir güç olması lazım, esas onu bulmamız gerekiyor yani bu denetimleri kimler yapıyorsa esas onların bulması gereken şey bu, burasını bulmaları gerekiyor. Bu sorunun cevabı bulunursa zaten bütün düğüm çözülür.

Şimdi, birkaç örnekle o zaman devam edelim yani kurumlar meselesi. İşte, Kasım 2020'den itibaren halk arz izinleri verdi, Taşkesenlioğlu döneminde ablasının da sosyal medyaya çıkan bir sürü olayları oldu, hiçbirinin üzerine gidilmedi, yalnız aslında Zehra Hanım orada birçok şeyi ifşa etti ama hiçbirinin üzerine gidilmedi, iş, mesele öyle kaldı. O gün onun üzerine gidilseydi daha sonra bunları yapmaya hem SPK'de hem BDDK'de hem Takasbankta hem bir başka yerde bence hiç kimsenin cesareti olmayacaktı ama bakıldı ki "Nasıl olsa üzerine gidilmiyor." denilip öyle bir cesaretlendirme işi yapılmış oldu.

Şimdi, 26 Şubat 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı var, 26 Şubat 2025. Yazının bir kısım şeyi burada. Ya, yazı apaçık ortada. Yani birtakım sıkıntıların olduğuna, manipülasyonlar olduğuna, olağanüstü fiyat hareketliliği olduğuna ilişkin savcılık yazı yazıyor. Hani, şimdi, birazdan, bazı şeyleri söyleyeceğim, yapılan bazı idari işlemlere hiç kimse "Bunlardan haberimiz yoktu. Biz nereden bilelim?" filan -bilmesi gereken kurumlar için söylüyorum- diyemezler, dememeleri lazım.

Ondan sonra, 4 Kasımda, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in işte "Manipülasyon var." şeklinde iddiası var. Ama mesela, bir tane şeye gelelim şimdi: TERA. TERA'nın en büyük portföylerinden Birinci Serbest Fonu. Şimdi, değerli arkadaşlar, bir fonun, TEFAS'ı alınabilmesi için -alma işlemini bildiğim kadarıyla, yanılıyorsam arkadaşlar düzeltsinler, Takasbank yapıyor- bir izahname ve efendim, birtakım düzenlemeler yapılması gerekiyor yani SPK'nin de onay vermesi gerekiyor bir serbest fonun yani daha doğrusu bir fonun TEFAS'ta işlem görebilmesi için. TEFAS'ta işlem görme ne? Çok yaygın halk kitlelerine ulaşma anlamına geliyor, devletin elektronik sistemi.

Şimdi, 7 Temmuz 2025'te TEFAS, SPK onayı aranmadan Takasbank tarafından sisteme alınıyor. Şimdi, SPK onayı aranmadan Takasbank nasıl bir fonu sisteme alabilir arkadaşlar? Bunu bize şimdi Takasbank izah edecek, nasıl olur bu. Şimdi, aldı da ne oldu? "Ya, almış, ne yapalım? Aldıysa alsın." filan diyemezsiniz. O gün 161 olan yatırımcı sayısı, bu tasfiye sürecine geldiğimizde, 28 Ağustosta 111 bine çıkıyor. Bakın, 161'den 111 bine. Usulsüz, illegal, gayrimeşru bir şekilde TEFAS'a alınıyor. SPK ne yapıyor? SPK'nin bunu normal şartlarda görmesi lazım. SPK de gözlerini kapatıyor arkadaşlar, SPK gözlerini kapatıyor. Ne zamana kadar kapatıyor? 17 Haziran 2026'ya kadar kapatıyor. Orada diyor ki... Zaten olan olmuş, o arada 100 binleri bulmuş, 268 milyar liralık bir fon büyüklüğüne ulaşılmış. Elden paraları, kâğıtları çıkarmışlar, zaten millete, hani, şeyleri ittirmişler, kâğıtları, ondan sonra, efendim, SPK bir şey yapıyor, bir ceza kesiyor, usulen. Yeni gördü, on bir ay sonra görüyor SPK, bakın, nasıl böyle bir şey olabilir ya? On bir ay sonunda görüyor bu usulsüz işlemi. Hadi, yapan yapıyor, yapan nasıl yapar? Hani, özel sektör olsa "Gözünü kararttı, yaptı." Ya, bir kamu yani nihayetinde kamu Takasbank yani şöyle veya böyle, kamu. On bir ay sonra 4 milyon lira ceza kesiyor, 168 milyarlık orada vurgun oluyor, 4 milyon lira ceza kesiyor. Şimdi, bize söylesinler bu SPK ve... Tabii, burada, Ahmet Bey bu işlerin içinde belki en masumu, daha çok yeni atandı, kendisini Özelleştirme İdaresi Başkanlığından falan da tanırım ama tabii benim muhatabım kurum, kurumsal olarak bu soruları soruyoruz.

Şimdi, Sayın Şahap Kavcıoğlu burada, BDDK'nin -kendisinden önce de verilen var ama yine kurumsal olarak söylüyorum- verdiği lisanslar var. Şimdi, mesela, Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'yla ilgili ve onun ortaklarıyla ilgili bir sürü şey söylendi, değil mi? Savcılık tedbir kararı aldı, bir saat sonra tedbir kararı kaldırıldı. Şimdi, suçludur, değildir, ben onu bilemem, benim elimde dosya yok ama şimdi şu soruyu sormak lazım: Bir tedbir kararı niye alınır, yarım saat içerisinde niye kaldırılır? Bunun birinden biri yanlış arkadaşlar. Yani tedbir kararı almayı gerektiren bir durum varsa niye kaldırılıyor, tedbir kararı alınmasını gerektirmeyen bir durum varsa bu yarım saatte mi keşfediliyor, buna niye iyi çalışılmıyor, insanların itibarıyla oynamak bu kadar kolay mı? Bu soruları sormak bizim hakkımız değil mi Türk milleti adına? Şimdi, bu da işte işin o taraftaki boyutu. Adalet Bakan Yardımcımızın da buna söyleyeceği bir şey varsa bize söylesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, Mustafa Yazıcı ortaklarıyla birlikte 8 tane lisans alıyor son iki yıl içerisinde; bankacılık lisansı var, varlık yönetim şirketi lisanslı var, faktoring, leasing, bilmem ne lisansları var arkadaşlar. Ya, bu işler ortaya çıkalı, bakın, ne dedim? Hiçbir şey olmasa, resmî, elimizdeki şu anda, daha başka ne olduğunu bilmiyoruz, Şubat 2025'te zaten bu işlere yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı var. Bu tarihten sonra, bu düzenlemelerin bir kısmı bu tarihten sonra yapılıyor. Küçücük bir leke ihtimali olsa, bankacılıkta, finansla ilgili meselelerde izin veremezsiniz, efendim, lisans veremezsiniz. Bu kadar hassas olan bir alanda, koskoca meseleler konuşuluyor. Sektör zaten her şeyi biliyor ama buna rağmen bu izinler veriliyor. Ya, daha en yenisi, Pusulanın iktisat katılım bankası ne zaman bankacılık lisansı alıyor Sayın Başkan? Şubat 2026. Ya, her şey ortadayken lisans veriyorsunuz. TERA yatırım bankası 2023'te, Destek yatırım bankası 2022'de, Katılımevim 2022'de. Katılımevime çok özel bir muamele yapıyor, o özel muamele hâlen de devam ediyor; vaktim olmadığı için onu konuşamayacağım ama onu da bir ara konuşmamız lazım, yani onun için bu Mecliste kanun değişikliği yapıldı. Dolayısıyla, bakar mısınız kurumlar meselenin neresinde? Bize söylesin şimdi şu anda iddia ettiğim kurumların temsilcisi olan arkadaşlarımız, "Sizin dediğiniz gibi değil de başka şekilde." desinler.

Tera Yatırım Bankası; şimdi, SPK'ye soruyorum tekrar: 17 Mart 2026, Tera Yatırım Bankasına tahvil ihracı izni veriliyor. Tahvil ihracı -bilmeyenler için- ne demek? Milletten borçlanma izni veriliyor. Ya banka zaten her türlü burasına kadar girmiş Tera Holding, bunu bilmiyor musunuz siz? Yani, en azından, hiç olmazsa, Kasım 2026'da kim söylemiş? Mehmet Şimşek söylemiş. Bağlı olduğunuz Bakan söylüyor. Bakan kafadan mı söylüyor? Bilmeden söyler mi? Tera şu anda bir numaralı suçlu değil mi? Hepsinin malına el konulmadı mı? Ama siz Tera'ya niye bu borçlanma iznini veriyorsunuz da millete bir 22 milyar liralık daha kazık attırıyorsunuz? Bunu bize birisi söylesin arkadaşlar. Yanlış mı söylüyoruz? İşte, bak, 5 milyar lirası 5 Ekimdeydi, ödemesini yapamadı, temerrüde düştü. 17 milyar lira da önümüzdeki günlerde geliyor, onları da ödeyemeyecek. Görüyor musunuz şeyi? "Organize" dediğim bu. Bütün kurumlar -bütün kurumlar demeyeyim- yani ilgili kurumların tamamı işin içerisinde; bütün bürokratlar değildir, şeydir, onu ben bilemem. O yüzden ben şunu söyledim: İlk gün bu kurumlarda üst yönetimlerin tamamının görevden el çektirilmesi lazımdı, hepsinin görevden alınması lazımdı ya bunların; kurul üyeleriyle, yönetim kuruluyla, başkanıyla, başkan yardımcılarıyla. Şimdi biz bu arkadaşlarla fon kurulunda bu meseleleri çözeceğiz ya! Kendi üzerlerine toz kondururlar mı? Böyle bir şey olabilir mi? "DDK'ye verdik yetkiyi." DDK Başkanı kim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - DDK Başkanı, efendim, aynı zamanda, daha düne kadar, Borsa İstanbulun Yönetim Kurulu üyesi. Arkadaşlar, ya hani çıkar çatışması veya İngilizcesi "conflict of interest" dediğimiz bir şey var, ya hiçbir şey bilmiyorsa bunu bilir insan ya! Kendi kurumunu... Hatta bir de MKK'nın da Denetim Komitesi Başkanlığını yaptı ondan önce de. Şimdi, ne yap diyoruz? Kendi dönemini denetle diyoruz ve tek denetim birimi olarak bu atanıyor ya; yani bu kadar büyük, bu kadar hata nasıl yapılabilir? "Buradan bir şey çıksın." iradesinin olduğunu siz acaba düşünebiliyor musunuz? Ya, samimi olanlar böyle bir şeyi bence düşünemez.

Şimdi, daha başka izinler de var. Hedef Holdinge verilen borçlanma izni çok yakınlarda, Adil Varlığa verilen borçlanma izni... Bu Adil Varlık daha da farklı. Şimdi, Adil Varlığa borçlanma iznini veriyor SPK, tamam mı, ondan sonra, borçlanıcı aracı kuruluş Tera, Adil Varlık milletten topladığı parayı üç gün sonra Tera'nın fonlarına, bugün tasfiye ettiğimiz fonlarına yatırıyor. Organizasyonu görüyor musunuz? İşte, o yüzden nitelikli dolandırıcılık, organize suç var diyoruz. Hani "nitelikli dolandırıcılık" derken kimse şunu anlamazsın: Ya, dolandırıcılık sistemi çok basit. Hani, bazen olur, şu "mortgage" krizinde falan gördük, türev piyasalarda çok böyle enteresan işler yapılır; gerçekten bazen göremezsin, piyasa daha iyi görür, bürokrasi geç görür; öyle bir şey yok ya, gözümüze batıra batıra, bildiğimiz en temel soygun modeli üzerinden bir soygun yapılıyor. Ama karmaşık olan ne? İlişkiler karmaşık ve üste de bu işleri, bu talimatları veren kim varsa o talimatlar veriliyor, bunun detayını da şey yapacağım.

Şimdi, yani bakıyorsunuz, yine basın açıklaması var Adalet Bakanlığının, tamam mı? "Bazı fon ve hisselerdeki olağan dışı hareketleri tespit ettik ve harekete geçtik." işte filan diye tarihlerini söylüyor, "19 Ağustos tarihinde" diyor. Şimdi, bakın, iktidar medyası bile artık huzursuz oldu; hem Akit'te çıktı hem Sabah'da çıktı: 1-16 Eylül tarihleri arasında Tera'dan 100 milyon liranın üzerinde parası olan 168 kişi çıkmış; arkadaşlar, 1-16 Eylül. Bakın, kaç tane yazışma var, en sonu da 19 Ağustosta Sermaye Piyasasına tekrar bir yazı yazıldığına ilişkin Adalet Bakanının açıklaması var burada. Ya, bundan sonra bu adamların çıkışına niye izin veriyorsunuz arkadaşlar ya? Yani niye veriyorsunuz? MASAK, nerede MASAK ya? MASAK Başkanı da gitti tam bu sırada. Nerede bu MASAK? Niye görmüyor? Yani 100 milyonun üzerinde... Hadi küçükleri göremezsiniz, bir şey diyemezsiniz, bilemezsiniz ne olduğunu. Arkadaşlar, yanlış bir soru mu soruyorum ya? 100 milyon, kocaman kocaman paralar bunlar! Sadece 168 kişi, 335 milyar lirayı çıkartıyorlar ya! Pusuladan 50 milyon liranın üzerinde olan 272 kişi 65 milyar lirayı alıyorlar, götürüyorlar, paranın nereye gittiği belli değil; yurt içinde mi, yurt dışında mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Devletin bütün kurumları uyuyor!

Bu kabul edilebilir bir şey mi? Yani burada bir masumiyet filan var mı? Ya, bunları konuşmayacak mıyız? Şimdi, bunlar konuşuluyor, biz suçlu mu oluyoruz ya Allah aşkına? Emre Tezmen bir numaralı suçlu değil mi, bir numaralı organizatör. Kim Emret Tezmen'i MKK kurul üyesi yaptı arkadaşlar, yönetim kurulu üyesi yaptı? Hadi o yetmedi, tamam mı, daha düne kadar Emre Tezmen şeydi... Emret Tezmen'in -şimdi, bunu yüzde 99 ihtimalle söyleyeyim, yüzde 1 yanılma payı bırakıyorum, sesimin tonunu o yüzden düşüreceğim çünkü bir tane bir şeyde hatamızı bulursanız bu sefer dersiniz ki Erhan Usta hep yalan konuşuyor filan, tamam mı- Emre Tezmen, Takasbank ve İstanbul Borsası para piyasasından ne kadar fonlandı, ne zamana kadar fonlandı; bu bilgiyi istiyoruz arkadaşlar bugün burada. Emre Tezmen, şirketleri, Takasbank ve İstanbul Borsası para piyasasında ne kadar fonlandı? Ne yaptı biliyor musunuz adamlar? Bütün bu manipülasyonlar, soygunlar bir de bizim paralarımızla, nihayetinde bu paraların aktığı yer vatandaşın parası, hazine parası anlamında demiyorum, orada para piyasasında... Ha, bunların, normalde bu işleri yapan şirketlerin bu piyasadan elbette gecelik para alma hakları filan var ama bu şartlarda, bu kadar manipülasyonun olduğu, her şeyin ortaya çıktığı bir dönemde bu manipülasyonları ortak paralarla yaptı bir de biliyor musunuz? Şimdi, bu paraları kim verdi bu Emre Tezmen'in şirketlerine, ne kadar para verildi, ne kadar bu piyasadan para kullandı? Bununla ilgili de buradan bilgi istiyoruz yani organizasyon bu şekilde devam ediyor.

Şimdi...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Usta, bir saniye...

Değerli milletvekilleri, teklif sahipleri ve değerli bürokratlar; şimdi, burada sorulan sorular var, en son, oylamadan önce söz hakkı tanıyacağım. Dolayısıyla not alırsanız soruları ve cevaplarınızı hazırlarsınız, cevap verme imkânınız olur.

ERHAN USTA (Samsun) - Evet, teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, arkadaşlar, Borsa İstanbulun asıl yönergesi kanunda var. Efendim, Sermaye Piyasası Kanunu, 6362 sayılı Kanun'un 70'inci maddesi Borsa İstanbula ne diyor? Diyor ki: "Olağanüstü hareketlilik filan gördüğünüz zaman bunları SPK'ye bildirin, raporlayın." SPK'nin zaten görme yükümlülüğü var ama burada, tabii, Borsa İstanbulda hemen orada olduğu için "Görün." diyor. Şimdi, bir iddia var, Abdülkadir Selvi'nin yazısında var, doğru mudur, değil midir, bunun da bugün burada vuzuha kavuşması lazım Sayın Başkan; diyor ki: "Borsa İstanbul -bilmiyoruz öyle mi, değil mi- 130 defa SPK'ye bunlarla ilgili yazı yazmış. Bu yazı yazıldı mı, yazılmadı mı? İkisi de berbat, biliyor musun? Yani bu yazı yazılmadıysa niye görmüyorsunuz, yazıldıysa SPK niye harekete geçmiyor? Bunlar çok vahim iddialar, bununla ilgili de kendilerinden cevap bekliyoruz.

Şimdi, tabii, bu Muttalip Ünal meselesi var; SPK kurul üyesi, eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı, Başbakanlık müfettiş, aynı binada yıllarca çalıştık yani dürüstlüğünden kimsenin şüphesi olmadığı bir arkadaşımız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Başkanım, toparlayacağım.

Bu arkadaş -2020 yılındaydı yanlış hatırlamıyorsan, kararnamesi burada, evet- 2020'de SPK kurul üyeliğine geliyor, 2022 yılında kurul üyeliğinden alınıyor, pek adetten değildir yani böyle kısa sürede ki Muttalip Ünal gerçekten çalışkan, başarılı, dürüst, temiz bu Hükûmet döneminde üst düzey görevlerde bulunmuş bir kişi ama nereye takılıyor? İddia o ki Tera'nın halka arzına onay vermiyor ve görevden alınıyor, aldırtılıyor. Ben bunu Bakan Nebati'nin kendi yüzüne de söyledim. Adamlar ne kadar güçlü ya, SPK kurul üyesi aldırtıyorlar yani bir yerde iş yaptı diye. Yani herkes aynı şeyi düşünmek durumunda mı? Kurul niye var o zaman SPK'de? Elbette bir kurul üyesi şöyle diyecek, birisi böyle diyecek, hepsinin dürüst olduğunu kabul ettiğimiz durumda bile, başka motivasyon hak ediyorsan zaten o suç. Yani bundan dolayı bir kurul üyesi alınır mı görevden? Kim haklıymış? Haksız mıymış yani Muttalip Ünal o şeyde direnmesinde?

Daha başka bir sürü isimler de var, onlara filan girmeyeceğim ama yani gerçekten... O yüzden mesele önemli, o yüzden, Sayın Başkan, gerçekten rahatsız oluyoruz. Vicdanı olan herkesin de rahatsız olması gereken bir durumdur yani kurumsal çürümüşlüğün en somut örneğini Türkiye yaşıyor, kurumsal çürümüşlüğün en somut örneğini yaşıyor. Elbette yıllarca bürokraside çalıştım, şu sıralarda çok oturdum, ben burada bütün bürokrat arkadaşları suçlamak istemiyorum. Sorduğumuz soruları... Ben bu soruların bir kısmı dışarıda da sordum, Genel Kurulda sordum, burada da tekrar soruyorum ki eğer yanıldığımız bir şey varsa kendilerine de o anlamda cevap hakkı doğsun. Kurumsal olarak, şahsi olarak filan değil ama şahsi olarak alınan varsa onlar da şey yapsın.

Dolayısıyla yapılması gereken şey, Sayın Başkanım, 2021 yılına kadar -ben bununla ilgili daha önce de şey yaptım, soru önergesi de verdim, soru önergemde gerçi son bir yıl dedim, hemen ilk başlangıcı da ama 2021 yılına kadar- gidilmesi lazım. Yapılacak iş o kadar çok basit ki yani buraya kadar gidilecek, büyük montanlı şeyler, büyük kazançlara, girişlere çıkışlara bakıldığında, aslında kimin ne yaptığı çok net bir şekilde, manipülasyonun nerede olduğu ortaya çıkar. Bu tespiti yaptıktan sonra kalan işlemlerin yapılması o kadar zor değildir. Bunların artık bu isimlerin de belli büyüklüğün üzerindeki isimlerin de kamuoyuna açıklanması lazım. Herkes zan altında. Bakın, bir de işin öbür tarafı var. Yani buna yatırımcı mahremiyeti, kirlenmeme lekesi, efendim, masumiyet falan filan, bunlar denilemez, bu işi geçti. Yani Türkiye ekonomisini bu kadar ciddi bir şekilde tehdit eden bir olay ortadayken bunları gizlemek yanlış olacaktır.

Şimdi, detaylar da önerilerimiz olacak ama bir iki konu var, hem genelinde söylemem lazım kanun teklifine daha özel anlamda. Şimdi, tabii, ben bir siyasetçiyim, muhalefet milletvekiliyim, benim normalde yani işte ne kadar halk kitlesinin hoşuna gidecek şey varsa onu söylemem gerekir, değil mi? Yani siyaset böyle yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, burada...

Sayın Başkanım...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Bu tasfiyede yani işin sosyal boyutuna veya biraz hani popülizmine mi kaçılacak veya işin adalet tarafında, hukuk tarafında mı kalacağız? Bu önemli bir soru. Neden bahsediyorum? Şimdi, işte, elbette küçük yatırımcı mağdur edilmesin yani daha doğrusu hiç kimse mağdur edilmesin. Bakın, bu paranın izi sürülsün, ucu nereye kadar dokunursa dokunsun, hani "Gideceğiz." denildi ya, gerçekten o yapılsın, hiç mağdur olmasın, herkes buradan parasını alır ama astronomik kârlarla değil, normal, işte, normal olması gereken, işte, efendim, kazançlarıyla yani güncel değerleriyle de paralarını alır. Şimdi, burada, elbette küçük yatırımcıyı koruyalım, ona bir itirazımız yok. Bu anlamda o kısmına destek vereceğiz ama küçük yatırımcıyı korurken şöyle bir şey yapıyoruz: Küçük yatırımcının parasını vereceğiz, işte belli bir formülasyonla, avans şeklinde falan ama büyüğe hiçbir şey vermiyorsun, 1 milyona kadar veriyorsun. Aslında fonda bir para var, diyelim ki 100'dü değer, işte 10'a düşmüş, 10'u dağıtırken orada hissesi yüzde 1 olana hiç vermiyorsun veya çok küçücük bir şey veriyorsun ama belki de 500 bin lirası vardı, 500 bin lirası olana hepsini veriyorsun. Şimdi, büyük yatırımcı olmak suç olmamalı. Burada büyük yatırımcı dediklerimiz... Zaten suç işleyenlerden bahsetmiyoruz, bakın, suça bulaşmış olanların hepsinin burnundan getirelim ya, yedi sülalesinin burnundan getirelim, çoluğunun çocuğunun burnundan getirelim, onları demiyorum ama mesela beni birkaç sanayici aradı, Samsun'dan da aradı dedi ki: "Arkadaş, ben fon mon falan bir şey bilmezdim, yüksek enflasyon var, ben ihracatçıyım, büyük bir firmayım. Benim nakdim oluyor, bizi bankalar yönlendirdi. Ersan Bey, sen de Samsun Milletvekilisin. Dedi ki: "Bizi bankalar yönlendirdi." Ya, işte repodan veya gecelikten şu kadar alıyorsun bu fonlardan 0,50 daha fazla geliyor diye biz buraya girdik ama benim şimdi 100 milyon param battı. Benim ödemelerin var, benim şirketim batıyor. Ne olacak? Bu insanlar bize soruyor. Yani şimdi bu iş insanı yani paranın üzerine yatıp, paradan para kazanmak da hani suç değil, o da ayrı bir şey de ama öyle de değil ya, bu adam günlük işte, paranın gelişiyle gidişi arasında bir fark oluşuyor, o dönemde parasını buraya yatırmış ve zaten bilse çıkardı. Yani hani organizasyonun içerisinde olsa. Şimdi bu şekilde de bir sürü insan var, bunlara da bir çözüm getirmemiz lazım. Bir avans mı vereceğiz, ne vereceğiz, nasıl bir şey yapacağız, onu bilmiyorum ama bir çözüm de buraya gerekiyor. Yoksa ciddi olarak yani reel sektörü de etkileyecek boyutu var buranın, burayı bir görmemiz gerekiyor.

Şimdi, diğer bir husus şu: 14-15-16'sında, değil mi? Orada satış emri vermiş, takasa girmiş, artık hissedar olmaktan çıkmış, alacaklı pozisyonuna gelmiş, tam nakdini alacağı sırada şeyler dondurulmuş. Bu şekilde, bu durumda olanlar var. Şimdi, bu durumda olanlar da diyor ki: "Arkadaş, bir tasfiye yapılacak. Ben artık hissedar değilim, ben alacaklıyım. Hukukun genel ilkeleri çerçevesinde alacaklılara öncelik verilir, sonra hissedarlara para verilir." Şimdi, bu da doğru, buradan baktığınız zaman. Hatta nerede o şey, açıklaması var SPK'nin, bunların...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Usta, maddelerde de konuşacağız.

ERHAN USTA (Samsun) - Tamam Başkanım, genelinde, maddeye şey yapmadığı için bu kısmı...

SPK'nin açıklaması var, şimdi bulamadım, tamam mı, orada bunların nasıl ödeneceğini söylüyordu, şimdi bundan da vazgeçilmiş gibi duruyor. Bu da üzerinde durmamız gereken bir nokta. Yani illa şöyle veya böyle olsun demiyorum ama bu kanunu görüşürken mutlak surette üzerinde durulması gereken noktalardan bir tanesi.

Diğer bir mesele, şimdi, hiç bu fonla alakası yok. Bu fonun yatırım yaptığı, hani astronomik şekilde artırdığı, manipüle ettiği hisse senetleriyle de alakası yok. Normal, bildiğimiz, Türkiye'nin en geleneksel hisse senetlerine yatırım yapmış insanlar var. Onlar da şu anda ciddi zararda. Mesela onları ne yapacağız? Onlara da burada bir çözüm üretecek miyiz, üretmeyecek miyiz? Bu var.

Son konu olarak da burada, onu maddelerde detayını konuşacağız, önergemiz de olacak Sayın Başkan. Şimdi yani fahiş kazanç elde ettiysen isteğe bağlı olarak "Gel, buraya yatır." falan deniliyor. Şimdi, önümüzde aslında bu kanun teklifi hazırlanırken bu Madoff örneğine de bakılmış, oradaki uygulamaya da bakılmış. Madoff örneği var elimizde, Amerika'daki bu skandal var. Şimdi, orada şu var: Suça bulaşmışlardan zaten alacağız parayı, fazlasıyla alacağız, onların her türlü şeyini alacağız ama suça bulaşmamış fakat çok ciddi fahiş kâr elde etmiş, aşırı bir kazanç elde etmiş ve burada şeyde yakalanmamış, çıkmış. Yakalanmamış derken suçlu anlamında değil, adam öngörülüymüş veya paraya ihtiyacı olmuş, almış parasını çıkmış. Ama olağanüstü yani normalin üzerinde bir kâr elde etmiş. Buradan da arkadaşlar, bu olağanüstü kârları almamız lazım.

ERSAN AKSU (Samsun) - Var.

ERHAN USTA (Samsun) - Yok.

ERSAN AKSU (Samsun) - Var, var.

ERHAN USTA (Samsun) - Nasıl var, biz de okuduk aynı şeyi. Varsa tamam, iyi. Yok ama burada yok. Sizin "Var." dediğiniz suç işleyenlerde, ben suç işleyenleri demiyorum, normal bir vatandaş...

ERSAN AKSU (Samsun) - O da var.

ERHAN USTA (Samsun) - O zaman varsa memnun olurum ama yoksa bunu eklememiz lazım. Belki biz okuduğumuzda hata etmiş olabiliriz, bir şey ısrar etmiyorum ama bakalım oraya. Ama bunun kapsanması lazım, bize göre bunun kapsaması lazım. Bu önemli bir husustur burada çünkü yani şöyle bir cümle yazmış arkadaş: Bir yatırımcının dolandırıcılığa katılmamış olması, elde ettiği hayalî kârın geri alınmasını tek başına engellemez. Yani dolayısıyla, bu hayalî bir kârdır, manipülatif bir kârdır, orada haksız bir kâr oluşturulmuştur. "Ben ondan istifade ettim ama ben burada suç işlemedim, benim haberim yoktu." şeklinde bir şey olamaz, onu mağdur etmeyeceğiz tabii ama ona normal, emsal kazanç neyse o kazanç verilir. Alınması lazım. Eğer bu varsa sizin dediğiniz gibi isteğe bağlıyı kaldırmamız lazım. Hem isteğe bağlı hem bu olmaz. Bakın, bu isteğe bağlı işi kimilerine tehdit oluşturur, buradan bugün söylüyorum. Tamam mı? Yani efendim, falana yakınsan, gücün varsa az para yatır, geç git buradan ama gücün yoksa çok para yatır, daha fazlasını yatır noktasına gider bu. Devletiz biz ya, hesap hareketleri biliyoruz. Bizim MKK'miz niye var? Bunların hepsi görülüyor. Hesabını, kitabını yaparsın, ondan sonra daha fazlasını cebri olarak herkesten alırsın.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, teşekkür ediyorum.

ERHAN USTA (Samsun) - Başkanım, bitireyim.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Cebri olarak herkesten alınması lazım. Bizim talep ettiğimiz husus budur. Peki, kalanını maddelerde devam edelim.

Teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 14 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-10-14-tutanak-metni-2 (erişim: 14 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90381

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
