# Denizcilik müşteşarlığının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.257)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mayıs 2009
- **Gündem:** DENİZCİLİK MÜŞTEŞARLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.257)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-05-06-denizcilik-mustesarliginin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-hukmund

> Erkan Akçay (MHP), 6 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZCİLİK MÜŞTEŞARLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.257)); konuşma 970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 257 sıra sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın biraz önce 3’üncü şimdi de 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, coğrafi konumu nedeniyle ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olmasından dolayı denizciliğin ülkemiz ekonomisinde önemli bir yer tutması gerekmektedir. Maalesef yıllardır uygulanan yanlış politikalar nedeniyle denizcilik sektörü yeterince gelişememiş ve ülke ekonomisine yeterince katkı verememiştir.

Denizcilik dış ticaret açısından Türkiye'nin dünyada güçlü bir yer alabilmesi için çok önemli bir sektördür.

Büyük Önder Atatürk “Türkiye en ileri denizci millet yetiştirme kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten yararlanabilmeliyiz.” sözüyle denizcilik ve denizcilik eğitimi konusundaki doğru düşünceyi yıllar önce ortaya koymuş ve altını çizmiştir. Ancak, geldiğimiz nokta bu önemli hedefin oldukça gerisindedir. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sorumlu, ilkeli ve çözüm üreten muhalefet anlayışımızın gereği olarak denizciliğimizin sağlıklı bir şekilde gelişmesi adına, ülkemize ve denizcilik sektörümüzün her birimine hatta her bireyine karşı kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Bu kanun teklifiyle, uluslararası gemi siciline ve millî gemi siciline tescili zorunlu olanlar dışında kalan ticari ve özel kullanıma mahsus gemi, deniz ve iç su araçlarının malikleri veya işletenlerinin Denizcilik Müsteşarlığınca oluşturulacak bağlama kütüğüne gemi, deniz ve iç su araçlarını kaydettirmeleri öngörülmektedir.

Bu kanun teklifinin genel gerekçesine göre, ülkemizde Türk gemi sicillerinden birine kayıtlı olmayan çok sayıda gemi, deniz ve iç su aracı bulunduğu, 2007 yılı sonu itibarıyla da bu rakamın 60 bine yakın olduğu ifade edilmektedir. Kayıtsız gemi, deniz ve iç su aracı bulunması, bunların teknik yönden denetimi ile asayiş yönünden kontrolünün imkânsız hâle gelmesinin denizde can, mal ve çevre korunmasına ilişkin mevzuatın uygulanmasını zorlaştırdığı malumunuzdur.

Bu kanun teklifiyle, yat, kotra ve her türlü motorlu teknelerden alınmakta olan motorlu taşıtlar vergisi kaldırılmakta, motorlu taşıtlar vergisi yerine bağlama kütüğüne kayıtlı olan gemi, deniz ve iç su aracına verilecek ruhsatnameler ile bu taşıtlara yönelik vize işlemleri için harç alınması öngörülmekte ve buna ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak, bu düzenlemelerin vergi gelirlerine etkisinin ne olacağı ortaya konulmamıştır.

Ayrıca, motorlu taşıtlar vergisinde yeni sisteme gidilirken yat, kotra ve benzeri özel teknelere ÖTV’siz akaryakıt verilmesi uygulamasının da yeniden gözden geçirilmesinde fayda bulunmaktadır. İthalden alınan katma değer vergisi ve özel tüketim vergisine muafiyet getirilmesi de doğru ve adil bir uygulama olmayacaktır. Biraz önce yapılan 2’nci maddedeki değişikliği de olumlu bulduğumuzu bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Çeşitli nedenler ile yabancı bayrak çekmiş özel teknelerin Türk Bayrağı’na dönmesi için dış ticaret mevzuatındaki engellerin kaldırılması ve KDV ile ÖTV dâhil tüm ithal işlemlerinde alınan vergi, resim ve harçlardan muaf tutulmak suretiyle ithalat da özendirilmektedir. Oysa ithalatın değil yerli üretimin özendirilmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi, bu kanun 2008 yılında Meclis gündemine gelmişti ama çeşitli nedenlerle bugüne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülememişti. Bu kanun teklifiyle getirilen bağlama kütüklerinin oluşturulması için zamana ihtiyaç olması, kayıt işlemlerinden önce sağlıklı bir döküm çalışmasına gerek bulunması ve tekne sahiplerinin idari ve psikolojik bakımdan hazır olmalarının sağlanması amacıyla bu teklifin yürürlük tarihi 1 Ocak 2009 olarak belirlenmişti. Bu güzel bir uygulama olacaktı. Şimdi de muhtemelen biraz sonra ileri bir tarih teklif edilerek bu tarihte uygulamaya başlanılacak.

Bizim burada dile getirmek istediğimiz husus, bu psikolojik uyum süresi tanınır iken ülkemizin nüfusunun geniş bir kesimini oluşturan çiftçinin, memurun, esnafın psikolojik durumunun ne olduğu ve bunun niçin dikkate alınmadığı hususudur. Onların psikolojik olarak hazırlanması için Hükûmet ne yapmaktadır? Bu Meclisten çıkan bir kanunla İş Kanunu’na bir madde eklenerek BAĞ-KUR ve SSK borçları yeniden yapılandırılmıştı. Bu kürsüden, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasası görüşülürken Plan ve Bütçe Komisyonunda ve Genel Kurulda birkaç kez SSK ve BAĞ-KUR borçlarının yapılandırılmasına ilişkin önergeler de vermiştik. Bu önergelerimiz hiç tartışma yapılmaksızın reddedildi. Ve Genel Kurulda yaptığımız konuşmalarda da vatandaşlarımızın, esnafımızın, çiftçimizin içinde bulunduğu sorunlar dile getirilmiş ve vatandaşlarımızın büyük bir kısmının gırtlağına kadar borçlu olduğunu da ifade etmiştik. Siz 60 bin tekneden bahsedip psikolojik uyum zamanı tanıyorsunuz ama milyonlarca esnafı, çiftçiyi, köylüyü ilgilendiren BAĞ-KUR ve SSK prim yapılandırmasında ve diğer düzenlemelerde hiç de psikolojik ve maddi uyum imkânı tanınmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, denizcilikle ilgili önemli gördüğümüz bazı sorularımız vardır. Birincisi: Denizcilik sektöründe yaşanan finansman sorunu nasıl çözülecektir? Çünkü denizcilik sektörünün önemli sorunlarından birisi de finansman ihtiyacının karşılanması hususudur.

Denizcilik kurallarına uymadıkları gerekçesiyle Paris Memorandumu’na üye ülke limanlarınca tutularak kara listeye alınan Türk Bayraklı gemilerin sayısı ne kadardır? Bu gemilere ve şirketlere ne gibi yaptırımlar uygulanmaktadır?

Denizcilik Müsteşarlığınca, Türkiye'nin sektörde bozulan imajının yeniden düzelmesine yönelik olarak ne gibi faaliyetler yürütülmektedir?

İstanbul Tuzla’daki iş kazaları ile gündeme gelen denizcilik sektörü hem dünyada hem Türkiye’de hareketli günler yaşamaktadır. Gemi inşasında büyük adımlar atılmasının yanında sektörün nitelikli gemi adamına ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’de gemi adamı yetiştiren iki yetkili kurum olan Akademi Denizcilik Eğitim Merkezi, Deniz Ticaret Odasının kurduğu Türk Deniz Eğitim Vakfı ile güverte ve makine bölümleri olan lisans ve ön lisans eğitimi veren on üniversite bulunmaktadır. Bu nedenle, bir an önce, denizcilik eğitimi veren üniversitelerin yanında denizcilik üniversitesinin de kurulup nitelikli eleman yetiştirmeye başlanması gerekmektedir.

Önemli sorunlarımızdan birisi de uluslararası transit geçiş yolu olan İstanbul Boğazı’nda yaşanan kazalar ve bu kazaların doğuracağı etkilerdir. Denizcilik Müsteşarlığının açıklamalarına göre, Boğaz’dan 2008 yılında geçiş yapan 10.054 adet tankerin 143 milyon 939 bin ton tehlikeli madde taşıdığı ortaya çıkmıştır. Boğaz’dan 2007 yılında toplam 56.606 gemi geçiş yapmıştır. Yerel deniz trafiğinde her gün yüz binlerce insanın taşındığı İstanbul Boğazı her an deniz trafiğinden kaynaklanan büyük tehlikelerle karşı karşıyadır.

Denizcilik Müsteşarlığının verilerine göre, İstanbul Boğazı’ndan geçen yıl geçiş yapan gemilerin yüzde 17,7’sini tehlikeli yük taşıyan tankerler oluşturmuştur. Buna göre, Boğaz’da aylık 838, günlük de 28, tehlikeli madde taşıyan gemi geçişi olmuştur. İstanbul Boğazı, coğrafi yapısı, darlığı, kuvvetli akıntıları, keskin dönüşleri ve değişken şartlarıyla zor bir boğazdır. Ancak, bu kazalara karşı da bir an önce daha kapsamlı önlemlerin alınması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, denizciliğin ülkemiz ekonomisinde daha iyi bir konuma gelebilmesi açısından geniş ve kapsamlı çalışmaların bir devlet politikası hâline getirilmesi şarttır.

Bu düşüncelerle, muhterem heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Denizcilik müşteşarlığının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-05-06-denizcilik-mustesarliginin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-hukmund (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
