# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2

> Erkan Akçay (MHP), 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 885 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı bütçe kanun tasarısının 6’ncı maddesi üzerinde söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önce kısaca kurumlar vergisinden bahsederek başka bir konuya geçmek istiyorum. Kurumlar vergisinde 2011 yılında yüzde 10,7’lik bir artışla 23 milyar 149 milyon Türk liralık bir tahsilat öngörülmektedir. Kurumlar vergisinde öngörülen bu artışın ana sebebi, sigorta ve emeklilik fonları hariç, finansal hizmet faaliyetleri sektöründe öngörülen büyümedir. Bu sektörün tüm kurumlar vergisi içinde yüzde 35’lik paya sahip olduğu düşünüldüğünde ve dâhilde alınan katma değer vergisi oranının sadece yüzde 2,8’lik oranda artacağı dikkate alındığında, bankacılık hariç diğer sektörlerde daralmaya işaret etmektedir. Bankacılık sektörünün büyümesi ise bankaların faiz gelirlerinin veya bankacılık ücretlerinin artması demektir. Bu da halkın gelirinin artmayacağını, borcunun artacağını göstermektedir. Kurumlar vergisinin gerçekten sağlıklı artmamasının ana sebeplerinden biri de kapasite kullanım oranındaki daralmadır. 2007 Eylül ayında yüzde 83,2 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanım oranı 2008 yılı Eylül ayında yüzde 79,8; 2009 yılı Eylül ayında ise yüzde 70 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2010 yılı başında yüzde 67’lere düşen kapasite kullanım oranı nisan ayından itibaren yavaş bir toparlanma eğilimine girmiş ve ekim ayı itibarıyla da yüzde 75,3’e yükselmiştir. Ancak yılın tamamı itibarıyla bakıldığında kapasite kullanım oranı 2008 yılı seviyelerine hâlâ ulaşamamıştır. Bu da kurumlar vergisi tahsilatına doğrudan yansımaktadır.

Kurumlar vergisi oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesi iktidar tarafından sürekli gündeme getirilmektedir. Ancak unutmayalım ki gerçekte yatırım indiriminin kaldırılması nedeniyle mükellefin yükünün değişmesi söz konusu değildir. Mükellef daha önce yatırım indiriminden faydalanarak matrahını indirebiliyordu şimdi ise matrahı yüksek oran düşüktür, sonuçta değişen bir durum yoktur.

Kurumlar vergisinin vergi gelirleri içindeki payı 2008 yılında yüzde 10,6 iken 2011 yılında da yüzde 9,9’a düşmesi öngörülmektedir. Üstelik, kurumlar vergisinde ilk 100 mükellefin verginin yüzde 65’ini ödediği dikkate alındığında küçük şirketlerin kârının yok denecek kadar azaldığı görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, dünyanın en pahalı benzin ve mazotunu Türkiye kullanmaktadır. Akaryakıtta en yüksek vergi bizdedir. Petrol ürünlerindeki vergi yükü yüzde 65’i aşmıştır. Ayrıca, verginin vergisi alınmaktadır.

Benzin fiyatları Türkiye'de 4 liraya yaklaşmıştır. Sayın Bakan 4 liralık benzini görmediğini ifade etmektedir ancak 3,97; 3,98 ile 4 lira arasında. Zaman dilimi olarak, herhâlde en fazla bir iki haftalık bir zaman sonra o 4 lirayı aştığını da hep birlikte göreceğiz. O 4 liraya yaklaşan benzin Yunanistan’da 3, Fransa’da 2,8; Avusturya’da 2,4; İspanya’da 2,4; Romanya’da 2,2; Bulgaristan’da 2 Türk lirasına tekabül etmektedir. 1 litre benzinden Türkiye’de 2 lira 48 kuruş vergi alınırken, Yunanistan’da 2, Fransa’da 1,6; Avusturya’da 1,4; İspanya’da 1,2; Romanya’da 1,2 ve Bulgaristan’da 1 Türk lirası değerinde vergi alınmaktadır. Motorin fiyatları ve LPG fiyatları da benzeri durumdadır.

Hükûmet, gelen tepkiler üzerine, akaryakıt fiyatlarını indirmek için harekete geçtiğini açıkladı ama boş, hem de nasıl boş. Hükûmet, benzin fiyatlarını indirmek için, TÜPRAŞ’ın litresini 98 kuruşa sattığı benzinin vergilerle birlikte pompa fiyatının 4 liraya çıktığını görmezden gelerek 2 kuruşluk indirim için TÜPRAŞ’a baskı yapmaktadır. Fiyat indirimi için özel sektöre âdeta yalvarmaktadır. Oysa Hükûmet, önce kendi üzerine düşeni yapsa, sadece yasaları uygulasa, benzinin litre fiyatı hemen 25 ile 30 kuruş arasında ucuzlayacaktır. Ancak Hükûmet kendi üzerine düşeni yapmıyor, özel sektöre rica etme, hatta yalvarma noktasına getiriyor. Bu özel sektöre yalvarma işi AKP’nin bir alışkanlığına dönüşmüştür değerli arkadaşlar. Hükûmet elektrik fiyatları için yalvarıyor, akaryakıt fiyatları için yalvarıyor, istihdam için Odalar ve Borsalar Birliğine yalvarıyor, herkes bir işçi alsın diye, emeklileri de banka promosyonlarına havale ederek bankalara yalvarıyor.

Değerli milletvekilleri, Danıştay Dava Dairelerinin, tüketici dernekleri tarafından, yeniden değerleme oranının yüzde 2,2 olmasına karşılık, Bakanlar Kurulu kararıyla Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli I Sayılı Listede yer alan ürünlerden alınan maktu vergi tutarlarının yüzde 10’un üzerinde artmasının iptali için açılan davada vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararına göre 2009 ve 2010 yıllarında Hükûmet vatandaştan haksız yere vergi almıştır ve almaya da devam etmektedir. Hükûmet mahkeme kararını uygulamamaktadır. Danıştayın bu kararını baypas etmek için Hükûmet kanun değişikliği tasarısı hazırlamış ve Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüşülmektedir. Hükûmetin bırakalım ÖTV’de indirim yapmasını, ayrıca, aslında mahkeme kararına göre vatandaşa ÖTV iadesi bile yapması gerekmektedir.

Asıl dikkat çeken husus ise, Danıştay kararının gerekçesinde yer alan “Anayasa’nın 73’üncü maddesinin dördüncü fıkrasının gerekçesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin vergi yükünün muaflık ve istisnaların reel olarak zamanla düşmesini engellemek üzere verildiği ve amaç kanunda gösterilen unsur içinde kalması gerektiği.” ibaresi bulunmaktadır. Bu ibare ile Hükûmetin vergi oranlarını düzenlerken hukuk devleti ilkelerini çiğnediği ortaya çıkmaktadır.

Aynı kararın bir uzantısı olarak harçlar ve damga vergisi başta olmak üzere Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda artırılan bütün vergilerde benzeri bir durum ortaya çıkmaktadır.

Hükûmet tarafından akaryakıt fiyatı artışının sebebini dünya petrol fiyatlarındaki değişime bağlama çabası vardır. Ham petrol fiyatının 58 dolar olduğu Ocak 2003’te benzin 1,60 kuruştur, ham petrolün 159 dolar olduğu Mayıs 2008’de benzin 3,48 kuruştur, petrolün 88 dolar olduğu Aralık 2010’da benzin 4 liraya gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, diğer önemli bir konu da Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu faciasıdır. “Facia” diyorum, gerçekten bir hukuk faciası da Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’nda yaşanmaktadır. 2010 yılında, 974 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tüketici kredilerinden alınan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisi oranı yüzde 10’dan 15’e yükseltilmişti bilindiği üzere ve benzer bir oran artırımı da yine 2004 yılında yapılmıştı. 2004 yılında artırılan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisi oranı 2004 yılında Bakanlar Kurulu kararının yayımı tarihinden önce kullanılan açık kredilere uygulanmazken, 2010 yılındaki Bakanlar Kurulu kararı ile bu uygulamadan vazgeçilmiş, yapılan oran artışı açık kredilere de uygulanmıştır. Bu uygulama ile Hükûmet yeni kanun hükmü olmadan Anayasa’ya aykırı olarak bir vergilendirmeye gitmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu düşüncelerle muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
