# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Akçay (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-3

> Erkan Akçay (MHP), 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 887 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın gelir bütçesi üzerinde söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kesin hesap kanunu, yürütme organına verilen harcama yetkisinin kanunlara uygun olarak etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının Meclis tarafından denetlenmesidir.

Kamu mali yönetiminde “hesap verilebilirlik”, “saydamlık” ilkelerinin önemi her geçen gün artmaktadır. Vatandaşların, kendilerinden toplanan vergilerin nerelere, ne kadar harcandığından haberdar olma istekleri ve daha kaliteli kamu hizmeti beklentisi, kesin hesabın önemini daha da artırmaktadır.

2009 döneminde verginin tabana yayılması konusunda maalesef mesafe alınamamıştır. Dolaylı vergiler artırılmış, kayıt dışı ekonomi büyümüştür. Doğrudan vergiler yüzde 28’e düşerken, dar gelirleri ezen dolaylı vergiler yüzde 72’lere dayanmıştır. Türkiye, dolaylı vergi oranı ile OECD ülkeleri arasında ikinci sıradadır.

2009 yılında nüfusun binde 1’i ve uluslararası sermaye millî gelirin yüzde 16’sını, bütçe giderlerinin de yüzde 33’ünü almıştır. Gelir dağılımının bu hâli 2009 yılı bütçesinin adalet anlayışını belgelemektedir. AKP döneminde gelir dağılımı daha da bozulmuş, zengin daha çok zenginleşirken, fakir daha da fakirleşmiştir.

OECD’ye üye 30 ülkeden 24’ünü kapsayan “Gelir Dağılımı” konulu raporda, Türkiye, Meksika’dan sonra gelir dağılımı en bozuk ülke olarak yer almıştır. AKP döneminde, en fakir ve en zengin yüzde 10’luk gruplar arasındaki gelir farkı 13 kat olmuştur.

2009 yılı bütçesi, tüm uyarılarımıza rağmen, ekonomik kriz dikkate alınmadan hazırlanmış, öngörülen hiçbir hedefin, bırakın tutmasını, yanından bile geçilememiştir. 2009 yılı bütçesi, bu nedenle, cumhuriyet tarihimizin en kötü bütçelerinden birisidir.

Kasım 2002’de iktidara gelen AKP, 57’nci Koalisyon Hükûmetinin ekonomik programını devralmış ve uygulamaya çalışmıştır, kendisi yedi yılda başkaca bir program uygulamamıştır. Yedi yıllık AKP İktidarı ekonominin hangi temel sorununu çözmüştür? Üretimsizlik, işsizlik, dış ticaret açığı, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve refah konusunda bütün sorunlar daha da derinleşmiştir. Bütçe dengeleri sakat, kamu maliyesi bozuktur. Sağlıklı gelir toplanamamıştır.

Diğer yıllarda olduğu gibi, 2009’da da bir bakıyoruz borçlanmaya yüklenilmiş, yetmemiş, satışlara yüklenilmiş. Özelleştirme Fonu’ndan bütçeye aktarma yapılmış yine yetmemiş ve bir de bakmışız ki İşsizlik Sigortası Fonu’nun paraları bütçeye gelir yazılmış.

2009-2011 yılı orta vadeli programda yüzde 5 büyüme, yüzde 9,8’lik işsizlik oranı ve yüzde 7,5’luk enflasyon hedefiyle hazırlanan 2009 yılı bütçesi, yüzde 4,7’lik küçülme, yüzde 14 işsizlik oranı ve yüzde 6,5’luk enflasyonla tamamlanmıştır. Bu büyük sapmaların sonunda âdeta 2009 yılında bir bütçe faciası yaşanmıştır.

2009 bütçesinin gerçekleşme rakamlarına baktığımızda, 2009 yılında krizin, o meşhur deyimle, teğet geçmediğini, ülkeyi perişan ettiğini görürüz. Hükûmet, 2009 yılı krizinde bütçe açığını aşağıda tutabilmek için harcamalarda kısıntı yapma gayretine girmiştir ancak evdeki hesap çarşıya uymamıştır.

2009 bütçesindeki harcama ödenekleri yüzde 3,5 oranında artmıştır. Ödenek üstü harcama 9 milyar liradır. 2009 yılında da krizin faturası yine çalışanlara çıkmıştır. Personel giderleri yüzde 2,2 daha küçük gerçekleşmiş, bu arada 1 milyar 264 milyon lira kısıntıya gidilmiştir yani krizde bütçe harcamaları artarken personel giderleri kısılmıştır.

Gelir rakamları ise krizin nasıl vurduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir. 248 milyar lira olan bütçe gelirleri tahminleri yüzde 14 düşerek 215 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri her şeyi tam olarak ortaya koymaktadır. 2009 Yılı Bütçe Kanunu’nda 202 milyar lira olan vergi hedefi, 29 milyar lira olarak, hedefin altında yüzde 14,7 sapmayla 172 milyar Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Tabii, bunların sonucunda 10 milyar Türk lirası açık vermesi öngörülen bütçe 52 milyar 760 milyon Türk lirası açık vermiştir. Bütçe açığı vergi gelirlerinin yüzde 31’idir.

Harcamalara biraz daha ayrıntılı baktığımızda personel giderlerinin bütçe hedefinin yüzde 2,2 altında gerçekleştiğini ifade etmiştik. Bütçe ödeneğinin altında kalan harcamalar ise dikkat çekicidir. Ödenekleri kullanılamayan harcamalar da yine, ayrıca dikkati çekmektedir. Örneğin, tarım reformu uygulama projelerinde yüzde 50, tarımsal amaçlı desteklerde yüzde 44, eğitime katkı payında yüzde 16, hayvancılık destekleme hizmetlerinde yüzde 23, eğitim transferlerinde yüzde 32, tarım destekleme ödeneklerinde yüzde 9, gelirlerden ayrılan paylarda yüzde 13, mahallî idare paylarında yüzde 15, il özel idarelerine ayrılan paylarda yüzde 16, küçük belediyelere ayrılan paylarda yüzde 45 ve büyükşehir belediyelerine ayrılan paylarda yüzde 33 azalma gerçekleşmiştir.

Ancak, bazı harcamalarda ödenekler aşılmıştır. Örneğin, mal ve hizmet alım giderlerinde yüzde 24, görev zararlarında yüzde 34, Hazine teşvik ödemelerinde yüzde 61, gayrimenkul alımları ve kamulaştırmada yüzde 233, yurt içi sermaye transferlerinde yüzde 58 ve borç vermede yüzde 22 ödenek üstü harcama yapılmıştır.

2009 yılı gelirlerinde ise dâhilde alınan katma değer vergisi ile veraset ve intikal vergisinin dışında tüm vergilerde hedefin gerisinde kalınmıştır. Gelir vergisinde yüzde 15, kurumlar vergisinde yüzde 11, özel tüketim vergisinde yüzde 12, gümrük vergisinde yüzde 30, ithalde alınan katma değer vergisinde yüzde 32, damga vergisinde yüzde 12 ve harçlarda yüzde 20 oranında hedeflerin gerisinde kalınmıştır.

Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinden alınan vergilerde ise yüzde 35’lik bir artış gerçekleşmiştir. En dikkat çekici husus da budur. Hükûmet 2009 yılında vergi kaybını faizler, paylar ve cezalardaki yüzde 18’lik tahsilat artışıyla kapamaya çalışmıştır.

Özel bütçeli idareler gelirlerini yüzde 30 artırırken, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri yüzde 5 düşmüştür. Vergi muafiyetinin yanı sıra yine Kesin Hesap Kanunu’yla ilgili olarak vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen Kamu Gelirleri Cetveli Kesin Hesap Kanun Tasarısına eklenmemektedir.

5018 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin ikinci fıkrası ( c) bendine göre, vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen kamu gelirleri cetvelinin, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’na, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi esnasında ekleneceği hüküm altına alınmış olmasına rağmen bu maddenin gerekleri yerine getirilmemiştir.

Esasen, dolaylı bir bütçe gideri olarak tarif edilebilecek olan istisna, indirim ve muafiyet ve benzeri uygulamalardan dolayı vazgeçilen kamu gelirleri tamamen Hükûmetin yetki ve tasarrufundadır.

Değerli milletvekilleri, sözlerime burada son veriyor, muhterem heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Akçay (MHP, Manisa). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
