# Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106’ncı yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanmasıyla ilgili günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Baş (TİP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 23 Nisan 2026
- **Gündem:** Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106’ncı yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanmasıyla ilgili günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144403
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-bas-2026-04-23-turkiye-buyuk-millet-meclisinin-acilisinin-106nci-yil-donumunun-ve-ul

> Erkan Baş (TİP), 23 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106’ncı yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanmasıyla ilgili günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 502 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yüz altı yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisini kuran iradeyi; başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, halkın egemenliği için mücadele eden herkesi saygıyla selamlıyorum.

Değerli yurttaşlar, bu kısa sözü uzun protokol cümleleriyle devam ettiremeyeceğim, bunun anlayışla karşılanacağını umuyorum çünkü memleketimizin gerçek sorunları var ve bugün burada gerçekleri konuşmamız gerekiyor; bugün yüz altı yıl sonra ülkemiz ne durumda, halkın yaşadıkları neler, bunları konuşalım istiyorum.

Açıkçası, iktidar milletvekillerinin ya 23 Nisanı bilmediklerini düşünüyorum ya da bilmiyormuş gibi yaptıklarını düşünüyorum. Onun için, önce "23 Nisan nedir?" bununla başlayalım. 23 Nisan, her şeyden önce halk egemenliği demektir; ikincisi, emperyalizme karşı direniş demektir ve en önemlisi, halkın iktidarı bir sülalenin elinden alması demektir, halkın kaderini kendi eline alması demektir. Bu yüzden çocuklara armağandır hatta çocuklara emanettir. Ama bugün Türkiye'de bir halk egemenliğinden söz edemeyiz. Yüz yıl önce bir sülalenin egemenliğini bitirdik ama bugün başka bir sülale egemenliği kurulmaya çalışılıyor. Bakın, bir tarihî gerçeği burada ifade etmek istiyorum: Cumhuriyetin ilanından dört ay sonra, Mart 1924'te halifelik kaldırılıyor ve aynı yasayla padişahın halktan gasbettiği her şey tekrar halkın hâle getiriliyor, saraylar da dâhil ve değerli arkadaşlar, 2018'de ne oldu biliyor musunuz? O tek adam sistemi kuruldu ya, o gün Millî Saraylar da tek adama bağlandı, dediler ki: "Bu sarayların halkın olması dönemini bitiriyoruz, tek adama bağlıyoruz." Yani 23 Nisan aslında sarayları padişahtan alıp halka verdi, bugün yaşadığımız bu karşı devrim süreci yine, halka ait olan sarayları aldı, bir tek adama armağan etti.

Şimdi, bakın, bu, 23 Nisanın ruhuna aykırı ama ruhunu boş verin arkadaşlar. 2018'den bu yana ne oldu? Bakın, Temmuz 2018'den 23 Nisan 2026'ya kadar 574 çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetti. 3 milyon çocuk çalışmak zorunda bu ülkede. Değerli arkadaşlar, düşündüm, Çocuk Bayramı ya, bu iktidar çocuklara neler yaptı, onları konuşalım istedim, Berkin geldi aklıma, Oğuz Arda Sel geldi aklıma, Çorlu katliamında yitirdiğimiz çocuklar geldi aklıma, MESEM'de yitirdiğimiz çocuklar geldi aklıma; çalışmak zorunda kalan çocuklar, okula gidemeyen çocuklar, okula gittiğinde aç kalan çocuklar, annelerini babalarını cezaevi kapısı önünde beklemek zorunda kalan çocuklar geldi aklıma. Sonuçta şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız: Halkın egemenliğinin olmadığı yerde çocuklar güven içinde, özgür, mutlu ve huzurlu yaşayamıyorlar. Eğer çocuklarımıza özgür, mutlu ve güvenli bir hayat kurmak istiyorsak ilk yapacağımız şey halkın egemenliğini yeniden tesis etmek olacak. Arkadaşlar, bu ülkede -üzülerek söylüyorum ama bu gerçeği ifade etmemiz lazım- egemenlik bir avuç zenginin ve onların temsilcisi olan saray iktidarının elinde toplanmıştır. Bakın, Meclis fiilen çalışmıyor, seçilmiş milletvekili cezaevinde tutuluyor, halkın seçtiği başkanlar görevden alınıyor, yerine memurlar atanıyor. Anayasa var mı? Var ama uygulanmıyor ki. Anayasa diyor ki: "Bir kişi en fazla 2 kere seçilir." Cumhurbaşkanının üçüncü dönemi. Anayasa diyor ki: "Milletvekili seçilenin yargılaması durur." Durmuyor. Anayasa diyor ki: "Toplantı ve gösteri hakkı vardır." Hayır, saray diyor ki: "1 Mayısı Taksim'de kutlayamazsınız." Seçimler yapılıyor, kaybedilince tanınmıyor arkadaşlar. Yasalar var, işlemiyor; haklar var, kullanılamıyor; seçimler var, irade yok sayılıyor. Ben bu 23 Nisanda şunu söylemek istiyorum: Herkes bilsin ki Anayasa işlemediğinde hiç kimse ama en çok da çocuklar güvende değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Baş (TİP, İstanbul). “Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106’ncı yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanmasıyla ilgili günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-bas-2026-04-23-turkiye-buyuk-millet-meclisinin-acilisinin-106nci-yil-donumunun-ve-ul (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144403

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
