# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 3 Kasım 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91082
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-11-03-ham-tutanak-1

> Erhan Usta (İYİ Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.480 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Çalışma Bakanlığı denince ilk önce aklımıza emekliler geliyor bir defa, Sosyal Güvenlik Kurumu sizde olduğu için. Bir ekonomik program uygulanıyor. Türkiye yaklaşık 2002'den beri yirmi dört, yirmi beş yıldır AK PARTİ hükûmetleri tarafından yönetiliyor ve geldiğimiz noktada aslında Türkiye'nin sorunları çığ gibi büyüyor, emekliler de bu sorunları en fazla hisseden kesim. Bir ekonomik program uygulanıyor dedik, ekonomik programın yükünü de en fazla hisseden kesim emekliler. Şimdi, Sayın Bakan, emeklilerle ilgili yapılması gereken epeyce bir iş var. Şu anda emeklilerden 5 milyon kişi en düşük emekli maaşı alan var, en düşük emekli maaşı açlık sınırının yaklaşık 14.500 lira altında ve hatta emeklilerin de yüzde 80'i açlık sınırının altında maaş alıyor. Böyle bir Türkiye manzarası var. Hiçbir sorun çözülmüyor emeklilere yönelik olarak. Şimdi, son dönemde Sayın Cumhurbaşkanının bir açıklaması oldu emeklilerle ilgili bir şey yapılabileceğine ilişkin, tam ne olduğunu çalışmadan bilmiyoruz ama sanki yapılacak şey de böyle bir sosyal yardım mahiyetli bir şeymiş gibi bir hava var. Bu olmaz, bu kabul edilebilir bir şey değil. Emekli, primini ödemiş, hakkını istiyor. Emekliye sosyal yardım verip onu seçim öncesinde bir miktar mutlu edecek, ondan sonra da o verilen parayı enflasyonla eritecek bir yöntem hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. Türkiye'deki emeklilerin meselesinin zaten en düşük emekli maaşı üzerinden tartışılması da son derece yanlış ama maalesef, Türkiye'yi artık hep en düşükler üzerinden konuşur hâle getirdiğiniz için iktidarınızda, bu maalesef böyle konuşuluyor. Şimdi en düşük emekli maaşı alan 5 milyon kişi var, bu gidişle emeklilerin neredeyse tamamı artık en düşüğe gidecek. O zaman insanlar niye prim ödesin, niye yüksek prim ödesin, niye yüksek gün sayısından emekli olsun? Bakın, sosyal güvenlik sisteminin geleceğini ciddi ölçüde riske atan bir davranıştır bu, bundan vazgeçmek lazım. Yani ne veriyorsak buraya, diğer emeklilere de aynısını verecek bir yöntemin benimsenmesi lazım. Dediğim gibi, emekliler sadaka falan istemiyor, emekliler çalıştığının, yatırdığı primin karşılığını istiyor.

Şimdi, bu anlamda yapılması gereken işler var: Bir defa şu kök aylık meselesinden falan kurtulmamız lazım yani Demokles'in kılıcı gibi emeklilerin tepesinde durmaması lazım. Bu meseleyi çözmek gerekiyor. İşte, verdiğiniz sözler var, Sayın Cumhurbaşkanı apaçık bir şekilde 2023 seçimlerinden birkaç gün önce "tweet" attı, "tweet"i hâlâ duruyor sosyal medyasında "Memurlara verdiğimizin aynısını memur emeklilerine de vereceğiz." diye. 8077'lere seyyanen verilmişti, bugün yanlış hatırlamıyorsam güncellenince 25 bin liraya geliyor bu. Bu sözü niye tutulmuyor? Bu sözün tutulması lazım. Tabii, tek tutulmayan söz bu değil. Esnaf BAĞ-KUR'lulara 9 bin günden 7.200 güne düşürülecek sözü verildi, bir seçim bitti, öbür seçim geliyor, hâlâ bu söz de tutulmadı. Bu sözlerin biz tutulmasını istiyoruz.

Başka problemler var: Öyle bir EYT çıkardınız ki yapılabilecek en kötü şeyi yaptınız. Yani işte 9 Eylül öncesi ile sonrası arasında ciddi bir uçurum oluştu. Bunun izahı mümkün değil, dünyada böyle bir şekilde EYT meselesinin çözüldüğü başka bir formülasyon yok. On yedi yıla kadar bir fark oluştu. Daha fazla prim ödemiş olmasına rağmen şu anda hâlâ on yıl emeklilik için bekleyecek insanlar var. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Burada kademeli bir geçişin yapılması lazım. Bu, tarihe takılma meselesinin de adaletli bir şekilde çözümü gerekiyor. Bakın, bunlar baştan inkâr ediliyor, sonra da yapılmak zorunda kalınıyor, sonra daha da kötü oluyor. İş çığ gibi büyüdükten sonra yapmaktansa burada bir ortak akıl bularak bu meselenin çözülmesi lazım, insanların da önünü görmesini sağlamamız gerekiyor.

Şimdi, tabii, mevzuat çok değiştiği için bu emeklilikte, diğer bir mevzu da nedir? İşte işe başlama tarihine göre yani aynı sürede, aynı miktarda prim yatıran insanlar arasında ciddi bir maaş farklılığı var. Bu intibak meselesine gelmek istiyorum bir şekilde. Yani 2000 öncesindeki intibak sorunu çözüldü ama 2000 sonrasındaki intibak meselesi hâlâ devam ediyor, buna ilişkin de bir çözüm oluşturmamız gerekiyor. Şimdi, diyeceksiniz ki: "Ya, bu kadar çok şey istiyorsunuz." Başka şeyler de isteyeceğiz çünkü Türkiye'de sorunlar çözülmüyor ki sorunlar çığ gibi büyüyor. Şimdi "Nereden para bulacağız?" mesele o tabii, vallahi nereden bulacağız para, o çok belli. Yani Türkiye iyi yönetilecek, fon vurgunu olmayacak, EPDK'yle ilgili 53,1 milyar dolarlık burada soygunu, rakam rakam verdik, bu soygunlar olmayacak. Bu soygunlar olmazsa Türkiye'nin emekliliğe de verecek, çalışana da verecek, memuruna da işçisine de verecek parası emin olun var, yıllardır biz bu işin içerisindeyiz. Geçmişte de bunlar verildi.

Şimdi, bu en düşük emekli maaşı meselesi, en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalı, bizim de parti olarak programımız o şekilde ama sadece en düşük emekli maaşındaki artış değil bu artış her neyse, bütün emeklilere de bunun yansıtılması gerekiyor. Şimdi, burada emekli aylıklarının çok arttığı falan işte söyleniyor ediyor, daha doğrusu yük olarak çok fazla olduğu söyleniyor. Şimdi, bunun geçen sene yapmıştım onu, vaktim olmadığı için başka konulara gireceğim yani uluslararası mukayeselere baktığımızda bizim ne emekli sayımız yüksek... İşte, Almanya'yla nüfusumuz, tabii Almanya'yla emekli sayımızın aynı olması elbette doğru değil çünkü orada yaşlı bir nüfus var ama uçurum var. Yani başka ülkelere de de bakın, emekli sayımız bizim öyle çok fazla falan değil, emekli maaşları da yüksektir. Bizdeki problem, çalışan sayısının az olması, bunu da siz artıracaksın Sayın Bakan. Yani şahsınız için söylemiyorum, hükûmetinizin politikalarıyla artacak. İstihdam artırılamadığı için şimdi, emeklilere yönelik böyle bir sorun var ama bütün yükü de getirip yani çünkü bütçe nedir? Bir tercihler manzumesidir, nereye para vereceğinizin tercihini yaparsınız bütçede. Ama siz hep bütçede emekliden kısma, çalışandan kısma şeklinde bir şey yaparsanız bu olmaz.

Şimdi, asgari ücret diğer bir mesele. Açlık sınırının yaklaşık on bin lira altında. Allah aşkına, bu kabul edilebilir bir şey mi? Yani "Efendim, bu açlık sınırını biz hesap etmiyoruz." TÜRK-İŞ bunu yıllardır hesap ediyor ve yıllardır bu metodolojisi belli olan bir şey. Katılmıyorsanız buna o zaman Hükûmet tarafı olarak ne bileyim TÜİK'e bir açlık sınır hesabı yaptırın veya Çalışma Bakanlığı olarak bir açlık sınırı hesabı yapın bununla ilgili çünkü Cevdet Yılmaz böyle şeyler söylüyor da o yüzden söylüyorum ama ortada metodolojisi belli olan, yıllardır yapılan bir açlık sınırı hesabı var, böyle baktığımızda çok ciddi bir sorun olduğunu görüyoruz.

Şimdi, sorunlar çığ gibi büyüyor diyeceğiz yani her birini tek tek konuşma imkânı yok ama saysam zaten herhâlde kalan süre yetmeyecek. Engelli emeklilerdeki hak kaybı meselesi... İşte, geçenlerde bir kanun çıktı yani bu insanlar diyor ki: "Biz malulen emekli falan değiliz. Biz 5000 ile 8000 arasında prim yatırdık, bizim haklarımız elimizden alınıyor." ve bu hakların iadesi isteniyor.

Staj ve çıraklık meselesi... Ya, buna ilişkin Hükûmet tamamen kulağını tıkayarak bir şey yapamaz. Burayı çözüme bir şekilde kavuşturmamız lazım. Yani, ya ileri bir tarih verelim, ya bir ortasını bulmak gerekiyor ama bu mağduriyet git gide büyüyor, daha sonrasında önünü alamayacak bir noktaya geldikten sonra da tamamen işi salmak noktasına...

İnşaat mühendislerinin özel sektörde düşük maaşlarla çalıştırılmasına yönelik problem var, o problemin çözülmesi lazım. Özel okullarda öğretmenlerin ücretleriyle ilgili, geçmişte kamudaki maaşın altında olamayacağına ilişkin bir kural vardı, bu kural kaldırıldı. Çocuklarımızı teslim ediyoruz biz oradaki insanlara, onlara ücret vermekten, maaş vermekten kaçınmamamız lazım. Onların maaşı artmıyor ama özel okul ücretleri astronomik bir şekilde artıyor. Bu, kabul edilebilir bir şey değil. Bunlar Millî Eğitim Bakanlığı meselesi değil bence çalışma hayatıyla ilgili olduğu için sizin Bakanlığınızın bu konuda mutlaka bir şey yapması gerekiyor.

Şimdi, kamu ücretleri arasında ciddi dengesizlikler var, bunu biliyoruz. Bunlar git gide de artıyor çünkü değişik statülerden oraya geçenler var ama buralarda adaletli bir yaklaşımın olması lazım. Taşeron meselesindeki sorunlar tamam, o zaman bizim de gayretlerimizle taşeronların bir kısmı kadroya geçirildi ama hâlâ geçirilemeyenler var. Bu diğerlerinin nasıl hakkıysa aynısının onların da hakkı olduğunu görmemiz gerekiyor.

Diğer bir sorun, bu vergi yükü meselesi, ücretlerdeki vergi yükü gerçekten ciddi bir sorun. Tabii, Maliye Bakanlığının alacağı bir karar ama sizin Çalışma Bakanlığı olarak... Sayın Bakan, ben meseleye şöyle bakarım: Geçmişte de bakanlar böyle bakıyordu ama bu sistemde şimdi böyle bakılmıyor, bakanlar çatır çatır pazarlık eder, siz bunu isteyeceksiniz, vermezse Maliye Bakanı vermesin ama siz istemezseniz Maliye Bakanı zaten vermez bunu. Siz talep edeceksiniz yani çünkü ocak ayındaki net ücret ile temmuza geldiğimizde, aralığa geldiğimizde net ücret arasında ciddi bir fark oluşuyor. Yani 15'ten başlıyor, 40'a kadar çıkan vergi yükleri var, bunları mutlaka düzeltmemiz gerekiyor.

Fazla mesai ek ödemelerinin güncelleşmesi meselesi var. Bayram ikramiyeleri -artık oraya girmeyeceğiz- ilk verildiğinde Diyanetin vekâleten yurt içinde kurban kesme bedelinden daha yüksekti, şimdi onun dörtte 1'ine düşmüş durumda, bunlara bakmak gerekiyor.

Özelleştirme uygulamaları sonrasında küçük bir kesim olabilir ama bizim adil olmamız lazım. Bir kişi bile varsa oradaki meselenin çözülmesi lazım. Kamu bankalarındaki yöneticiler araştırma kadrosuna atandı ve orada ciddi hak kayıpları oldu. Yani sayısı az olabilir ama sayısı az olana bakmayacağız diye bir şey yok, buraya bakılması lazım.

Memurlar ile çalışanlar arasındaki aylık farkı çok açıldı Sayın Bakanım, bakın, diğer bir ciddi problemdir, çalışan ile emekli arasındaki aylık, makas çok açıldı, bunun düzeltilmesi gerekir, mutlak surette bunun yapılmasını bekliyoruz. Kamudaki uzmanların, denetim elemanlarının maaşlarının düzeltilmesine ilişkin geçen yıl burada bir önerge geçti fakat Genel Kurulda arkasında duran olmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Ben imzamın arkasında durdum, arkasında durulmadı. Kamu mühendisleri meselesi ve son olarak da bu 3600 ek göstergedeki haksızlıkların giderilmesi lazım. Çığ gibi büyüyen sorunlar var ama bu sorunlar...

---

**Kaynak gösterme:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-11-03-ham-tutanak-1 (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91082

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
