# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-12-22-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-4

> Erkan Akçay (MHP), 22 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 994 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı bütçe tasarısının 11’inci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yerli ve yabancı mahfillerde AKP Hükûmeti için “Özelleştirme ve satış tutkunu.” ifadesi kullanılmaktadır. AKP, özelleştirme gelirlerini, başlıca kamu finans kaynaklarından biri olarak görmektedir, devletin elinde ne var ne yok satarak kaynak yarattığını sanmaktadır. Özelleştirme, ülkenin tekel konumundaki sektörlerinde yegâne ve kârlı şirketlerin haraç mezat blok olarak yabancılara satılması değildir. Tersine, zarar eden, teknoloji ve sermaye yetersizliği çeken, rekabet gücünü yitirmiş KİT’lerin güçlendirilip özel sektör eliyle ekonomiye kazandırılması amaçlanmalıdır.

Tekel, 2003 yılında, yani Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin işbaşına geldiği yılın başına kadar dünyanın en büyük 10 kuruluşundan 1 tanesiydi. Türk devletinin resmî kurumlarının bulunmadığı yerlerde Tekelin tütün depoları vardı. Tekel, Türkiye’deki ilk 500 firma sıralamasında uzun yıllar ilk 3’e giriyordu. Tekelin alkol birimi 2004 yılında, iki yılı ödemesiz yedi yıl vadeli olarak, alıcılar tarafından 230 milyon dolarlık kredi kullanılarak, 292 milyon dolara Nurol-Özaltın-Limak-Tütsab konsorsiyumu tarafından satın alınmıştır. Sadece iki yıl sonra bu ortak girişim grubu tarafından kurulan Mey İçkinin yüzde 90’ı, 810 milyon dolara ABD’li özel yatırım şirketi “Pacific Group”a satılmıştır. Tekelin alkol birimini kredi çekerek 292 milyon dolara satın alan bu konsorsiyum, başta Manisa Alaşehir ilçesindeki, alkolün ham maddesi olan yaklaşık 141 milyon dolarlık suma stoklarıyla verdiği paranın önemli bir kısmını karşılamıştır. Tekelin alkol bölümünü alan konsorsiyum hiçbir yatırım yapmadığı gibi, devraldığı stok, mamul, yedek parça ve ham maddelerin büyük meblağlarda olması nedeniyle o günün alkolden sorumlu Tekel bürokratları hakkında Yüksek Denetleme Kurulu raporları kamuoyuna açıklanmış, alkol müessesi müdürünün daha sonra bu Mey İçkiye transfer olması da bu raporlarda dikkati çeken bir husus olmuştur.

Ülkemiz sigara ve tütün pazarına göz diken uluslararası tekellerin kabaran iştahları elde ettikleri pazar payıyla yetinmeyip uluslararası para organizasyonları, IMF ve Dünya Bankası dahi kullanılarak yeni boyutlara taşınmıştır. Bütün bu gelişmelerden ders almak bir yana ülkemiz sigara pazarında yaklaşık yüzde 30 pazar payına sahip olan Tekelin altı sigara fabrikası -Samsun, Tokat, Malatya, Adana, Maltepe ve Bitlis olmak üzere- 2008 yılında 1 milyar 720 milyon dolar gibi düşük bir fiyatla BAT şirketine satılmıştır. Tekel işçilerine “Yatarak para kazanma devri geçti.” diyen Sayın Başbakan, kendi çevresindekilere “Bu kadar kısa sürede bu kadar parayı nasıl kazanıyorsunuz?” diye neden sormuyor?

2007 ve 2009 yılında Tekel işçilerini ve yaprak tütün işletmelerini ziyaret eden AKP’li milletvekilleri bu ziyaretlerinde Tekel işçilerine “Hiçbir hak kaybınız olmayacak, bütün haklarınızı vereceğiz.” demişlerdir. Siz sadece verdiğiniz sözü tutacaksınız. Neden verdiğiniz sözü tutmuyorsunuz? Lütfen, verdiğiniz sözü tutunuz.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti tarafından karda kışta eziyet edilen Tekel işçileri ne istiyor? Tekel işçileri verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Tekel işçileri özlük haklarını istiyor. Tekel işçileri hakkını istiyor, hakkı olmayan hiçbir şey istemiyor, öyle Sayın Başbakanın dediği gibi bu ülkede yatarak para kazanmak istemiyorlar. Sayın Başbakanın dediği gibi “devletin malı deniz” benzetmelerine asla muhatap değildirler. Ancak, Sayın Başbakana soruyoruz: Bu kötü benzetmeyi yaparken Çalık Grubuna ve Tekelin alkol birimini satın alan konsorsiyuma verdiğiniz kredileri ne çabuk unuttunuz, burada devletin malı deniz mi? Türkiye hâlihazırda dünyanın en büyük şark tipi tütün üreticisi konumundayken son yıllarda uygulanan yanlış politikalar sonucu Türkiye'nin şark tipi tütünde rekabet şansı azalmaya başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, 2008 yılında 2000 yılına göre tütün üretim miktarı yüzde 47, üretici miktarı yüzde 62 azalmıştır. Türkiye’de işsizlikte dünya rekorları kırılırken bu tütün üreticileri ne yapıyor, ne yiyip ne içiyor, nasıl geçiniyor hiç düşünüyor musunuz?

Türk tipi tütün ihracının yüzde 35’e yakın miktarını tek başına Manisa karşılamaktadır. 2002 yılında Manisa ilinde 620 bin dekar alanda tütün üretimi yapılırken 2008 yıl sonu itibarıyla 450 bin dekar alanda tütün üretimi yapılmaktadır.

AKP İktidarı döneminde tütün ziraatında sözleşmeli üretime geçiş ile birlikte tütün üreticileri uluslararası tekellerin insafına terk edilmiştir. Tütün üreticilerinin önündeki en önemli problem ise ürettikleri 2009 yılı tütünün Tekel Yaprak İşletmeleri tarafından alınmamasıdır. Tütünün yetiştiği yoksul ve kıraç topraklarda tütüne aynı geliri getiren alternatif ürünlerin yetiştirilmesi çok zordur. Bu nedenle, bu topraklarda alternatif ürün yetiştirme projeleri maalesef başarısız olmuştur.

Tekel bünyesindeki yaprak tütün işletme müdürlüklerinde çalışmakta olan 12 bin işçinin kamuoyunda 4/C’li olarak başka kurumlara geçici personel olarak istihdam edilmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararı alınmıştır. Bunun gerçekleştirilmesi hâlinde Tekel işçileri önemli ölçüde gelir ve sosyal hak kaybına uğrayacaklardır. Ne işçi ne de memur statüsünde kabul edilmeyen 4/C’liler, işçi sendikalarına mı yoksa memur sendikalarına mı üye olabilecekleri belirlenmediği için sendikal haklarını da kullanamayacaklardır.

Ayrıca, bir yıldan az süreyle çalışmaları öngörüldüğü için ücret ve sosyal haklarını en fazla on ay süreyle alabilmekte, geriye kalan iki aylık sürede ne sosyal güvenceleri ne de ücret hakları bulunmaktadır. Dört ayda iki günden fazla sağlık raporu alamayan ve mazeret izni kullanamayan 4/C’lilerin, hasta olmaya dahi hakları yoktur.

Değerli milletvekilleri, “özelleştirme” adı altında bazı kuruluşlar özelleştirilmiş, bazıları kapatılmıştır. Bunları birbirinden ayırmak lazımdır. Kapatılan müesseselerde işçi müktesep hakkıyla yeni iş yerine gitmiştir. Tekel işçisi diyor ki: “Beni nereye gönderirlerse göndersinler, bu ülke benim ülkem, gider çalışırım, ama kazanılmış hakkımla göndersinler.” Ama AKP Hükûmeti inatla “Hayır, ben sizi 4/C’li olarak göndereceğim.” diyor.

Tekeli satarken soyduran AKP, şimdi de Tekel işçisini dövdürmektedir. İşçilere “Artık size Tekel fabrikalarında iş yok. Gelin, ayda 570 Türk lirasına düzensiz, örgütsüz, güvencesiz, düşük ücretle çalışın.” diyorlar, işçiler de “Biz eski maaşlarımızla çalışmak istiyoruz.” dedikleri için, onlara “Siz yan gelip yatmak istiyorsunuz.” diye bühtanda bulunuyorlar.

Şimdi Ankara’ya kadar gelip “Biz çalışmak istiyoruz, fabrikalarımızda emeğimizle insanca var olmak istiyoruz.” diye gösteri yaparak kendilerini demokratik olarak ifade eden işçilere zulüm yapıyorlar, dövdürüyorlar, biber gazı sıkıyorlar, su fışkırtıyorlar. Bu vicdansızlıktır.

Kandil Dağı’ndan gelen teröristlere gösterilen müsamahanın yüzde 1’i dahi emeğiyle geçinen ve ekmeğini kaybetmek istemeyen Tekel işçilerine gösterilmemiştir.

Ankara Abdi İpekçi Parkı’nda demokratik haklarını kullanmaktan başka hiçbir suçu olmayan işçilerimize ve alanda bulunan milletvekillerimize şiddet uygulanmasını ve acımasızca davranılmasını kınıyorum. Tekel işçilerinin haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu da bir kez daha ifade etmek istiyoruz. İktidar, demokrasiyi içine sindiremediğini hak arayanlara gösterdiği şiddetle ortaya koymuştur.

Tekelde çalışan bu işçilerin, kamu kuruluşları ve kamu iktisadi teşebbüslerinin sürekli işçi kadrolarına, mevcut ücret ve özlük haklarını muhafaza etmek suretiyle belirli bir süre içinde sürekli işçi kadrosuna nakline yönelik bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-12-22-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-4 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
