# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 27 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90829
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-10-27-tutanak-metni

> Erhan Usta (İYİ Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 2.972 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, değerli bürokratlar, değerli basın mensupları; fon vurgunu gölgesinde bir bütçe çalışmasına başladık. Bakalım, Allah sonunu hayırlı etsin inşallah. Çok büyük bir vurgun, buna, vakit kaldığı sürece konuşmamın son kısmında bu kısma geleceğim.

Çok kısa, kısa bir kısım makrolardan hareketle önce başlayayım. Şimdi, büyüme özellikle 2023 sonrasında çok düşüyor. Biz gelişmekte olan ülkelerden zaten az büyüyorduk ama dünya ortalamasının üzerinde büyüyorduk çünkü dünyada çok az gelişmiş ülkeler var, büyüme potansiyeli yok veya çok gelişmiş ülkeler var, onlar zaten büyümesini tamamlamış dolayısıyla dünya ortalama büyümesi bizim hep altımızda olurdu. 2026'da korkarım, dünya ortalama büyümesinin de altında büyüyeceğiz; maalesef kötü bir şey bu. Potansiyel büyümemizin çok altında bir büyümemiz var, bunu görmek lazım. Mesela, ben 2006 yılı KEP'ine baktım, bizim potansiyel büyümemiz... Yani hiçbir şey yapmasanız, dokunmazsanız, işleri bozmasanız ekonomi yüzde 6,5 büyüyor. Devlet Planlama Teşkilatı rakamıdır bunlar; 2006'lı yıllarda, oralarda... Şimdi bu potansiyel büyüme yine KEP, 2026-2028'e baktığımızda 4,5'a düşmüş yani 2,5 puan Türkiye'nin potansiyel büyümesi düşmüş. Ha, Türkiye'nin büyümesi bu potansiyelin de 2 puan altına gelmiş; bu, kötü yönetimin, yanlış politikaların Türkiye'ye getirdiği bir sonuç. Tabii, siz neyle övünüyorsunuz? Övünüyorsunuz, övünüyorsunuz hep dolar cinsinden millî gelir rakamlarıyla övünüyorsunuz. O, az önce Aşkın Bey de söyledi, bir aritmetik, ben bunu 40 defa söyledim size; bir aritmetik, o aritmetik yarın bir gün değişir.

Ha, bir şey daha var tabii. Şimdi ben yüzde 20'lik dilimler itibarıyla nüfusu yüzde 20'lik dilimlere ayırıyoruz ya... Baktık ya, bu hakikaten aritmetik de olsa... "Dolar cinsinde kimin geliri artıyor?" diye bakıyorsun, geliri artan kısım en zengin yüzde 20 arkadaşlar. Ha, zaten şimdi bu fon vurgunundan anladık ki siz foncuların gelirini artırmışsınız, foncuların geliri arttıkça Türkiye'nin geliri arttı diye bize bunu pazarlamışsınız. Yani çok net bir şekilde Türkiye'de zaten bu orta kesim falan kalmadı, çalışanların yüzde 42'si asgari ücretten ücret alıyor. Asgari ücretin bir tık üzerinde, yüzde 500 fazlasının alanların altındakiler de yüzde 50 yani bunlar da asgari ücretli sayılır. Emekli maaşının en düşüğü açlık sınırının 14 bin lira altında, asgari ücret açlık sınırının 9.700 lira altında olduğu bir dönemde milletin gelirin arttığından bahsetmek zaten yanlış olur; belli foncuların geliri artmış, siz de onunla övünmüşsünüz.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ya şu sunumda da yine hiç atıl iş gücü oranından bahsetmiyorsunuz ve şundan bahsediyorsunuz diyorsunuz ki: "Ya, Türkiye'de işsizlik oranları düşüyor." bundan iftiharla bahsediyorsunuz. Hem de nasıl bir bağlamda bahsediyorsunuz? Mesela, 2026 için büyüme öngördüğümüzün altında olacak ama işsizlik oranı da onun altında olacak ya bu olmaz; böyle bir şeyi söylememeniz lazım, bunu yazmamaları lazım sizin kitabınıza. Eğer büyüme öngörülenin altında oluyorsa işsizlik oranının öngörülenin üzerinde olması lazım; iktisat bunu gerektirir. Ama doğru, bu bir tutarsızlık değil çünkü bakın, -rakam hatalıdır, TÜİK yalan söylüyor anlamında falan söylemiyorum, onlar başka bir bahis- işsizlik oran dediğiniz rakam Türkiye'deki işsizliği göstermiyor, bunu fark etmiyorsunuz, Türkiye'de işsizliği gösteren atıl iş gücü oranı. Hani şu şu şu grafik. Yani bu tutarlı, işsizlik oranı aşağı doğru iniyor çünkü insanlar iş gücü piyasasından çıkıyor, artık işsiz bile değil "İş aramıyorum." dediği zaman TÜİK onu işsiz kabul etmiyor fakat onların hepsi atıl iş gücü oranında gidiyor; yüzde 31'e çıkmış atıl iş gücü oranı.

Şimdi, enflasyon ilkel bir sorun. Türkiye on yıldır çift basamaklı enflasyonla uğraşıyor yani bu ülkenin sorunları bir miktar çözülmüştü ama tekrar Türkiye'yi bununla yüzleştirdiniz ve bakalım ne zamana bitecek? Hep sürekli tehir ediyorsunuz, en son, işte, "Üç yıl sonra tek basamaklıya inecek." diyorsunuz ama on yıldır bu ülke yüksek enflasyonla boğuşuyor.

Enflasyonda ataleti bahane olarak alıyorsunuz; "Atalet var, ataleti kıramadık." Ya, aslında bir itiraf, atalet güvensizlik demek yani "Güvensizliği kıramadık." diyorsunuz ama bunun bilmiyorum farkında mısınız, değil misiniz? Belirsizliğin yeni bir normal olduğunu görerek tahminlerinizi yapmanız lazım yoksa hani her defasında "Şu oldu, bu oldu." falan değil, bütün dünyada artık böyle; belirsizlik yeni bir normal hâline geldi. Programın kırkıncı ayındayız fakat 8,5 puanlık sadece düşüş var. Geldiğimiz nokta 29,7; yirmi beş yıl sonra Türkiye'de enflasyonu getirdiğiniz nokta 2002'de aldığınız enflasyon, o zaman da 29,7'yle almışsınız, yirmi beş yılın sonunda geldiğiniz nokta 29,7.

İmalat sanayisinin millî gelir... Konu çok olduğu için hızlı hızlı geçmek durumundayım. Bakınız, son dört yılda, bu programın uygulandığı dönemde hiç baktınız mı bu rakama, hiçbir yerde geçmiyor dokümanlarınızda. İmalat sanayinin millî gelir içerisindeki payı 6,2 puan düşmüş, yüzde 21,8'den yüzde 15,6'ya düşüyor 2022'den 2025'e gelinceye kadar.

İhracatın millî gelire oranı 2022 yılında yüzde 27,5; 2026 tahmininiz orta vadeli programda 15,9. İhracatçı kan ağlıyor, bunu görmeniz lazım. 11,6 puan, ihracatın millî gelire oranı düşüyor. Deprem nedeniyle bütçede dev bir düzelme var, hâlâ yüzde 3,5'lar çok yüksek bütçe açıklarıdır ama tek bir rakam söyleyeyim: Bakın, önceki 1999 deprem vergilerini falan demiyorum, 2023'te Mehmet Şimşek'in artırdığı vergilerin tamamı o günkü gerekçelere bakın, ben bunu daha önce sunumlarımda burada PowerPoint olarak yansıttım, hepsinin gerekçesi "Deprem nedeniyle bu vergileri, bu KDV'yi, bu ÖTV'yi artırıyoruz." diye bize söylendi, topluma böyle satıldı. Nedir biliyor musunuz o 2023'teki vergi artışlarının bütçeye bugün katkısı, 2027 bütçesi için söylüyorum: 33,7 milyar dolar, o düzenlemelerin katkısı. Deprem nedeniyle koyduğunuz harcama ne kadar? 13,7 milyar dolar. İşte depremi fırsata çevirdiniz dediğim bu. Depremden dolayı 20 milyar dolar Hazineyi kârlı duruma getirdiniz.

Şimdi, yirmi beş yıl geçti, Türkiye'nin hiçbir yapısal sorunu maalesef çözülmedi. Finansmanda dışa bağlılık, mal da dışa bağımlılık, istihdam piyasasının sorunları, kayıt dışılık, verimsizlik problemi, yoksullukla ilgili problemler, bunların hepsi olduğu gibi duruyor, çözülemedi. Bunun üzerine üzerine Türkiye'nin kurumlarını çökerttiniz, birazdan o bahse geleceğim. Yani yeni sorunlar eklediniz ama hiçbir sorunu çözmediniz.

Yirmi beş yılın sonunda Türkiye'ye enleri yaşattınız. Hızlı hızlı şimdi onları söyleyeceğim. Yani herşeyin en kötüsünü bu ülkeye gerçekten yaşattınız. Şimdi, mesela, Türkiye dünyada enflasyonu en yüksek olan 5'inci ülke, faizleri en yüksek olan 2'nci ülke. Gıda enflasyonunda OECD'nin en kötüsüyüz, en yüksek gıda enflasyonu bizde. Kirada yine OECD'nin en kötüsüyüz, en yüksek kira artışı bizde. Enerji enflasyonunda Ağustos 2026 OECD'nin en kötüsüyüz, en yüksek enerji enflasyonu bizde. Dünya Suç Endeksi'nde 193 ülke içerisinde en kötü 13'üncü ülkeyiz, dünyada suç piyasaları puanında. Bunun içerisinde insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, uyuşturucu, sahte, taklit ürünler, yasa dışı finansal suçlar, siber suçlar ve doğal kaynakların sömürülmesi meselesi var. Bu endekse baktığımızda, 193 ülke içerisinde dünyada puanı en yüksek, suç oranı en yüksek olan 13'üncü ülke hâline Türkiye'yi getirdiniz. Her 100 bin kişiye düşen tutuklu sayısında en yüksek 8'inci ülkeyiz. Kadına şiddette OECD'de 1'inci sıradayız, en fazla şiddetin olduğu ülkeyiz. Çocuk Refahı Endeksi'nde UNICEF verileri OECD ülkeleri içerisinde en kötü performans gösteren 5 ülkeden 1 tanesiyiz. Bunlar tesadüf olamaz arkadaşlar. Yeni doğan ölüm oranında OECD'nin en kötü 3'üncü ülkesiyiz. Sosyal Güven Endeksi'nde en kötü 5 ülke içerisindeyiz. Kendi grubumuzda da en kötüyüz, kendi gelir grubumuzda en kötüyüz. OECD içerisinde en kötü 5 ülke içerisindeyiz sosyal güvende.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - İyi olduğumuz bir şey yok mu?

ERHAN USTA (Samsun) - Yok, en kötüleri yaşattılar yani tebrik etmek lazım.

Eğitimde, istihdamda, gençlerde OECD'nin en kötüsüyüz. En yüksek, en uzun çalışma saatinde OECD'nin en kötüsüyüz. Bunların hepsi uluslararası veri arkadaşlar, hepsi uluslararası veri. Üstünde detayları, tabloları var onları vakit olmadığı geçiyorum. Çocuk yoksulluğunda -UNICEF rakamıdır- Türkiye OECD içerisinde en kötü 4'üncü ülke. İşçi çalışan hakları konusunda dünyada en kötü 10'uncu ülkeyiz. Refah Endeksi'nde 148 ülke bu endekse girmiş, en kötü 102'nci ülkeyiz, Refah Endeksi'nde en kötüler içerisindeyiz. Sosyal Adalet Endeksi'nde OECD ülkeleri içerisinde en kötü performans gösteren, sosyal adaletin en az olduğu 5 ülkeden 1 tanesiyiz. İnsan Hakları Endeksi'nde 179 ülke var dünyada, 140'ıncı sıradayız. Yine, insan haklarının en kötü olduğu ülkelerden bir tanesiyiz. Mutluluk Endeksi'nde... Bize şunu demesinler: "Efendim, bunlar dış güçler, bunlar hazırlıyorlar, bizi..." Bunlardan bir tanesinde iyi olduğunuz zaman ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz, sekiz sütuna manşet yapıyorsunuz. "İşte bak, iki yatırımcı kuruluştan aynı anda geçer puanı almış, yüksek puan almış dünyadaki tek ülkeyiz." diyorsunuz. Öyle bir hikâye yok yani, bunların iyi olduğu zamanlar vardı. O zaman hep bunlarla, bu endekslerle övünüyordunuz. Şimdi kötü olduğu zaman da bize hiç kimse sakın "Dış güç, mış güç." demesin.

Şimdi, Mutluluk Endeksi'nde 147 ülke var, 94'üncü sıradayız. Siyasi kutuplaşma en fazla başardığınız konu, tebrik etmek lazım. Dünyanın en kötü performans gösteren -dünyanın bakın, OECD bile değil- 2'nci ülkesiyiz. Neyde? Siyasi kutuplaşmada. Ekonomik bağımsızlık endeksinde dünyada 117'nci sıradayız yine en kötüler içerisindeyiz. Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 143 ülke var, 117'nci sıradayız ve iyi olduğumuz mesela 2014 yılında 59'uncu sırada göstermiş bu endeks bizi ama şu anda 117'ye düşmüşüz, 58 basamak kötüleşmiş Türkiye Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde. Bu hukukun olmadığı yerde zaten hiçbir şey olmadığını herhâlde tahmin ediyorsunuzdur, biliyorsunuzdur. Hükûmet Yetkilerinin -işte, otoriterleşme- Sınırlandırılması Alt Endeksi'nde Türkiye 143 ülke içerisinde en kötü olan yani hükûmetin yetkilerinin en az sınırlandırıldığı 7 ülke içerisindeyiz dünyada. Böyle bir şey olabilir mi? Ve 50 basamak burada kötüleşmişiz. Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde dünyada yolsuzluğun en fazla olduğu ülkelerden bir tanesiyiz, 71 basamak kötüleşmiş. İnsan Özgürlüğü Endeksi'nde, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde, hepsinde aynı şey var. Ya, şunu soracağım: Allah aşkına, bu millet size, bu büyük millet size ne yaptı da bu millete bu kadar çok kötülüğü yaptınız? Bu "en"leri bu millete niye yaşattınız? Bu millet size ne istediniz de vermedi? Bu millet size ne yaptı? Bu milletle sizin ne sorununuz var? Bunu burada bize açıklamak durumundasınız.

Şimdi, tabii, bütün bunları niye oldu? Kurumsal çürümedir arkadaşlar adalet başta olmak üzere. Adaleti, mülkiyesi, tıbbiyesi, harbiyesi, maliyesi; hepsinde Türkiye'de net bir kurumsal çürüme var. Yirmi beş yıl içerisinde kendi bürokrasi kültürünüzü yarattınız; sorgulamayan, ne derse gelip geçen, liyakatsiz, ehliyetsiz kadrolar. Uzmanlık müessesesini kaldırdınız, maaşlarını düşürdünüz, statülerini aşağı çektiniz, denetimi yok ettiniz, Türkiye'nin en güzide kurumlarını bile isteye, bile bile kaldırdınız. Sizin de kişisel olarak da ciddi sorumluğunuz var bunlar içerisinde ve bunun geldiği noktada kurumsal bir erozyona uğradı Türkiye ve bunun için, yolsuzluk için mümbit bir alan oluşturdunuz. Size "dur" diyecek, efendim, karşınızda durabilecek, size herhangi bir şekilde birazcık engel olabilecek hiçbir tane gücü Türkiye'de maalesef bırakmadınız. Dediğim gibi, ehliyeti, liyakati, her şeyi altüst ettiniz. Şimdi, bu kurumsal çürümenin en büyük örneklerinden bir tanesi olan bir fon krizini Türkiye yaşıyor, fon vurgununu, fon, soygununu yaşıyor. Bu krizin, bu soygunun en önemli özelliği ne biliyor musunuz arkadaşlar? Devletin en güzide kurumlarının, devlet kurumlarının ve devlet bürokratların içerisinde olduğu bir vurgun bu ve bir tane değil. Mesela, ben burada EPDK'yı anlattım, 53 milyar dolarlık bir vurgunu anlattım yirmi yıl boyunca. Mesela bir tane kuruluşun yaptığı bir şeydi. Ya, burada bütün bu kuruluşları nasıl organize ettiniz, bu talimatı kim verdi? İlk kez bu kadar organize, nitelikli bir vurgunla karşılaştı Türkiye. İşte, bu kurumsal çürümenin bir eseridir bu.

Şimdi, siz bu Fon Kurulunun Başkanısınız, çok net söylüyorum Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, şimdi sorularımıza cevap vereceksiniz, değerlendirmeniz olacak, o zaman söyleyin: Siz bu işin açıklığa kavuşmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? İstemiyorsunuz bana göre. Niye istemiyorsunuz? Çok net bir şekilde, istemiş olsanız listeyi açıklarsınız. Niye açıklamıyorsunuz bu listeyi ya? Yani ilk başından itibaren söylüyoruz: Kim bu vurgunu yapmış? Kim bu fahiş kazancı elde etmiş? Toplum baskı oluştursun üzerinde, sizin de işiniz kolaylaşsın. Ya, hiçbir şey yapamıyorsanız, az önce ifade edildi, şu 1-16 Eylül tarihleri arasında her şey ayyuka çıkmış, tasfiye gelmiş, 440 kişi bu ülkeden -Pusula ve Teradan- 401 milyar lirayı çıkarmış. Bunların suçlu olduğu net ortada. Hep şafak operasyonları yapıyorsunuz, bir tanesinin ismini söylediniz mi bize? İstemiyorsunuz çünkü bu işin içerisinde herkes var. Bu işin içerisinde muhtemelen en yakınınızdaki -iktidar olarak söylüyorum, şahsi olarak söylemiyorum- insanlar olmuş olmalı ki bunları açıklamıyorsunuz. Sorumlu kurum yöneticilerini görevden almadınız. İşte, o yüzden ben bunun açıklığa kavuşmasını istemiyorsunuz diyorum. Bir Fon Kurulu var, Fon Kurulunda zanlıların hepsi orada. Onlarla neyi çözeceksiniz siz? 3 AK PARTİ yetkilisi var. Neye istinaden bunu koyuyorsunuz? Devlette böyle bir usul var mı? AK PARTİ'lilerin, Elitaş, Efkan Ala ve Abdullah Güler'in devletteki görevini bana söyler misiniz? Bu Fon Kurulunu neyle kurdunuz? Her şeye bir Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkartırken bu Fon Kuruluna niye bir kararname çıkartamadınız? Çünkü o AK PARTİ'lileri yazamayacaktınız. AK PARTİ'liler orada ne? Komünist partisi komiserleri gibi duruyor. Olur ya, istenmeyen bir yere sıçrayıverir bu iş diye. Şimdi, dolayısıyla, denetimini DDK'ye veriyorsunuz. Adam kendi dönemini denetleyecek, böyle bir şey yok. Bakın, yönetim sürecinde çok büyük hatalar var, adalet yok, hukuk yok. Mağdurlara tasfiyeden para dağıtımında yani büyük yatırımcı, küçük yatırımcı adaleti yok. PBLK'lerle ilgili hiçbir şekilde bir adalet yok, soruşturma işlemlerinin yapılmasında bir adalet yok. Fatma Betül Sayan Kaya'yla ilgili bir soruşturma başlatıldı mı? Efendim, Mustafa Yazıcı meselesi ne oldu? Niye tedbir konuldu da bir saat sonra kaldırıldı? Nerede burada adalet? Osman Nacar'la ilgili, Osman Nacar'ın ilişkileriyle ilgili hiçbir şey çıkartıldı mı? 20 milyar lira vurdu, 20 katrilyon. Vatandaş bazen diyor: "Ya, ne olacak 20 milyardan, benim de kiram zaten 20 milyar filan." Öyle değil yani 20 katrilyon. Ondan sonra hesabı isteğe bağlı açtınız. Bunları çok uzun uzun konuştuğumuz için burada detaylarına girmeyeceğim; esas size olan, daha bireysel olan eleştirime geçeceğim. İsteğe bağlı hesap açtınız; isteğe bağlı hesap olmaz. Biz başından itibaren söyledik, dedik ki: "Bunun cebri olması lazım, bunun zorunlu olması lazım. Hiç kimsenin vicdanına bırakılmaz, burada mafya türer." Bakalım, göreceğiz.

Sorumluluk üstlenen yok yani açıklamalarınız nedeniyle -birazdan detaylarına geleceğiz- bir sorumluluk üstlenmeniz lazım Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Bu milleti siz yönelttiniz bu fonlara, Mehmet Şimşek itiraz etti, siz bu milleti bu fonlara yönelttiniz. Hiç mi sorumluluğunuz yok? Hiç istifayı düşünmüyor musunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi, kurum yöneticileri de...

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Öyle bir şey yok, iftira ediyorsunuz, iftira ediyorsunuz.

ERHAN USTA (Samsun) - İftira filan değil, açıklayacağım tek tek, tek tek açıklayacağım.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Ben onları açıkladım.

ERHAN USTA (Samsun) - Hiçbir şey söylemedin, "cımbızlama" dedin. Şimdi, kurum yöneticileri soygunun içerisinde; neyse bununla vakit kaybetmeyelim o zaman, anlaşıldı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - İstediğiniz gibi kurgulayın, geçmişe dönük yeniden kurgulayın.

ERHAN USTA (Samsun) - Hiçbir şey değil.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Bu mu sizin akılcı yaklaşımınız, adaletli yaklaşımınız? Ayıptır ya!

ERHAN USTA (Samsun) - Bakın şimdi, Teranın en büyük fonu hukuksuz bir şekilde TEFAS'a alındı. En son güne kadar İstanbul Borsası ve para piyasasından likidite sağladınız Teraya. Teraya 17 Mart 2026'da özel tahvil verildi. Kim bu talimatları verdi, bana bunu söylemek durumundasınız. Ya, kurumların hepsi, iş ayyuka çıkmış arkadaşlar, tasfiye gelmiş, tasfiyeden bir gün önce İstanbul takas piyasası, İstanbul Borsası bu adamlara para veriyor, likidite veriyor ya! Bunu bize birisinin izah etmesi lazım değerli arkadaşlar, böyle bir şey yok dünyada, böyle bir şey yok. Biz bundan öfkeleniyoruz, öfkemiz kendi başına filan değil. Katılımevim paralarının Serdar Turhan'ın kişisel portföyüne, fonlarına aktarılması için 30 Temmuz 2026'da BDDK karar aldı. Bu talimatı kim verdi bu BDDK'ye? Kim var bu işin tepesinde? Bunu bilmek durumunda toplum. İktisat Katılım Bankasına 26 Şubat 2026'da faaliyet izni veriliyor. Ya, her şey ayyuka çıkmış; Pusula Holdingin biliyorsunuz. 1-16 Eylül meselesini söyledim. Yani bütün bunlar... Emre Tezmen'i MKK üyesi kim yapıyor? Kozmik odaya, finansal sektörün kozmik odasına Emre Tezmen gibi bir sahtekârı kim koyuyor? Bunun arkasındaki referans kim, bunu bilmek durumundayız.

Şimdi, gelelim az önceki meseleye. Mehmet Şimşek 4 Kasımda diyor ki arkadaşlar: "Bazı fonlar üzerinde manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız." Tamam mı? Mehmet Şimşek 4 Kasımda bu açıklamayı yapıyor bir yerde, tamam mı, diyor ki: "Manipülasyon var, bunun üzerine gideceğiz. Kayıt dışının üzerine nasıl gidiyorsak daha fazlasıyla üzerine gideceğiz." Finans Zirvesi'nde... Bugüne kadar o finans zirvelerinin hiçbirine katıldınız mı? Katılmadınız. 5'inci Finans Zirvesi'ne siz katılıyorsunuz, Mehmet Şimşek katılmıyor; çok enteresan. Sahtekârlar orada, Emre Tezmenler orada, kurumlardan yine bu işin içerisine karışanlar orada, diğerleri orada. Sayın Cevdet Yılmaz orada diyor ki: "Efendim, bazı spekülatif haberler, algılar oluşturulmaya çalışılıyor, bunlar doğru değil. Fonlar, son derece önemli tasarruf mekanizmaları. Kesinlikle fonlara zarar verici, fonları olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu değil."

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - "Yapılan bir düzenlemeyle ilgili" diyorum.

ERHAN USTA (Samsun) - Onu açıklamanızda diyorsunuz. Hayır, bir tane vergi kelimesi geçmiyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Ben burada açıkladım, konuşmamda da "yapılan düzenleme" diyorum.

ERHAN USTA (Samsun) - Bakın, elli altı dakikalık konuşmanızın tamamını dinledim, bir tane düzenleme vergiye ilişkin. Bir tane "vergi" kelimesi geçmiyor orada, yapılan düzenleme...

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Vergi değil, düzenleme diyorum. O düzenleme ne? "Düzenleme" diyorum.

ERHAN USTA (Samsun) - Evet, manipülatör... Şimdi, Mehmet Şimşek "manipülatör" diyor. Cevabını verirsiniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Kusura bakmayın, siz çıkıp gideceksiniz, çamur at izi kalsın, öyle mi?

ERHAN USTA (Samsun) - Mehmet Şimşek "manipülatör" diyor. Elli altı dakika içerisinde bir tane "manipülatör" kelimesi geçmiyor. Ya, Mehmet Şimşek bu işin Bakanı, "Manipülatör var." diyor, "Manipülasyon var." diyor. Siz, elli altı dakika sermaye piyasasıyla ilgili...

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Yapılan düzenlemeyle ilgili diyorum. Bir düzenlemeden bahsediyorum, onu anlayamayacak kadar kapasiteniz yok mu?

ERHAN USTA (Samsun) - Evet, evet, hakaret edin, hakaret edin.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Hakaret etmiyorum.

ERHAN USTA (Samsun) - Vergi kelimesi bakın, vergi filan değil, "istismarcı" diyorsunuz sadece, vergi istismarcısı filan demiyorsunuz.

Şimdi, ne yapıyorsunuz? 11 Aralıkta bu konuşmayı yapıyorsunuz, 5 Martta Altınbaşlarla açılış yapıyorsunuz, şimdi hepsi tutuklu; Pusulacılarla açılış yapıyorsunuz 14 Martta, 14 Martta, tutuklular; Emre Tezmen o günkü Finans Zirvesi'nde sizin o söylediğiniz laflara böyle elleri yırtılırcasına alkışlıyor. Alkışlar tabii çünkü işlerine geliyor, katılım bankalarının filan şeylerini söylüyorsunuz veya kalkınma bankaları, 15 tane özel sektör kalkınma bankası var, 3 tanesi de bugün şey durumda, bu fonların bankaları. Bakın, o gün müdahale edilmiş olsaydı 297 milyar liraydı mağduriyet. Yüksek mi? Yüksekti ama sizler bu işi teşvik ettiniz, ondan sonra tasfiye edildiğinde orada fonlardaki şey 822 milyar eder.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - İftira etmenin vebali boynunuzda olacak.

ERHAN USTA (Samsun) - Derhâl istifa etmeniz lazım. Hatta, başında da söyledim, şimdi de söylüyorum; derhâl istifa etmesi lazım ve kendinizin Yüce Divanda yargılanması için...

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - İftira etmenin vebali boynunuzda, her zaman taşıyacağınız bir vebal olacak.

ERHAN USTA (Samsun) - Kendinizi temize çıkartın.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Ben yargılanmaktan korkmam ama siz iftira etmenin vebalini ömrünüz boyunca taşıyacaksınız.

ERHAN USTA (Samsun) - Bir de son olarak, 12 tane soru sordum, bunların bir tanesine cevap vermediniz, 12 tane sorunun bir tanesine cevap vermediniz.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ - Gayet açık cevap verdim.

ERHAN USTA (Samsun) - Son soru olarak da soruyorum: Aynı tarihlerde, sizin Finans Zirvesi'nde konuştuğunuz tarihlerde Zeray GYO halka açılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Bu Zeray GYO'yla herhangi bir ilişkiniz var mı? Onu da bize söylerseniz sevinirim.

Teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90829

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
