# 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erhan Usta (MHP, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mart 2016
- **Gündem:** 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45810
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-26-2016-03-06-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi

> Erhan Usta (MHP), 6 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.345 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, televizyonları başında bizi izleyen yüce Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde konuşacağım. Konuşmamda esas itibarıyla -biraz geriye de giderek analiz yapacağım- üç konuyu işlemeye çalışacağım. Türkiye’de enflasyon ve kamu maliyesi, artı, bir miktar da dış dengeden bahsedeceğim.

Şimdi, biliyorsunuz, Aralık 1999’da 57’nci Hükûmet döneminde Türkiye bir program başlattı. Bu programın esas itibarıyla iki adı vardı, yaygın kullanılan adlarından bir tanesi “dezenflasyon programı”ydı çünkü biz 2000 yılında -1999 yılında bürokraside olan bütün arkadaşlarımız için geçerli- bir kısım raporlarımızı yazarken hep şöyle başlardık cümleye: “Çeyrek asırdır devam eden kronik yüksek enflasyon.” diye. Şimdi, bugün enflasyon yüzde 10’un altında, fakat, tabii, Türkiye buralara nasıl geldi, ona bir miktar bakmamız gerekiyor.

Size birkaç rakam vereceğim, şu andaki seri 1983’e kadar gittiği için ben de 1983’e kadar gideceğim. 1983-1999 döneminde ortalama enflasyon -kullandığım bütün rakamlar arkadaşlar, TÜFE on iki aylık enflasyon rakamıdır- yüzde 66,5. Bakın, Türkiye'nin 1999 yılına kadar on yedi yıl ortalaması yüzde 66,5 enflasyonda. 1990-1999’u alırsak, onun içindeki on yılı, yüzde 78,8. Bir program başlatılıyor 1999’da -adını az önce bahsettiğim gibi- dezenflasyon programı diye bir program başlatılıyor. Bu programda ciddi işler yapılıyor –birazdan onun detaylarını da söyleyeceğim- ve bu programın sonrasında 2002 yılına gelindiğinde enflasyon yüzde 29,7’ye iniyor. Hedef kaç, 2002 hedefi? Yüzde 35. Belki de tarihinde ilk kez Türkiye hedefin altında bir enflasyon gerçekleştiriyor.

Evet, bugün bakınca yüzde 29,7 yüksek gelebilir ama yüzde 29,7’yi nereden aldığımıza dikkat etmek lazım. Yani, Türkiye, yirmi beş yıldır Türkiye’nin her şeyini tahrip eden bir enflasyon sürecinden sonra 2002 yılında yüzde 29,7’ye getiriyor enflasyonu. Bu hatta, 1983’te başlayan serinin –az önce seriden bahsettim- en düşük enflasyon rakamıdır yüzde 29,7.

Şimdi, dolayısıyla iktidar grubundan arkadaşlarımız böyle yeri geldikçe eleştirirler ya “2002’de şöyleydi, böyleydi…” 2002’deki hükûmet 69,7’yle aldığı enflasyonu 29,7’ye düşürmüştür ama bundan daha önemlisi, enflasyonun ondan sonrasında düşmesini sağlayacak bir süreç başlatmıştır, onun bütün yapısal tedbirlerini almıştır; Merkez Bankasının bağımsızlığından, örtük enflasyon hedeflemesinden, kamu maliyesinin sıkılaştırılmasından -ki birazdan anlatacağım- yapısal reformlara kadar bütün tedbirlerini almıştır. Aynı trent bu hükûmetle de devam etmiş olsaydı enflasyon çok hızlı bir şekilde, tek haneli basamaklara bir iki yılda inecekti. Eğer bir miktar bana güveniniz varsa bundan emin olur.

Şimdi, bu programı, işin diğer bir yanı da bu programı -Program iyi bir programdı, hani böyle IMF falan filan diyoruz da- daha sonra gelen Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti de beş buçuk yıl boyunca devam ettirmiştir. Kötü mü yapmıştır? İyi yapmıştır, memleketin hayrına bir şey yapmıştır ama tabii, IMF’yle bir program yaptığını, IMF’yle programı yürüttüğünü, IMF’den yardım aldığını da unutmamak lazım. Dolayısıyla bir anakronizm hatasına düşmemek lazım. Bugün “yüzde 8-10’luk enflasyon” derken sanki Türkiye böyle hep 8’den, 10’dan gelmiştir diye bir anakronizm hatasına düşmemek lazım, geçmişe teşekkür etmek lazım, geçmişte yapılanlara, bugünkü enflasyon için.

Mesela, ben size şunu söylemeyeceğim: Efendim, işte Erbakan Hükûmeti döneminde -nihayetinde Adalet ve Kalkınma Partisi nüvesini oradan alıyor- enflasyonu 1995 yılında yüzde 76’yla aldı, 1996’da yüzde 79,8’e yükseltti, 1997’de yüzde 99’a yükseltti tekrar demeyeceğim. Bakın, 1995 yılından sonra yüzde 80 ve yüzde 100’dür. Şimdi, böyle küçük siyasetler yapmamak lazım. Enflasyon meselesine -bugün de bir sürü konuşma oldu, hakikaten çok çirkin oluyor, böyle, işte şöyleydi de böyleydi de filan- biraz yapısal bakmakta fayda var. Hatta ben şunu da yapmayacağım: İşte, efendim, bugün Avrupa Birliğinde en son şubat ayı enflasyonu yüzde 0,3 geldi. Bugün dünyada gelişmiş ülkeler kısmında enflasyon negatif neredeyse. Ama bizim için bir gösterge midir? Değildir arkadaşlar. Biz gelişmekte olan ülkelerin enflasyonuna bakacağız çünkü enflasyon sepetlerimiz farklı. Oralarda yüzde 4’lük, 5’lik enflasyonlar var veya 3’lük, 4’lük; ülkesine göre değişiyor. Yani teknik olarak doğru, düzgün, dürüst analizler yapmakta fayda var diye düşünüyorum.

Şimdi, diğer bir konu, Türkiye’nin başarılı olduğu bir konu: Türkiye dezenflasyon sürecinde özetle başarılı olmuştur ve bu süreci Milliyetçi Hareket Partisinin de koalisyon ortağı olduğu 57’nci Hükûmet başlatmıştır; yapısal tedbirlerini almıştır, altyapısını güçlü kurmuştur, ondan sonra gelen hükûmetler de devam ettirmiştir. Ha, yüzde 5 enflasyon hedefimiz var şimdi. Yani en son 8,8 geldi, yüzde 5 enflasyon hedefinin çok uzağındayız. Şu anda 5’e göre 8,8 enflasyon başarılı mıdır? Başarılı değildir. Yani enflasyonu yüzde 5’lere mutlaka getirmemiz lazım çünkü bütün ekonomik ajanlar sizin hedefinize göre tedbirlerini alıyorlar.

Şimdi, diğer bir husus kamu maliyesi hususu. Türkiye kamu maliyesinde de başarı göstermiştir özet itibarıyla, birazdan detaylarını vereceğim.

Yine, o programın, az önce dezenflasyon programı dediğim programın bir adı da “kamu açıklarını düşürme” programıydı. 1990’lı yıllar boyunca kamu açıkları hep millî gelire oranla yüzde 10’larda seyretti ve yüksek, çok ciddi kamu açıkları oldu. Arkadaşların bahsettiği gibi, verginin önemli bir kısmı kamu faiz ödemelerine gidiyordu; bu şekilde. Bu programı, 1999’da başlatılan programı ve ondan sonraki şeyleri… Şöyle: Faiz dışı fazla arkadaşlar. Bu, uluslararası bir göstergedir. En temel göstergedir esasında. Faiz dışındaki -bu “IMF tanımlı” veya “program tanımlı” dediğimiz dengedir- o bir defalık gelirler dışında, kamu maliyesi nasıl görünüyor? Bakın, 1999 yılında 1,8 negatif, yani faizin dışında dahi bütçe, daha doğrusu kamu dengeleri eksi, millî gelirin 1,8’i kadar eksi veriyor. Az önce bahsettiğim programla -çok başarılı bir programdır- 2000-2002 döneminde -57’nci Hükûmet döneminde- faiz dışı fazla yüzde 3,2’ye yükseltilmiştir. Alınan noktaya lütfen çok dikkat edin. Bu öyle kolay bir şey değil; yani 1999 yılında, Aralık ayında, depremden bir hafta sonra şu Mecliste, şu Parlamentoda “sosyal güvenlik reformu” gibi bir reformu çıkarmadığınız zaman bu başarı elde edilemezdi.

Ondan sonrasında, AKP döneminin ilk döneminde -ben bu dönemi hep diğer dönemlerden ayırırım biliyorsunuz- 2003-2007 döneminde -Sayın Bakan da zaten bunları biliyor- 4,6’ya çıkmıştır kamu faiz dışı fazlası. Başarı, yani program orada devam ettiriliyor. Ne zaman ki programdan vazgeçilmeye başlanıyor -işte bir kısım şeyler; küresel kriz, başka etkenler, Türkiye'nin kötü yönetilmesi özet itibarıyla- sonrasında faiz dışı fazla 0,8’e kadar geriledi. Şimdi, dolayısıyla, bugün övündüğümüz, özellikle iktidar grubunun geçmişe hiç bakmadan övündüğü bazı şeylerin altında bu başarı vardır. Bu başarının temelinde de o günkü 57’nci Hükûmetin aldığı tedbirler vardır.

Çok kısa, kamu maliyesine ilişkin bir iki tane buradan örnek vermek istiyorum, neler yapıldı da bu başarı geldi? Başarı kendiliğinden gelmiyor. Sosyal Güvenlik Yasası’nı az önce söyledim. Kara deliklerimiz vardı. “Bütçe” diye bir şey yoktu. Eğer bütçede diyelim ki 10 harcanıyorsa bütçenin dışında 20, 30, 40 harcanıyordu Türkiye'de. Bütün fon sistemi tasfiye edildi -çünkü verimsiz, kara delik, kaçak- döner sermayeler ciddi ölçüde azaltıldı, ıslah edildi. Bütçenin kapsamı genişletildi. 97 tane kamuya yük getiren kararname -işte “bilmem kime elektriği ucuz ver, şuna şu yap, buna bunu yap kararnamesi, 97 tane- belki elli yıldır ülkede uygulanan, yük getiren kararnamelerin 97 tanesi kaldırıldı. Ödeneksiz harcama yapan sistem kaldırıldı. Bugün Maliye Bakanlığımız tekrar bu sistemi çalıştırıyor. O yüzden, ben hep ikaz ediyorum, bu Türkiye'nin hayrına değil, yani ödeneksiz… Onun da detaylarına girmeyeceğim, Plan ve Bütçe Komisyonunda biz bu eleştirilerimizi çok yaptık, az önce bir miktar da CHP milletvekili arkadaşımız ifade etti. Stratejik planlama, stratejik yönetim anlayışı o gün getirildi. 5018 sayılı Yasa Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti döneminde çıkartılmıştır ama bütün çalışmalar, altyapı çalışmaları, benim de uzman olarak ve yönetici olarak çalıştığım kamu mali yönetimi çalışmaları da yine 57’nci Hükûmet döneminde tamamlanmıştır.

Dolayısıyla, altyapı 1999-2002 döneminde ciddi ölçüde hazırlandı, ondan sonra bu süreç devam ettirildi ve Türkiye, kamu maliyesi alanında, özellikle 2007-2008’e kadar müthiş bir başarı gösterdi. Bugün eğer biz, işte, az faiz ödüyorsak -yine de o faiz çoktur ama geçmişe nispetle az faiz ödüyorsak- buralara müteşekkiriz.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Allah o günleri getirmesin. Yüzde 60 faizli günleri savunuyorsun.

ERHAN USTA (Devamla) – Orada da, bu ülke için çalışan herkese, siyaset ayrımı yapmadan herkese müteşekkir olmak lazım, bu ülke için hizmet edenlere Allah razı olsun demek lazım. Bir daha da o günlere dönmemek için de tedbir almak lazım. Bugün, şimdi, eğer fırsatım olursa o risklere de geleceğim. Yani, tabii, bu kadar olmaz. Ama bakın, sadece şunu söyleyeyim; 5,6…

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Yanlış savunuyorsun, yüzde 60 faizli yılları savunuyorsun.

ERHAN USTA (Devamla) – “Yüzde 60 faiz” diyorsun kardeşim, işte, az önce yüzde 99 enflasyondan bahsettim.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Bunların nesini savunuyorsun ya? Allah o günleri göstermesin bir daha.

ERHAN USTA (Devamla) – Yüzde 99 enflasyonu olan bir ülkede yüzde 60 faiz olur. Oralarda negatif faiz vardı, reel faiz vardı.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Bir gecede yüzde 500 oldu ya, nasıl savunuyorsun?

ERHAN USTA (Devamla) – O yüzden şimdi bir miktar…

---

**Kaynak gösterme:** Erhan Usta (MHP, Samsun). “2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 6 Mart 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-26-2016-03-06-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45810

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
