# Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 25 Haziran 2009
- **Gündem:** BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm

> Erkan Akçay (MHP), 25 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)); konuşma 978 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 410 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisi son yıllardaki en zor döneminden geçmektedir. Küresel kriz, bir yandan daralma yoluyla ihracatımızı vururken, diğer yandan küresel mali sistemdeki küçülme yurt dışından kaynak sağlanmasını zorlaştırmaktadır. Ekonomi hızla küçülürken, işsizlik son yıllardaki en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Takipteki alacaklardaki artıştan endişelenen bankalar küçük ve orta ölçekli şirketlere kredi vermekten kaçınmaktadırlar. İş güvencesinin azaldığından korkan hane halkının kredi talebi faizlerdeki düşüşe rağmen artmamaktadır. Tam da bu ortamda para politikasının etkisinin sınırlı kaldığını gören Hükûmet maliye politikasını gevşetmeye başlamıştır.

Bütçe rakamları kamu maliyesinde ciddi bir bozulma olduğunu göstermektedir. Ekonomideki daralma nedeniyle gelirler sert bir şekilde düşerken harcamalar hızla artmaktadır. Yılın ilk beş ayı itibarıyla bütçe açığı hedefinin 2 katını geçmiştir. Vergi indirimlerinin yarattığı geçici talep artışı özelleştirme ve vergi affı gibi yöntemlerle sağlanabilecek kaynak girişiyle bütçedeki kötü gidişatın tersine çevrilmesi mümkün değildir.

Dünya ekonomisinin 2009 yılında yüzde 1,7 ila 2,8 oranında daralması beklenirken 2008 yılının son çeyreğinde yüzde 6,2 oranında daralan Türkiye ekonomisi 2009 yılında çift haneli daralma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır. 2008 yılı sonunda hazırlanan bütçede ve makro ekonomik hedeflerde tüm uyarılarımıza rağmen ve itirazlarımıza karşın Hükûmet ekonominin krizden az etkileneceğini ve 2009 yılında yüzde 4 büyüyeceğini ısrarla iddia etmiş, 2009 yılı bütçesi gerçek dışı makro ekonomik hedefleri ve bütçe büyüklüklerini temel almıştır.

2008 yılının ilk beş ayında 2 milyar 60 milyon lira olan bütçe açığı, bu yılın aynı döneminde yüzde 904 oranında artarak 20 milyar 683 milyon liraya çıkmıştır. 2008’in ilk beş ayında 70 milyar lira vergi toplanırken, bu rakam bu yıl yüzde 5,5’luk bir azalışla 66 milyar liraya düşmüştür. Kurumlar vergisinde yüzde 4,8; özel tüketim vergisinde yüzde 3, harçlarda yüzde 13,7; ithalde alınan katma değer vergisinde de yüzde 32 oranında azalma yaşanmıştır.

2009 yılı bütçe gerçekleşme rakamları AKP Hükûmetinin krize karşı aldığı önlemlerin etkili olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Değerli milletvekilleri, tasarının 26 ve 41’inci maddelerinde sağlık hizmetlerinden katılım payı alınması konusunda yapılan düzenlemelerde, belirlenecek hastalık gruplarına göre yatarak tedavide sağlanan sağlık hizmetleri için hizmet bedelinin yüzde 1’ine kadar katılım payı alınabilmesi, alınan katılım payının tutarının bir takvim yılında asgari ücret tutarını geçmemek kaydıyla her bir yatarak tedavi için asgari ücretin dörtte 1’ini geçemeyeceği belirtilmektedir. Ayakta tedavilerde Maliye Bakanlığına verilen 2 Türk lirası tutarındaki katılım payını yarıya kadar indirme yetkisi kaldırılmakta, 5 katına kadar artırma yetkisi de 10 katına çıkartılmaktadır. Ayrıca 2 lira tutarındaki katılım payı her yıl yeniden değerleme oranında artırılabilecektir. Yatarak tedavilerde sunulan hizmetlerin bedelinin yüzde 1’ine kadar katılım payı uygulaması ilk kez getirilmektedir. Bu düzenlemelerden tedaviye katılım paylarının zaman içinde artırılacağı anlaşılmaktadır. Böylece, sosyal devlet ilkesi tümüyle göz ardı edilerek sağlık hizmetleri paralı hâle getirilmektedir.

Komisyonda sunulan gerekçede, büyük boyutlara ulaşan sağlık giderlerinde tasarruf sağlamak amacıyla sağlık hizmeti faturalarının sigortalı veya emeklilerce kontrol imkânı olacağı, böylelikle usulsüzlüklerin önlenebileceği ileri sürülmüştür. Bu düzenleme, zaten mevcut gelirleriyle geçimini temin etmekte zorlanan memur, işçi, esnaf, çiftçi ve emekli gibi nüfusumuzun çok önemli bir kısmını oluşturan dar gelirli vatandaşlarımıza yeni bir yük getirecek ve sağlık hizmetlerinden yararlanamama gibi bir sonuç doğurabilecektir. Bu düzenleme, sosyal devlet ilkesiyle de bağdaşmadığı gibi ayrıca Anayasa’mıza da aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, tasarının 33’üncü maddesiyle, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a geçici maddeler eklenerek, net borç kullanımı tutarı 2009 yılı için 5 kat artırılmaktadır. 4749 sayılı Kanun’un 5’inci maddesine göre, Bütçe Kanunu’nda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark miktarı kadar net borçlanma yapılabilmektedir. Bu limit yıl içinde yüzde 5 oranında artırılabilmekte, bu miktarın da yeterli olmadığı durumlarda ilave yüzde 5’lik bir tutar Bakanlar Kurulu kararıyla artırabilmektedir.

Kamunun finansman ihtiyacının karşılanması için borçlanmaya yetki veren bu kanunun temelini oluşturan 1’inci maddesinde piyasalara güven vermek ve istikrarı korumak ve makroekonomik dengeleri gözetmek hedefi özellikle vurgulanmaktadır.

“Teğet geçti.” denen kriz dünyada ilk sıralarda ülkemizi etkilemeye başlamıştır. Krizin merkezi kabul edilen ABD’de 2009 yılında gayrisafi yurt içi hasılada -2,8 daralma beklenirken, ülkemizde IMF’ye göre yüzde 5,1, Dünya Bankasına göre ise yüzde 5,5, Hükûmete göre ise yüzde 3,6 daralma beklenmekteydi ve bu rakamlarda her geçen gün olumsuz bir şekilde bu beklentiler artmaktadır.

Uluslararası kuruluşlara göre ülkemiz 2009 yılında dünyada Litvanya, İzlanda, Singapur, Ukrayna, Japonya, Rusya, Almanya ve Finlandiya’dan sonra en fazla küçülen dokuzuncu ülke olacaktır. İşsizlikte ise Türkiye yüzde 16’larda gezerken hiçbir Avrupa ülkesi çift haneli rakamlara yükselmemektedir.

Merkezî yönetim toplam borç stoku 2009 yılının Mayıs ayında 411 milyar Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Şimdi Hükûmet karşımıza kriz tedbiri olarak borçlanma limitini artırmak için gelmektedir. Babalar gibi sattıktan sonra satacak bir şey kalmayınca, şimdi de maalesef babalar gibi borçlanmaya sıra gelmiştir. Artık, Hükûmete baktığımızda babalar gibi satma dönemini ikinci plana aldıklarını, babalar gibi borçlanma dönemini öne aldıklarını görmekteyiz.

2009 Bütçe Kanunu’nda öngörülen açık için Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hükûmete verdiği borçlanma limiti 14,5 milyar lira idi. Bu Hükûmet tasarısında bütçe açığı nedeniyle borçlanma limiti 5 kat artırılarak 74,5 milyar Türk lirasına çıkartılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, borçlanma limitindeki bu olağanüstü artış neyi ifade etmektedir, bizlere neyi göstermektedir? Birincisi, yedi yıllık AKP Hükûmetinin maliye politikasının iflas ettiğini, mali disiplinin yerle bir olduğunu, Hükûmetin gerçekçi bir bütçe yapamadığını ve uygulayamadığını göstermektedir. İkinci olarak, ekonomik krizin teğet geçmediğini, ekonomide ağır tahribata yol açtığını ancak Hükûmet tarafından gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmadığını göstermektedir ve üçüncü olarak, kayıt dışı ekonominin önlenmesi konusunda aciz kalındığını, bu konuda siyasi bir kararlılığın bulunmadığını göstermektedir. Borçlanma limitinin 5 kat artırılmasının anlamı bunlardır.

Mevcut duruma göre 2009 yılı bütçesinin gelir-gider tahminlerinin gerçeklerden çok uzak olduğu açıktır. Daha 2009 yılının ilk beş ayında bütçe açığında yüzde 100’e varan bir hedef sapması söz konusudur. Dolayısıyla 2009 yılı bütçesinin acilen revizyona tabi tutulmasında yarar vardır. Hükûmet Türkiye Büyük Millet Meclisine bir an önce ek bütçe tasarısı sunmalı ve hesap verilebilirlik açısından yapılacak en sağlıklı düzenleme, katılım öncesi ekonomik programa konulan bütçe büyüklüklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışmaya açılarak ek bütçenin yasalaştırılması olacaktır.

Muhterem milletvekilleri, bu düşüncelerle konuşmama son veriyor, muhterem heyetinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
