# Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s.386)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 17 Haziran 2009
- **Gündem:** KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.386)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-06-17-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanunda-degis-2

> Erkan Akçay (MHP), 17 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.386)); konuşma 1.044 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 386 sıra sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesindeki geçici 20’nci madde üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İki yıl öncesinden ekonomideki olumsuz gidişatın sinyallerini veren ekonomik kriz 2008 yılının Eylül ayından itibaren daha da artarak etkisini göstermiş ve ekonomi üzerinde çok ciddi tahribat meydana getirmiştir. Krize karşı reel sektöre yönelik gerçek anlamda tedbir almakta ve bunları bir bütün olarak ve koordineli bir şekilde uygulamakta zafiyete düşen Hükûmetin aldığı tedbirler, esas itibarıyla etkileri kalıcı olmayan, krize karşı kapsamlı bir bütünlükten uzak, geçici tedbirlerdir.

AKP Hükûmeti aradan geçen yaklaşık sekiz aylık süre içinde adına “paket” dediği bazı düzenlemeleri açıklamıştır. Stokları eritmek için vergi indirimi içeren bu paketler daralan piyasayı biraz rahatlatmanın dışında çok fazla bir işe yaramamaktadır. Kısa dönem için stokları eritmeye yönelik bu indirimle stoklar eridikten sonra ne olacaktır? Krizin asıl etkilediği işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler ve bilhassa işsizler ve yoksullar için bu paketler çok fazla bir anlam taşımamaktadır. İç talebi canlandırmanın en önemli unsuru, toplumun satın alma gücünü artıracak ciddi düzenlemeler yapılmasından geçmektedir. Ama bunu tamamlamak üzere sanayi sektöründe girdi maliyetlerini düşürmek, sigorta primlerini indirmek ve kayıt dışı ekonomiyi küçülterek sigorta tabanını genişletici önlemler almak gerekmektedir.

Ekonomik kriz nedeniyle iç ve dış talep ile finansman imkânları olumsuz etkilenmiş, ekonomideki hızlı küçülme kredi stokunda yavaşlamaya neden olmuştur. Ekonomik krizin ortaya çıkardığı olumsuzluklar nedeniyle KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektör firmalarının finansman kaynaklarına erişimlerinde ve mevcut kredi sisteminin işleyişinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Çalışanlara, emeklilere, esnaf ve çiftçiye verilecek destekle piyasalara nefes aldırılmalı ve bu yolla iç talep de canlandırılmalıdır. Çiftçiler ve KOBİ’ler için kolay kredi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Ekonomideki istihdam, büyüme ve üretimin ana dinamiği olan KOBİ’lerin sağlıklı bir ekonomik ortamda gelişip büyümeleri ve hayatlarını devam ettirmeleri fevkalade önemlidir.

Milliyetçi Hareket Partisi, 2007 yılından bu yana KOBİ’lerin bankalardan daha fazla kredi almasını temin etmek üzere Kredi Garanti Fonu sisteminin kaynaklarının artırılması, Kredi Garanti Fonu ve risk sermayesi sisteminin etkin hâle getirilmesi, KOBİ’lerin teminat sorununun çözülmesi, Türkiye İhracat Kredi Bankasının kaynaklarının artırılması ve ihracatın finansmanında ve sigortalanmasında etkinliğin artırılarak ihracata dayalı bir büyüme yapısına katkıda bulunması gerektiğini çeşitli platformlarda defaatle ifade etmiştir.

Türkiye’de KOBİ’lerin kredi hacminden yararlanma oranları, istihdama ve ülke katma değerine sağladıkları katkılarıyla karşılaştırılamayacak seviyelerde düşük kalmaktadır. Daha fazla vakit kaybetmeden, bilhassa KOBİ’lerin finansman imkânlarına erişimi kolaylaştırılmalı, vergi ve enerji borçları yapılandırılmalı, KOSGEB kredilerinde ve diğer kredilerde bankaların sicil affını dikkate almamaları nedeniyle meydana gelen sorunlar giderilmeli ve kredilerin gerçek ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesi sağlanmalıdır. KOSGEB can suyu ve ihracat teşvik kredilerinin geri dönüş süreleri mevcut kriz ortamı da dikkate alınarak uzatılmalıdır.

Firmaların finansman imkânlarını geliştirmeyi ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı da sağlamayı amaçlayan bu tasarı, geç kalmış bir düzenlemedir.

Ayrıca, kredi garantisi verilecek 1 milyar Türk liralık kaynak da son derece yetersizdir. Mart 2009 itibarıyla bankacılık sisteminde toplam kredi hacminin 374 milyar Türk lirası düzeyinde olduğu da dikkate alındığında, tasarıda öngörülen 1 milyar Türk liralık kaynağın yetersiz olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır ve bu 1 milyar Türk liralık kaynak tutarı, KOBİ’lerin finansman sorununu çözmekten uzaktır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu verilerine göre Türkiye’deki kurumsal ve KOBİ kredilerinin oranının toplam kredi hacmi içinde yaklaşık yüzde 67 olduğu düşünülürse, 1 milyar Türk lirası hangi kredinin teminatına yetecektir?

KOBİ’lerin en büyük derdi yalnızca finansman ve kredi de değildir. KOBİ’lerle ilgili yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 88’i vergi yüklerinin hafifletilmesini isterken, yüzde 38’i girdi maliyetlerinin düşürülmesini istemekte ve yüzde 30’u da finansman sorunu olduğunu dile getirmektedir.

İş adamlarına “Zulaları var.” diye tepki gösteren Sayın Başbakan, son teşvik paketi açıklaması sırasında da “Vatandaşta harcayacak para yok diyenler yanılıyor, kusura bakmayın arkadaşlar, vatandaşta para var.” şeklinde ifadede bulunmuştur. Ancak Bankalararası Kart Merkezi 2009 yılı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de alışverişlerin yüzde 65’i kartla yapılmaktadır. Bu açıklama Sayın Başbakanı tekzip etmektedir. Vatandaş, gelecek aylarda ödemek üzere geleceğinden harcama yapmaktadır ve çok büyük ödeme sorunları yaşamaktadır. Banka kredi kartı borçlarının yapılandırılmasına ilişkin kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek olması bunun en büyük ispatıdır.

Değerli milletvekilleri, açıklanan son teşvik paketiyle, Türkiye, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre dört bölgeye ayrılmakta, bölge bazında kurumlar ve gelir vergisi indirimi, SSK primi işveren hissesinin Hazine tarafından karşılanması, faiz desteği, yatırım yeri tahsisi, KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti gibi teşvik araçları kullanılarak büyük proje yatırımları on iki başlıkta toplanıp 31 Aralık 2010’a kadar başlayacak yatırımlar teşvikten yararlandırılmaktadır.

Bu teşvik paketi, yatırımlarını mutlaka artırmak zorunda olan Türkiye için çok gerekli, ancak yine de geç kalmış bir pakettir. Ayrıca bu teşvik paketinde hâlâ birtakım noksanlıklar bulunmaktadır.

Elbette her teşvik paketinin ve teşvikin çeşitli ölçülerde mutlaka faydaları vardır. Bu paketin krizden çıkışta etkili olmasını diliyorum. Ancak bazı görüş, öneri ve uyarılarımızı da dile getirmeyi yararlı buluyorum.

Teşvik paketinin kapsamı kısa ve orta vadede ortaya çıkacak ihtiyaçlar çerçevesinde mikro düzenlemelerle genişletilmelidir. Tüketici güveniyle birlikte tüketici harcamasının geri gelmesi gerekmektedir.

Türkiye'de sanayi iklimini oluşturmak, sanayici ruhunu canlandırmak ve özendirmek için daha güçlü teşvik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Yatırımlara yapılan desteğin işletmelere sermaye desteği ile güçlendirilmesi teşvikin etkinliğini oldukça artıracaktır ve ayrıca teşvik limitleri de çok yüksek tutulmuştur. Limitlerin yüksek tutulması nedeniyle yabancı yatırımcılara önemli destekler var ancak özellikle yerli yatırımcılarımızı desteklememiz gerekmektedir.

Makine sektörü KOBİ ağırlıklı olduğundan 50 milyon Türk lirası yatırım tutarı yüksektir. Bu hâliyle makine sektöründeki KOBİ’lerin büyük çoğunluğu teşvik kapsamının dışında kalacaktır ve bu teşvikten de daha çok yabancı yatırımcılar yararlanacaktır.

Ülkemizde ekonomik krize karşı alınan tedbirler krizden etkilenen kesimlerin bütününe yönelik olmaktan uzaktır. Bu paket hazırlanırken, işveren dünyasının görüşü alınırken çalışan kesimin görüşleri dikkate alınmamıştır. Alınan tedbirlerin büyük çoğunluğu üretici kesime yöneliktir. Tüketicileri desteklemeden, alım gücünü artırmadan krize karşı başarılı olunması mümkün değildir.

Bölgesel ve sektörel yatırım teşviki olumludur, ancak yetersizdir. Zor durumda olan mevcut işletmelere yine çözüm yoktur. Yenileri teşvik edelim, ancak, var olanları da yaşatmamız gerekmektedir. Devam eden yatırımların da teşvik kapsamına alınması gerekmektedir.

Bölgeler arası il dağılımı da adaletsizdir. Ayrıca, benzer özelliklere sahip illerin farklı bölgelerde olması da iç piyasada haksızlık yaratacaktır. Bu konuda bazı illerimizde rahatsızlık vardır.

Yatırım süreleri de çok kısa tutulmuştur. Bu teşviklerden, 2010 yılı sonuna kadar başlayan yatırımlar yararlandırılmaktadır. Yani yatırımcılar, bu teşviklerden yararlanabilmek için yaklaşık bir buçuk yıl içinde yatırıma başlamak zorundadır. 2010 gibi bir tarih sınırı konmuş olması, bir an önce yatırıma başlanmasını özendirme amacına mı dönüktür, yoksa bu tarih belirlenirken 2011 yılındaki genel seçimler mi dikkate alınmaktadır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s.386)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-06-17-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanunda-degis-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
