# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2

> Erkan Akçay (MHP), 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.008 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi üzerinde söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, orta vadeli programa göre 2011 yılı büyüme hedefi yüzde 4,5, enflasyon hedefi ise yüzde 5,3’tür. Bütçe gelirlerindeki artış oranı ise yüzde 10,4, vergi gelirlerinde ise yüzde 10,5’tir. Vergi gelirleri incelendiğinde artış oranının yüzde 2,8 ile yüzde 18 arasında değiştiğini görüyoruz. Hükûmetin yıl sonu işsizlik tahmini yüzde 12,2. Devlet memurlarına yüzde 4+4 zam verilecek olması ve ayrıca özel sektörde maaş zamlarının dondurulması, prim ve mesai ödemelerinin kesilmesini de dikkate aldığımızda, 2011 yılında 2010 yılına göre gelir vergisi tahsilatında yüzde 15’lik bir artış öngörülmesi gerçekçi değildir. İstihdamda ciddi bir artış beklemediğimize göre, enflasyon ve büyüme oranının üzerinde bir vergi tahsilat artış öngörüsü de inandırıcı değildir. Gelir vergisinin vergi gelirleri tahsilatı içindeki payı 2008 yılında yüzde 22,6 iken, bu oran sürekli düşerek 2011 yılında yüzde 20,5’e gerilemektedir. Buradan kayıt dışılığın arttığı ve çalışanların ücretlerinin düştüğü, istihdamın azaldığı ortaya çıkmaktadır.

Kurumlar vergisinde 2011 yılında yüzde 10,7’lik bir artışla 23 milyar liralık bir tahsilat öngörülmektedir. Kurumlar vergisinde öngörülen bu artışın sebebi finans sektöründe öngörülen büyümedir. Bu sektörün tüm kurumlar vergisi içinde yüzde 35’lik paya sahip olduğunu düşündüğümüzde ve dâhilde alınan katma değer vergisi oranının sadece yüzde 2,8’lik oranda artacağını da dikkate aldığımızda, bankacılık hariç diğer sektörlerde daralma öngörüldüğü açıktır. Bankacılık sektörünün büyümesi demek, banka faiz gelirlerinin veya bankacılık ücretlerinin artması demektir. Bu da halkın gelirinin artmayacağını, bilakis borcunun artacağını göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, ithalat artışları da Hükûmete âdeta can simidi olmuştur. İthalat üzerinden alınan katma değer vergisinin ithalata oranı dikkate alındığında, 2011 yılında yüzde 15’lik bir artışla 41 milyar 40 milyon liraya ulaşacağı öngörülmektedir. AKP Hükûmetinin ithalata dayalı büyüme politikasını sürdürmeye devam edeceği buradan anlaşılmaktadır. Hükûmet vergi gelirleri tahsilatını artırmak için âdeta ithalatı desteklemektedir.

Kriz ve devam eden süreçte enflasyon artışı kaydeden ülkeler arasında Türkiye 6’ncı sırada yer almaktadır. Tüketici fiyatlarında kaydedilen yüzde 8,5 oranındaki yıllık ortalama artış, Türkiye'de ekonomik krizin enflasyon artışıyla beraber yaşandığını göstermiştir. 2010 yılında tüketici fiyatlarında, incelenen 42 ülkenin 27’sinde 2009 yılına göre artış kaydedilmesi beklenmekle birlikte Türkiye bu ülkeler arasında 2,4 puanlık artış ile enflasyon oranı en yüksek artış göstermesi beklenen ülkeler arasında yer almaktadır. Bu mevcut enflasyona rağmen dâhilde alınacak katma değer

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

vergisinde sadece yüzde 2,8’lik bir artış öngörülmesi ve bu oranın KDV tahsilatına büyük katkı sağlayan özel tüketim vergisi artışının çok altında kalması ve ayrıca gelir ve kurumlar vergisi tahsilatıyla paralel bir artış göstermemesi, hatta enflasyon ve büyümenin altında kalması ciddi bir çelişki arz etmektedir. Aslında sadece katma değer vergisiyle kurumlar vergisi karşılaştırıldığında bile Hükûmetin maliye politikasında ne kadar başarısız olduğu ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergilerin vergi gelirleri içindeki payı 2009’da yüzde 16,6’ya, 2010 yılında yüzde 18’e, 2011 yılında ise yüzde 19,3’e yükselmektedir. Bu da Hükûmetin verginin büyük bir kısmını ithalat üzerinden aldığını, bu nedenle ithalatın artmasından rahatsız olmadığını, hatta memnun olduğunu bize defaatle göstermektedir. Tabii, bu noktada 2011 yılı için motorlu taşıtlar vergisi, harçlar, damga vergisi başta olmak üzere bütün cezalara gelecek artışları da dikkate almak gerekmektedir.

Vergi gelirlerinde asıl vahim durum ise vergi tahsilatında görülmektedir. Tahsilat oranı 2010 yılının ilk dokuz ayında, vergi gelirlerinde yüzde 81’e, gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerde yüzde 75’e, kurumlar vergisinde yüzde 75’e ve dâhilde alınan vergide yüzde 64’e varan düşmeler yaşanmıştır. Bunlar tahsilat oranlarıdır. Hükûmet bu durumu fark etmiş olmalı ki 2011’de yapılacak seçimi de göz önünde bulundurarak borç yapılandırmasını gündeme getirmiştir. Yani, aslında Hükûmetin vatandaşın borcunu düşündüğü yoktur.

AKP Hükûmetinin dolaylı vergileri azaltmak, vergi kayıp kaçağıyla mü-cadele etmek, verginin tabana yayılması veya vergi adaletini sağlamak gibi bir derdi yoktur. Hükûmetin tek derdi, vergi tahsilatını nasıl olursa olsun bir şekilde artırmaktır. Bunun için de âdeta her yol mubahtır. Vergi ister vatandaşların borçlanmalarının artmasından, bankacılık ve finans sisteminden gelsin, ister ithalattan gelsin hiç dert değildir. Bunun en belirgin örneğini yine Sayın Maliye Bakanı bütçe sunuş konuşmalarında dile getirmiştir. Türkiye’de hane halkı borçluluk oranının düşük olduğunu ifade etmiş, buradan vatandaşın daha çok borçlanarak tüketimini artıracağını tahmin ettiklerini belirtmiştir. Vatandaşın gelirini artırmaktan vazgeçen, borçlanarak tüketim harcaması yapmasından vergi uman bir anlayış, maalesef, Hükûmete hâkim olmuştur. 2011 yılında da aynı anlayış devam edecektir.

Şu hazin duruma bakınız değerli milletvekilleri, Hükûmet vatandaşın daha fazla vergi ödemesi için daha fazla kazanmasını düşünmüyor da, vatandaş daha çok borç alsın, daha fazla faiz ödesin, buradan tüketim harcaması yapsın ve vergi gelsin diyor. Değerli milletvekilleri, bir hükûmetin görevi vatandaşın gelirini artırmaktır, onu borçlandırmak değildir. Çiftçi kazanacak, esnaf kaza-nacak, sanayici ve tüccar kazanacak ki daha çok vergi ödenebilsin.

Nitekim, AKP’nin politikaları sonucunda, Merkez Bankası verilerine göre Aralık 2002 yılında Türkiye’de toplam kredi stoku 56 milyar Türk lirası iken, Eylül 2010 itibarıyla 510 milyar lirayı aşmıştır. Yani, vatandaşın borçluluğu sekiz yılda tam 10 kat artmıştır. Bankalara olan kişi başı ortalama borç 7 bin liraya yükselmiştir. Yıl sonunda toplam borç 550 milyar lirayı muhtemelen aşacaktır, ortalama borç ise 7.500 liranın üzerine çıkacaktır ve 2011 yılında ise bu oranın en az 600 milyar liraya ve kişi başına 8.300 lira borçluk oranına ula-şacağını tahmin ediyoruz.

Ülkemizde, sekiz yıllık AKP hükûmetleri döneminde, vatandaşı yoksulluktan kurtaracak ve hakça gelir paylaşımı sağlayacak bir sosyal düzen tesis edilememiştir. AKP’nin uyguladığı politikalar bir taraftan dolar milyarderi sayısını hızla artırırken, diğer taraftan yoksulu daha da yoksullaştırmış ve insanlarımızı yardıma muhtaç hâle getirmiştir. Bir derginin dolar milyarderleri listesine göre, 2002 yılında Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 8 kişi iken, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek artması neticesinde bu sayı 2006’da 28 kişiye, 2008’de 35 kişiye ulaşmış, 2009 itibarıyla da 40’ı aşmış; 2010 yılı itibarıyla da sayısının kaç olduğunu Sayın Elitaş’tan sormak lazım. Türkiye, yoksul sayısı arttıkça dolar milyarderi sayısı da artan bir ülke durumuna gelmiştir, bu bakımdan Avrupa’da 3’üncü, dünyada ise 8’inci sıraya yerleşmiştir. Milyonlarca halk kitlesi yoksullaşırken, ülkemizde, çoğu bir kuruş vergi ödemeyen milyoner sayısı da artmaktadır. Ekim ayı itibarıyla Türkiye’nin milyoner sayısı 4 bin kişi artarken, milyonerlerin bankalardaki mevduatı da 60 milyar liralık artış göstermiştir ve milyoner sayısı geçen yıla oranla yüzde 29 artış göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Değerli milletvekilleri, konuşmama burada son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
